Bir kafesten diğerine 

Görsel: Pixabay

Bir kafesten diğerine 

'Uğruna mücadele ettiğim okuluma bile zaman ayıramıyorum. Okumak için çalışıyorum ama çalıştığım için okuyamıyorum. Böyle bir kıskacın içindeyim.'

İstanbul’dan bir üniversite öğrencisi 

Erzurum’un küçük bir kasabasında doğdum. 14 yaşıma geldiğimde arkadaşlarımın evlendirilmeye başladığına şahit olarak büyüdüm. 14 yaşındaydım! Çocuktum. Evlilik için çok küçük olduğumuzun farkındaydım. Evlilik, o zamana kadar bulunduğum kafesin üçte biri kadar başka bir kafesin içine girmekti. Bulunduğum koşullarda benim için bu anlamı taşıyordu, evlilik. Erkek çocukları aileler için sermaye gibi geliyordu bana. Kız çocukları da başka türden bir sermayeydi gerçi!

OKUMAK İÇİN ÇALIŞIP, ÇALIŞIRKEN OKUYAMAMAK

Bu koşullarda okumak benim için özgürlüğe giden bir yol gibiydi ve ben sadece özgür olabilmek istiyordum. Zorlu bir sürecin sonunda ailemi ikna etmeyi başardım, okudum. Neyi en iyi şekilde yapacağımı biliyordum. Hayallerim, ideallerim vardı. Bunun peşinden koştum. Çeşitli zorluklar yaşadım. Sonunda istediğim bölümü kazandım. Bir vakıf üniversitesinde istediğim bölümü okumaya başladım. İhtiyacım olan her şeyi kendim halletmeye başladığım bir sürece girdim. Okul taksitlerimi ödemek için çalışmak zorundayım. Bir taraftan her gün çalışma zorunluluğum duruyor karşımda diğer taraftan da okula gitme zorunluluğum. Hayalini kurduğum yaşam bu değildi; kendime, aileme, arkadaşlarıma zaman ayıramıyorum. Hatta uğruna mücadele ettiğim okuluma, derslerime bile zaman ayıramıyorum. Okumak için çalışıyorum ama çalıştığım için okuyamıyorum. Böyle bir kıskacın içindeyim. Oysa yapmak istediğim araştırmalar, öğrenmek istediğim bilgiler, gezmek istediğim yerler, almak istediğim eğitimler, birlikte zaman geçirmek istediğim insanlar var. Dört gözle staj yapmayı bekliyordum ama çalışma koşullarımın ağırlığından dolayı stajımı bile yarım bırakmak zorunda kaldım. Böyle yoğun bir yaşamın içinde hep hayalini kurduğum şeyleri gerçekleştiremezken ayakta kalmaya çalışıyorum. Okumak zorundayım. Okumak için çalışmak zorundayım. Okul taksitlerimi ödemek zorundayım. 


Sadece 1,5 TL farkla büyük boy gelecek ister misiniz?

McDonald's'ta çalışan bir öğrenci
Kocaeli

Merhaba Genç Hayat okurları,

İki aydır McDonald’s’ta çalışıyorum. Üniversite başından beri devletin verdiği geri ödemeli burs ile geçinmeye çalışsam da zamlar beni, okurken çalışma hayatına itti. Çalıştığım yer, beni İŞKUR üzerinden aldı. Bu yüzden 3 ay boyunca günde 8 saat çalışıp 48 lira alacağım. İşveren, verilen ücreti tamamlamak yerine mesailerle beni daha çok çalıştırmanın derdinde. Çalışma koşulları açısından diğer çalışanlarla aramızda bir fark yok. Yaz sıcaklığı ve yemek sıcaklığı birleşince bazen katlanılmaz oluyor. Üstelik havadaki yağ oranı yüzünden cildimde lekeler çıkmaya başladı. Çalıştığım yerde çalışanların çoğu öğrenci. Yaz tatilinde de para biriktirmek için çalışıyoruz. Benim çalıştığım yer gibi birçok fast food şirketi, öğrencileri çalıştırarak daha çok kazanç sağlamaya çalışıyor.

'PATRONLARA MUHTAÇ OLMAK İSTEMİYORUZ'

Türkçe Öğretmenliği okuyorum. Geleceğin öğretmen adayıyım. Arkadaşlarım gibi tatil yapıp gezmek, kendime bir şeyler katabilmek yerine geçinebilmenin derdine düşmüş durumdayım. Öğrenci olarak gelecekle, mesleğimle ilgili plan ve hayallerim var. Bunların gerçekleşmesi için “uygun yaşam koşullarına” ihtiyacımız var. Bu koşulları yaratabilmek için çalışsak da pek sağlanmıyor, o koşullar. Patronlar para kazanmak için bize muhtaçken biz gençler olarak iyi bir gelecek için onlara muhtaç olmak istemiyoruz. Hem okuyup hem çalışmak biz gençlerin kaderi olmamalı. Bunun için çalıştığımız yerlerden başlayarak ücretsiz eğitim talebimiz için bir araya gelmeliyiz. Gençlerin çalışmasına gerek kalmadan okuduğu günler çok uzakta değil, biliyorum. Onu beraber inşa edeceğiz.

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Temmuz 2018 18:12
www.evrensel.net
ETİKETLER işçi genç