Soma Katliamı davasında karar açıklandı, aileler isyan etti

301 ișçinin yașamını yitirdiği Soma Katliamı'na dair davada kararlar açıklandı. Aileler karara tepki gösterdi.

Fırat TURGUT
Dilek OMAKLILAR
Manisa

Soma’da 13 Mayıs 2014 tarihinde 301 işçinin yaşamını yitirdiği katliama ilişkin açılan davada karar, “Bari patronlara ödül verseydiniz” dedirtti. 51 kişinin yargılandığı davada Maden Patronu Can Gürkan’a 15 yıl; Şirket Yöneticileri Ramazan Doğru, Akın Çelik, İsmail Adalı ve Ertan Ersoy hakkında 22.5 yıl hapis cezası verildi. 8 ila 14 yıl ceza verilen 9 sanık hakkında ise tutuklama kararı verilmedi. Can Gürkan’ın babası, Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan’ın da aralarında olduğu 37 kişi içinse beraat kararı verildi.  Mahkemenin bu kararı başta aileler ve avukatlar olmak üzere tepkiyle karşılandı. Tutuklu sanıklar için istinaf mahkemesinde tahliye kararı çıkabileceği belirtilirken, şu anki cezaların onanması halinde ise 15 sene ceza alan Can Gürkan ortalama 4 sene sonra serbest kalacak.

GAZETECİLERE ENGEL

301 işçinin yaşamını yitirdiği Soma Katliamı’yla ilgili kararın pazartesi günü açıklanacağı duyurulurken, mahkeme heyetinin rahatsızlığı gerekçe gösterilerek kararın açıklanması çarşamba gününe ertelendi. Buna tepki gösteren madenci aileleri ve avukatlar, duruşma gününe kadar adalet nöbeti başlatarak iki gün boyunca Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi salonu önünde beklediler. Aileler, avukatlar ve ailelere destek verenler sabah erken saatlerde polisler tarafından bekledikleri yerden dışarı çıkarıldı. Aileler, avukatlar ve davanın katılımcıları polisin kurduğu arama noktasından geçerek yine duruşma salonu önüne geldi. Duruşma salonuna madenci aileleri ve avukatlar alınırken, gazeteciler için ise ilk kez basın kartı şartı getirildi. “Ailelerden sonra sizi alacağız” denilen diğer gazeteciler ise, daha sonra ise “Yer kalmadı” denilerek salona alınmadı. Duruşma salonu girişinde polisle sık sık tartışmalar yaşandı.

Kararın ardından ölen madencilerin aileleri ve yakınları “Onlar eşlerimizi çocuklarımızı, siz bizi öldürdünüz” diyerek tepki gösterdi. Bazı madenci yakınları bağırarak karara tepkilerini dile getirirken, adliye önünde madenci ailelerinden bazıları gözyaşlarına boğuldu, sinir krizi geçirenler oldu. Erdoğan başta olmak üzere hükümete ve yargıya tepki gösteren aileler arasında bayılanlar oldu, salondan sedyeyle çıkarıldı.

KARAR AKLA DA VİCDANA DA HUKUKA DA SIĞMIYOR

Evrensel

Fotoğraf: Fırat Turgut/EVRENSEL

Dava çıkışında açıklama yapan Avukat Can Atalay, “Gözlerimizin içine baka baka her türlü rezilliği yaptınız. HSK utanmıyorsa Adalet Bakanlığı utansın, onlar da utanmıyorsa Cumhurbaşkanlığı utansın. Oradan sağ çıkan işçileri suçladılar. Avukat arkadaşlarımızı tutukladılar, hakimlerimizi aldılar. Dedik ki biz bu oyunu görüyoruz biz adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Ne istiyorlar Reis, sen ki her şeyi elinde topladın. Bize yanıt ver, böyle bir yargı olabilir mi bize hesap ver” dedi.

Avukat Nergiz Tuba Aslan da “Öfkemiz çok büyük. Akıl almıyor, hukuk vicdan almaz. İki gün sonraya ertelenmesini nihayet anladık. O üye sağlam otururken kürsüde pazartesi neden yoktu hepsini anladık. Bu bizim için son değil, biz bu süreçte ailelerle birlikte elimizden gelen her şeyi yapacağız, sonuna kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu. Madenci annesi Elmas Kaya da “Parayı tercih ettiler, garibanların önemi yok onlar için” dedi.

KİM NE KADAR CEZA ALDI?

Duruşmada Hakim Salih Pehlivanoğlu tepki çeken kararı açıkladı. Mahkemenin sanıklar için verdiği kararlar şu şekilde:

* Maden Patronu Sanık Can Gürkan’ın taksirle öldürme suçundan 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca 3 yıl maden işletme işinden men edilmesine, tutukluluk halinin devamına…

* Sanık Genel Müdür Ramazan Doğru’nun taksirle öldürme ve yaralama suçunu işlediğinden 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, teşdiden 22.5 yıl hapis ile cezalandırılmasına, tutukluluk halinin devamına…

* Sanık Akın Çelik’in taksirle öldürme ve yaralama suçunu işlediğinden 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın teşdiden 22.5 yıl hapis ile cezalandırılmasına, 6’da 1 oranında indirim yapılmasına, tutukluluk halinin devamına…

* Sanık İsmail Adalı’nın taksirle öldürme ve yaralama suçunu işlediğinden 15 yıl hapis ile cezalandırılmasına, cezanın teşdiden 22.5 yıl hapis ile cezalandırılmasına, tutukluluk halinin devamına…

* Sanık Ertan Ersoy’un taksirle öldürme ve yaralama suçunu işlediğinden 15 yıl hapis ile cezalandırılmasına, cezanın teşdiden 22.5 yıl hapis ile cezalandırılmasına, altıda bir oranında indirim yapılmasına, tutukluluk halinin devamına…

* Memet Ali Günay Çelik’in taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmasından 14 yıl hapisle cezalandırılmasına, 2 yıl süreyle iş güvenliğinden sorumlu vardiya amirliği icrasından yasaklanmasına, tutuklulukta geçen süre itibariyle tutuklamanın orantısız olacağından tutuklamaya yer olmadığına…

* Yasin Kurnaz’ın taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmasından 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasından altıda bir oranında indirim yapılarak sanığın 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2 yıl süreyle iş güvenliğinden sorumlu vardiya amirliği icrasından yasaklanmasına ancak tutuklamaya yer olmadığına…

* Hilmi Kazık’ın taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmasından 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, altıda bir oranında indirim yapılarak sanığın 10 yıl 10 hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2 yıl süreyle iş güvenliğinden sorumlu vardiya amirliği icrasından yasaklanmasına, tutuklanmasına yer olmadığına…

* Hilmi Karakoç’un taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmasından 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, altıda bir oranında indirim yapılarak sanığın 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2 yıl süreyle daimi nezaretçilik icrasından yasaklanmasına, tutuklanmasına yer olmadığına…

* Hüseyin Alkan’ın taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmasından 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, altıda bir oranında indirim yapılarak sanığın 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2 yıl süreyle daimi nezaretçilik icrasından yasaklanmasına, tutuklanmasına yer olmadığına…

* Mehmet Erez’in taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmadan 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, altıda bir oranında indirim yapılarak sanığın 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2 yıl süreyle daimi nezaretçilik icrasından yasaklanmasına, tutuklanmasına yer olmadığına…

* Haluk Evinç’in taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmadan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, altıda bir oranında indirim yapılarak sanığın 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2 yıl süreyle maden ocağı yöneticiliği icrasından yasaklanmasına, tutuklanmasına yer olmadığına…

* Fuat Ünal Aydın’ın taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmadan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, altıda bir oranında indirim yapılarak sanığın 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2 yıl süreyle iş güvenliği uzmanlığı ve havalandırma mühendisliği icrasından yasaklanmasına, tutuklanmasına yer olmadığına…

* Murat Bodur’un taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmadan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, altıda bir oranında indirim yapılarak sanığın 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süreyle iş güvenliği uzmanlığı icrasından yasaklanmasına, tutuklanmasına yer olmadığına…

Tutuklanmasına yer olmadığı belirtilen sanıklar için “Kendisine bu suçtan verilen cezanın mahiyeti ve süresi göz önüne alındığında kaçabileceği hususunda mahkememizde kuvvetli şüphe oluşması, sanığın adaletin emri altında bulunmasının sağlanması hususları göz önünde bulundurulmuş ancak verilen netice ceza ve tutuklulukta geçen süre itibariyle tutuklamanın orantısız olacağı değerlendirilmekle…” gerekçeleri sunuldu. Tutukluluk kararı verilmeyen sanıklara yurt dışına çıkış yasağı getirilirken, bazı sanıklar için ise adli kontrol uygulaması konuldu.

BAŞTA ALP GÜRKAN OLMAK ÜZERE 37 KİŞİYE BERAAT

Sanıklar Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan, Serkan Kocaman, Ümit Şahin, Halil Sarı, Harun Yılmaz, Nazmicem Nesemioğlulları, Caner Uysal, Saltuk Alp Demir, Ömer Değirmenci, Fahri Pançar, Mehmet Avcı, Hüseyin Ergin, Ergün Yılmaz, Yalçın Erdoğan, Harun Güneş, Coşkun Derici, Necati Karadeniz, Erdem Canbaz, Soner Günay, Uğur Karabulut, Serdar Günay, Mehmet Uçgun, Serhat Dinç, Mustafa Yiğit, Hayri Kebapçılar, Ozan Sezer, Erdoğan Cinoğlu, Halil Burhan, Olcay Erşin, Batuhan Ünlüyol, Efkan Kurt, Adem Ormanoğlu, Burhan Karabaş, Sertaç Büyükgüney, Nimetullah Uğurlu, Mehmet Bayri, Sertan Günay’ın beraatine karar verildi.

KANUNA GÖRE NE KADAR DAHA CEZAEVİNDELER?

Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre sanıkların aldığı ceza miktarının infazı, ceza miktarından daha az oluyor. Avukat Kamil Tekin Sürek siyasi suçlar dışında kalan suçlarda kişinin yatma süresinin aldığı cezanın 3’te 2’si miktarında olduğunu söylüyor. Sürek, “ Cezaevinde kaldığı süre düşülüyor. Öte yandan bir süre sonra suçlular şartlı tahliye edilebiliyor. Buna göre 15 sene hapis cezası alan birinin cezaevinde kalması gereken süre 10 yıl. İçeride bulunduğu 4 yıl da düşüldüğünde ceza miktarı ortalama 6 yıl oluyor. Sanık cezasının bitmesine iki sene kala denetimli serbestlikten faydalanabiliyor. Böylece 15 yıl ceza alan ve 4 senedir cezaevinde olan biri, 4 senesini daha cezaevinde geçirdikten sonra serbest kalıyor” dedi. Aynı hesap davada ceza alan diğer sanıklar için de geçerli. Öte yandan ceza alanların da istinaf mahkemesine yapılan itirazın ardından tahliye edilebileceği belirtildi.

TBB: HUKUK UYGULANMADI

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Soma davası kararına tepki göstererek “Vicdanımız rahatsız. Hukuka dair bildiklerimiz uygulanmadı” dedi. Türkiye Barolar Birliği olarak konunun Türkiye’deki bilinen en iyi uzmanlara ayrıntılı raporlar hazırlattıklarını hatırlatan Feyzioğlu, “Gördük ki bu kadar çok tedbirsizlik, ihmal ancak kasten olabilir. Buradaki kasıt bu madeni işletip para kazanan kişilerin, insan hayatından tasarruf ederek kârlarını arttırmalarıdır. ‘Madenciler ölürse ölsün’ demiştir bu kişiler. Mahkeme, iddianameye rağmen yöneticileri kasten adam öldürmekten değil taksirli fiillerinden dolayı mahkum etti. Kimine basit taksir dedi, kimine bilinçli taksir. Cezaları taksir maddesi içinde üst sınırlara yakın verdi. Tutukluluklara devam dedi fakat 301 insanın ölümünü değil de adeta bir otobüs kazasında birkaç tedbirsizliği cezalandırır gibi yaklaştı. Hükmün vicdanı yaralamasının sebebi bu. Arzu ederdik ki; insanların hayatlarını hiçe sayıp para kazananlar suçlarının karşılığı cezaları alsınlar ki başka ölümler önlensin, bir daha hiçbir patron parasını verip insan hayatından tasarruf ettirebileceği yönetici bulamasın” dedi.

Soma

Fotoğraf: Emin Mengüarslan/AA

TÜZEL: KONFEDERASYONLAR HAREKETE GEÇMELİDİR

Ortada organize bir suç olduğunu ifade eden Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, “Bu suçun arkasındakiler ülkeyi yöneten siyasetçiler ve sermaye sınıfıdır. Olası kast ortadayken, bu suçun, bu cinayetin, yaralanmaların arkasındaki gerçeklik ortadayken taksirle ölüm kararı verildi. Burada da siyaset devrede, burada da egemen sınıfın hukuku devrede” dedi.

Bu karara karşı yapılacak tek şeyin dayanışma olduğunu belirten Tüzel, “Bugüne kadar gereği gibi sınıf dayanışması göstermeyen, sınıfın tepkisini örgütlemeyen, örgütlü işçi sınıfının sendikaları, konfederasyonları, emek örgütleri, şimdi bu kararın adaletsizliğini, yetersizliğini deşifre etmek için ailelerin, Somalı madencilerin yanında olmalı ve buradan hak hukuk adalet diyerek, artık iş cinayetleri son bulsun, katliamlara göz yummayacağız diyerek harekete geçmeleridir. Grev yapacaklarsa, iş bırakacaklarsa, ailelerle birlikte yürüyeceklerse şimdidir onun zamanı, seyretmesinler, beklemesinler. Bu düzene karşı artık yeter deyip harekete geçsinler. Çağrımız emek örgütlerinedir, demokrasi güçlerinedir, işçi sınıfımızın direnen gücünedir. Şimdi bu adaletsiz kararla hesaplaşmak, bu kararı geri döndürmek ve ailelerin acıyan yüreğini dindirmekse bu örgütlü mücadelenin önü açılsın” diye konuştu.

Soma

Fotoğraf: Emin Mengüarslan/AA

SERPİL KEMALBAY: BU KARAR 'CİNAYETLER SÜRSÜN' DEMEKTİR

Duruşma çıkışında açıklama yapanlar arasında HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay da var. Kemalbay, “Burada büyük bir adalet faciası gerçekleşti. Buradaki karar çalışma koşullarının kâr amacına göre şekillendirildiğini gösteriyor. Bu sistem sürebilsin diye bir karar çıktı, bu karar sermayeden patrondan yana bir karardır. Takipçisi olacağız” diye konuştu.

HESAP SORMAK BU HALKIN BOYNUNUN BORCU

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel de şunları söyledi: “Halkın olan madenleri bir yolunu bulup rödevans dediler peşkeş çektiler. Sermaye siyaset ve sarı sendika arasında oluşturulan bu üçgen 301 canımızı yuttu. Bu haramiler suç üstü yakalandılar. Bu bedel canlarla ödendi. Bu davada bu düzen sorgulanacaktı. Son karar günü manidardı. Nasıl denk geldiyse Reis’in yeminiyle mahkemenin kararı aynı güne denk geldi. Karardan sonra analarının dizinde derman kalmadı da burada oturdular. Bu aileler o yüzden iki gün buradaydı, oğlumun hakkını almadan gitmeyeyim diye. Ölen, bedel ödeyen herkes gibi şehitlerimiz yine yoksullardan. Biz bunun hesabını divana bırakmayız. O seçimlerde kazandı ama bugün yeni bir yürüyüş örgütlüyorlar. Bu davayı sonuna kadar sürdürmek ve onların iş birlikçilerini yargılamak boynumuzun borcudur.”

‘SESSİZ KALMAYACAĞIZ’

Evrensel'e konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Bu karar bir simge, Türkiye işçi sınıfının bundan sonraki süreçte yaşam ve çalışma koşullarını belirlemesi açısından da önemli bir karar. O yüzden bu karara sessiz kalmak söz konusu değil. DİSK ailelerin alacağı kararların arkasında olacak. Bütün örgütlü güçlerin bu karara sessiz kalmaması gerekiyor” dedi. İş cinayetlerinin önlenebilmesi için taşeron çalıştırma başta olmak üzere tüm güvencesiz çalıştırma biçimlerinin yasaklanması gerektiğini ifade eden Çerkezoğlu, “İşçi Sağlığı İş Güvenliği Yasası’nın değiştirilmesi ve bu alanın üniversiteler, meslek örgütleri ve sendikalar tarafından yönetilen ve tümüyle özerk bir yapıyla denetlenmesi lazım. Sendikalaşma önündeki engeller kaldırılmalı ki ölümlerin önüne geçebilelim. Mücadelesini vermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen şunları söyledi: “Kararın kendisi toplum vicdanını yaralayan ve adalet duygusunu zedeleyen bir karar. Taşeron sistemini yaratanlara dair en ufak bir sorumluluk tespit edilmedi. Mahkeme kararı bu çalışma düzenini meşrulaştırdı. Bizlere düşen bu sistemin kendisiyle mücadele etmek.”

Türk-İş Ege Bölge Temsilcisi Süleyman Yıldırım, “Yine işin içinde dolaylı yollardan olan kişilere ceza var, asıl patronlara ceza yok. Bu ihaleyi bunlara veren, denetçilerle ilgili ceza yaptırımı söz konusu değil. Adaletin yerini bulduğunu düşünmüyorum. Gerekli sivil toplum örgütleri, sendikalar, siyasi partiler bunla ilgili hukuki mücadelenin gerçek adaleti bulmadı için gerek hukuksal gerek eylemsel süreçleri başlatması lazım. Öncelikle sendikalar ve konfederasyonlar değerlendirir ve ona göre bir yol haritası belirler” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Temmuz 2018 09:42
www.evrensel.net