Sarhoşluğu kalplerinde yaşayanların mihmandarı: Sermest

Sarhoşluğu kalplerinde yaşayanların mihmandarı: Sermest

Bir enstrümanın sadece bir müzik türü ve sadece bir coğrafya ile sınırlandırılamayacağını, müzikler ve coğrafyalar arasında, ruh hissettirerek gönlünce mesafe kat edebileceğini Türkiye’de, yakın dönemde, birçok kalburüstü icracı, kendileriyle özdeşleşen enstrümanlarıyla, kulakları “gerçe

Mehmet Akif Ertaş

Bir enstrümanın sadece bir müzik türü ve sadece bir coğrafya ile sınırlandırılamayacağını, müzikler ve coğrafyalar arasında, ruh hissettirerek gönlünce mesafe kat edebileceğini Türkiye’de, yakın dönemde, birçok kalburüstü icracı, kendileriyle özdeşleşen enstrümanlarıyla, kulakları “gerçek” anlamda ziyafetten nasiplendirerek belgelemişlerdir.
İlk albümü “Sermest”i, 2012 yılında Ahenk Müzik’ten çıkaran Nejat Özgür, bu icracıların oluşturduğu kümede, kayda değer çalışmalarıyla yerini almıştır.
Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde 1977 yılında doğan, aslen Iğdırlı olan Özgür, ilköğretimini Iğdır’da, orta öğretimini ise, İstanbul’da tamamladıktan sonra, 1997 yılında, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nı kazanmış ve dört yıl sonra bu kurumdan mezun olmuştur.
Sınava “Garmon” ile katılan Özgür, bu enstrümanı kazandırdığı TRT’de, on yıl görev almıştır.
Yolu TRT’den geçen, TRT’ye hizmet etmiş ve etmekte olan birçok kalburüstü icracı gibi, burayı bir okul olarak algılamış ancak, okulun duvarlarını aşan yaratıcılığına ve kendisine özgü bir tarz geliştirmesine ket vurmasına izin vermemiştir.
Gerek Türkiye’de, gerek Türkiye dışında, birçok saygın grupla sergilediği performanslarda ve gün ışığına çıkardığı ilk solo albümde Özgür, bu izni niçin ve nasıl vermediğini enstrümanı aracılığıyla anlatmıştır.
Sesi, akordeonu andırsa da benzerliği, andırmasıyla kalan “Garmon”, bünyesinde Kafkasya’yı barındıran bir enstrümandır.
Notalarla, konservatuardan önce, aile ortamında hemhal olan Özgür, Kafkasya’yı vitrine yerleştirilen haliyle tanıtmayarak ve hemhal oluşu lafta bırakmayarak, icra ettiği enstrümana ve onun barındırdığı yaşantıya saygıda kusur etmediğini göstermiştir.
Kafkasya’daki kültürü ve dolayısıyla müziği, “yerel” değil, “yerli” kodlarla çözdüğü için, enstrümanı; laubaliliğin ve yavanlığın değil, derinden gelen samimiyetin ve doğallığın izini sürmüştür.
“Yerellik”in müzikte de ilerlemeyi sekteye uğrattığını, “başka” coğrafyalarla ve müzik türleriyle hasbıhali engellediğini bilerek “yerli” olmayı ve kalmayı önemseyen Özgür, enstrümanını esaretin her türlüsüne karşı koruyan ve kollayan bir icracıdır.
Koruma ve kollamaya, sade suya tirit bir merhamet eşliğinde girişmeyen, “yorumcu”değil, “icracı”olmanın ve kalmanın değerini es geçmeyen Özgür’ün albümüne eşlik eden; Süren Asaduryan, Göktuğ Çelik, Serhat Tunç, Şeyhmus Fidan, Özer Arkun gibi isimler de, müziği “gündelik beklentileri karşılayan nesne” olarak tanımlamadıkları için albüm, kalıcılığının altını ucu sivri kalemle çizmiştir.
Kafkasya’dan dünyaya, duyguyu düşüncenin, düşünceyi duygunun haddesinden geçirerek gürül gürül akan bir berrak ırmağın, Bahtiyar Vahapzade’nin dizelerini, aynı istikametteki sesiyle yoğuran Nejat Özgür’ün süveydasının yankısı olan “Sermest”; sarhoşluğu belleklerinden önce kalplerinde yaşadıkları için üçüncü gözlerini her daim açık tutan, sözde değil özde dinleyici olmayı bilenlerin diyarlarına, sarhoşluklarının sona ermemesi temennisiyle  ulaştırılmıştır.

Nejat Özgür
“Sermest”
Ahenk Müzik/2012
[email protected]

www.evrensel.net