Ekonomiden 16 yılda gençlere kalan

Fotoğraf: Pixabay

Ekonomiden 16 yılda gençlere kalan

AKP, 16 yıllık iktidarında gençlere nasıl bir ekonomi verdi?

2002 yılından bu yana işsizlik oranı hiç %10’un altına inmedi. 

Kentlerde işsizlik oranı yüzde 12’nin üzerinde.

Gençlerde işsizlik oranı yüzde 20’lerde.

Ne işte, ne eğitimde, ne de askerde olan kayıp gençlerin oranı yüzde 23 civarında. 

Tarım dışında genç işsizliği yüzde 30 düzeyinde.

Üç kadından ikisi iş istememesine rağmen tarım dışı kadın işsizlik oranı yüzde 17’nin üzerinde.

Genç kadın işsizliği yüzde 25’lerde.

TÜİK’e göre şubat 2018’de geçen yılın aynı dönemine göre resmi işsiz sayısı ‘546 bin kişi’ azalarak ‘3 milyon 354 bin’ kişi olmuş. İşsizlik oranı ise 2 puanlık azalışla yüzde 10.6 seviyesinde gerçekleşmiş. Tarım dışı işsizlik yüzde 12.5; genç işsizlik (15-24 yaş arası) erkeklerde yüzde 16.5 iken, kadınlarda yüzde 23.6 oranında. TÜİK verilerine göre ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı erkeklerde yüzde 14, kadınlarda ise yüzde 31.9 gibi yüksek bir seviyede.

Türkiye, OECD ülkeleri içinde emek piyasası en güvencesiz ülkeler sıralamasında İspanya ve Yunanistan’ın ardından üçüncü sırada. İki yıla yaklaşan OHAL uygulamalarının Türkiye’nin mevcut durumunu daha da pekiştirdiği söylenebilir. Bu üç ülkenin ortak özelliği özellikle genç işsizliğe kalıcı çözüm üretememeleriyken, Türkiye özellikle genç kadın işsizliği konusunda Yunanistan ve İspanya’dan çok daha kötü durumda.

https://www.evrensel.net/yazi/81478/issizligin-gorunmeyen-yuzu

BORÇLUYUZ

2013 yılında toplam 56.835.221 kredi kartı vardı piyasada. 2018 yılı 1. Döneminde ise 63.427.622’ye ulaştı toplam kredi kartı sayısı. 

Bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe girmiş kişi sayısı ise 379 bin. 

2017 yılında Öğrenim kredisi kullanan 1 milyon 156 bin 832 öğrenciden 239 bin 97'sinin borcunu zamanında ödeyemedi.

Vatandaşın bankalara olan kredi kartı ve tüketici kredisi borcu 2002 yılında 6 milyar 605 milyon lira iken, 2009'da 129 milyar 896 milyon liraya ulaştı. 2013'te de 331 milyar 945 milyon lira oldu. 2016'da ise 419 milyar 912 milyon liraya çıktı. Bu yıl şubat ayı başı itibarıyla ise 425 milyar 809 milyon liraya yükseldi.

Bankalara borçlanan vatandaşlar borçlarını ödeyemedikleri için icralık oldular. Borçluluk tutarı arttıkça takibe düşme oranı da yükseldi. 2016 yılında takibe alınan tutar 18 milyar 710 milyon lira iken bu yıl şubat ayı başı itibariyle 18 milyar 903 milyona kadar çıktı. 2002 yılı ile kıyaslandığında takibe alınan tutar tam 68 kat arttı. Raporda, AKP döneminde vatandaşın borcunun, gelirlerinden çok daha yüksek oranlarda arttığına işaret edildi. Vatandaşların bankalar ve Toplu Konut İdaresi'ne (TOKİ) olan taksitli konut borçlarının toplamından oluşan finansal borçları, 2003'de harcanabilir gelirlerinin yüzde 5.5'i kadardı. 2013 yılı sonu itibariyle ise bu oran yüzde 55.2'ye kadar yükseldi. Geçen yıl vatandaş, borcu nedeniyle bankalara 48 milyar 932 milyon lira ödedi. 2003 yılından 2016 yılı sonuna kadar ödediği faiz tutarı ise 321 milyar 617 milyon lira oldu.

https://www.evrensel.net/yazi/81478/issizligin-gorunmeyen-yuzu

'GERÇEKTE' DAHA DA İŞSİZİZ

İş bulma ümidini kaybeden işsizleri, iş aramayan ancak çalışmaya hazır olan işsizleri, mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları kapsayan gerçek işsizlik verileri vahametini koruyor.

DİSK Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) tarafından yapılan araştırmaya göre gerçek işsizlik yüzde 17.6. Gerçek işsiz sayısı ise 5 milyon 981 bin.

Son yıllarda esnek çalışmanın yaygınlaşması nedeniyle ‘eksik istihdam’ edilenlerin sayısının artması, başka bir ifadeyle referans dönemi olarak kabul edilen süre içinde, çok kısa ya da kısa süreli (bir saat ya da birkaç gün) çalışmış olanlar işsizlik tanımının dışında bırakıldığından işsizlik oranları gerçekte olduğunun ancak yarısı kadar görünüyor. Soruna, dar anlamda işsizliği ifade eden standart işsizlik tanımı dışında baktığınızda, Türkiye’nin gerçek işsizlik tablosunun hiç de iç açıcı olmadığı anlaşılıyor. 

İş gücüne dahil olmayan, ancak fiilen işsiz olanları toplam istihdama eklediğimizde resmi olarak yüzde 10.6 olan işsizlik rakamları birdenbire iki katına çıkıyor. Bu rakamın iş gücüne katılma oranının sadece yüzde 52.2 olduğunu unutmayalım. İş gücüne katılma oranı OECD ortalaması olan yüzde 71’e çıkmış olsa, Türkiye’nin mevcut ekonomik yapısı ile resmi işsizliğin yüzde 30’u bulması kaçınılmaz olur.

(Kaynak: https://www.evrensel.net/yazi/80889/issizlikte-flas-dusus-mu)

DÖVİZ YÜKSELİYOR

2013 yılına kadar “ne pahasına olursa olsun” düşük kalan döviz kurları, 2013 yılından bu yana kontrolsüzce yükseliyor. 

N.Z.: Böyle bir ortamda arkadaşlar kurla ilgili Türkiye bir spekülasyon yaşıyor. Onun için bunların hepsi gelip geçicidir. Göreceksiniz yaklaşık olarak bir 10 gün diyelim ona. Bu hafta sonu ve ondan sonraki dahil olmak üzere rahatladığımızı inşallah hep beraber göreceğiz."

Şu anda ekonomimiz ihracat, istihdam, yatırımlar, turist sayısı ve makro ekonomi göstergeler itibariyla oldukça sağlam adımlarla ilerliyor. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen kurda yaşanan artışı kabul etmiyorum.

B.B.: Bilesiniz ki 24 Haziran seçimlerine giderken dolar üzerinden vatandaşımızı etkilemek isteyen ve hükümete fatura kestirmek isteyen, sandığa bu faturayı yansıtmak isteyen bir irade de var.

ESNEK ÇALIŞMA HİÇ OLMADIĞI KADAR YAYGIN

İşsizlik bu kadar yüksekken işi olanlar da güvenceden yoksun. 

Son yıllarda istihdam açısından esnek çalışma biçimlerine (düşük ücretli, kısmi süreli, geçici vb.) daha uygun oldukları için tercih edilen kadın, genç ve göçmen işçilerin toplam istihdam içindeki payları sürekli artıyor.  Bugüne kadar çırak ve stajyer istihdamı ile oransal olarak düşük gösterilen işsizlik oranları, İŞKUR’un 6 ay süreli ‘Toplum Yararına Çalışma’ (TYÇ) programlarını devreye sokmasıyla ve mevsimlik etkilerle önümüzdeki aylarda daha da düşük çıkabilir.

https://www.evrensel.net/yazi/81478/issizligin-gorunmeyen-yuzu

www.evrensel.net
ETİKETLER AKPekonomi