Dinî motifle örtülü emperyalist işgal: Kudüs

Banksy'nin Filistin'deki eseri

Dinî motifle örtülü emperyalist işgal: Kudüs

Ankara'dan gençler, İsrail'in Filistin'i işgalini ve AKP'nin tavrını Genç Hayat için değerlendirdiler.

Batuhan İNCEKAYA
Hacettepe Üniversitesi

Kapitalist devletler, bitmek tükenmek bilmeyen para açlığıyla insanları çalıştırarak yarış halinde varlıklarını sürdürmeye çalıştılar. Milliyetçi politikaları ile dikkat çeken emperyalistler, konu para olunca ülke fark etmeksizin ortaklaşıp kimi zaman kendi halklarını kimi zamansa diğer halkları sömürmekten geri durmadılar. Zorlukla karşılaştığında çoğu zaman olduğu gibi insanların inançlarını kendi emellerine alet edip onu kitleleri uyutmak ve topluma karşı işlediği suçları örtbas etmek için kullandılar. Filistin’de yaşanan tüm bu olaylar da emperyalistlerin yine para kokusu aldığının, bu kokuyu duyduğunda da insan yaşamını hiçe sayacağının ve bunları dinî motifle örttüğünün kanıtıdır. 

Dünya hızla savaşa sürüklenirken gelişmemiş ülkelerin işgal edilmek istenmesi şaşırılacak bir durum değildir. Çünkü emperyalistlere göre büyük balık her zaman küçük balığı yutar ve güçlenip dünyaya hâkim olur. İsrail ve ABD’nin istediği de budur. Trump’ın bir anda Kudüs’ü İsrail’in başkenti kabul etmesi ABD ile İsrail’in kapalı kapılar ardında Filistin’i çoktan paylaştıklarını, birçok ülkeyi de bu şekilde paylaşacaklarını gösterir.

YÖNETEN VE YÖNETİLENLER YİNE, YENİDEN KARŞI KARŞIYA

Zamanında Filistinlilere, İsrail ile barış içinde yaşama önerileri veren ABD gibi emperyalist güçler, verdiği sözleri görmezden gelip çıkarları ne taraftaysa oraya yöneldiler. Sürekli din kardeşliğinden dem vuran Arap devletleri, konu mal mülk olunca Filistin’in değil, ABD ve işbirlikçisi İsrail’in yanında durdular. ABD ile birlikte Guatemala ve Paraguay da elçiliklerini Kudüs’e taşıyarak güçlünün yanında olma isteklerini ilan ettiler. “Hep mazlumun yanında olan” Türkiye ise görünürde antikapitalist bir tutum sergilerken din üzerinden politikalar üretip derdinin Ortadoğudan pay almak olduğunu örtemedi. Nitekim emperyalistlere tanker tanker petrol sevkiyatı yaparak gerçek tutumunu gözler önüne serdi. İsrail’in petrol ihtiyacının 4’te 3’ünün Ceyhan’dan gitmesi görmezden gelinecek bir olgu değildir.

Tüm bunlara rağmen birçok yerde ABD ve İsrail’in bu tutumunu halklar protesto edip Filistin’e destek yürüyüşleri düzenledi. Tepkilerin en çarpıcısı ise ABD BM Daimi Temsilcisi Haley’in, Houston Üniversitesi’nde uğradığı protestoydu. İsrail’in Gazze’deki katliamı karşısındaki tutumuna öğrenciler, “Niki Haley ellerinde kan var. Soykırıma katılmaya devam ediyorsun. Teröristlerin ve sömürgecilerin suç ortağısın.” şeklinde tepki gösterdi. Bunlardan çıkarılacak tek sonuç, yine ve yeniden yöneten ve yönetilenlerin bir şekilde karşı karşıya geldiğidir.

KUDÜS’ÜN KADERİNİ KUDÜSLÜLER BELİRLEYEBİLİR

Yöneten sınıf ceplerini doldurmak için insanları öldürürken yönetilen sınıf ise bunun karşısında adalet ve özgürlük anlayışında ısrarcı olmuştur. ABD, İsrail, Filistin, Türkiye ve diğer ülkelerin halkları olarak uygulanan bu ayrımcılığın karşısında beraber durmalı, bu zulmün karşısında olmalıyız. Kudüs’ün nerenin başkenti olacağı, hangi ülkenin topraklarında bulunacağı sadece oradaki halkların kararıyla belirlenmelidir. Bizler de nerede olursa olsun ezilen ve sömürülen halkların yanında yer almalı ve antiemperyalist mücadelede birleşmeliyiz. Sonuçta içte veya dışta savaşların faturası biz işçi, emekçi çocuklarına kesilecektir.


Bir yanda antiemperyalizm bir yanda koltuk sevdası

Ali ALTUN
Ankara

Kudüs’ün başkent olması aslında Ortadoğu’da Rusya ve İran’ın etkisini azaltarak IŞİD sonrası paylaşım savaşında Amerika ve İsrail’in nüfuzunu artırma hamlesidir. Bu duruma ilişkin pek çok ülke sert açıklamalarda bulunsa da hiçbir somut adım atmamıştır. Bu açıklamalar, İsrail’in Siyonist politikası ve arkasında duran ABD karşısında askerî, siyasi ve ekonomik bir karşılığı olmadığı sürece bir şey değiştirmeyecektir. Bu da Ortadoğu’da akıtılan onlarca insan kanının ve emperyalist mücadelenin önüne geçmek yerine izlemek anlamına gelecektir.

Türkiye ise bu noktada diğer ülkelerin pozisyonunun ilerisine gitmemiştir. AKP ve MHP, Meclise sunulan ekonomik ilişkileri kesme önergesini reddetmiş, bu durumu 24 Haziran seçimleri için propaganda haline çevirerek demagoji yapmıştır. Filistin halkının yaşadığı durum tüm dünya halklarının sorunudur. 

HEM KARNIM DOYSUN HEM PASTAM DURSUN

Derman SEVGİLİ
Ankara

Filistin halkına yönelik saldırıların ardından Meclise sunulan “İsrail’le ticari, siyasi, askerî anlaşmalara son verelim” önergesinin AKP ve MHP oylarıyla reddedilmesi, tepkinin kime olduğunu net biçimde gösteriyor. 

AKP hükümeti ve Erdoğan’ın, İsrail’in Filistin’e saldırısının İslamî yönünü kullanarak seçim çalışması yürütmesi çelişkilidir. Türkiye halklarının AKP ve Erdoğan hükümetine, Filistin üzerinden gösterdiği tepkinin haklılığını ise hükümetin İsrail’e bir yandan sert çıkışlar yaparken diğer yandan her anlaşmayı devam ettirmesi, hiçbir şekilde geri adım atmaması ispatlamaktadır. ABD’nin Siyonist politikaları ve bölgede daha baskın rol oynamak için İsrail’i desteklediği ortadadır. Türkiye hükümeti, bu durumu ABD ile arayı bozmamak adına gözardı etmektedir. ABD ile çıkar ilişkisi kurma adına geçerliliği olmayan tepkileri bile sadece İsrail nazarında kalıyor. Çıkarları uğruna AKP hükümetinin her türlü insani ve vicdani yönden vazgeçmesi, iktidar ve koltuk uğruna ülkeyi bataklığa sürüklemesi; AKP’li siyasetçilerin dillerine pelesenk olan “AKP antiemperyalist mücadele veriyor” sözünü açıkça çürütmektedir.

www.evrensel.net
ETİKETLER Filistin