‘Uygulama aynı kalacaksa yeni düzenlemeler anlamlı değil’

‘Uygulama aynı kalacaksa yeni düzenlemeler anlamlı değil’

Cinsel istismara dair hükümet komisyonunun yapacağı değişiklikler çözüm sağlar mı? Avukat Şahin Antakyalıoğlu ve Avukat Selin Nakıpoğlu ile konuştuk…

Hilal TOK
İstanbul

Çocuk istismarını önlemeye ve çocukları korumaya ilişkin 6 bakandan oluşan komisyonun bugün bir araya geleceği söylendi. Komisyon karşımıza ne gibi önerilerle çıkacak, bekliyoruz. Ancak bazı maddeler üzerinde ortak karar kılındığı söyleniyor. Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, cezaların bir kısmının ağırlaştırılmasının söz konusu olduğunu aktarırken, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayın Kaya ÇİM’lerin yaygınlaştırılacağını söylemişti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Hürriyet Yazarı Abdülkadir Selvi de önceki günkü yazısında bu meseleye değinerek, iyi hal indiriminin kaldırılacağını, çocuk izleme merkezlerinin (ÇİM) sayısının artırılacağını, annelere eğitim verileceğini, rehberlik öğretmenlerin sayısının artırılacağını, istismar davalarına gizlilik getirileceğini, suçların 12 yaş altı ve üstü olmak üzere kademelendirileceğini, failin takibinin yapılacağını belirten 7 madde sıraladı. 

Bu değişiklikler yapıldı diyelim; nasıl bir çözüm sağlayacak? Bu maddelerin hayata geçirilmesi sorunu çözecek mi, yoksa sorumluluğu devletin üzerinden mi atacak? Tüm bu maddeleri çocuk istismarı davalarını yakından takip eden Avukat Şahin Antakyalıoğlu ve Avukat Selin Nakıpoğlu ile konuştuk. 

'12 YAŞ KADEMELENDİRMESİ ANAYASAYA GÖRE ÇELİŞKİLİ'

Avukat Şahin Antakyalıoğlu: 

Cinsel istismar suçları 12 yaş altı ve üstü olmak üzere kademelendirilecek. Ne demek bu? Bunun sonuçları ne olacak? Bir rıza arayışı mı var?

Devlet ‘Erken evlilikler meselesinde sıfır tolerans’ diyebiliyor mu? Burada önemli olanlardan biri bu. Bizler hâlâ Medeni Kanun’da çocuklar evlenebilir gibi bir mevzuatı koruyoruz. 12 yaş üstü kademelendirilmesi de bununla ilgili. Bunun karşılığı uygulama da şu oluyor; 15 yaşını doldurmuşsa şikayet aranıyor. Ama bu çocuk 15 yaşını doldurmuş olsa bile çocuk; herhangi bir cebir, hile, tehdide maruz kalmış olabilir. Savcılar bunu kolay kolay araştırmıyor. Sadece yaş kriterine bakılıyor. Her gelen istismar vakasında çocuk hakkında sosyal inceleme raporu alınması lazım, ama bu yapılmıyor. Çocuğun hayatının röntgenini çeken bir rapordur bu. Eğitim, sağlık, aile durumu, ihtiyaçları, sorunları... Çocukların gerçek durumu hakkında bilgi sahibi olmak için böyle bir rapor çıkarmak lazım. Ama ne oluyor? Çocuk geliyor. ‘Şikayetçi misin’ diye soruluyor ‘Değilim’ deyince tamam diyor. Biraz kurcaladığın zaman ise bambaşka bir hikaye görüyorsun. Anne baba baskısı, evlendirildiği kişi baskısı, fuhuş, erken evlilik... Bunları araştırman lazım o yüzden 5 dakika da tam ve hür iradesi vardır tespiti yapamazsın. 

12 yaşın altındakiler için kademelendirme vardı. Ancak Anayasada ‘18 yaş altındaki her çocuğa karşı işlenen cinsel davranış suçtur’ maddesi de var. Kademelendirme erken evlilikleri meşru kılıyor. Burada bir çelişki ortaya çıkıyor.

ÇOCUK İZLEME MERKEZLERİNİN DURUMU

ÇİM’ler artırılacak deniyor, mevcut ÇİM’ler ne durumda? Bunların artırılması nasıl bir çözüm sağlayacak?

ÇİM’lerde çalışacak personellere bir haftalık eğitim veriliyor. Sıkıntılardan bir tanesi yeterli personel ve yeterli donanımın olmaması. Burada yeterli bir bütçe ayrılması gerekiyor. Mesela adli tıp uzmanları, psikologlar bulunamayabiliyor kimi yerlerde. Bunlar eksik olunca çocuklar geç saatlere kadar bekliyorlar. Bir personelin 24 saat görev yapması gerekiyor. Bunu her ilde gerekli kılmıyorlar. Bazen  şehrin çok dışında ÇİM merkezi açılıyor. Bu da erişimi güçleştirebiliyor. 

Avukat Şahin Antakyalıoğlu
Avukat Şahin Antakyalıoğlu

Bunun yanı sıra cinsel suçlarda temas ayrımı yapan savcılar var. Soruşturulması yapılmadan bunu bilemeyiz. İkincisi; temassız da olsa bu bir cinsel suç. Savcıların böyle bir ayrıma giderek çocukları ÇİM’e göndermemesi doğru değil, böyle durumlarla karşılaşıyoruz. Adli görüşme odaları yok adliyelerde. Onlar da yaygınlaştırılacaktı... Çocuklar ÇİM’de dinlendikten sonra tekrar mahkemeye çağırılıyor, bu ÇİM’in kuruluş amacına aykırı. Esas olan çocukların bir defa, nitelikli ve kaliteli dinlenmesidir. Ama bunun aksi şekilde ifadeler çokça alınıyor sonra tekrar ek ifade gerekiyor, çocuk tekrar örseleniyor, O halde ÇİM niye var? 

Çocuk hakları alanında çalışmış birisiyseniz çocuğun üstün yararı temel esas olandır ve bunun için uğraşırsınız. Uygulamada ÇİM bir iş yükü olarak görülüyor. Bir personelin bile farklı bir bakış açısına sahipse çözüm zarar görüyor ya da çocuğun davası zarar görüyor. O yüzden herkesin aynı dili aynı anlayışı bütüncül kavranması lazım. Eğitim hep söyleniyor ama eğitimin revize edilmesi; bu alanda çalışacak hakim savcıların gerçekten özel bir süzgeçten geçiriliyor olması gerek. Bu konuda istekli, gönüllü girişimci kişilerin olması da önemli. Ve bu personeller sürekli denetlenmeli, takibi yapılmalı. Ama şimdi siz bir şeyi şikayet ediyorsunuz ucu belli değil.

Bir de merkezlerin bir süre sonra kapasite olarak yetersiz kalması sorunu var. ‘Büyükşehirlerde gerekirse ikişer üçer açacağız’ demişlerdi, bunları hızlandırmak, hızlandırırken de yarım yamalak yapmamak lazım. İhtiyaç olan her personel ve uzman tam donanımlı olmalı. çocuğun örselenmesini azaltmak için neler yapılabilir, bunun çabası gösterilmeli.

YARGILAMALARDA HASSASİYET ÖNEMLİ

Antakyalıoğlu suç sonrası faile ve mağdura yönelik yapılması gerekenleri de sıralıyor: 

♦ Uzmanlar failin tekrar aynı suçu işleyebileceğini söylüyor. Örneğin; mağdurlar psikiyatra yönlendiriliyor ama fail yönlendirilmiyor. Fail uzmanlarla görüştürülmeli, tıbbi takip yapılmalı. Yargılanmaların daha bir hassasiyetle yapılması ve delillerin sağlıklı toplanması gerekli. 

♦ Personellerde vaka üzerinde detaylı eğitimlerin, özel yetiştirilmiş vaka analizi takibi yapılması gerekiyor ‘Eğitim verdik’ deyince olmuyor. 

♦ Çocuk adalet sistemine girdiği zaman tekrar girmemesi için yapılan bir girişim yok. Sadece suça odaklanılıyor. Böylelikle mağduriyet giderilmiyor, çocuk böylelikle yine adalet sistemi içine giriyor. 

♦ İhtiyaçların giderilmesi ve tespiti için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile de çalışmak gerekiyor. 

Yine yasal düzenlemeler yapılacak, ama uygulamada aynı manzaralarla karşılaşılacaksa yeni yasalar çıkarmanın ya da bunların düzenlenmesinin bir anlamı yok.

'CEZAYI VERENİN BAKIŞ AÇISI DEĞİŞTİRİLMELİ'

Avukat Selin Nakıpoğlu:

Cinsel istismarda iyi hal indirimlerinin kaldırılması söz konusu. Halihazırda iyi hal indirimleri nasıl uygulanıyor? Nasıl sorunlar yaratıyor? İyi hal indirimlerinin kaldırılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak mahkemenin takdiri olarak verilen indirim iyi hal indirimlerinde ‘takdir’ sözcüğünün altını çizmek gerekir. Buradaki anlam indirimin illa uygulanacak olmaması. Yani indirim uygulanması zorunlu değil. Üst sınırdan ceza verilse de nihayetinde failin içerideki tutumu vs. gibi birçok sebeple ve uygulanan indirimlerle ceza kuşa dönüyor. Yasada cezalar ağır aslında. Kaldırılması demek yine kolaycılık. Mümkünse var olana dokunulmasın. Mahkeme çocuğun istismarı meselesinde rıza arıyorsa, iyi hal indirimi kaldırılsa dahi başka yerden cezayı kuşa döndürebilecek imkanları var. Burada bakış açısı önemli. O yüzden bir şeyi toptan kaldırıp değiştirmek yerine, karar verenin bakış açısıyla ilgilenilse sorunda epey ilerlemiş olacağız.

‘DAVANIN GİZLİ GÖRÜLMESİ FAİLİN DE GİZLENMESİ DEMEK’

Avukat Selin Nakıpoğlu
Avukat Selin Nakıpoğlu

Cinsel istismar davalarına gizlilik esası getirilecek deniyor. İstismar davalarına gizlilik kadın örgütlerinin de süreci izlemesine ilişkin bir engelleme olarak algılanabilir mi?

Çocuk söz konusu olduğunda devletin çocuğu korunması gerekir, evet. Ama halkın burada haber de alması gerekiyor. Halkın haber alma hakkına ilişkin de bir müdahale bu. Zaten kadın örgütlerinin bu tür şiddet suçlarına ilişkin müdahillikleri kabul edilmiyor. Bir de kapalılık olunca hiç takip edilmeyecek. Çocuğu korunmalı, ancak bir de faili neden koruyoruz? Gizlilik esası faili de koruyacak. Daha geçen hafta cinsel suçtan daha önce yargılanan bir erkek başka çocukları istismar ederken yakalandı. Böyle örnekler varken davaların nasıl sonuçlanacağını nasıl göreceğiz, nasıl güveneceğiz? Davanın komple gizlenmesi failin de gizlenmesi demek. Sonuçta adaletin tecelli edip etmediğine ilişkin şeffaflık istiyoruz.


‘AİLE BAKANI MEB’LE ÇELİŞİYOR’

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, çocuk istismarının önlenmesine dair açıklamalarında, rehber öğretmenlere eğitim verilerek istismarın önleneceğini duyurmuştu. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ da önceki gün, Akdağ, “Koruyucu, önleyici faaliyetleri geliştirmek için gayret gösteriyoruz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız eğitimlerini çok daha yoğunlaştıracak” dedi.

Yapılan açıklamaları değerlendiren Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube Yöneticisi Meral Gülşen, istismar vakalarının yüzde 80’ini rehber öğretmenlerin ortaya çıkardığını söyleyerek, “Rehber öğretmenlik yönetmeliğine Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından müdahale var. Son çıkan yönetmelikte rehber öğretmen sayısı artsın deniliyor. Doğru, rehber öğretmen sayısı artsın, ihtiyaç var ama diğer yandan da rehber öğretmenlerin de çocukla geçireceği zamanı disiplin soruşturmasıyla uğraşmaya, koridor nöbetlerine aktarıyorlar” dedi.

Rehber öğretmenlere nöbet yükü getirmenin olumsuz sonuçlar doğuracağına dikkat çeken Gülşen, şöyle konuştu:

“Milli eğitim şunu çok iyi biliyor. Biz okullarda çalışırken her şeye dokunuyoruz. İstismarı da anlatıyoruz . Öğretmenin yaklaşımı ile ilgili, neyi yapıp yapamayacağı üzerinden de çocukla iletişim kuruyoruz. Aile ile ilgili iletişim kuruyoruz. Doğal olarak öğrencilerin gelebildikleri, kendilerini çok rahat açtıkları bir durumdayız. Siz rehber öğretmene kat nöbeti dayatırsanız, öğretmen sizi koridorda hizaya sokan, disipline sokan bir kimliğe büründürürsünüz. Bu durumda öğrenci artık sizi odasına girip rahatça iletişim kuracağı, anlatacağı biri olarak görmez.

‘HERKES MANEVİ REHBER OLABİLECEK’

MEB’in düzenlemesi ile manevi rehberlik kavramının geldiğini, böylece herkesin rehber öğretmen olmasının önünü açılacağını savunan Gülşen şöyle konuştu: “Aile bakanı Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı uygulamayla çelişen bir şey söylemiş oluyor. Ya Aile Bakanının Milli Eğitim Bakanlığının uygulamalarından haberi yok, ya da gerçeği fark etmiş ama yönetmelik bunun tersine hizmet ediyor. İki bakanlık iki farklı şeyi ifade ediyor. Okula ‘manevi rehber’ geldiğinde ne olacak? Bir kere aldığı eğitim bu değil. Birkaç tane sertifika ile herkes çok rahat, bir okula gidip manevi rehber olabiliyor. Bu uygulama yurtlarda başladı. Oradan biliyoruz ki, söyledikleri ‘şükredin’ ‘çaba gösterin’ ‘uyum sağlayın’ gibi. Yaptığı sadece dinlemek. Mesela istismar vakasında nasıl bir tutum izleyeceği belli değil. Ailenin içinde kalsın da diyebilir, bunu paylaşma da diyebilir. Çünkü buradaki hiçbir bilimsel yaklaşım manevi rehberin eğitiminde yok."

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Şubat 2018 03:40
www.evrensel.net