Selahattin Demirtaş tahliye edilmedi

Selahattin Demirtaş tahliye edilmedi

Tutuklu bulunduğu dosya kapsamında 460 gün sonra ilk kez hakim karşısına çıkan Selahattin Demirtaş'ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

HDP'nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, tutuklu bulunduğu dosya kapsamında 460 gün sonra ilk kez hakim karşısına çıktı. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 3 gün savunma yapan Demirtaş’ın tutukluluk halinin devamına oy birliğiyle karar verildi. Dava 11 Nisan Çarşamba gününe ertelendi. Mahkeme Demirtaş'ın bir sonraki duruşmada hazır edilmesine karar verdi. Mahkeme, "tutukluk halinin devamı" kararının gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:

"Demirtaş'ın üzerine atılı suçları işediği iddiasına dair; olay tutanakları, değerlendirme ve tespit tutanakları, dijital verilere ilişkin çözüm tutanağı, görüntü ve çözüm tutanakları, teknik araçlarla izleme ve dinleme çözüm tutanakları ile tanık beyanına dayanan kuvvetli suç şüphesinin varlığı, iddianamedeki sevk maddelerine göre suçların 5271 Sayılı CMK'nın 100/3-a maddesinde tutuklama nedeni olarak öngörülen katalog suçlardan olması, sanığa isnat edilen suçların cezalarının alt ve üst sınırı, kovuşturma konusu suçların yasada öngörülen ve alt ve üst sınırlar arasındaki ceza miktarı dikkate alındığında ceza miktarı ile tutuklama tedbiri arasında ölçülülük bulunması, adli kontrol hükümlerine uymanın sanık iradesine bırakılması ve ceza miktarına göre bu aşamada yetersiz kalacağı kanaati ile tutukluluk halinin devamına..."

Mahkeme heyeti, avukatların bütün taleplerini kabul etti. Talepler içerisinde öne çıkanlar şunlar:

♦ Sanığın görev aldığı Demokratik Toplum Partisi, Barış ve Demokrasi Partisi ile Halkların Demokratik Partisi’nin parti programlarının mahkememize gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzakere yazısı yazılmasına,

♦ 06-08 Ekim 2015 tarihinde meydana gelen olaylara ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından HDP MYK üyeleri hakkında yürütülen soruşturma numarası ile soruşturma akıbetinin mahkememize gönderilmesi için müzekkere yazılmasına,

♦ Türkiye Büyük Meclisi Başkanlığına müzekkere yazılarak TBMM başkanlığının 19 Ocak 2012 tarih konu: komisyona davet sayı: A.01.1AUK.0.00.00.00-13.002/43184 sayı numarası ile Demokratik Toplum Kongresi’ne anayasa çalışmaları amacıyla herhangi bir davet yapılıp yapılmadığı, davet sonucunda DTK tarafından anayasa çalışmalarına katılım yapılıp yapılmadığından, yapılması durumunda görüşme ve toplantı tutanaklarının mahkememize gönderilmesine,

♦ İddianamenin 423 ve 424 sayfaları da eklenmek suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’na müzekkere yazılarak 06-08 Ekim 2014 tarihinde meydana gelen olaylara ilişkin olarak 06 Ekim 2014 tarihinde Halkların Demokratik Partisi twitter hesabından yapılan paylaşımların hangi tarih ve saatte yapıldığına ilişkin tespit yapılarak düzenlenecek evrakın mahkememize gönderilmesinin istenmesine,

♦ Sanık müdafilerinin birleştirme taleplerinin 25 Numaralı ara karar yerine getirildikten sonra değerlendirilmesine,

♦ Sanık müdafilerinin KHK’ler dolayısıyla getirilen hükümlerinin Anayasa’ya aykırılık iddiasının celse arasında incelendikten sonra önümüzdeki celse değerlendirilmesine,

♦ Sanık müdafileri tarafından iddianamede belirtilen eylem ve konuşmalara ilişkin sanık tarafından TBMM Genel Kurul, Komisyon ve Grup Toplantılarında yaptığı konuşmaların tarih ve saatleri bildirildiğinde söz konusu konuşma ve kayıtların TBMM Başkanlığı’ndan istenilmesine...

3 GÜNÜN ÖZETİ: KAMUDAN UZAKLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILAN BİR DAVA

3 gün boyunca savunma yapan Demirtaş, savunması sırasında kamuoyuyla daha önce paylaşılmayan, önemli bilgiler verdi ve dikkat çekici bir savunma yaptı.

Demirtaş duruşmasının 3 gününde izleyici ve gazetecilere yönelik sınırlamalar getirildi. Gazeteciler içeri alınmazken, sarı basın kartı olup içeri giren gazetecilerin bilgisayar ya da cep telefonu kullanmasına üç gün boyunca izin verilmedi. Demirtaş bu durum için, mahkeme başkanına “Dava basın üzerinden hazırlanıyor. Basına bu kadar güveniliyorsa, keşke duruşma canlı yayınlansa. Beni suçlamaya gelince son derece aleni, duruşmaya gelince çok sayıda tedbir alınıyor. Kamudan halktan uzaklaştırılmaya çalışılan bir dava süreci. İktidar yargılamayı kamuoyundan gizlemeye çalışıyor" tepkisi verdi.

‘BU ÜLKENİN EVLATLARIYIZ’

Demirtaş, savunmasında bu ülkenin sahipleri olduklarını ancak kendilerinin yargıda ve diğer alanlarda ayrımcılığa uğradıklarını, “Türkiye'nin siyahisi” olarak görüldüklerini sık sık şöyle vurguladı:

"Biz bu ülkenin yurttaşlarıyız. Bu vatanın evlatlarıyız. Biz bu ülkenin paryaları değiliz. Adalet mülkün temelidir. Sarsılırsa mülk sarsılır. Yargıçların hukukun egemenliği ilkesini sonuna kadar savunması gerekir. Yapmazsanız sıkıntı olur. Yaparsanız ne olur yurttaş sıkıntı yaşar. Türkiye batmaz. Demokratik bir ülke olacak. Bunun için var gücümüzle çalışacağız. Bu suçu işleyenler yargı önünde hesap verecekler.

İMRALI NOTU TARTIŞILDI

Demirtaş'ın 2010 referandumuna dair verdiği bilgileri kamuoyu ilk kez duydu. Demirtaş'ın PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın referanduma dair bir notunun dönemin bir bakanı tarafından kendisine getirdiğini şöyle açıkladı: 
 
“Boykot kararı aldık. Ne yaptılar biliyor musunuz? ‘Bunlar İmralı’dan talimat alıyor’ diyorlardı ya. Abdullah Öcalan’ın el yazısıyla Bakanın kendisi İmralı’dan yazı getirdi. Bana getirdi. Niye, referandumda hem parlamentoda hem dışarıda ‘evet’ oyu vermemiz için. İnkar ederlerse tanıkları burada dinleteceğim. Kabul etmedik. Hem yazıda öyle bir şey yok. Abdullah Öcalan’ın el yazısı. Defalarca adada, 8 defa ben İmralı’ya gittim. 
 
Yazı şu: ‘Partimiz hangi kararı verirse saygı duyuyoruz. Ama Anayasa değişikliği acaba yeni bir diyaloğun, çözüm sürecinin önünü açar mı, parti olarak değerlendirmenizi rica ediyorum.’
 
Destekleyin ya da desteklemeyin demiyor. Bunu İmralı’nın talimatı diye hükümet getirdi. Bizim İmralı’dan talimat aldığımızı söyleyenler Öcalan’ın el yazısıyla getirdi. Kabul etmedik. Boykot tavrımızı sürdüreceğiz dedik, uzlaşı istiyorsanız diğer maddelerdi. HSYK ve dil kimlik ile ilgili değişiklikleri geri çekin dedik. Kabul etmedik."
 
Demirtaş, aynı şekilde 2014 yılındaki cumhurbaşkanı adaylığı ve 7 Haziran seçimlerine parti olarak girme kararlarında da hükümetin rahatsız olduğunu söyledi ve İmralı üzerinden kararlarında vazgeçme girişimlerin olduğunu açıkladı.

'İMRALI'DAN TALİMAT GELMEDİ, HÜKÜMET 'TALİMAT' DİYE SUNDU'

Demirtaş'ın ifadeleri muhalif medya da dahil "Öcalan'dan 'evet' talimatı" şeklinde manipüle edilerek manşetlere taşınması sonrası Demirtaş, yine mahkemede, birçok kez çözüm sürecinin bitirilmesiyle tehdit edildiklerini açıklayarak, "Sözlerim basında yanlış anlaşıldı. İmralı'dan talimat gelmedi hükümet bunu ‘talimat’ diye sundu" açıklaması yaptı.

‘ÖNCE KANDIRA SONRA EDİRNE'

Demirtaş, tutuklandığı güne dair de bilgiler vererek, "Biz daha savcılığa çıkarılmadan, daha mahkemelere, sorgu hakimliğine çıkarılmadan havaalanında uçak hazırlanmıştır. Kardeşim, sen bunun tutuklanacağını nereden biliyorsun? Kandıra ve Silivri’de odalar hazırlanmış. Benim ve Figen hanımın Kandıra Cezaevine gönderilmesine karar verildi. Evrakın üzerine el yazısıyla Kandıra yazıldı. Beş dakika geçmedi, geldiler üstünü bir kalemle çizdiler, Edirne yazdılar. Ekip değiştirildi" diye anlattı.

‘TAHLİYE FALAN TALEP ETMEYECEĞİM’

Demirtaş, mahkemede tahliye talep etmeyeceğinin altını çizdi ve şöyle konuştu: “Tabi ki ben mahkemenizde ne şimdi ne de savunmam tamamlandığımda tahliye falan talep etmeyeceğim. Tutuklama kısmını geçtik de uzun tutuklulukla ilgili mahkemenizin ara kararlarında bile bugüne kadar değerlendirme yapmaması ilginç" dedi.

DEMOKRATİK ÖZERKLİĞİ SAVUNDU

Demirtaş, Birinci Meclis'teki çoğunluğu, 1924'te yeni bir Türklük tanımının yapıldığı süreci ve bugün günlere kadar Kürt sorunu üzerinden gelen tarihi arka planı da savunmasında anlattı. Demirtaş, neden "özerklik" dediklerini anlattığı tarihi arka planda saklı olduğu belirterek, demokratik özerkliğin Türkiye kamuoyuna sunulan bir önerme olduğunun altını çizdi. Demirtaş, "Bu suç oluyor da, 'Ben başkanlık sistemiyle yönetmek istiyorum' diyen için neden suç olmuyor" dedi. Demirtaş, ülkenin birliğinden yana olduklarını ve demokratik özerkliğin buna karşı olmadığını anlattı.

KANDİL VE İMRALI'DA ÇEKİLEN FOTOĞRAFLAR 

Demirtaş, Kandil ve İmralı adasında PKK yöneticileri ve PKK Lideri Abdullah Öcalan ile çektirdikleri fotoğraflara dair de bilgiler verdi. Demirtaş, "İmralı’da, Kandil’de fotoğraf çektirdik. Bunlar hatıra fotoğrafı değildi. Bu işin ciddiyetine dair olan fotoğraflardı. Cezaevine yasak olan fotoğraf makinesini biz sokmadık. Oradaki görevli tarafından çekildi. Adalet Bakanlığı mührüyle dijital ortamda verildi. Kandil’de çekilen fotoğraflar ise hükümetin onayıyla dağıtıldı. Çünkü bu fotoğraflar sürecin ciddiyetle yürütüldüğünün göstergesiydi. Çözüm süreci bozulunca şimdi o fotoğraflar dosyaya delil diye konuldu" dedi.

(Ankara/MA)

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Şubat 2018 20:24
www.evrensel.net