Veysi Ülgen'le bir barış tartışması: 'Umut Doğu’da Saklı'

Veysi Ülgen'le bir barış tartışması: 'Umut Doğu’da Saklı'

Yazar Veysi Ülgen ile 'Ortadoğu’da silahsız bir çözüm nasıl olabilir' sorusunun yanıtını aradığı son kitabı 'Umut Doğu’da Saklı' üzerine konuştuk.

Serpil BERK

Yazar Veysi Ülgen’in son kitabı “Umut Doğu’da Saklı” yayımlandı. Antiemperyalizm ve Kürt siyaseti tartışmalarına emekçiler açısından da bakmaya çalışan yazar, Ortadoğu’da “sürekli savaş hali”nin nedenlerini sorguluyor. Yazar, savaşlardan aslında kimlerin çıkarı olduğunu, Ortadoğu’da silahsız bir çözümün nasıl olacağı sorularına da yanıtlar arıyor. Yazar Veysi Ülgen’le Umut Doğu’da Saklı kitabı üzerine konuştuk.

Neden böyle bir kitap yazmaya karar verdiniz?

Antiemperyalizm tartışması uzun süre gündemimdeydi. Yıllarca sendikal mücadele içerisinde yer aldım. Türkiye’deki sınıf dinamikleriyle uzun süre mücadele ettik ve bu mücadele pratiğinde antiemperyalizm ve Kürt siyaseti omuz omuza mücadele verdiğimiz dinamikler açısından her zaman sorun oldu. Ne zaman Kürt meselesi gündeme gelse orada emperyalizm devreye giriyor! Kürtler diye konuşuyorlar özellikle ama Kürtler içerisinde burjuvası da proleteri de memuru da köylüsü de var. Kürtler “emperyalizm iş birlikçisi” diyerek çok rahat bir halk suçlanabiliyor. “Antiemperyalizm” üzerinden Kürt siyaseti takıntısına karşı bu kitabı yazdım.

Kitapta da Kürtlere sürekli emperyalizm iş birlikçisi yakıştırması yapıldığından bahsediyorsunuz. Bunu açar mısınız?

Kürtlere hakim olan devletlere silah verildiği gibi gibi, emperyalist güçler Kürtlere de silah verebiliyor. Kobanê’ye gelene kadar IŞİD’e hiç karışmadılar mesela. Ama Kürtler bakımından bu emperyalizm iş birlikçiliği değil bir zorunluluk, bunu iyi görmek gerekiyor. Silahları kim üretiyor? Kapitalist ülkeler. Biz silahların olmadığı üretilmediği bir dünyadan bahsediyoruz. Ortadoğu’da devletlerin silahları varsa bir yerde ona karşı çıkanların da silahları olabiliyor. “O niye silah buldu” diye yakınmak yerine “Bu sorun niye var? Bu sorun silahsız nasıl çözülür” diye kafa yorulsa daha iyi olacak.

‘KRİZİN FATURASINI ORTADOĞU’YA ÇIKARIYORLAR’

'Kapitalizm kendi krizinin faturasını Ortadoğu’ya çıkarıyor’ diye bir tespitiniz var. Bu tespitinizi neye dayandırıyorsunuz?

Ortadoğu’nun kronik çözülmemiş sorunları var. Bunların başında halkların özgürlük ve kimliklerini kazanamaması var. Bugünkü Suriye savaşının bir nedeni de bu sorunların varlığı. Bu sorunlar arasında dinsel, mezhepsel çatışmalar da var. Bu sorunların çözümü için yapılan bir şey yok, halkların buna karşı bir şeyler yapmasına da izin verilmiyor. Dolayısıyla bu sorunlar orta yerde duruyor. Kapitalizm şu an krizde ve bu krize çözüm üretemiyor. Eskiden bir şekilde aşıyordu bunu, bugün aşamıyor ve aşamadığı için daha çok diktatoryal yöntemlere ve savaşa başvuruyor. En iyi savaş alanı neresi olabilir? Birçok sorunun olduğu Ortadoğu. Kapitalizm kendi krizinin faturasını Ortadoğu’ya çıkarıyor. Silah sanayi çok önemli ve onlar ancak savaş halinde yönetimlerini devam edebilirler. Putin bir savaşa ihtiyaç duyuyor, Trump için de bu geçerli. Suriye savaşı aslında bir yerde dünya savaşı. Kimse bu savaşın bitmesini istemiyor. Kendi ülkelerindeki ekonominin istikrarı için Suriye’ye geliyorlar, niye savaşı bitirsinler ki? Cenevre, Astana, Soçi hepsi çözümsüzdü. Rusya Soçi’de bir fırsat yakaladı. Derdi çözmek olsa bunu yapabilme fırsatı vardı. 

“Suriye savaşında değişmeyen olgulardan biri Kürt karşıtlığı” diyorsunuz. Bunun nedeni nedir?

Suriye savaşında değişmeyen şeylerden biri emperyalizmin Kürt siyasetidir ve evet Kürt karşıtlığı değişmiyor. İttifaklar değişiyor ama bu hiç değişmiyor. Bunun nedeni Ortadoğu ve Suriye savaşının bitmesini istememeleridir. Rojava’da örneğin Kürtler yok sadece, orada 1. Dünya Savaşı’ndan sonra mağdur olmuş birçok halk var. Çerkesler, Ermeniler, Êzidîler, Süryaniler, Aleviler vs. halkların birlikte yaşama ısrarı var. Buna müsaade edilmiyor. Bugünkü çatışmaların kaynağında ortak yaşam tarzından duyulan rahatsızlık var. Kürtlerse burada istenmiyor. 1. Dünya Savaşı’ndan sonraki anlaşmalara bakın. Sykes-Picot hatta Sevr’de bile Kürt yok. Emperyalizmin inkar ettiği bir halk Ortadoğu’da kıpırdıyorsa bu onlara da karşı bir şeydir.

‘SAVAŞ İSTEMİYORUZ DEYİN’

Ortadoğu’daki sorunlar nasıl çözülür?

Savaşa karşı çıkmak gerekiyor.Tıpkı tarihsel örneklerde olduğu gibi silah üreten işçiler; silah üretimini reddettiğinde savaşların önüne geçilebilir. Antiemperyalizm işçi sınıfının ve kapitalist sömürü düzenini ortadan kaldırmak isteyenlerin işidir. Milliyetçilerin, sağ siyasetçilerin işi değildir. Fabrikalardaki işçiler ne zaman şalter indirirler, ‘Savaş istemiyoruz’ derler, antiemperyalizm tartışması da o zaman biter.

VEYSİ ÜLGEN KİMDİR?

1968 yılında Diyarbakır Kulp’ta doğdu. Hekimlik görevini halen sürdüren Ülgen, 1996-98 yıllarında SES’in kurucu ve genel başkanlığı, KESK yöneticiliği, TİHV İstanbul ve Diyarbakır temsilciliği yaptı. 

Yazarın diğer kitapları: 

Çığ Düştü, Kırık Halka, Vicdan, Sokaklar. Umudun adımları - Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçilerinin Örgütlü Tarihi, Onurlu Bir Gelecek İçin KESK, Dîroka Sar Hêvîyên Germ (Kürtçe roman)

www.evrensel.net