Koç yüzde 54 kâr etti, işçi bu rakamı istese kıyamet kopar

Koç yüzde 54 kâr etti, işçi bu rakamı istese kıyamet kopar

Galatasaray Üniversitesi İktisat Bölümü’nden Dr. Selin Pelek, işçilerden fedakarlık istenen 2018 yılı asgari ücret zammını değerlendirdi.

Vedat YALVAÇ
İstanbul

İşçilerin gözü kulağı 2018’de asgari ücrete yapılacak zamda. Çalışma Bakanı Jülide Sarıeroğlu, iktidar oldukları yıllarda asgari ücretin 7,5 kat arttığını söyleyerek fedakarlık çağrısı yaptı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda işçi kesimini temsil eden Türk-İş’ten henüz bir açıklama gelmedi. Hak-İş’in sesi çıkmıyor. DİSK ise asgari ücretin vergi dışı bırakılarak net 2300 lira olmasını talep etti. 

Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Galatasaray Üniversitesi İktisat Bölümü’nden Dr. Selin Pelek, Koç Holding’in ilk 9 ayda yüzde 54 kâr ettiğini hatırlatarak “İşçiler yüzde 54 zam istiyoruz dese herhalde kıyameti koparırlar” dedi. 

Asgari ücret, Çalışma Bakanı’nın söylediği gibi, 2002 yılından bu yana yedi buçuk kat arttı mı gerçekten? 
Belli bir tarih aralığı arasını alıp, biz bu aralıkta ücreti şu kadar artırdık diyorsak eğer, bunun gerçek hayattaki karşılığına bakmak lazım. Temel ihtiyaçlarınızdaki fiyat artışlarından kaynaklı kayıplara baktığımız zaman ne kadar artmış, yaşam seviyeniz ne kadar iyileşmiş öncelikle bunu ölçmek gerekiyor. Bugün asgari ücret 1404 lira. Bununla bir aile ya da bir kişi fark etmez; biz bir kişi üzerinden düşünelim. Bu kişi kirasını ödeyebiliyor mu, sağlıklı bir şekilde beslenebiliyor mu, ulaşım hizmetlerinden faydalanabiliyor mu, ısınabiliyor mu, elektrik faturasını ödeyebiliyor mu? Devletin istatistik kurumu TUİK bile kendi hesapları uyarınca 2 yıl önce 1600 lira önermiş. Biz bugün 1404 liranın ne kadar artıp artmadığını konuşuyoruz. Demek ki bir çok emekçi kredi kartıyla ya da ailesinden, çevresinden aldığı borçla yaşıyor. Çünkü bu ücret geçinmesine yetmiyor. 

SERMAYEDEN TARAF KARAKTERİNİ AÇIKLIYOR

Buna rağmen nasıl fedakarlık isteyebiliyorlar?
AKP 2016’da seçim vaadi çerçevesinde asgari ücrete yaptığı 300 liralık  zamma dayanarak “Biz üzerimize düşeni yaptık, işçi kesimi fedakarlık yapsın” diyor. Oysa hükümet o dönem, her ne kadar bu zamla övünse de, kendi istatistik enstitüsü TÜİK’in ‘asgari ücret minimum 1600 lira olsun’ önerisini dahi dinlememiş. Ama yüzde 30’luk zammı çok yüksek bir rakam olarak lanse ettiler. Doğrudur. Kendi 15 yıllık tarihleri içerisinde yüksek. Ama geçen yıl sadece ilk 9 ayda Koç Holding yüzde 54 kâr etmiş. Diğer büyük sermayedarlar için de kâr oranlarının aşağı yukarı bu düzeyde olduğunu tahmin edebiliriz. Şimdi düşünün; işçiler desin ki “Biz de yüzde 54 zam istiyoruz.” Herhalde kıyamet kopar. Bu bile devletin sermayeden taraf karakterini açıklayan bir örnek bence.

Zaten Asgari Ücret Tespit Komisyonu kararlarına baktığınız zaman, ekseriyetle işçi kesiminin şerh düştüğünü, işveren ile hükümetin ortak görüşüyle asgari ücret artışının belirlendiğini görüyoruz. İşçi ile hükümet kesiminin aynı yönde oy kullandığı işverenin muhalefette kaldığı iki istisnai sene 2004 ve 2016. 2004 yılında mahalli seçimler öncesine denk gelen asgari ücret görüşmelerinde hükümet beklenenin üzerinde bir artışı kabul etmişti. 2016’da ise 7 Haziran seçimi öncesi CHP 1500 lira vaat etti, asgari ücret tartışması başlattı. AKP de buna karşılık “Biz de 1300 lira yapacağız” dedi. Bunun dışındaki bütün komisyon kararlarında işverenle hükümetin işbirliğini görürüz.

Bir yıl içinde başta temel tüketim maddeleri olmak üzere pek çok şeye zam yapıldı. Bu tabloda işçinin alım gücü açısından asgari ücreti nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dolar ve avro kurundaki yükselme fiyatlara yansıyor. Çünkü ithal ettiğimiz malların birçoğunu özellikle enerji ürünlerini dolarla alıyoruz. Taşıma maliyetlerinden düşünelim mesela. Petrol dolarla alınıyor, kurdaki yükselme zam olarak geri geliyor. Evet ücreti 1000 liradan 1300 liraya çıkarmak refah seviyesinde bir iyileşme sağladı ama zaman içerisinde bu ücret artışının kendisi hem vergi yoluyla hem de enflasyonla birlikte işçiden geri alındı. Üstüne üstük ekonomik gidişat bu sürecin devam edeceği yönünde. 

'İŞÇİLER ASGARİ ÜCRETİN YÜKSELTİLMESİ İÇİN MÜCADELEYE DEVAM ETMELİ'

Sizce asgari ücret ne kadar olmalı?
Bunun için net bir şey söylemek zor. Ama bütün harcama kalemlerinden geçim düzeyine karşılık gelen bir rakam belirlemek gerekiyor. Tabi biz hep kira, fatura, gıda gibi temel şeylerden bahsediyoruz ama esasında kültür sanat faaliyeti bir insanın temel ihtiyacı değil mi mesela? Yılda bir kere tatile gitmek işçinin hakkı değil mi? Bunları da konuşmak gerekiyor. Bana göre asgari ücretli her işçi, bir memur maaşı kadar alabilmeli. Kamuda ücretler biraz daha yüksek. Keşke özel sektörde de kamudaki ücretler baz olarak uygulansa, ama tam bir rakam vermek çok zor gerçekten. 

Peki, asgari ücretin işçilerin talebini karşılayacak düzeye çıkarılması için ne yapılabilir? 
Asgari ücret mücadelesinin yükseltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak tespit komisyonunda asgari ücretle çalışanlar temsil edilmiyor. Türk-İş işçi kesimini temsilen o toplantılara katılıyor, ama toplantıdaki rolü genellikle şerh koymaktan ibaret. 

Devlet anayasal olarak insan onuruna yakışır bir baz ücretin yükümlülüğünün kendisinde olduğunu taahhüt etmiş, ülkenin ekonomik durumunun ve geçim şartlarının asgari ücretin belirlenmesinde göz önüne alınacağını söylemiş. Gerçekten bir asgari ücret uygulamasının sahada olmadığı koşullarda ve ekonominin genel durumu göz önüne alınmadan, sürekli işçi kesiminden fedakarlık yapması bekleniyor. Bakan hem işçi, hem işveren diyor ama asıl muhatabın işçi olduğunu komisyon raporlarından biliyoruz. O yüzden işçiler, bu bilinçle anayasal bir hak olarak asgari ücretin yükseltilmesi için kendileri mücadele etmeye devam etmeliler. Sadece basından alınan bir haber olarak “komisyon toplandı, karar bu oldu, işçi kesimi muhalefet şerhi koydu” ile kalmaması gerekiyor.

MEMLEKET BATAR MI?

Hükümet ve sermaye işçiyi belli rakamlara da ikna etmiş durumda. ‘Ya o kadar da veremez, verirse memleket batar’ gibi söylemleri işçilerden de duyduğumuz oluyor. Siz ne dersiniz, örneğin DİSK’in talebi kabul edilse memleket batar mı?
Tabi bu söylemin ideolojik bir tarafı var. İşveren kesimi her yüksek artıştan önce bu yaygarayı koparıyor. Ama baktığınız zaman işsizlikte çok büyük bir artış oldu mu? Olmadı. Ne 2004’ten sonra ne de 2016’dan sonra. Olduysa da bunun ne kadarının ücret artışından ne kadarının genel ekonomik gidişattan kaynaklı olduğunu ölçmek gerekiyor. Yani işveren kesimi zaten adet olarak ‘Ücretleri bu kadar artırırsak ülke batar’ diyor. İşte kendileri muhalefet şerhi koydular. 2004’te ve 2016’da iki artış yapıldı. Demek ki ülke batmıyormuş asgari ücret arttırılınca. Zaten emek piyasasında patronların kârına kâr katan ekstra sömürü mekanizmaları var: Fazla mesai, kayıt dışı çalıştırmak, eksik bildirim, fazla bildirim gibi. Yani asgari ücret ya da genel olarak bir maliyet olarak ücretler işverenin kâr ya da zararının tek belirleyicisi değil.

SADECE ASGARİ ÜCRETLİLERİN SORUNU DEĞİL

Asgari ücret neden bu kadar önemli?
Asgari ücret aslında bir referans ücret. Sadece üst seviyedeki ücretler için değil, asgari ücretten daha düşük ücretler için de... Türkiye’de emek piyasası ikiye bölünmüş bir piyasa. Bir tarafta kayıtlı, sigortalı çalışanlar var bir de ihmal edemeyeceğimiz ölçüde kayıtsız çalışan ücretliler var. Kendi hesabına çalışanlar ve tarımda çalışanları bir kenara bırakarak söylüyorum bunu... Kayıt dışı çalışanlarda asgari ücretin altında çalışan sayısı çok fazla ve bunların büyük bir kısmını kadınlar ile gençler oluşturuyor. Asgari ücretin referans olma niteliği buradan geliyor; asgari ücret artırıldığında enformel çalışanlara bir referans niteliği olduğu için onların da ücretine yansıyan bir yayılma etkisi gösteriyor. O yüzden asgari ücret mücadelesi sadece asgari ücretlileri ilgilendirmiyor. Çok daha geniş bir kesimi kapsıyor. Bir nevi en büyük toplusözleşme ve taraflar oldukça kalabalık.

TABANI TEMSİL EDECEK, DEMOKRATİK BİR YAPI OLUŞTURULMALI

Yönetmelik en fazla üyesi olan konfederasyonun komisyona katılabileceğini belirtmiş. O yüzden de Türk-İş katılıyor. Daha demokratik bir şekilde yapılamaz mı? Elbette yapılabilir. DİSK gibi başka konfederasyonlar var, sektörel düzeyde hak temelli irili ufaklı işçi örgütlenmeleri var. Hatta Türkiye’de sendikalılık oranı düşük olduğu için örgütlenememiş işçilerin de bir şekilde temsil edilmesi gerekiyor. Yani hükümetle işverenin her seferinde anlaşarak istedikleri rakamı geçirmesinin önüne geçecek, tabanı daha iyi temsil eden bir yapının oluşturulması gerekiyor. 

BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET EŞİTSİZLİĞİ DERİNLEŞTİRİR

Sermayi zaman zaman “Bölgesel asgari ücret olsun biz de gidip doğuya, güneydoğuya yatırım yapalım” diyor. Verileri derlediğimiz zaman görüyoruz ki bölge illerinde, kamuda çalışanları bir tarafa koyarsak, asgari ücret zaten taban ücret değil neredeyse tavan ücret. Devlet bir taban belirlediğini iddia ediyor ve Anayasal bir hak olarak vatandaşlarına bunu taahhüt etmiş ancak ülkenin bir kısmında geçerli bir ücret değil bu. Asgari ücretli çalışanların büyük kısmı sanayi havzalarında, İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ gibi yerlerde yaşıyor. Siz doğuda bırakın asgari ücreti düşürmeyi, sıfır yapsanız bile istihdamda çok bir değişiklik olacağını sanmıyorum. Orada zaten asgari ücret fiilen uygulanmıyor. Kaldı ki bölgesel asgari ücret düzenlemesi halihazırdaki eşitsizliği daha da artırır. 

MİNİMAL ÜCRETTEN VERGİ ALINMAMALI

Asgari ücreti devlet, bir işçinin geçinmesi gereken minimal bir ücret olarak belirliyor. Günlük olarak belirliyorlar, daha sonra 30 ile çarparak asgari ücrete ulaşıyorlar. Fakat sorun şu ki bu ücret üzerinden bir takım kesintiler yapılıyor. Gelir vergisi kesiliyor örneğin. Siz zaten minimal bir ücret belirliyorsunuz, bunun altında çalışamaz diyorsunuz daha sonra bunun üzerinden bir de gelir vergisi alıyorsunuz. Ki bu yüzde 15, az buz bir vergi değil. Daha sonra kazandığınız ayların toplamı üzerinden vergi dilimleri değişiyor. Ve işçinin ocak ayında aldığı ücretle aralık ayında aldığı ücret arasında fark ortaya çıkıyor. Şimdi en son “Torba Yasa ile bunu düzelttik, vergi diliminden dolayı ücret kaybı olmayacak ve kayıpları geri ödeyeceğiz” diyorlar. Bu olumlu bir adım, ama asıl yapılması gereken asgari ücret üzerinden gelir vergisinin tamamen kaldırılması.

Son Düzenlenme Tarihi: 15 Aralık 2017 09:00
www.evrensel.net