All izz well (her şey yolunda)

All izz well (her şey yolunda)

“3 Idiots”, aslında sadece eğitim sisteminin değil hayatın bizlere dayattığı ve bir türlü bitmeyen yarışını net bir şekilde özetlemiş.

Deniz TATAR
Çanakkale

Yeni bir eğitim-öğretim yılı daha gelip çattı. Kimimiz yaz tatilini çalışarak, kimimiz yatarak, kimimiz gezerek, kimimiz yaz okulunda ve hepimiz sıcaktan eriyerek geçirdik. Her güzel şey gibi bu tatilin de sonuna gelmiş bulunmaktayız. Okulların açılış tarihi yaklaştıkça çoğu öğrencinin kafasında, her dönem başı olduğu gibi “Bu yıl düzenli not tutup düzenli tekrar yapıp sınavlara çok çalışacağım.” cümleleri kurulmaya başlandı. Ortaokuldan liseye, liseden üniversiteye geçen arkadaşlar heyecanla yeni ortamlarını yeni öğretmenlerini ve yeni eğitim konularını beklemekte. Peki eğitim sistemi ne alemde? O, bu yaz tatilinde ne yapmış acaba? Eğitimde ve sistemde her şey yolunda mı?
Bu sorulara cevap niteliğinde ve mutlaka izlerken okullarınızdan bir şeyler bulacağınız çok sevdiğim ve çok iyi bir anlatımla eğitim sistemini eleştiren bir filmi öneriyorum sizlere. “Üç Aptal” (3 Idiots), Hindistan’daki en başarılı mühendisleri yetiştiren üniversitede okuyan birbirinden şapşal üç öğrencinin ezberci sisteme adeta köle olmuş müdürlerine attığı tokadı anlatmakta.
“DOĞUMDA ÖĞRETİLMİŞTİ BİZE, HAYAT BİR YARIŞTIR”
Film, aslında sadece eğitim sisteminin değil hayatın bizlere dayattığı ve bir türlü bitmeyen yarışını net bir şekilde özetlemiş. Ailemiz, arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz, patronumuz ve çevremizdeki diğer milyarlarca insan. Hepsiyle daha doğmadan bir rekabete giriyoruz. Peki neden? Ne için bütün bu hırs? Daha iyi bir iş için mi? Daha fazla para? Daha iyi bir yaşam? Daha, daha, daha? Bunun bir sonu yok. İnsanoğlunun aç gözlülüğünün sınırı olmadığı gibi.
SEN KİMSİN SINAV SİSTEMİ?!
Gel gelelim filmin asıl konusu olan ezberci eğitim sistemine. Günümüzde özellikle ülkemizdeki en büyük problemlerden biri haline gelen eğitim sisteminin yobazlığı ve ezberciliği tüm insanların ve tabii ki ülkenin cehalet düzeyini arttırdığı oranda gelişmişliğini ve yaşam standartlarını düşürmekte. Sınavlar tam bir rezalet. Kitabı ezberle, formülleri ezberle, kelimeleri, cümleleri, noktayı, virgülü… Bizden insan beyninin sınırlarını zorlamamız bekleniyor. İstediklerini onlara vermeyen öğrencilerse “aptal” olarak nitelendiriliyor. Filmde, öğrettiklerinin aksine hayal gücünü aşıp kendi icadını ortaya koyan fakat değer görmeyen, sonrasında intihar eden Joy gibi ya da daha başarılı olmanın anahtarını dualarda, tütsülerde, tapındığı tanrılarda arayan Raju gibi nice gerçek örneği çevremizde kolayca görebiliriz.
Örtü dokunun kök, gövde, yaprak ve meyvelerin üzerini örten doku olduğunu bilmek zorunda olan bir makine mühendisiyle empati kurun. Sırf istediği bölümü kazanıp istediği işi yapmak için geçmesi gereken bir sınavda çıkabilme ihtimaline karşı, belki hayatı boyunca bir daha hiç kullanmayacağı onlarca bilgiyi ezberlemek, kafasını boş şeylerle doldurup kıran kırana bir rekabete girmek zorunda. Çok acıklı. Size birini anımsatıyor mu? Evet, bana kendimi hatırlatıyor.



“MİCHAEL JACKSON’IN BABASI ONU BOKSÖR OLMAYA ZORLASAYDI NE OLURDU?"
Bir de istemediği bölümü, mesleği seçme zorunluluğunda bırakılan öğrenciler var ki onlar en acıklıları. Filmde konu alınan Farhan karakteri gibi. Babasının mühendis olması için yaptığı ağır baskı, Farhan’ın fotoğrafçılığa olan derin tutkusuna baskın geldiğinden zar zor mühendisliği kazanmış fakat sınavları geçip okulu bitirmek tam bir işkence olmuştu. Çünkü yanlış yerdeydi. Bir insanı sevmediği bir işi öğrenmeye zorlamak adeta, bir ineği miyavlatmak kadar zordu.

 

www.evrensel.net