Fındık artık borçları ödemiyor,  üreticinin yüzü gülmüyor

Fındık artık borçları ödemiyor, üreticinin yüzü gülmüyor

Fındık Hasadı Başlarken dosyasında Tüm Köy Sen Örgütlenme Uzmanı Sedat Başkavak AKP Hükümetinin fındık politikası üzerine yazdı.

Hazırlayanlar:
Coşkun ÖZBUCAK
Ercan KARAKAYA

Sunu: Ekonomiyi yönetemeyenler krizin sebebini ‘dış güçlere ve onların içerdeki işbirlikçilerine’ attılar. Enflasyon yükselince de suçlunun yüksek gıda fiyatı olduğunu öne sürdüler. Tarlasında üç beş kuruşa sattığı ürün markette fahiş fiyata satılınca enflasyonun asıl sorumlusu üretici köylüler gösterildi. Yıllardır üretici örgütlerini, birlikleri yok eden, büyük toprak sahipleri ve tarım tekelleri için yasaları değiştirip, üreticiyi perişan edenler, güya sorunları çözme adına üreticileri daha da kötü duruma sokacak adımlar atıyorlar. İthal edilen bazı gıda ürünlerinden alınan gümrük vergilerinde yapılan büyük indirimin ardından TMO ve ESK’ye ithal yetkisi veren düzenleme yapıldı. Tüm bu adımlardan sonra piyasayı belirleyen aktörler devletin belirlediği taban fiyatın bile altında ürün almaya başladı. Enflasyonu düşürme adına üretici piyasanın kucağına atıldı... 

Dünyadaki fındık üretiminin yüzde 70’i Karadeniz’de gerçekleşiyor. Ordu, Giresun ve Trabzon başta olmak üzere bir dönem Karadeniz’in en önemli geçim kaynağı olan fındık, artık yan gelir durumuna düşmüş durumda. Karadeniz insanının İstanbul başta olmak üzere diğer illere göç etmesinin en önemli nedenlerinden bir tanesi yıllardır uygulanan yanlış tarım politikaları. Bölgenin en önemli geçim kaynağı artık para etmeyince her aileden birer ikişer kişiyle başlayan göçler bir süre sonra köylerin boşalmasına neden oldu. Gittikleri yerlerde işçilik yapan eskinin fındık üreticileri yazın tekrar memleketlerine dönerek yan gelir olarak fındığını toplamaya başladı. Özellikle AKP hükümetleri döneminde büyük toprak sahipleri ve tekeller için çıkarılan yasalar, üretici köylülerin belini iyice büktü. 2006 yılında fındık üreticilerinin yaptığı büyük eylem bu politikaların biriktirdiği öfkenin yansımasıydı. 

O dönem hükümet tarafından üreticilere verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı. FİSKOBİRLİK’in yok edilip her şeyi serbest piyasa belirlemeye başlayınca da üreticilerin durumu daha da kötü hale geldi. 

Bu dosyada, fındık hasadına başlanmasına sayılı günler kala fındık üreticisinin durumunu masaya yatırıp, sorunları ve çözüm önerilerini tartışmaya açıyoruz. Bunun içinde sözü, yanlış tarım politikalarının mağdurlarına ve üretici örgütlerine veriyoruz. 

Dosyanın ilk iki günü Tüm Köy Sen Örgütlenme Uzmanı Sedat Başkavak AKP’nin fındık politikasını ve üreticilerin içinde bulunduğu durumu ve yapılması gerekenleri kaleme aldı. Diğer günler ise konunun uzmanları ve üreticiler tartışmayı sürdürdü. 


Sedat BAŞKAVAK
Tüm Köy Sen Örgütlenme
Uzmanı

Bademden sonra en yaygın yetiştirilen sert kabuklu meyve olduğundan bahisle pek çok yerde yetiştirildiği söylenir fındığın. İtalya, İspanya, ABD ile başlayıp Yunanistan, Fransa, Azarbeycan ve Gürcistan ile devam eden 20 ülke sayılır. Hatta daha ilerletilerek şimdilerde üretici olarak çok dikkat çekmese de Arjantin, Avustralya, İran ve İngiltere olmak üzere 11 ülke daha sayılır. Bunların sayılması “tamam biz çok üretiyoruz ama dünyada da pek çok yerde üretiliyor o nedenle de fındığın fiyatını uluslararası piyasa belirliyor” diyerek fiyat beklentisini aşağı çekmek içindir. 

DÜNYA ÜRETİMİNİN YÜZDE 70’İ TÜRKİYE’DE

Hindistan’da toplanan Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi bu yılki fındık rekoltesinin 992 bin 500 ton olacağı ve bunun 670 bin tonunun Türkiye, 100 bin tonunun İtalya, 60 bin tonunun Gürcistan, 45 bin tonunun Azerbaycan, 34 bin ton ABD ve 20 şer bin tonla Şili ve İspanya da üretileceğini açıkladı. Yani dünya fındık üretiminin yüzde 70’e yakını Karadeniz köylüsü tarafından üretilmektedir. 

Kuruyemiş olarak tüketilmesinin yanı sıra şekerleme, pasta ve dondurma imalatında yardımcı malzeme olarak kullanılan fındık asıl olarak çikolata ve bisküvi imalatında kullanılmaktadır. Dünya genelinde üretilen iç fındığın yüzde 80’i, yani 300 bin tondan fazlası çikolata ve bisküvi imalatında kullanılmaktadır. Gres yağından nemlendiriciye, ilaçtan kozmetiğe, sterilizasyon malzemesinden, asfalt plaka üretiminden tutunda metal sektöründe metal kesme yağı olarak kullanmaya kadar pek çok alanda fındıktan ve fındık yağından yararlanılmaktadır. Yağı çıkarılan fındığın küspesi hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Kabuğunun yakacak olarak yararlanılmasının yanı sıra boya sanayiinde kullanılırken yaprağı ve fındığın şapka şeklindeki dış kabuğu ise doğal gübre olarak tarım alanlarında kullanılmaktadır. Yani fındığın sadece meyvesi değil yağı, kabuğu ve yaprağı derken boşa giden bir gramı yoktur. 

Sağlığa yararı açısından kalp ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisinin yanında B ve E vitamini açısından zenginliğinin yanında ayrıca demir, potasyum, kalsiyum, bakır, magnezyum, sodyum, manganez ve çinko gibi mineralleri de içermesi nedeniyle tüketimi önemli bir meyvedir. Ülke ekonomisine katkısı, geçim kaynağı olmasının yanı sıra, sürekli yağış alan Karadeniz bölgesi için bir başka önemi de erozyonu önlemesidir. 

ARTIK YÜZLER GÜLMÜYOR

Ne yazık ki, her açıdan faydasını saydığımız fındık ve fındık üreticileri hak ettikleri değeri ve desteği görmemektedirler. Karadeniz’de borçlar fındığa yazılır. Düğün, nişan fındığı bekler. Kim kendi ve ailesi için paraya dayalı bir plan yapıyorsa fındığa göre yapar. Çünkü fındık toplanınca borçlar ödenir, düğün, nişan planlanır, ertelenen ihtiyaçlar alınır yüzler güler. Fakat uygulanan tarım politikaları nedeniyle artık fındık üreticisinin yüzü gülmez oldu. 

16 LİRADAN 10 LİRAYA DÜŞTÜ

2016 yılı fındığı ağustos, eylül ve ekim aylarında 12 ile 16 lira arasında satıldı. Tüm Köy Sen Ordu Şube Başkanı, eylül ayında fındığını 14 liraya sattı. Bugün fındık 10 lira. Bir ara 8 liraya bile düşmüştü. AKP 10 liradan Toprak Mahsulleri Ofisi’ne fındık aldıracağını açıklayınca fiyatta 10 lirada sabitlenmiş oldu. Böylece de 2017 fındığı için aracılar, tüccarlar ve ihracatçılar fındığa 10 lira deme hakkını kazanmış oldular. Çünkü fındığın ticaretini yapanlar kendilerine göre bir kural koymuşlar; ‘fındığın geçen sezon kapanış fiyatı bu sezonun açılış fiyatı olur’ diyorlar.  Böylece de verilen emek, ilaca, gübreye ve işçiliğe harcanan gider ne olursa olsun, fındık tüccarları geçen yılın kapanış fiyatından ürün almayı garantilemiş oluyorlar.  Birde tabi rekolte çok, piyasa durgun, alan yok, İtalya ve Gürcistan fındık dolu yalanlarını da eklediklerinde bırakalım 10’u 9’u, fındığı 8 liradan bile alabilirler.

FINDIK ÜRETİCİSİNİN YÜZÜ NEDEN GÜLMÜYOR?

Fındık her dönem tartışılırken en çok AKP iktidarı döneminde tartışılır hale geldi. Demirel’in FİSKOBİRLİK’e parayla fındık aldırmasıyla başlayan süreç, 2000 yılında ANAP, MHP, DSP koalisyonu döneminde çıkarılan 4572 Sayılı Birlikler Kanunu’nda, birliklerin özerkleşmesi adı altında kamu desteğinin kaldırılması ile devam ederken FİSKOBİRLİK’in tasfiyesi süreci AKP iktidarı döneminde tamamlanmış oldu. FİSKOBİRLİK’e borç vererek fındık aldırmaya ve en sonunda aldığı fındık elinde biriken, satışını yapamayan ve yeni fındık alamayan bir kooperatif olarak iyi yönetilmeyen bir şirket duruma geldi. Bu politikalar sonucu ürünün kooperatifler üzerinden pazarlanarak satılması ve böylece de üretici köylü lehine bir denge oluşturması görevi ortadan kalkarak, ticari olarak faaliyet gösteren, parası kadar çalışabilen örgütlenme haline geldi FİSKOBİRLİK. Tamamı kooperatifler üzerinden pazarlanan tarım ürünleri bir anda kooperatifin parası kadar alınan ve pazarlanan ürün olmaya başladı. Şirket gibi çalışan kooperatif birliği aldığını bile satamaz duruma geldi ve bir süre sonra fındıkta bütün söz hakkını kaybetti. Çünkü fındık fiyatı ve alım politikaları devlet ve birlik eliyle değil fındık tekelleri eliyle belirlenince FİSKOBİRLİK’te kötü yönetilen bir şirket olarak ‘piyasanın’ güçsüz aktörü durumuna gelmiş oldu. Dün kooperatif aracığıyla alınıp devlet eliyle pazarlanan fındık bugün kooperatifin tamamen devreden çıktığı ve fındık fiyatı üzerindeki tüm belirleme olanağının şirketlerin eline geçtiği bir sürece dönüştü. AKP hükümeti de ‘fındığın fiyatı serbest piyasada belirlenecek’ diyerek fındık üreticisini gıda tekellerinin önüne atmış oldu. 

HER ŞEY ŞİRKETLER İÇİN

Fındığın en çok tartışıldığı ve on binlerce köylünün mitinge katıldığı 2006 yılında çokça konuşulan bir konuda Hamburg Kabuklu Yemişler Borsası başkanın şu sözleridir: “Bizim için fındığın fiyatının kaç olduğu önemli değildir. Fındıkta önemli mesele kaliteli ve istenildiği anda fındık, en önemlisi de ihracatçıların taahhütlerine sadık kalmasıdır.” Avrupalı şirketlerin isteği kaliteli, istenilen anda ve istenilen kadar fındık ve en önemlisi de verilen taahhütlere sadık kalınması yani Avrupalı gıda tekelleri için masraflı olan depolamanın onlar adına Türkiye’de yapılması ve taahhüt edildiği gibi düşük fiyattan fındık teminidir. Sorun olan da budur. Ülke ekonomisi ve fındık üreticisinin emeği, alın teri şirketlerin kârı için feda edilmektedir. 

YALAN SÖYLENİYOR

Şu açık İtalya ve Gürcistan fındık üreten ülkeler arasında ikinci ve üçüncü sıradalar. INC (Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi) verilerine göre İtalya ortalama 100 bin ton fındık üretirken senelik ortalama 110 bin ton fındığı da ithal ediyor. Yani ürettiğinden fazlasını ithal eden bir İtalya var. Demek ki bizim gibi fındığı işlemeden 1’e satan değil işleyip mamule çevirerek 10’a satan bir İtalya var. Gürcistan ise dünya toplam fındık üretiminin yüzde 6’sını üretmekte ve piyasada belirleyici özelliği yok. Hükümet yetkilisinden bürokratına, ticaretçisinden aracısına kim ki; “Gürcistan fındığı piyasayı etkiliyor diyorsa birincisi şirketlerin çıkarını gözeten kötü siyasetçidir. İkincisi fındık üreticisinin fındığı üzerinden spekülasyon yaratarak fındığı ucuza kapatmaya çalışan tüccar takımıdır. 

PSİKOLOJİK SAVAŞ

Üretici örgütsüz, tek başına tüccarla karşı karşıya… Bu tablonun oluşmasının sebebi ise hükümet. “Stok fazla”, “Dünya fındık üretiyor”, “Çok pahalı, Avrupa ürün almaktan vazgeçip alternatif ürüne yönelir”, “Karadenizli fındık toplamaya bile tenezzül etmeyip fındık işini ele yaptırıyor” vb. sözler üzerinden sürdürülen psikolojik savaş hiç eksik olmuyor. Peki gerçek nedir? Fındık Avrupa’nın vazgeçilmezidir. Avrupa’da Almanya ve İsviçre başta olmak üzere birçok ülke fındıktan çikolata ve benzeri ürünler üreterek bütün dünya ülkelerine pazarlamaktadırlar. Bu fabrikalarının sayısının 800’ün üzerinde olduğu söylenmektedir. Bu fabrikalarda her birinde yüzlerce işçi çalışmaktadır. Sayıları ne olursa olsun şunu çok iyi bilmeliyiz, biliyoruz... Avrupa fabrikalarını güvenceye almak için bir yada iki yıllık ürünü stoklamak zorundadır. İşte bize deyim yerindeyse “Yutturmaya çalıştıkları” elimizde stoklarımız dedikleri şey bu stoklardır.

Yarın: Fındık milli değil 
stratejik üründür

Son Düzenlenme Tarihi: 03 Ağustos 2017 16:30
www.evrensel.net