OHAL'in kadın bilançosu: 372 kadın öldürüldü

OHAL'in kadın bilançosu: 372 kadın öldürüldü

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, OHAL'de kadın cinayetlerinin iki kat arttığını belirterek 372 kadın cinayeti yaşandığını söyledi.

Necla DEMİR

20 Temmuz 2016’da ilan edilmesi ardından bir yılını dolduran Olağanüstü Hal (OHAL) 3 ay daha uzatıldı. Bir yıl boyunca hukukun askıya alındığı Türkiye’de kadınlar ve çocuklar çeşitli hak gaspına, şiddete ve cinsel saldırıya uğradı. Kadın Cinyatlerini Durduracağız Platformu'nun her ay yayınladığı kadın cinayetleri raporlarına göre; 20 Temmuz 2016 ve 2017 Haziran sonu itibariyle toplam 372 kadın, erkek şiddeti ile katledildi. Ortaya konan tüm verilerde OHAL ile birlikte şiddet ve şiddet dilinin iki kat arttığı gözlenirken, OHAL'in sokaklarda arttırdığı "erkeklik", yaşamın her alanında kadınlar için güvensiz bir ortam yarattı. Bir yıl boyunca kadın ve çocukların yaşadıkları hak ihlallerini, elde ettikleri kazanımların gasplarını, bu konuda müdahil olan kadın örgütlerinden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Veri Depolama Sorumlusu Eda Toper ve Avukat Diren Cevahir Şen açıkladı.

KADINLAR AÇISINDAN OHAL

OHAL’de yaşanan hak ihlallerinde ciddi bir şekilde kırpılma ve törpülenme yaşandığını belirten Avukat Diren Cevahir Şen, bunun kadına yansımasının kat be kat daha fazla olduğunu belirtti. Kadınlar açısından OHAL’in ne anlama geldiğini yaşanan pratikler üzerinden aktaran Şen; kayyum atanan belediyeler, kapatılan kadın kurumları, kadın siyasetçilerin tutuklanması sürecini hatırlattı. Tüm bunların bir yıldır OHAL ile yönetilen Türkiye’de yaşandığını dile getiren Şen, bunu kadınların mücadelesi açısından da bir kayıp ve müdahale olarak gördüğünü söyledi. Şen, ayrıca OHAL ile birlikte gelişen sürecin kendisinin devlet-erkek şiddeti ile şekillendiğini belirterek, bunun da yaşamın her alanında kadına karşı kullanılan ahlak bekçiliği haline geldiğini söyledi. Yaşananların hepsinin tek bir yerden kadına yöneldiğini söyleyen Şen, bunun da kadın düşmanı toplumun kendini yeniden üretip devir daim etmesi ve devlet erkinin kadın düşmanı söylemlerine her gün yenisini eklemesi üzerinden var olduğunu dile getirdi. 

OHAL'İN CEZAEVLERİNE YANSIMALARI

Kadınların sadece dışarda değil cezaevlerinde de ciddi hak gasplarına maruz kaldıklarını aktaran Şen, "OHAL cezaevlerinde yeni keyfi uygulamaları getirdi. OHAL gerekçe gösterilerek cezaevi personelinin keyfi cezalandırma yöntemlerine başvurduğunu gördük. Müvekkillerimiz ile görüşememe tehdidi ile karşılaşıyoruz. Personel üzerinde de bir gerginlik yarattığı açık. Bu gerginlik bir FETÖ’den yargılanma korkusu gerginliği. Bu gerginliğin acısını bizden çıkarma var. İçeride iddianamesi olmadan tutuklu bulunan kişiler var örneğin. Tüm bunlar OHAL’in getirileri olarak karşımıza çıktı” dedi. 

'OHAL'DE DAHA FAZLA KADIN KATLEDİLDİ'

OHAL'de kadınlara yönelik şiddetin kaldığı yerden devam ettiğini aktaran Şen, "OHAL hukukun askıya alınması demek. Kadınlar şiddet gördüklerini beyan edip yetkili kurumlara başvurduklarında karşılarında bir muhatap göremiyorlar. OHAL öncesinde de bir oyalanma söz konusuydu; ama bu kez hiç yok. Önceden her gün 3 kadın ölüyordu. Şimdi bu ölen kadın sayısı 5’e çıktı. Aslında veriler söylüyor. Kadınlar çeşitli şekillerde şiddete uğruyorlar. Verilerde taciz tecavüz, daha açık bir şekilde kadın cinayeti daha açık sayılmış. Bu veriler bize cevap veriyor. Oradaki veriler yıllar içerisinde karşılaştırma yaparsak evet arttı diyebiliriz” dedi. 

‘MÜCADELENİN EN ÖNÜNDE KADINLAR VAR’

Kadınların OHAL koşullarında hak mücadelelerini kendi alanlarında sürdürmeye çalıştıklarına da tanıklık ettiklerini belirten Şen, “KHK ile işinden edilen bir sürü kadın memur var. Bu kadınlar ya açlık grevi yaparak ya da barışçıl eylemlerle sivil itaatsizlik örneği göstererek seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Nuriye (Gülmen) cezaevinde ayakta duramıyor. Sadece işini istiyoruz. Bir sürü barış akademisyeni kadın arkadaşımız var. Bu kadınlar gerçekten bir şeyleri göze alarak bütün bu eylemlilikleri yapıyorlar. Bir bakarsak mücadele tarihine eşitlik hak mücadelesinin en önünde kadınların olduğunu görürüz. HES, termik santral, taş ocağı, ekolojik yıkım yaratacak alanlardan tutun savaş koşullarında Cizre’de Nusaybin’de, Suruç’ta, Diyarbakır’da kadınların nasıl hak, özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesini sürdürdüğünü görürüz. Bunlar hep hak talebidir. En krizli anlarda dahi kadınlar haklı olduklarını bildikleri yerde geri durmayacaklardır. Adalet, barış, hak talebini bugün en yüksek sesle bu topraklarda dillendiren kadınlar olmuştur. Kadınlar cesaretli ve cesurdur. Cesaretin de bulaşıcı olduğunu bilirler” şeklinde konuştu. 

1 YILDA 372 KADIN CİNAYETİ

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Veri Depolama Sorumlusu Eda Toper, KCDP’nin her ay kadın cinayetlerine yer verdiği raporlardan elde ettiği verilere dayanarak 20 Temmuz 2016 ve 2017 Haziran sonu itibariyle toplam 372 kadın cinayetinin yaşandığı bilgisini verdi. Toper, OHAL’de yaşanan hak ihlallerine ilişkin de şunları özetledi: “8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamaları OHAL nedeniyle yasaklandı. Buna rağmen kadınlar sokağa çıktı, kutlamalar yaptı. Dünya kadınlarıyla beraber uluslararası grev eylemine katıldı. Cinsel suçlar arttı, cezalar azaldı. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı 2016 yılı adli istatistikleri son yıllarda cinsel suçlarda arttığını, verilen cezaların ise azaldığını ortaya koydu. OHAL ile Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) değiştirildi ve uzlaştırma kapsamına giren suçların kapsamı genişletildi. Kadınların, şiddet faili erkeklerle ilgili yaptıkları şikâyetlerin başında gelen tehdit suçu uzlaştırma kapsamına alındı. Kadınlar söz konusu olduğunda erkeklerin cezasızlık zırhıyla kuşanması kolaylaştırıldı. Ayrıca İstanbul Sözleşmesi (Madde 48) ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu bakımından cinsel saldırı/çocukların cinsel istismarı suçları, uzlaşma kapsamında yer almamasına rağmen, uygulamada mağdurun daha en başında faille uzlaşmaya, barışmaya teşvik edildiği koşullarda; şikayetçi olması, yargılamaya etkin katılması, bu süreci yürütme konusunda istekli ve kararlı olması mümkün olmamakta ve bu durum fiili cezasızlığı arttırdı. OHAL sürecinde Aile Bakanlığı ve kamu kurumlarında kadınlar, mülteci kadınlar, çocuklar ile ilgili projeler durma noktasına geldi. Bakanlıklar proje ve çalışmalarını, artan hak kayıplarını önlemek yerine sadece 15 Temmuz gecesi mağdur olanlar üzerinde yoğunlaştırdı.” 

‘ÇOCUKLARA YÖNELİK İHMAL VE SUÇLAR DA ARTTI’

OHAL sürecinde çocuğa yönelik ihmal ve suçların da arttığına dikkat çeken Toper, bu sürece dair de şu verileri ortaya koydu: “Aladağ’da cemaat yurdunda 11 öğrenci yanarak can verdi. Her gün okul ve yurtlardan çocuk hakları ihlali haberi duyulmaya başlandı. Çocuk cinsel istismarında artış yaşanmasına karşın istismar mağduru çocukların örselenmeden ifade süreçlerinin tamamlanmasını sağlayan ÇİM (Çocuk İzlem Merkezi) işleyişi 15 Temmuz sonrası yargıda yaşananlar, personel yetersizliği nedeniyle aksadı. Mağdur çocuklardan duruşma öncesi fail ile karşılaşma kaygısı nedeniyle kalp krizi ve intihar nedeniyle hayatını kaybeden çocuklar oldu. Bununla beraber Meclis’e getirilen ‘Çocukların cinsel istismarı’ konusunda cezasızlığın önünü açacak TCK Değişiklik Önergesi, OHAL baskı koşullarına rağmen kadınların dinmeyen tepkisi ve eylemleri ile durduruldu.”

'CİNAYETLER İKİ KAT ARTTI'

OHAL ile kadın cinayetlerinde yaşanan iki kat artışla birlikte nitelik değiştirdiğini de belirten Toper, “Kadınlar işkence edilerek öldürülmeye başlandı, bunda kadın düşmanı söylemlerin büyük etkisi vardı. OHAL ile beraber evrensel hukuka aykırı olan ‘hadım, idam’ gibi yasaların geçirilmeye çalışılması buna örnektir. Kadın cinayetlerinde yaş aralığı gittikçe düşüyor, koruması olan kadınlar öldürülüyor. Kadın cinayetlerinde bir başka vahşi boyut olan şüpheli ölümler, yani faili belli olmayan cinayetler artıyor. Irmak gibi çocukların tecavüze uğrayıp öldürülmesine hala şahit oluyoruz. Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz aynı şekilde artış gösteriyor. Ayşegül Terzi, Ebru Tireli gibi kadınların yaşam tarzlarına yönelik saldırılar da artmış durumda. Bunu da en iyi geçtiğimiz ay olan Haziran ayında gördük. Yani OHAL’in kadınların yararına olmasından bahsedemeyiz” dedi. 

Toper son olarak, yaşam haklarının hangi koşullar altında olursa olsun ellerinden alınmasına izin vermeyeceklerini söyleyerek, “Bizler kendi hayatlarımıza karar vermek isterken ölümle burun buruna gelmek istemiyoruz. Hayatın içindeyiz, dünyanın yarısıyız. Özgürlüklerimizden vazgeçmeyeceğiz” dedi. (İstanbul/DİHABER)


 

www.evrensel.net