Adalet Maltepe Meydanı’na sığmadı

Adalet Maltepe Meydanı’na sığmadı

Gazeteci ve yazar Ercüment Akdeniz, Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'son değil başlangıç' olarak nitelediği 9 Temmuz Adalet Mitingi'nden izlenimlerini yazdı.

Maltepe düzenlenen Adalet Mitingine, Gazi Mahallesi’nden katılıyorum. EMEP Sultangazi ilçe binasının önünde davul zurna ve “Adalet halayı” var. Bir süre sonra midibüsler geliyor. Araçlar hınca hınç dolu, yola çıkıyoruz. Hemen her durakta yüzlerce birikmiş insan. Duraklarda coşku da var, araç bulamamanın telaşı da. İBB otobüsleri, AKP mitinglerine ücretsiz insan taşırken Maltepe’ye klimasız-havasız araçlar gidiyor. Adaletsizlik ilk burada başlıyor. 

TEM yolunda, konserve kutusuna sıkıştırılmış fasulye taneleri gibi yol alıyoruz. Mitinge giden bütün otobüsler bu halde. Bizim arabanın içi “siyaset meydanı” gibi. En hararetli yorumcuya yaklaşıyorum. Adı Salih. Tekstil işçisi. Dört kişilik ailenin tek çalışanı. “Aldığım maaş 2 bin lira, ay sonunu getiremiyorum” diyor ve mitinge katılış gerekçesini şöyle anlatıyor: “Bir hakem düşünün maça çıkıyor ama düdüğü hep bir takımın lehine çalıyor. Çünkü hakem o takımın kaptanı. İşte bunun için adalet diyorum.” İşçi Salih’in sözleri vapurla, otobüsle, metrobüsle, metroyla Maltepe’ye akan bütün insanların dileği.

Maltepe’ye ulaşıyoruz. Kafelerin, barların, kültür merkezlerinin olduğu sokaklar insan seli. Kitleler bir an önce miting meydanına karışmak istiyor. O sıra bir televizyon: Meydan hınca hınç dolu ve Kılıçdaroğlu Dragos’tan Maltepe’ye yürüyor. Kafelerdeki insanlar coşkuyla bağırıyor: “Hak, hukuk, adalet!”  

Alana girerken izdiham endişesi yaşıyoruz. Kalabalık beklendiği gibi muazzam. Karşımızda iki deniz; biri Marmara biri insan denizi. Zülfü Livaneli, Paul Eduard’tan besteleği “Ey özgürlük” şarkısını “Ey adalet” diye okuyor. 2 milyonu aşkın kişi tek koro halinde tekrarlıyor. 2002’de “Adalet” ve “Kalkınma” sloganlarıyla iktidara yürüyen AKP, “Adalet” illüzyonunu çoktan kaybetmiş görünüyor.

Alanda çocuk emziren anneler kadar kızgın güneşe direnen yaşlılar da çok. Bu hem bıçağın kemiğe dayanmasından hem de Kılıçdaroğlu’nun azimli yürüyüşüne duyulan saygıdan ileri geliyor. OHAL koşullarında korku bulutları önemli ölçüde dağılmış görünüyor.

Kılıçdaroğlu’nun alana girdiği anons edildiği vakit, mahşer-i kalabalık bir karşılama, bir saygı ve bir şükran buluşmasına ev sahipliği yapıyor. 

Kılıçdaroğlu, beklendiği üzere 25 günlük yürüyüş hikayesini alandakilerle paylaşıyor. Dün, gazetemize de manşet olan “Son değil başlangıç” sözleri alanda yankılandığında ise alkış tufanı kopuyor. 9 Temmuz’u bir dönüm noktası olarak ilan etmesi de konuşmasının en vurucu yanı oluyor. Adalet Yürüyüşü/Mitingi hem CHP, hem de onu ileriye zorlayan kitle hareketi bakımından yeni bir kapıyı aralıyor.  Alanda “Keşke bu çıkışı 17 Nisan’da yapsaydı” diyen de oluyor, “Geç oldu ama iyi oldu” diyen de.  

Bu arada mitingde Kürt yurttaşlara pek rastlamadığımı not düşmeliyim. Bu durum, çift taraflı tartışılması gereken bir detay olarak kayda geçmeli.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında en çok alkışı açlık grevindeki Nuriye ve Semih alıyor. İnsanlar adaletsizlik/kayıtsızlık nedeniyle günden güne eriyen gençler için avuç patlatıyor. 

Kılıçdaroğlu konuşmasını tamamladığında, 2 milyonu aşkın kişi, alandan geldikleri coşkuyla ayrılıyor. Mitingden geriye; insanların çocuklarına, torunlarına anlatacağı tarihi bir buluşma anı kalıyor. 9 Temmuz’un ardından nasıl bir birlik, nasıl bir mücadele programı oluşacağı ise soru işareti olarak kalıyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 10 Temmuz 2017 06:58
www.evrensel.net