Adalet Mitingi: 2 milyonu aşkın kişi adalet istedi

Adalet Yürüyüşü'nün son gününde yurdun dört bir yanından 2 milyonu aşkın kişi Maltepe'de Adalet Mitingi'nde buluştu. Halk miting alanına sığmadı.

Çağrı SARI-Meltem AKYOL-Cansu PİŞKİN-Uğur ZENGİN/İstanbul

24 gün boyunca devam eden Adalet Yürüyüşü'nün finali olarak İstanbul Maltepe'de Adalet Mitingi gerçekleştiriliyor. Türkiye'nin dört bir yanından adalet talep eden 2 milyonu aşkın kişi sabah Maltepe'de buluştu. Halk miting alanına sığmadı. Sanatçılar, demokratik kitle örgütü temsilcileri, milletvekilleri de mitingteki yerini aldı. Mitinge katılan farklı kesimlerden vatandaşlar neden mitigte olduklarını Evrensel'e anlattı. 

Miting alanında anons yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Özel sadece miting alanında 1 milyon 600 bin kişinin olduğunu anons etti. CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat ise 1 milyon kişinin de miting alanı dışında olduğunu ve katılımın 2,5 milyon civarında olduğunu belirtti.

KEMAL KILIÇDAROĞLU: HAPİSTEKİ VEKİLLER VE GAZETECİLER İÇİN YÜRÜDÜK

Adalet Yürüyüşü'nün 25'inci gününde yürüyüşünü Maletep'de sonlandıran Kemal Kılıçdaroğlu Maltepe'deki miting alanında 2 milyonu aşkın kişiye konuşuyor. Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasında şunları söyledi:

"15 Haziran'da başlattığımız yürüyüşü Maltepe'de noktaladık. Ama kimse bunun bir son olduğunu düşünmesin. Herkes şunu çok iyi bilsin 9 Temmuz yeni bir adım, yeni bir tarihtir. Ankara'dan yürüyüşe başladığımda ilk gün 21 km yürüdük. Yol boyunca bizi yüreklendiren destek veren Ankara, Bolu, Düzce, Adapazarı, İzmit ve İstanbul'a şükranlarımı sunuyorum. 

Çayını ikram eden, yemek gönderen, hayır dualarını bizden eksik etmeyen annelere babalara dedelere şükran borçluyuz. Yol boyunca birlikte yürüdüğümüz Harp Okulunda tutuklu oğlu için yürüyen Veysel amcaya da sevgi ve saygımı gönderiyorum. 

Bizi protesto eden sevgili vatandaşlarımız da vardı. Kimse unutmasın Kemal Kılıçdaroğlu herkese saygılıdır. Herkes özgürce düşüncesini ifade edebilir. 

Bir teşekkür de güvenlik güçlerimize. Polisi jandarması bizim sağlıklı bir şekilde buraya gelmemizi sağladı. Halkın polisine jandarmasına teşekkürlerimi sunuyorum. Biz yürürken taşkınlık yapacağımızı düşünmüyorlardı. Dünyanın en barışçıl yürüyüşünü yaptık hiçbir vatandaşımızın burnu kanamadı. 

Yürüyüşün başında bir vatandaşımız kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti ailesine başsağlığı diliyorum. Kızları babalarının vasiyetini yerine getirip yürüyüşe devam etti. Kendilerine saygılarımı iletiyorum. 

Ergenekon, Balyoz, KHK mağdurlarına, işçilere, kadınlara destek veren herkese yürekten teşekkür ediyorum. Neden yürüdük? Olmayan adalet için, mazlumların hakkı, hapisteki vekiller, tutuklu gazeteciler için yürüdük."

NURİYE VE SEMİH İÇİN YÜRÜDÜK

Üniversite hocalarının KHK ile atılması tam bir demokrasi ayıbıdır. Kaboğlu gibi dünya çapında bilinen isimler KHK ile ihraç edildi, yurtdışına çıkışı yasaklandı. Darbeye karşı yürüdük, 20 Temmuz darbesine karşı olduğumuz için yargı siyasetin eline geçtiği için yürüdük. Mavi Marmara şehitleri için yürüdük, işlerine dönmek için hak arayan bunun için terörist ilan edilen açlık grevindeki kardeşlerimiz Nuriye ve Semih için yürüdük.

Şehitler ve gaziler arasında ayrım yapılmasın diye yürüdük. Bu ülkede adalet için yürüdük adaleti getirmek için yürüdük. 

9 Temmuz yeniden doğuşun birlikte yaşama iradesinin ortaya konmasının başlangıcıdır. Farklılıklarımızla huzur içinde yaşamak geleceğimi için adalet. Adalet insanların ortak paydası mülkün temelidir. Zulüm ile abad olunmaz herkese zulmediyorlar zulme karşı durmak bizim boynumuzun borcudur. Kainatın da bir adaleti vardır.

Bütün peygamberler adalet için mücadele etmişlerdir. Adalet içinde olmayan bir toplum ve devlet yaşayamaz çöker  tarih bunun örneklerine şahittir. Onun için hak hukuk adalet diyoruz. Siyaset köşeyi dönme amacı değildir vatandaş için ülke için yapılır. Siyaset ülkeyi birleştirmektir bölmek ve kutuplaştırmak değil. Hiç kimsenin etnik kimliğine inancına göre siyaset yapmayacağım. Yapanlar vatan hainidir. Herkese saygı duyacağız. Biz herkesin yaşam hakkına kimliğine inancına saygı duyuyoruz. Beni o kişinin inancı kimliği değil bu ülkede huzur içinde yaşayıp yaşamadığı ilgilendiriyor. Eğer bir ülkede büyük haksızlık hukuksuzluk varsa mahkemeler bağımsız değilse hukukun üstünlüğüne değil de siyasilere göre karar veriyorsa basın susturulmuş veya iktidar tarafından teslim alınmışsa o zaman adalet arayışının tek bir adresi var o da sokaktır

SİVİL DARBE YAPILDI 20 TEMMUZ'DA

Adaleti neden sokakta arıyorsun diyorlar. 15 Temmuz'un önlenmesi halkın sokağa inmesiyle oldu. Darbeyi önlemek için sokağa inmek iyi, adalet için kötü. Sokakta darbeyi de önleyeceğiz adaleti de getireceğiz. Sokağın 15 Temmuz'la mücadelesinden yararlanıp 20 Temmuz saray darbesini yapan zihniyetle mücadele edeceğiz. Sivil darbe yapıldı 20 Temmuz'da TBMM işlevsiz bırakıldı. Yıl sonuna kadar ciddi tutuklamalar yapılacak diyor. Bir ülkede birinin suçlu olduğuna siyaset karar vermez ancak hakim karar verir. Ama beyefendi yeni duruşmaların hakimi oldu. Senin adaletin ve cezaların bizi durduramaz

20 Temmuz sivil darbesinden sonra hakimler gözünü saraya dikti. Oradan gelen talimata göre ceza veriyor. Delil var mı diye bakmıyor. Bunu Türkiye'ye anlatmak buradaki herkesin görevidir. Hakim aldığı talimatla karar veriyor. Oysa hakimin cübbesinde düğme yoktur, ilik yoktur. Hakim kimsenin önünde eğilmez. Buradan bütün hakimlere, savcılara sesleniyorum. Adaletin hakkını korumak, benim kadar Maltepe meydanında toplananlar kadar sizin de görevinizdir.

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ LANETLİYORUZ

15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha açık ve kesin bir dille lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM’nin kararlı, onurlu duruşu ve halkımızın sokağa çıkarak FETÖ darbe girişimine karşı direnmesi ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur. Biz buna sokağın/halkın 15 Temmuzu diyoruz. Ancak bu darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılması iktidar tarafından bilinçli olarak engellenmektedir. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için Fetullah Gülen Terör Örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır. 

NE İSTİYORUZ?

Biz, 15 Haziran’dan bu yana yürüyen on binler, bugün İstanbul Maltepe’de bir araya gelen yüzbinler, milyonlar olarak tüm Türkiye’ye ve dünyaya sesleniyoruz. 

Biz, sadece ve sadece adalet istiyoruz. Sadece burada bir araya gelenler için değil, sadece bizleri destekleyenler için değil, herkes için adalet istiyoruz. 

Biz, 25 gündür, on binlerce ağızdan hep birlikte haykırdığımız ‘Hak, Hukuk, Adalet’ talebimizin çok geç olmadan karşılanmasını istiyoruz.

Biz, siyasete ve toplumsal yaşama Adalet Yürüyüşümüzün gösterdiği barışçıllığın hakim olmasını istiyoruz. 

ADALET BİR HAKTIR. ADALET HAKKIMIZDIR. BİZ HAKKIMIZI İSTİYORUZ

Adalet mülkün temelidir. Günümüz Türkiye’sinde mülkün temeli ne yazık ki sallanmaktadır. Gün, temelinde adalet olan yeni bir toplumsal sözleşme yapma günüdür.  

İşte bu anlayışla bir araya gelen milyonlar olarak Türkiye’nin özellikle son bir yılda içine sokulduğu duruma dair tespitlerimiz ve en acil şekilde yerine getirilmesi gerekenlere ilişkin çağrımız şudur:

1. 15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha açık ve kesin bir dille lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM’nin kararlı, onurlu duruşu ve halkımızın sokağa çıkarak FETÖ darbe girişimine karşı direnmesi ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur. Biz buna sokağın/halkın 15 Temmuzu diyoruz. Ancak bu darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılması iktidar tarafından bilinçli olarak engellenmektedir. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için Fetullah Gülen Terör Örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır.  
 
2.İktidar tarafından 15 Temmuz darbe girişimi fırsat bilinerek, 20 Temmuz darbesi yapılmıştır. 20 Temmuz’da OHAL ilan edilmiş ve TBMM’nin yetkileri gasp edilmiştir. Biz buna Sarayın 15 Temmuzu diyoruz. Bir sivil darbeye dönüşen OHAL uygulamaları yasama, yargı ve yürütme gücünü tek kişide toplamıştır. OHAL derhal kaldırılmalı ve hukuk düzeni evrensel ilkelere uygun olarak yeniden tesis edilmelidir.  
 
3. Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Dolayısıyla demokrasinin, can ve mal güvenliğinin vazgeçilmez kuralı olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmalıdır. Adil yargılanma hakkı eksiksiz bir şekilde uygulanmalıdır. “Kolektif suç” gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir.  
 
4. Bugün, OHAL uygulamalarıyla mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alınmıştır.  OHAL mağdurları adeta “sivil ölüme” terkedilmiştir. Mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara hukuk devletinin gereği olarak son verilmelidir. 
 
5. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle veya onun arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan, ama sırf Hükümete muhalif görüldüğü için bütün haklarından yoksun kılınan akademisyenler ve diğer kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir. Anayasa Mahkemesinin içtihatları dikkate alınarak, tutuklu milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır.
 
6.150’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, medya üzerindeki tüm baskılara son verilmelidir. Düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. 
 
7. OHAL koşullarında, serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda ve üstelik “devletin bütün imkânları seferber edilerek” gerçekleştirilen Anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan anayasa yerine, bir kişinin beklentilerine yanıt veren bir Anayasa değişikliği Yüksek Seçim Kurulu’nun yasadışı kararıyla yürürlüğe konulmuştur. Bu bir “mühürsüz seçimdir.” Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir. 
 
8. Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan, insan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti güçlendirilmeli, liyakat esası kamuda göreve başlama ve yükselmede esas alınmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmeli ve toplumsal adaletsizliği yeniden üreten eğitim politikaları değiştirilmelidir.
 
9. Sadece hukuk alanında değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarında yaygın bir adaletsiz düzen devam etmektedir. İşsizlik, yoksulluk, insanca yaşam ücretinden yoksunluk, örgütsüzlük, ayrımcılık, yaygın şiddet, terör gibi çok geniş bir yelpazede yaşanan toplumsal adaletsizliklerin giderilmesi için ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal barışımızı bozan tüm antidemokratik uygulamalara eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahim görünümlerden biri olan kadınlara karşı ayrımcılığın önüne geçilmeli, kadınların özgürlük alanları korunmalı, kadın hakları toplumsal hayatın her alanında uygulanmalıdır.
 
10. Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemizin içindeki adaletsizlikleri de kökleştiren bir kısırdöngü yaratmıştır. Adalet sadece iç politikaya ve toplumsal yaşama değil uluslararası ilişkilere de hâkim olmalıdır. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara, tüm kimliklere kardeşçe, adilane yaklaşan, barışçıl ve uluslararası hukuka saygılı bir dış politikaya dönüş yapmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir. 

 Hukuka ve Anayasaya saygı, adaleti sağlamanın ilk koşuludur. Hukuk güvenliğinin olmadığı ve adaletin gerçekleşmediği bir toplumda, kamu düzeni ve toplumsal barış sağlanamaz. Adaletsiz toplum ise, insan haysiyetinin zedelendiği bir toplumdur.
 
Bu “Adalet Çağrısı”; adaletin, insan haysiyetine saygının ve toplumsal barışın temeli olduğu inancıyla hazırlanmıştır. 
 
Bu mücadele bizim mücadelemiz. Ve biz Türkiye’yiz. Adalet isteyen, barış isteyen, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik isteyen Türkiye’yiz. Biz dünyadan kopmak değil, dünya ile barış içinde kardeşçe yaşamak isteyen Türkiye’yiz. Biz kavga değil huzur isteyen Türkiye’yiz. Biz halkız. Bu yol bizim yolumuz, bu meydanlar bizim meydanımız. Bu memleket bizim memleketimiz. 
 
Bu mücadele adalet mücadelesi… Bu yürüyüş bizim yürüyüşümüz. Bu çağrıdaki tüm taleplerimiz karşılanıncaya kadar durmayacağız. Bu yürüyüş artık başladı. Korku duvarlarını yıkacağız. Adalet yürüyüşümüzün bu son günü yeni bir başlangıçtır… Yeni bir ilk adımdır. 
 
Bu bağlamda Yasama/yürütme ve yargı erklerini kullanan bütün yetkililere bu uyarılarımızı iletirken, siyasal partileri, toplumun farklı kesimlerini, sivil toplum örgütlerini ve bütün yurttaşları, bildirinin hedeflerini sahiplenmeye ve hayata geçirmek için mücadeleye çağırıyoruz.

MİTİNG ALANINDAN NOTLAR

Emek Partisi iş ekmek özgürlük adalet yazılı tişörtlerle alana girdi          

Miting için Maltepe'ye gelen yurttaşların bir kısmı alana sığmadı  

Hak hukuk adalet mitingde atılan tek slogandı                        

Çok sayıda engelli yurttaş mitinge katıldı

Miting sonunda alandan canlı yayın yapan TRT, yurttaşlar tarafından hak hukuk adalet sloganlarıyla protesto edildi.    

                   

Yerli ve yabancı çok sayıda medya organı mitingi takip etti.  
                      
Çok sayıda farklı şehirden katılım yüksek oldu                        

Başbakan Binali Yıldırım’ın "adalet yürüyüşü" ile ilgili olarak "Artık kabak tadı verdi. Bu işi burada bitirmek lazım" sözlerine Adalet Mitingi’nde kabak tatlısı dağıtılarak yanıt verildi.

Şair Ataol Behramoğlu ile yazar Ayşegül Tözeren, Maltepe'de düzenlenen Adalet Mitingi’ne katılanlara kabak tatlısı dağıttı.                        

MHP'ye oy vermiş çok sayıda kişi de mitinge katıldı.                        

Kılıçdaroğlu'nun alana girişiyle beraber coşku arttı. ıslık, alkış ve hak hukuk adalet sloganları atıldı                        

Taraftarlar bu mitinge de takımlarının formasıyla katıldı                        

Konya'dan 17 otobüs geldi

Miting alanına girişlerin saat 3'te olacağı açıklanmasına rağmen çok erken saatlerde çok sayıda yurttaş alana geldi.                        

Miting sonuna kadar kitle artış gösterdi.                        

CHP Parti Meclisi üyesi Mehmet Ali Çelebi polisin verdiği resmi rakamlara göre adalet yürüyüşüne 1.6 milyon kişinin katıldığını söyledi.                        

#AdaletMitingi hashtag’i Türkiye’de ve Dünyada 1. sıraya yükseldi                        

Çağrı: Yerli ve yabancı medyadan çok sayıda izleyenler oldu                        

TÜMTİS, tutuklu sendika yöneticilerimiz serbest bırakılsın pankartıyla alana geldi.                        
 

KILIÇDAROĞLU YÜRÜYÜŞE GEÇTİ

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’dan İstanbul’a başlatılan Adalet Yürüyüşü’nün son bulacağı Adalet Buluşması’na katılmak üzere Dragos Sahili’nden yürüyüşe geçti.

Ankara’dan 20 Haziran'da başlatılan Adalet Yürüyüşü’nde 430 kilometre yol kat eden CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yürüyüşün son durağı olan Dragos Sahili’nden Adalet Buluşması’na katılmak üzere yürüyüşe geçti. Kılıçdaroğlu'na Maltepe Cezaevi'nde bulunan CHP Milletvekili Enis Berberlioğlu'nun eşi eşlik ediyor. “Adalet” yazılı döviziyle 25 günde yaklaşık 700 bin adımla İstanbul’a ulaşan Kılıçdaroğlu, Maltepe Parkı’nda bir araya gelenlere hitap edecek.

Yürüyüşe CHP’li milletvekilleri ile birlikte başlayan Kılıçdaroğlu, bir süre sonra tek başına yürüyüşü sürdürdü. 

KILIÇDAROĞLU SON 1 KİLOMETRE İÇİN DİNLENME NOKTASINDA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu miting alanına kadar olan ve yalnız gerçekleştireceği son 1 kilometre yürüyüşü için mola verdi. CHP Milletvekili Enis Berberoğlu'nun eşi Oya Berberoğlu ile kızı Dilara da kortejin önünde yer aldı.

KILIÇDAROĞLU ALANA GİRDİ

CHP Genel Başkanı gerçekleştirdiği son 1 km'lik yürüyüş sonrası alana girdi. Kılıçdaroğlu alanda toplanan 2 milyonu aşkın kişiye hitap edecek.

HANGİ SANATÇILAR KATILDI?

Maltepe'de düzenlenen Adalet Mitingi , Sanatçı Onur Akın'ın konseriyle başladı. Sahneye 'Bekle Bizi İstanbul' adlı türküsüyle gelen Akın, ardından sevilen parçalarını tek tek seslendirdi. Alanda bulunan kalabalık da Onur Akın'a eşlik etti. 

Adalet Mitingine çok sayıda demokratik kitle örgütü, sendika ve milletvekili katıldı. Mitinge aydın ve sanatçıların katılımı da yoğun oldu. Adalet Miringi’ne katılan aydın ve sanatçıların isimleri şöyle:

Onur Akın, Zülfü Livaneli, Rutkay Aziz, Taner Barlas, Muammer Ketencioğlu, Ümit Denizer, Nurşim Demir, Sadık Gürbüz, Melike Demirağ, Ege, Beyti Engin, Tuluhan Tekelioğlu, Nur Sürer, Cengiz Sezici, Seyfi Yerlikaya, Enis Fosforoğlu, Kardeş Türküler, Erdal Erzincan, İrfan Değirmenci, Bedri Baykam, Eşber Yağmurdereli, Sevinç Erbulak, Sumru Yavrucuk, İbrahim Kaboğlu, Halil Ergün, Arif Keskiner, Ferhat Tunç, Nasuh Mahruki, Meltem Cumhul, Ataol Behramoğlu, Özgür Mumcu, Red Grubu, Tilbe Saran, Harun Tekin, Melisa Sözen, Defne Halman, Orhan Alkaya, Orhan Aydın, Atilla Atasoy, Serkan Genç, Sezgi Mengi, Baran Seyhan, Iraz Yöntem, Kenan Kocatürk, Mustafa Alabora, Genco Erkal, Gülriz Sururi, Dilek Türker


A HABER KILÇDAROĞLU KONUŞURKEN YENİKAPI MİTİNGİNİ YAYINLADI

Maltepe Meydanı'ndaki 'Adalalet Mitingi'ni neredeyse tüm haber kanalları canlı yayınlarken,  A Haber o saatlerde 15 temmuz sonrası Yenikapı'da düzenlenen mitingi banttan yayınladı.

A Haber, gün boyunca da Adalet Yürüyüşü ve miting alanındaki mahşeri kalabalığı görmezden geledi.


BARIŞ, DEMOKRASİ ADINA NE KADAR TALEP VARSA HEPSİ ADALETTE SİMGELEŞTİ

Meltem AKYOL-Cansu PİŞKİN

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan: Bu yürüyüş ülkede adalete ne kadar ihtiyaç duyulduğunu, adaletin acil bir talep olduğunu ortaya çıkardı. Adalet talebini sahiplenen geniş bir toplumsal kesim vardı bu yürüyüşte. İşçiler, ihraç edilen kamu emekçileri, akademisyenler, üretici köylüler, çevreciler, siyasi partiler, 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle hükümetin adaletsiz politikalarından nasibini alan herkes adalet talebini sahiplendi ve destekledi. Adalet talebi halkın birikmiş sorunlarının simgesi haline geldi. Demokrasi bunun içerisinde, özgürlükler bunun içerisinde , haklar bunun içerisinde… Bu açıdan da geniş bir talebi içeriyordu adalet talebi. Baskıya karşı özgürlüğü savunma, tekçiliğe karşı eşitliği savunma, hak, adalet, eşitlik, özgürlük, barış, demokrasi adına ne kadar talep varsa hepsi adalette simgeleşti. 

24 günlük yürüyüş boyunca bakıyoruz çocuğu ihraç edilenler, kendileri ihraç edilenler, zeytinlikleri kesilenler, ormanlık alanları yok edilenler, iş cinayetlerinde yaşamını yitirenler, devlet katliamında yaşamını yitirenler açısından da adalet talebi halkın birikmiş sorunlarının simgesi haline geldi. Bu miting 24 günlük yürüyüşün bitişi değil bu miting. Demokrasi mücadelesi için bir adım. Elbetteki yeni başlamıyoruz demokrasi mücadelesine. Bu memlekette sadece AKP iktidarı döneminde de demokrasi mücadelesi verilmiyor. Demokrasi meselesi çözülmemiş demektir, demokrasi sorunu yaşanıyor. Dolayısıyla bu AKP’nin uyguladığı politikalarla çok daha katmerleşti. Önümüzdeki dönem OHAL’in uzatılacağını, KHK’lerle ülkenin yönetileceğini biliyoruz. Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanının söylemlerine baktığımızda baskının devam edeceğini görüyoruz. Bir Cumhurbaşkanı, muhalefet partilerinden birinin eşbaşkanı hakkında terörist diyemez, dememelidir. Bu hükümet adalet sarayı ve cezaevi inşa etmekle övünen bir hükümet. Bunları yönetecek de bir saray lazım, onu da beştepeye inşaa ettiler. Önümüzdeki dönem zorlu bir mücadeleye hazır olmamız gerekiyor. Bu sadece CHP’nin görevi değildir, emekten yana meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri bu mücadelenin sorumluluğunu ve görevlerini üstlenmek zorunda. Bu tarihsel bir görevdir. Bu 24 günün ardından ortak mücadele yürütülmelidir.
 


Uğur ZENGİN-Cansu PİŞKİN

Adalet Mitinge katılan kurum ve siyasi parti temsilcileri, mitingle ilgili Evrensel'e değerlendirmelerde bulundu. 

GÜLSÜM KAV: KADINLAR ADALETSİZLİKTEN EN ÇOK NASİBİNİ ALIYOR

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sözcüsü Gülsüm Kav: “Adalet Yürüyüşü ile sağlanan Türkiye’nin asıl gündeminin adalet olduğunu, gündemi yaratanın AKP’den Cumhurbaşkanından değil bizim belirlediğimiz, gerçeklerin gündeme oturduğu günler yaşadık. Bu çok büyük bir politik başarıydı. Bunun finali önemliydi. Miting de yürüyüş gibi gündem oldu. İnsanların sokaklarda konuştuğu şey bu mitingdi. Türkiye politik tarihinde viraj olabilecek bir mitingdeyiz. Bunun devamını beraber getireceğiz. Kadınlar adaletsizlikten en çok nasibini alıyor. Kadınlara da alan açmak, şiddete ve kadın cinayetine karşı biz de büyük eylemler planlıyoruz.

KANİ BEKO: 80 MİLYONA YAKIN İNSAN ADALET BEKLİYOR

DİSK Genel Başkanı Kani Beko: DİSK'e bağlı sendikalarla adalet mitingine geldik. Türkiye'de yaşayan 80 milyona yakın insan adalet bekliyor. Dilerim bugün milyonlarca burada adalet taleplerini dile getirirler. Cezaevinde 161 gazeteci 11' e yakın milletvekilimiz var. Kanun Hükmünde Kararnamelerle işten atılan memur kardeşlerimiz var.  81 belediyede kayyım var.Ben burasının adalet arayan insanlara umut olur düşüncesindeyim. 

SİBEL UZUN: BU KHK REJİMİNE KARŞI BİR DİRENİŞTİR

EHP Genel Başkanı Sibel Uzun: Bu buluşma ‘Tek işinin adaletini değil, milyonların adaletini kuracağız’ diyor. Bu KHK rejimine karşı bir direniştir. Çok net. Muhalefet için artık bir çıta var. O çıta otobandan kilometrelerce yürüyen, herkesin içerisinde yer aldığı, tek bir kavram etrafında herkesin buluşabildiği bir formül. Bu çıtaya herkes uyacak ve eminim kazanana kadar KHK rejimiyle hesaplaşıp milyonların adalete kavuştuğu ana kadar devam edecek gibi görünüyor. Bu gün döndü demektir.

LEVENT TÜZEL: BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ DUYGUSU BURADA VAR

EMEP MYK Üyesi Levent Tüzel: Mitinge çok güçlü bir katılım var. Birlikte başaracağız duygusu burada var. Emek Partisi olarak biz de talebimizi “İş, ekmek, özgürlük” diyerek ifade ediyoruz. DİB olarak herkes için adalet diyerek yine bugün buradayız. 25 günlük kitlesel yürüyüş birleşerek çok şey yapılabileceğini gösterdi. Umudumuzu güçlendirdi. Ama bu bir son olmamalı, bir başlangıç olmalı.    

OYA ERSOY: TÜRKİYE'DE ADALET TALEBİ BÜYÜDÜ

Halkevleri Oya Ersoy:  Kılıçdaroğlu'nun başlattığı yürüyüş AKP’nin haklarını gasp ettiği bütün mağdurların ve haksızlığa uğrayan tüm kesimlerin katıldığı bir yürüyüş haline geldi. Mağdur olan o kadar çok kesim var ki. Tarihin en haksız ve hukuksuz iktidarıyla karşı karşıyayız. Türkiye'de adalet talebi büyüdü. Bu çok somut bir ihtiyaçtı. AKP’nin mağdur ettiği kesimler sadece AKP’ye oy vermeyen kesimler değil tam aksine parti içinde de demokrasinin olmadığı ve adalet ihtiyacının olduğu çok açık. Adaletsizliğin olduğu iktidar sahipleri de dahil herkes tarafından biliniyor. Halkevleri olarak bu adalet yürüyüşünün adalet hareketine dönüştürülmesi için herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini düşünüyoruz. Yürüyen kesimlerin herbirinin katılımcı olmaktan çıkıp bir adalet mücadelesinin parçası haline geldiği bir harekete ihtiyaç var. Soyut adalet talebi dışında somut olarak ne istediğimizi açığa çıkarıldığı bir harekete ihtiyaç var. Bir kere adaletin olabilmesinin ilk koşulu OHAL'in kaldırılması ve KHK'lerin tüm sonuçlarıyla beraber iptal edilmesi şarttır. Yargı üzerindeki tahakkümün son verilmesi şarttır. Seçme seçilme hakkının gasp edildiği, milletvekillerinin, belediye başkanlarının tutuklandığı bir ülkede birinci yapılması gerekenlerden biri de tutuklu seçilmiş vekillerin ve belediye başkanlarının derhal serbest bırakılmasıdır. Tek adam rejiminin kaldırılması ve halkın siyasi temsil kanallarının açılması şarttır. Bu yürüyüş ülkenin dışlanan, seçme, seçilme ve yurttaşlık hakkı elinden alınarak gasp edilmeye çalışılan halkın biz varız iradesidir. Bu ülkede biz varız ve eşit, özgür, kardeşçe, laik ve demokratik olarak yaşamak istiyoruz. Bu yürüyüş ve miting buna yol açacaktır diye düşünüyorum.  

ADALETSİZLİĞİN NEDENİ OHAL'DİR

TMMOB Genel Başkanı Mehmet Emin Koramaz: “Türkiye'de yargının yürütmenin emri altına girdiği bir dönemde yaşıyoruz Adaletin olmadığı bir ülkede eşitlik ve demokrasinin olmayacağını biliyoruz. Biz TMMOB olarak bu eylemi CHP eylemi olarak görmüyoruz. Milletvekillerinin hakkı yenilen işçilerin mühendislerinin gazetecilerinim de eylemi olduğunu düşünüyoruz. Yapmamız gereken bunu yarım bırakmamaktır adaletsizliğin nedeni OHAL'in kaynaklanmaktadır. Saray rejiminden tek adam tek parti diktası dan kaynaklanmaktadır. Bu baskı rejimine karşı mücadeleyi büyütmek gerekir.”                        

TÜRKYILMAZ: BUGÜN KORKULARIN YENİLMİŞ OLDUĞU GÜN

Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz: “Bu miting Fırat’ın doğusunda ve batısında yaşayan yurttaşlarımız için çok önemli. Bugün korkularını yenilmiş olduğu, cesaretin en üst seviyede olduğu, adaletin, özgürlüğün, barışın  coşkuyla haykırıldığı bir gün. Söz konusu adalet, barış, özgürlük olunca böylesine birliktelik olur. Aydınlık yolda ilerlemeye devam edeceğiz. 25 günden sonrası daha önemli. Önümüzdeki günlerde ve yıllarda ülkemizin yurtseverleri, devrimcileri, Atatürkçüleri bu birlikteliği en üst noktaya çıkararak karanlığa izin vermeyecektir.”                          

'İNSANİ DEĞERDEN UZAK UYGULAMALAR SON BULMALI'

Maltepe'deki alana getirilen "İlgili makama" başlıklı dev dilekçede ise şu ifadeler yer alıyor:
"Pek çok devlet memuru, gazeteci ve akademisyenin yaygın ve muğlak kanıtlara dayalı tutuklanmaları, gereğinden uzun yargı süreçlerine maruz kalmaları ve açlık grevi, insanlara bile reva görülen vicdan yaralayıcı insani değerlerden uzak uygulamalar derhal son bulmalı. Yargının bağımısızlığına, siyasi erklerin iyi niyetlerine, adaletin tecelli ve  tesis edeceğine inanmak için OHAL'in bitirilmesini, KHK sürecinin sonlandırılmasını, haksız ve hukuksuz yargı kararlarının derhal gözden geçirilmesini  ve sağlık sorunları yaşayan tutukluların durumlarının iyişleştirilmesini  toplum vicdanı adına talep ediyoruz"

Dilekçenin altında Türkiye haritası ve "Türkiyeyiz" yazısı yer alıyor."

Adalet Mitingi için alana girişlerin 15:00'te başlayacağı açıklanmasına rağmen miting alanı erkenden doldu. 

DÖVİZLER ENGELLENDİ

Miting alanına girişler de başladı. Girişleri önündeki yoğunluk dikkat çekiyor. Giriş noktalarına konulan x-ray cihazları da dikkat çeken bir başka detay. Öte yandan alana giriş sırasında yapılan kontrollerde bir dövizin girişi engellendi. Engellenen dövizde ‘FETÖ’cü damat değiliz. Adalet’ yazıyordu.

‘ADALET ÖLMÜŞ DİRİLTMEYE ÇALIŞIYORUZ’

Uğur ZENGİN

Mitinge saatler kala geldiğimiz Maltepe’de beyaz adalet tişörtleri ve şapkaları neredeyse herkesin üstünde. Yürüyen üç kişiye dahil oluyorum. Öğreniyorum ki yaşları 66, 70 ve 83! Biraz da espriyle diyorum ki: “Bu saatte neden geldiniz adalet aramak için erken değil mi?” Sinirleniyorlar haliyle, biri diyor ki, “Ne erkeni, geç bile kaldık!” Gruptan olmayan biri de başka sohbeti duyunca dahil oluyor: “Adalet ölmüş diriltmeye çalışıyoruz.”

‘İHTİYARLARIN NE İŞİ VAR BURADA?’

Espri yapma sırası 83 yaşındaki Ahmet amcaya geliyor: “Gençler gelsin. İhtiyarların ne işi var burada!” Hep beraber gülüşünce soruyorum, 

- Neden buradasın o zaman?

- Suçluyla suçsuzu ayırmadılar. Gazetecileri, milletvekillerini içeriye attılar. Yargıyı da Erdoğan seçti onların yargısına nasıl inanayım?

NEBAHAT ÖĞRETMEN

25 yıl önce emekli olmuş bir TÖB-DER’li bir öğretmen Nebahat Özer. “Ülkenin bozulan anahtarlarını düzeltilmesini istiyoruz bunlardan biri adalettir. Kadınlar adaletin direğidir. Şuan kadınlar olarak o direği düzeltmek için” diyerek İzmir’den gelmiş. TÖB-DER'li olduğunu duyunca KHK ile atılan öğretmenleri soruyorum.

“Bugün öğretmen olsaydım beni de hukuksuz atarlardı. Sapla samanın birbirine karışmamasını istiyorum. Öyle bir terazi ki kefenin bir tanesini tamamen indiriyorlar. ‘Aaa pardon’ diyorlar sonra. İnsanları tutuklayıp yıllarını çalmaya, vatan haini ilan etmelerine kimsenin hakkı yok. Bunların hiçbiri hazmedilecek şeyler değil” diyor Nebahat hoca.

KONYALILARA NİĞDELİLER KATILIYOR

Konya'dan 17 otobüs gelmişler. “'Evet'in çıktığı yerden, Konya'dan geldik” diyorlar. Tamer Kocaöz aynı zamanda Konya sanayide işçi. “Gerçeğin aydınlanmasını istiyoruz. Yukarıdakiler hesap versin. Mecliste olan partinin genel başkanları neden tutuklanıyor? Selahattin Demirtaş’ın ne işi var hapishanede? Neden Enis Berberoğlu içeriye atılıyor? Geçmişte Fethullah Gülen’i öven AKP’liler neden dışarıda o zaman?” diye soruyor. O ve arkadaşlarıyla konuşurken alana yürüyen biri “Yenikapı ruhu kırılacak” diyor, bizim taraftan “İnşallah, inşallah” sesleri yükseliyor. 

Bir yandan da bir yerden slogan geliyor, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Hak, hukuk, adalet!” Tahminler yapılıyor “1 milyonu kesin aşar”, “Doğu’dan da gelen çok var.” Dakikalar geçtikçe grubumuz büyüyor, Konyalılara, Niğdeliler, Kocaelililer katılıyor. Görülüyor ki adaleti herkes erkenden aramaya gelmiş.


HALKIN ADALETİNE İNANDIĞIM İÇİN BURADAYIM

Cansu PİŞKİN

Bülent Kaplan 43 yaşında muhasebeci:  Ülkede adalet eksikliğinden yakınan kişilerdenim ve bunu belirtmek için buraya geldim. Adaletin bir tarafın elinde tutulmasına ve ondan yana kullanılmasına karşıyım. Adaletin toplumsal anlamda kullanılmasından ve herkesin adalete ulaşmasından yanayım. Çünkü gücün adaleti daha çok ezici oluyor. O da zaten adalet olmuyor. Ben halkın adaletine inandığım için buradayım. Bizim arkamızda herhangi bir kitlenin veya örgütün gücü yok. Buradaki  çoğu kimse kendi gücü ve imkanlarıyla buraya gelip kendini temsil etmeye, iradesini koymaya çalışan insanlar. Bu ülkede örgüt anlamında genelde sola örgütlü denir ama sağ daha örgütlü. Sol, ezilmişliğin ve dağılmışlığın etkisinden hala kurtulamadı. Balkondan bir şeyleri anlatmak kolay, önemli olan sahaya inmek. Solu biraz bu yönden eksik görüyorum. Ama bu yürüyüş ve miting sayesinde bunun biraz aşılacağına inanıyorum. İnsanlar bireysel yaşamın gereklerinden toplumsal yaşamın gereklerine itildi bu yürüyüş sayesinde. Yaşamı topluma indirmedikçe, bireysel düşündükçe hiçbir yol katedemeyiz. Bugün bu alan dolduğunda bize çok daha farklı gözle bakacaklar. Çünkü artık niteliğe ve niceliğe bakmaksızın çokluğa önem veriliyor. Böyle bir adalet sistemimiz var. Çok kişi konuşunca, çok şey söylenmiş oluyor ve haklı olduğu söyleniyor. Ne kadar çok insan varsa alanda sen o kadar kuvvetli sayılıyorsun. İktidardakiler eziyor, ses gelmediği için daha çok eziyorlar. O yüzden birlik olup daha çok ses çıkarmalıyız. Bu miting de bunu sağlayacak diye düşünüyorum.

Gülizar Kaplan-Bülent kaplan

Gülizar Kaplan 43 yaşında özel bir firmada çalışıyor: Bu miting tek bir kişinin özelinde değil herkese adalet için yapılıyor. Ben de bunun için buradayım. Umarım adalet yerini bulur ve ileride çocuklarımız için de adaleti sağlamış oluruz.                        


'MHP'LİYİM, ADALET İÇİN BURADAYIM'

Meltem AKYOL

Mitinge Adana'dan eşi ile birlikte gelen Güldane Usta, yürüyüşe de katılmış. MHP'li olduğunu söyleyerek başlıyor söze: “Ben MHP'liyim, ama adalet için buradayım. MHP'nin delegesiyim. Devlet Bey, benim gibi düşünmüyor ama ben buradayım. Şu an 45 yaşındayım. Gelecekteki torunlarım için adalet istiyorum. Yarın çocuklarım bana 'Anne, baba adalet için ne yaptınız, bizim için ne yaptınız' diye sormasınlar diye buradayım.”

  • Adana'dan mitinge katılan Güldane Usta ve eşi

'AKP'Lİ DEĞİLSEN SÜRÜNÜYORSUN'

“İnsanları ayrıştırdılar, adaleti bitirdiler” diyen Usta, şunları söyledi: “İnsanları etnik kökenine göre ayrıştırdılar, partisine göre ayrıştırdılar, inancına göre ayrıştırdılar. AK Partili isen bir yere geliyorsun, değilsen sürünüyorsun. Onun için biz eşimle Adana'dan yürüyerek geldik, şu an ayaklarımız şişmiş durumda ama olsun adalet, adalet, adalet...”

'ALTTAKİLER BİR ARAYA GELMELİ,

Usta, Maltepe'de toplanan insanların mücadeleye devam etmesi gerektiği görüşünde. Görüşü ne olursa olsun insanların adalet için birlikte olması gerektiğini söyleyen Usta, “İnsanlar kökenine, partisine göre değil, yaşayışına göre bir araya gelmeli. Yani fabrikada çalışanlar, memurlar, ne bileyim sokakta bir şeyler satıp geçimini yapanlar... Yani alttakiler... CHP'lisi, AKP'lisi, MHP'lisi ve tabi HDP'lisi ile birlikte yaşamalıyız. Bunun için de adalet lazım. Adalet için birlikte olmak lazım” diye konuştu.

  • Gülten Gül

İNSANLAR BİR ARAYA GELİRSE HER ŞEYİ DEĞİŞTİREBİLİR

Gülten Gül ise 50 yaşında. Adalet için orada olduğunu söylüyor ve ekliyor:
“Sırf kendim için değil, bütün insanlar için adalet istiyorum. Bu yürüyüş insanları bir araya getirdi, herkes fikrini söyleme iradesine kavuştu. Biz de adalet için geldik. Türkiye'de özgür düşünce yok, herkes korkuyor fikrini söylemeye. 50-60 yıl geriye gitti Türkiye.”

Adalet Yürüyüşü ve sonrasında yapılan mitingle birlikte insanların bir araya gelebileceğinin ortaya çıktığını söyleyen Gül, “Bundan sonra insanlar bir araya gelmeli. Ayrım olmamalı, mağdur olanların hepsi bir arada toplanmalı. Ancak böyle değişebilir her şey” diye konuştu.

  • Ali Canikli

'SOKAĞA ÇIKMADAN OLMAZ, BURASI BİR ÖRNEK'

60 yaşındaki Ali Canikli ise “Adalet herkese lazım” diyerek mitinge geldiğini söylüyor. Canikli, “Gazeciler, yani sizler bir yazı yazıyorsunuz hapse atılıyorsunuz. Hocalar işlerinden atlıyor... Kadınlar, gençler hapiste. İnsanlar görüşünü söylemekten korkuyor, söylerse suçsuz yere yargılanıyor. Ahmet'i, Mehmet'i sokuyorlar içeri. Milletvekillerini sokuyorlar içeri. Bunlar olmasın diye buradayım” diye konuştu. Canikli bu mitingin son olmaması gerektiği görüşünde:
“İnsanlar devamlı sokağa çıkmalı. Sokağa çıkmadan olmaz. Yani işte buraya baksınlar. Herkes kendini düşünmesin, birlikte olursak olur bu iş” dedi.


‘ÇİFTÇİLERİN HAKKI İÇİN BURADAYIM’

Çağrı SARI

36 yaşındaki Çiftçi Musa Bey mitinge gelme nedenini “Çocuklarımızın geleceğimizin adaletle güvence altına alınması için, herkes için adalet için buradayız” diye açıklıyor ve ekliyor: “Hiçbir hakkı olmayan çiftçinin haklarını aramak için de buradayım.”

55 yaşındaki Turizmci Hasan Bey ise ülkedeki bütün haksızlıklara ve adaletsizliklere karşı durmak için burada olduklarını vurguluyor. Mesleki anlamda uğradıkları adaletsizliklere dikkat çeken Hasan Bey, “Ben turizmciyim. Belediyeler turizmcilerin elinden işlerini aldı. Bir tek firmayla anlaşıyorlar ve tüm işleri ona veriyorlar. Diğer esnaflar mağdur durumda kalıyorlar. Herkes için her şartta her koşulda adalet arıyoruz. Kadınlara, çocuklara, yaşlılara, işçilere, memurlara herkese adalet” diye taleplerini sıralıyor.

‘İŞ BULMAK İÇİN İLLA Kİ BİR PARTİYE ÜYE Mİ OLMAK GEREK?’

43 yaşındaki Suzan Hanım ise mitinge Aydın Nazilli’den kızıyla beraber gelmiş. Suzan Hanım kızıyla birlikte iş aradığını fakat bulamadığını söylüyor:
“Ben ve kızım iş arıyoruz. Fakat başvuru için gittiğimiz iş görüşmelerinde ilk soru hangi partili olduğumuz. AKP’li olmadığımız için bütün kapılar yüzümüze kapanıyor. Karnımızın doyması için illa bir siyasi partinin içinde mi olmamız lazım? Bu bir adaletsizlik. Çünkü hiçbir vasfa sahip olmayan, o işle alakası olmayan insanlar sırf AKP’li olduğu için işe alınıyorlar.”

Mitinge Kuşadası’ndan 5 otobüs dolu insanla geldiklerini söyleyen 62 yaşındaki Davut Bey ise “69 yaşındaki bir insan 450 km yol yürüyorsa ben ondan biraz daha genç olarak ona destek olmak için adalet talebiyle geldim” diyor.

60 yaşındaki Emekli Emel Hanım da mitinge gelme amacını şöyle açıklıyor:
“Hak, hukuk, adalet için buradayız. İlk önce hukuk önünde adalet istiyoruz sonra da yaşam alanlarımızda. Mesela emekli maaşlarımızın düzenlenmesini, insanca bir yaşam sürmeyi istiyoruz.”

Son Düzenlenme Tarihi: 10 Temmuz 2017 17:15
www.evrensel.net