Afife’nin saygınlığı kalmadı

Afife’nin saygınlığı kalmadı

Afife Tiyatro Ödüllerinde yarışacak adayların açıklanması bu yıl da büyük tartışma yarattı. Adaylıkların büyük çoğunluğunun ödenekli tiyatrolardan olması, jürinin büyük çoğunluğunun ödenekli tiyatrolardan oluşmasına bağlanırken; yarışma kategorilerinden, seçici kurulun yapısına kadar Afife

Erkan Araz

Bu yıl 15. kez düzenlenen Afife Tiyatro Ödüllerinde yarışacak adayların açıklanmasıyla birlikte tartışmalar da beraberinde geldi. Adaylıkların büyük çoğunluğunun ödenekli tiyatrolardan seçilmesi, jüri üyelerinin ödenekli tiyatrolardan oluşmasına bağlanırken, kategori saptamalarında yapılan yanlışlıklara da dikkat çekildi. Oylama Kurulunun tiyatro ile ilgisi olmayan kişilerden oluşması da tepkilere yol açan bir diğer nokta. Bir dramın müzikal dalında, başkasının ışık tasarımını uygulayanı ışık dalında, başrol oynayanların yardımcı oyuncu dalında aday gösterildikleri de ileri sürülüyor. “Skandal” olarak değerlendirilen bir başka konu da Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü’ne değer görülen Tuncer Cücenoğlu’nun “Kadın Sığınağı” başlıklı oyununun yönetmeni Serpil Tamur’un jüride olması oldu.

Afife Tiyatro Ödülleriyle ilgili itirazlar sadece bu yılla sınırlı değil. Geçtiğimiz senelerde de seçimlere çeşitli itirazlar olmuştu. Oyuncu Haluk Bilginer Afife Tiyatro Ödülleri seçici kurulu tarafından değerlendirilmek istemediklerini açıklamışlardı. Genco Erkal da 2008’de “Sivas 93” oyununa, teşvik etmek amacıyla amatörlere verilen mansiyon ödülü verilmesi üzerine ödülü kabul etmeyerek protesto etmişti. Bu yıl da Engin Alkan, “Eğer bir düzeltme yapılmazsa sahip olduğum Afife Ödülümü iade etme niyetindeyim” açıklamasında bulundu.

“OYLAMA KURULU’NA FİGÜRANLIK KALIYOR”

Afife Ödülleriyle ilgili çıkan tartışmalarla ilgili olarak görüştüğümüz Ahmet Levendoğlu, seçen kurul(lar) ile Şehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatroları ilintisinin, bu işi bir kirlilik, bir skandal boyutuna getiren iki büyük ayıptan biri olduğu görüşünde. Ancak 15 yıllık süreçte tanık olunan başka bozukluklara da değinilmediği taktirde işi “skandal”a vardıran tablonun eksik kalacağını dile getiren Levendoğlu, Afife Ödülleriyle ilgili süregelen bozuklukları şöyle sıraladı:

“Tiyatroda ödül değerlendirmesini yapacak en doğru kişiler eleştirmenlerdir. Afife ilk yıllarda seçme işini ağırlıklı olarak onlara bırakmıştı. Ne var ki sonraları onların yerine mühendis, sigortacı, bankacı, pazarlama müdürü, iş adamı, yayıncı, TV yapımcısı, felsefe doktoru, hekim gibi tiyatro dünyasının dışından kişiler getirilmeye başlandı. Bence ilk raydan çıkış orada olmuştur. İki kademeli kurulun işleyişinin çarpıklığı bir başka özür. Öylesi bir ödül yapısında olması gereken şudur: Birinci kurul bir ‘önerme kurulu’ işlevini üstlenir. Yani, asıl seçici kurula ‘Biz kalburüstü olanları taradık, toparladık; sizin seçiminize sunuyoruz.’ der ve işi orada biter. Afife’deki işleyiş ise benzeri olmayan bir ucube. Buradaki ‘Seçici Kurul’, hem adayları belirliyor, hem ardından ‘Oylama Kuruluyla birlikte oyluyor! Anlaşılan, hesap şu: ‘Bakın, çok sayıda (16+7=23) üyenin katılımıyla seçiliyor, burada bir haksızlık olamaz.’ denerek olumlu bir imaj yaratılacak. Oysa haksızlık asıl bu çarpıklıkta; bu yapıda, ipler büyük ölçüde (en az dörtte üç ağırlıkla) Seçici Kurulun elinde oluyor. Oylama Kuruluna da bir tür figüranlık kalıyor.”

VARLIKLILAR ÖDÜLLENSİN, YOKSULLAR ÖDÜLSÜZ KALSIN

Ayrıca adaylık kriterlerinden biri olan oyunların en az 75 kişilik salonda oynanması şartını bir başka garabet olarak nitelendiren Levendoğlu, “Bu güçlüler ve yeterli salonu edinebilen varlıklılar ödüllensin, güçsüzler ve yeterli salonu edinemeyen yoksullar ödülsüz kalsın anlamına gelmez mi? Bu da ödül felsefesine taban tabana zıt değil midir?” diye sordu.

Krek, Dot, Sıfır nokta iki gibi özel tiyatro gruplarının oyunları büyük ilgi görmelerine rağmen adaylar arasında yer almamasını değerlendirmemekten yana olan Levendoğlu, ‘Şu tiyatro ya da şu oyun neden aday yapılmadı?’ temelinde ele almanın asıl ayıbın gözlerden kaçmasına yol açacağını söylüyor. Levendoğlu, yönetmenliğini yaptığı “Vanya Dayı” oyununun aday gösterilmemesi ile ilgili olarak da, eleştirilerin bir oyunun aday olup olmaması değil, kurulların işleyişindeki bozukluk/kirlilik durumuna yönelik olması gerektiğini vurguluyor. (İstanbul/EVRENSEL)


‘KENDİN PİŞİR KENDİN YE’ KURULLARI

Afife’yi kirlenmişliğe ve skandal boyutlarında bir aymazlığa sürüklediğini iddia ettiği eşit ölçüde ayıplı olan iki düzenlemeye dikkat çeken Tiyatro Sanatçısı Ahmet Levendoğlu; “Bunlardan birincisi son iki yıldır ‘Seçici Kuruldan olmakla ödüllerin nerelere gideceğini baştan büyük ölçüde belirleyen yedi kişiden üçü İstanbul Şehir Tiyatroları oyuncusu ya da yönetmeni, üçü de İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncusu ya da yönetmeni. Herhangi bir tiyatroya bağlı bir kişiyi, asıl ilkesi ‘hakça değerlendirme’ olması gereken bir kurula seçici üye olarak atamak başlı başına bir ayıptır. İki yıldır bu fiyasko sürerken de kimse çıkıp ‘Peki öteki irili ufaklı 25-30 tiyatro ne yapsın, onlar onun bunun çocuğu mu?’ demiyor.” dedi.

İkinci ayıplı düzenlemeyi; birkaç yıldır aynı Seçici Kurulda (zaman zaman da ikinci derece kurul olan Oylama Kurulunda) ‘hem yarışmacı hem hakem/hem icracı hem değerlendiren’ konumunda olan; oynadığı ya da yönettiği oyunların oylandığı kurul(lar)da yer alanların olması olarak açıklayan Levendoğlu, buna ‘Kendin pişir kendin ye’ kurulu da denebileceğini dile getirdi. Usta Tiyatrocu, bu pervasızlıkların Afife’nin saygınlığını yerle bir ettiğini söylüyor.


TİYATRO STÜDYOSU AFİFE’Yİ YOK SAYACAK

Ahmet Levendoğlu, Afife Tiyatro Ödüllerinin saygınlığını yitirmesinden sorumlu gördükleri yetkililer olan Sanat Danışmanı ve “Seçici Kurul”un bugünkü üyeleri görevlerinde kaldıkları ve değerlendirmeler belirli tiyatrolara bağlı kişilerce yapıldığı sürece Tiyatro Stüdyosu, Afife Tiyatro Ödülleri’nden adaylık ve ödül kabul etmeyeceğini ve bu ödülleri yok sayacağını dile getirdi. Tiyatro Stüdyosu’nun bu tutumuna Vanya Dayı’nın sanatçılarından Mehmet Ali Kaptanlar, Emrah Elçiboğa, Ezgi Bakışkan, Vural Buldu’nun oyuncu bireyler olarak katıldıklarını aktaran Levendoğlu, ayrıca Metin Beyen, Çiğdem Erken, Serda Kondeler Aktuna, Kemal Yiğitcan’ın da ödül yapısının çarpıklığını kınadıklarını açıkladı.

www.evrensel.net