Hablemitoğlu neden öldürüldü?

Hablemitoğlu neden öldürüldü?

Geçtiğimiz günlerde Ergenekon davasında dinlenen gizli tanık C, 2002 yılında evinin önünde suikast sonucu öldürülen Necip Hablemitoğlu’nun ölüm emrinin Veli Küçük tarafından verildiğini söyledi. Veli Küçük’ün İzmirli Çerkez İbrahim olarak bilinen yeraltı dünyasının o z

Özer Akdemir

Hablemitoğlu suikasti AKP’nin, iktidarın kendi deyimi ile işbaşına geldiği ilk birkaç ay içerisinde işlenen ve günümüze kadar çözülemeyen tek siyasi cinayet. AKP’nin bu suikastı çözmeye dönük çok çaba sarf ettiği de söylenemez. Bunun nedenlerine ilerde değinmek üzere, şimdi bu ‘gizli tanık’ın söylediklerine geçelim.

‘ALTIN MADENLERİNİ YAZDIĞI İÇİN GİDİYOR!’

Gizli tanık Hablemitoğlu’nun öldürülmesinden 4-5 ay önce, Çiftçi ile onun yazıhanesinde otururlarken Veli Küçük’ten telefon geldiğini belirterek, “Bu konuşmadan sonra Çiftçi çok sinirlendi. Hablemitoğlu’nun kim olduğunu sordu bana. Ben de gazeteci diye söyledim. Bana, ‘Ne zannediyorlar bunlar? Kiralık katil miyiz biz?’ diye bağırıyordu. Telefonda Veli Küçük ve Sami Hoştan ile konuştuğunu, kendisine Hablemitoğlu’nu öldürmeyi teklif ettiklerini söyledi.’’

Gizli Tanık C, Veli Küçük’ün teklifinin Çiftçi tarafından kabul edilmediğini, bu nedenle Çiftçi’nin Veli Küçük ve Sami Hoştan’ın (Arnavut Sami) arasının açıldığını ileri sürüyordu.

Peki Veli Küçük Hablemitoğlunun öldürülmesini neden istemişti? Sanık Ergun Poyraz’ın sorusuna gizli tanığın verdiği yanıt ilginçti; “Hablemitoğlu Bergama’daki altın madenleriyle ilgili yazıyormuş. Bergama İzmir çevresinde olduğu, İzmir’in de ağası Çiftçi olduğu için, onu aradılar. Çiftçi, ‘Bu adamcağız altın madenleriyle ilgili yazıyormuş. Bundan gidiyor’ dedi”.

Ne bu gizli tanık ifadesinde, ne de Hablemitoğlu suikastı ile ilgili yazılan 4 kitap, çekilen 1 belgesel ve onlarca köşe yazısında ısrarla adı anılmayan ‘seri katil’ Durmuş Anuçin’in anlattıklarından bölümler aktaralım: “8 Nisan 2003 günü İstanbul 5 No’lu DGM’de görülen bir davada, “seri katil” Durmuş Anuçin, işlediği 5 cinayeti soğukkanlı bir biçimde anlatırken, dosyada yer almayan iki farklı cinayetinin daha olduğunu söyledi. Bunlardan biri Sinoplu bir iş adamının oğlunun öldürülmesiydi. Anuçin’in itiraf ettiği ikinci olay ise işlendiği günlerde ülkeyi sarsan Hablemitoğlu suikastıydı: ‘Türkiye’de gündemi değiştirecek bazı olaylarım var. Ankara’da Necip Hablemitoğlu’nu ben öldürdüm. Daha sonraki duruşmalarda öldürme sebebimi, aldığım parayı, silahların yerini belgeleriyle birlikte mahkemeye sunacağım’. Anuçin, bu suikastı İzmir Ödemişli Çerkez İbrahim lakaplı İbrahim Çiftçi ile gerçekleştirdiklerini anlattı.” *

Anuçin’in bu itiraflarından üç gün sonra İbrahim Çiftçi’nin ABD’ye gittiğini görüyoruz. Gizli Tanık C, Çiftçi’nin kalp rahatsızlığının tedavisi için ABD’ye gittiğini, giderken de savcıdan izin aldığını söylüyor. Oysa bu doğru değil. İzmir Emniyet Müdürlüğü Anuçin’in itiraflarından sonra başlatılan soruşturmada Çiftçi’nin yurt dışına gittiği bilgisine ulaşınca, 13.04.2003 tarihinde bütün gümrük kapılarına teleks geçerek bu kişinin arandığını ve yurda giriş yaptığı taktirde gözaltına alınmasını istiyordu. Çiftçi ABD’ye gittikten 12 gün sonra, 24.04.2003 günü Ankara Esenboğa Hava Limanından yurda giriş yaptığında gözaltına alındı. Hablemitoğlu suikastıyla ilgili sorgulanmasında Anuçin’in anlattıklarını yalanlarken, onu hiç tanımadığını söylüyordu.

YAZDIĞI KİTAP CELLADI MI OLDU?

2006 yılında İzmir’deki Kafesine atılan el bombası ile öldürülen İbrahim Çiftçi’yi Ergenekon mu ortadan kaldırdı? Çiftçiyi öldüren el bombasının Ergenekon operasyonlarını başlatan Cumhuriyet gazetesine atılanlar ve Ümraniye’de ele geçirilenlerle aynı seriden olmasının anlamı ne? Ergenekon’da önemli bir konumda olduğu söylenen Veli Küçük’ün Hablemitoğlu suikastının emrini verdiği doğru mu? Doğru ise neden? Hablemitoğlu neden öldürüldü? Bu güne kadar bu suikast neden bir türlü çözül(e)miyor?
Sorular uzatılabilir. Gizli Tanık C’nin verdiği bir bilgi önemli. Çiftçi Hablemitoğlu’nun altın madenleri ile ilgili yazdığı yazılar nedeniyle ipinin çekildiği söylemiş Gizli Tanık C’ye.

Ne yazmıştı Hablemitoğlu; “Almanya Türkiye’ye önemli miktarda altın satıyor. Bu nedenle Türkiye’de altın madenlerinin işletilmesini istemiyor. Bunu önleyebilmek için de Bergama köylülerinin mücadelesini hem parasal, hem lojistik, birçok yönden destekliyor”. Ana tezi bu idi Hablemitoğlu’nun. Bu tezini dayandırdığı bilgi ve belgeleri Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası kitabında topladı. Kitap Ağustos 2001 tarihinde basıldı. Bu kitabın da su götürmez etkisiyle Bergama Köylü hareketi önce hırpalandı, sonra sönümlendirildi. Oysa kitapta ileri sürülen bilgiler ve ortaya konan belgeler sahte idi! Belgeleri sızdırdığı iddia edilen kişinin varlığı da bu güne kadar tespit edilemedi. Peki bu kitap en çok kimlere yaradı? Yerli-yabancı altın tekellerine, Hablemitoğlu tarafından ağır bir şekilde eleştirilen ve ölmeden önce yayınlatamadığı Köstebek adlı kitaba konu edilen Fethullah Gülen Cemaatine ve bir de MİT’te Hablemitoğlu’nun müsteşarlığı planına karşı çıkanlara (AKP ve cemaat).

SUİKAST KİMLERE YARADI?

İçindeki bilgi-belgeleri sahte olan bu kitap, DGM’de açılan casusluk davasının ilk duruşmasında çürütülecekti. Dava kitaptaki iddialar üzerine oturtulmuştu ve kitabın çürütülmesi davanın da bitmesi anlamına gelecekti. Kitabın çürütülmesi aynı zamanda kitabın ardındaki güçleri (Kitabı altın madencileri finanse etmiş ve dağıttırmıştı) deşifre edecekti. Bu ise, Bergama köylülerinin mücadelesini güçlendirirken, altın tekellerinin ve onlarla iş birliği içindeki siyasi iktidarın tekerine çomak sokmak anlamına gelecekti. Bunun yanı sıra, AKP’nin iktidara gelmesinin ardından devlet içinde kadrolaşmasını önlemek isteyen güçlerin MİT’in başına getirileceği söylenen cemaate yakın bir ismi duyduklarında tüyleri diken diken oluyordu. Bunu önlemek ve MİT’in başına Kemalist Hablemitoğlu’nu getirmek için planların yapıldığı biliniyordu. Hablemitoğlu’nun DGM’deki duruşmadan 8 gün önce öldürülmesi bu planları da başlamadan sona erdirdi. MİT içindeki cemaatçi-AKP’li kadrolaşmanın da önünü açtı.

Şimdi Gizli Tanık C’nin sözlerini tekrar anımsayalım; Çiftçi, ‘Bu adamcağız altın madenleriyle ilgili yazıyormuş. Bundan gidiyor’ dedi”. Suikastın kimlere yaradığını, bugüne kadar çözülememiş olmasındaki şüphelere baktığımızda gerçekten de Hablemitoğlu altın madenleri ile ilgili yazdıkları nedeniyle öldürülmüş olabilir. Eğer öyleyse, yaratılmak istenen algının tersine, yazdıkları Almanya’ya da daha komiği ‘çevrecilere’ zarar verdiğinden ziyade, tam tersine bu asılsız iddialara zeval gelmemesi için öldürülmüştür. Onun ölümü sahte belgeler üzerine kurduğu tezlerine ve kitabına dokunulmazlık kazandırdı. Kaderin cilvesi mi diyelim, öldürülmeden önce çok sıkı bir cemaat karşıtı olan Hablemitoğlu’nun yazdıkları günümüzde en çok cemaate yakın altıncı şirketlere yaradı. Peki Veli Küçük’ün bu tablodaki yeri neresi? O da okyanus ötesine uzanan bir planda taşeronluk yapmış olmasın?  
(İzmir/EVRENSEL)

* Kuyudaki Taş / Alman Vakıfları ve Bergama Gerçeği. Evrensel Basım Yayın Kasım 2011. s: 206

www.evrensel.net