21 Ekim 2016 08:59

Dünya IŞİD’i, Türkiye YPG’yi vuruyor

Dünyanın çeşitli güçleri Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı harekete geçerken, TSK YPG’ye ait mevzileri hedef aldı.

Paylaş

Hasan AKBAŞ
Serpil BERK
Diyarbakır

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında Suriye’de YPG’ye ait  mevzilere saldırı düzenledi. TSK’nın yaptığı açıklamada, 18 hedefin vurulduğu ve 200 YPG’linin öldürüldüğü açıkladı. Efrîn Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise gece boyunca yapılan bombardımanda birkaç sivilin yaralandığı ve bazı evlerin hasar gördüğü söylendi.  İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de operasyonda hayatını kaybedenlerin sayısını 11 olarak verdi. Taraflardan farklı açıklamalar gelse de TSK’nin YPG’yi vurması tepkiyle karşılandı.

HDP, DBP, EMEP, ÖSP ve PAK yöneticileri gelişmeyi gazetemize değerlendirdi. Yaşanan bu durumun IŞİD’le mücadele edenlere karşı yapılmış bir savaş hamlesi olarak değerlendirilen görüşlerde, Türkiye halkının, AKP’nin daha da derinleştirdiği savaş politikalarına karşı çıkması çağrısında bulunuldu. HDP MYK’si tarafından yapılan yazılı açıklamada ise saldırı kınanarak, “Efîn’e yönelik saldırıda 4’ü sivil 14 kişi hayatını kaybetmiştir” denildi.

‘SAVAŞIN SINIRLARI GENİŞLETİLİYOR’

YPG’nin vurulmasını Kürt halkına yönelik sürdürülen bir savaşın genişletilmesi olarak değerlendiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, böyle devam etmesi halinde sürecin büyük bir savaşa dönebileceği kaygısını dile getirdi. “Bu durumun Türkiye’yi adım adım bir bataklığa sürüklediğini görmemiz gerekiyor” diyen Toğrul şunlara dikkat çekti: “Türkiye’nin, Suriye’ye girerken gerçek amacının Rojava’da kurulmuş olan Kürtlerin inşa ettiği bir statüyü bozmak, Kobanê ile Efrîn arasında bir koridor oluşumunu engellemek olduğunu biliyorduk. Sanki Musul, Kerkük kendi toprağıymış gibi Suriye’nin Rojava bölgesi kendi toprağıymış gibi bir Osmanlıcılık hayali kuruyor.”  

Ciddi bir tehlike boyutunda sürdürülen savaş politikalarına acilen dur denmesi gerektiğini belirten Toğrul, kamuoyuna ses çıkarma çağrısı yaptı. Toğrul, “Şimdi açıkçası Erdoğan, ‘Türkler uyanın kalkın vatan bölünüyor’ gibi bir algı yaratmak istiyor. Biz öteden beri şunu söylemeye çalışıyoruz. Anadolu  coğrafyası çok dillidir, çok kültürlüdür, bu halklar birbirini değiştirmeden dönüştürmekten vazgeçerek, kardeş olarak, halklar bahçesi olarak yaşayabilirler. Anadolu’daki tüm halkların, ezilenlerin, yoksulların, emekçilerin bu ülkeyi gerçekten bir savaş bataklığına götürecek bu politikalar karşısında birleşmesi gerekiyor. Tüm halkları kardeş olmaya davet ediyoruz” dedi.

‘BAŞKANLIK UĞRUNA KAN DÖKÜLÜYOR’

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Öznur Oğuz da yaptığı açıklamada, hükümetin, “Terörizmle Mücadele” adı altında savaşa girdiğini belirterek, “Bu çatışma emperyalistlerin bölgede egemenliklerini güçlendirme ve bölgeyi yeniden paylaşma savaşıdır. Musul’da IŞİD’e müdahale diye çıkılan yolda, IŞİD dışında yer alan ve selefi olmayan tüm yapılar hükümetin hedefindedir. Bir süredir Haşdi Şâbi milislerinin Şii yanına vurgu yapılarak yürütülen propaganda, Fırat Kalkanı Operasyonu ekseninde PYD güçlerinin mevzilerine açıktan saldırıya dönüşmüş durumda. Mezhepçi, aşiretçi ve ırkçı politikalarla bölgenin yeniden paylaşım kavgasına Türkiye hükümeti de taraf olmaktadır. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere hükümetin bu ırkçı ve mezhepçi politikaları ülkeyi iç çatışmaların içerisine sürükleyecektir” dedi. Savaşın ve çatışmanın ortasında gündeme getirilen Başkanlık tartışmalarının boşuna olmadığını kaydeden Oğuz, “Cumhurbaşkanının, Başkanlık rejiminin üzerine koyacağı bir zafere ihtiyacı vardır ve bu zaferi ırkçı, mezhepçi ve savaşçı politikalarla, bölgede doğrudan savaşa girerek, halkların kanı üzerinden, içeride iç çatışmaları körükleyerek, karmaşa ve kaostan sağlamaya çalışmaktadır. Savaşa, mezhepçiliğe, çatışmalara karşı; barışta, halkların kardeşliğinde, demokraside ve özgürlüklerde ısrar edeceğiz ve tüm emek, demokrasi ve barış güçleriyle, ortak mücadeleyle geleceğimizi kazanacağız” dedi.

‘BU SALDIRININ YOL AÇTIĞI YENİ SIKINTILAR OLACAKTIR’

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Seydi Fırat da, yapılan saldırının Ortadoğu’daki süren savaşı  daha da derinleştireceğini kaydetti. Fırat, “Türkiye’nin amacı Musul ve Şengal’e uzanan alanda hakimiyet kurmak istemesidir. Bunun tartışmalarını Lozan’ı ileri sürerek yapıyor. Kürt güçlerini nerede olursa olsunlar kendisi için tehlike olarak görüyor ve Kürt güçlerinin IŞİD’le mücadeleyle kazandığı alanları, nasıl daraltırım, diye düşünüyor. Bu saldırı IŞİD’in saldırısından kurtulmuş yeniden yaşam kurmaya çalışan Êzidîleri de tehdit edecektir. Bu saldırının yol açacağı yeni sıkıntılar olacaktır. Türkiye Musul meselesinde yaptığı planlara rağmen umduğunu bulamayınca saldırıyı Kürtlere yöneltti” dedi.

‘BİRLEŞEREK MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ’

Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) Genel Başkan Yardımcısı Nuri Sınır ise AKP’nin Kürtlerin kazanımlarını yok etmeye yönelik bir savaş başlattığını belirterek saldırıya tepki gösterdi. Sınır, “Cerablus’a çıkarma yapmalarını Efrîn ile Kobanê  arasında oluşturulacak güvenlikli bir bölgeye mültecileri yerleştirmek olarak tarif etse de asıl amacı Kürtlerin Kobanê’yle birleşmesini engellemektir. Musul da tüm girişimlerine rağmen istediklerini alamadıkları için Kürtlere saldırıyorlar. Bugünden sonra Kürtler hiçbir ayrım gözetmeden birleşmek durumundadır. Bunu yapabildikleri oranda Kürtler üzerinde ki planlar altüst olur. Çağrımız birlikte bir mücadele birliği oluşturulmasıdır” dedi.   

‘SAVAŞ BÜYÜMEDEN BİR ARAYA GELİP, SES ÇIKARALIM’

Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP) Genel Başkan Yardımcısı Nusret Maçin de, yaşanan durumun hem güney de hem de Türkiye’de bir savaş haline dönüşebileceği kaygısını dile getirerek, örgütlü demokrasi güçlerini birlikte ses çıkarmaya davet etti. Maçin, yaşananları şu şekilde değerlendirdi: “Ortadoğu’daki kaotik ortamdan yararlanılarak, Kürtlerin kazanımlarına yönelik bir saldırı başlatıldığı şeklinde değerlendiriyoruz. Bu saldırı ciddi bir savaşa yol açacaktır. Bu Türkiye’de de savaşın dozunu yükseltir,  kayyım ve OHAL büyük tepkileri doğururken, son bu gelişmeler sessiz tepkileri büyük tepkilere dönüştürecektir. Biz bu adımı atan Türkiye’nin ortaya koyduğu politikasını kınıyoruz ve buna tüm demokratik güçlerin ortak tavır göstermesi gerektiğinin zorunlu olduğuna dikkat çekmek istiyoruz.” 

ÖNCEKİ HABER

En hızlı büyüyen şirketler Ortadoğu’ya silah satanlar

SONRAKİ HABER

IMF: Ek gümrük vergileri küresel GSYH’yı yüzde 0.3 düşürebilir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa