28 Eylül 2016 23:08

#HayatınSesiSusturulamaz

Hayatın Sesi'nin yayınının TÜRKSAT tarafından durdurulmasına karşı tepkiler...

Paylaş

Hayatın Sesi ve diğer TV kanallarının karartılmasına karşı yarın (29 Eylül Perşembe) saat 18:00'de Galatasaray Meydanı'nda basın açıklaması yapılacak. 

HAYATIN SESİ'NİN YAYINININ DURDURULMASINA TEPKİLER...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba:

AKP’nin OHAL’i fırsata çevirerek muhalif yayınları susturmaya çalıştığını söyleyen Ağbaba, “AKP’nin rahatsız olduğu, AKP’nin politikalarını eleştiren, özgürce gazetecilik yapmaya çalışan, özgürce televizyonculuk yapmaya çalışan bir kanalın susturulmaya çalışıldığını düşünüyoruz. Bu yayın kuruluşunun geçmişteki bakışı belli. Yayın politikası belli. Bu yayın politikasını OHAL’le susturmaya çalışmak hukuksuz” dedi. OHAL’in sadece Gülen Cemaati’yle mücadele için çıkartıldığını ifade eden Ağbaba, “Şimdiye karşı özellikle Gülen Cemaatine karşı eskiden beri tutumu net olan bir kanalın susturulması tam anlamıyla bir hukuksuzluk. Bu televizyonun geçmişte AKP’nin Gülen Cemaatiyle iş birliği yaparkenki tavrı belli. 15 Temmuz akşamı olan tavrı belli. 15 Temmuz sonrası olan tavrı belli. Darbeye karşı net tutum alan, her türlü darbeyi reddeden bir yayın kuruluşunun kapatılması tam anlamıyla bir hukuksuzluk. AKP’nin çelişkisini gösteren bir uygulamadır. Bunu kabul etmek mümkün değil. Belki buradan susturulacaktır ancak bu anlayışa karşı herkesin ortak mücadele etmesi gerekir. Bu kanalın susturulması demek Türkiye’deki azıcık demokrasi kırıntısının da yok edilmesi demektir” diye konuştu. Ağbaba, CHP olarak basın özgürlüğünün yanında olduklarını vurguladı.

HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken:

Ortada herhangi bir hukuksal süreç söz konusu değil. Tebligat yok. RTÜK'te böyle bir konu hiçbir şekilde tartışılmadı. Bu yönlü RTÜK’ün yayın organlarına ulaştırdığı tek bir bilgi kırıntısı devrede değil. Daha önce Fetullahçı yapılanmayla mücadele için çıkartılmış olan bir kanun hükmündeki kararnameye atıf yapılarak başbakanlık bünyesinde kurulan bir komisyonun önüne gelen istihbarat raporlarını referans alarak RTÜK’e göndermiş olduğu bir yazıyla birlikte RTÜK başkanının RTÜK’ün normal işleyişini de çiğneyerek doğrudan TÜRKSAT’a yazmış olduğu bir yazı uyarınca bu darbe saldırısı gerçekleşmiş” dedi. Bu saldırının sadece özgür basın geleneğine yönelik bir saldırı olarak değerlendirilmesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Baluken, “Bu doğrudan Türkiye demokrasisine ve hukuk devleti normlarına yapılmış açık bir saldırıdır. AKP’nin, Erdoğan’ın yaratmış olduğu faşizm dalgasının gelmiş olduğu boyutu göstermesi açısından önemlidir. Erdoğan ve AKP ilk saatlerden itibaren 15 Temmuz darbe girişimini Allahın bit lütfu olarak değerlendirip daha önce planladıkları bir karşı  darbeyi hayata geçirdimek için bir fırsat olarak değrlendirmişlerdir. 
AKP’nin siyasal alana, yerel yönetimlere, kamusal alana, bir bütün olarak toplumsal yaşamı boğmaya yönelik saldırılarının  bir devamının bugün de muhalif kanalların kapatılmasıyla sürdürüldüğünü vurgulayan Baluken, “Yüzlerce gazetecinin gözaltına alınması, onlarcasının tutuklanmış olması, barışı, demokrasiyi ve emeği savunan akademisyenlerin, aydın ve yazarların AKP faşizmiyle sürekli muhatap olması bu darbe saldırısının amacını net olarak ortaya koyuyor. AKP uyguladığı bu faşizm ve darbe pratiğinden, halklarımıza dayatmış olduğu bu savaş konseptinden bir şekilde susturulmuş bir toplum çıkarmak istiyor. Şunu söyleyebiliriz AKP bu korkusunda haklıdır. Demokrasiyi, barışı, emeği savunanlar devreye giren darbe saldırılarının boyutu ne olursa olsun asla susmayacaklardır” diye konuştu. 

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Uğur Güç: Biz zaten RTÜK içerisinde bir takım kapatma girişimleri olduğu duyumunu almıştık. Bu sebeple de yarın ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan randevu almıştık. Görüşmek için gidiyorduk. Bu akşam olması sürpriz oldu ama bu biliniyordu. Sadece Hayatın Sesi değil bütün muhalif kanalların kapatılması, muhalif seslerin kesilmesi için, sadece mutlak AKP iktidarı için böyle bir yola gidecekleri belliydi. Bu, sınıfa karşı yapılmış bir harekettir. Neticede Türkiye’de çok kötü zamanlar yaşıyoruz. Bunlar daha da kötü zamanlar yaşayacağımızı gösteriyor. Demokrasiyi bitirme, mutlak bir iktidar yerleştirme hevesleri maalesef ki bizi bütün dünyaya rezil ediyor.Ülkede demokrasi var deniyor gazeteler kapatılıyor, televizyonlar kapatılıyor. Yüzü aşkın gazeteci cezaevinde tutuklu. Bunun adı demokrasi değil.  
Güç, randevu iptal edilmezse CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmeye gidecekleri bilgisini de paylaştı. 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Başkanı Turgay Olcayto: Bunlar çok da beklemediğim kararlar değil. Artık bu senaryoya alıştık. Bir takım iktidara yakın gazeteciler ve gazeteler bir yerleri hedef gösteriyorlar. Biraz bekliyorsunuz sonra aradan bir ay geçmeden o hedef yerini buluyor. Hükümet harekete geçiyor. OHAL’i bahane ederek o yayınları kesiyorlar. Ben doğrusu böylesini askeri darbelerde, 12 Mart’larda, 27 Mayıslar’da daha sonra 82’de en ağırıydı. Böylesine rastlamadım. Bu kadar pervasızlığıa bu kadar hukuksuzluğa tanık olmadım. Türkiye bir yasaklar ülkesi. Halkın haber alma hakkı, bilgi edinme hakkı yasaklanıyor. Ondan sonra Türkiye’de demokrasi var. Demokrasi için insanları meydanlara çağırıyorlar. Hangi demokrasi? Hiçbir kurumu işlemeyen, her kurumu sakat olan bir demokrasinin içerisinde yaşıyoruz
Yarın hem basın açıklamaları hem de iktidar nezlinde girişimlerinin olacağını da ekleyen Olcayto, gazeteciler arasındaki dayanışmanın eksikliğine vurgu yaparak şu eleştiriyi yaptı: “Basının bu kadar bölündüğü, bu kadar parçalandığı bir dönemi yaşamadım. Elbette eskiden beri iktidara yakın basın vardır. Arada iktidarı destekleyen basının çabaları olur ama bu kadar nefret söylemi içerisinde karşısındaki gazeteciyi hedef alan, gazeteyi kapatacak ithamlarda bulunan gazetecilere hiç rastlamamıştım. Demekki bizde bir sakatlık var. Ama biz elimizden geleni yapacağız. Umutsuz olmak bize yakışmaz sonuna kadar mücadelemişzi sürdüreceğiz.” 

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu:

Hayatın Sesi’nin de aralarında olduğu TV kanallarının yayının durdurulması demokrasiye, ifade özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına vurulan bir darbedir. AKP’nin  her ortamda kendi lehine kullanacak bir zemin hazırladığını söyleyen Tanrıkulu, “Biz buna karşı çıkacağız. Boynumuzu uzatmayacağız, sıramızı beklemeyeceğiz, beklememeliyiz. Birbirimizle olan ön yargılarımızı bir kenara bırakarak bütün demokrasi güçlerinin bir arada olması lazım. Ortak bir zeminde buluşarak bu diktatörlük anlayışına karşı bir arada olmalıyız. Bizim görevimiz izlemek değil, karşı çıkmak ve durdurmaktır” dedi.  

KESK Eş Genel Başkanı Köse: Nereye kadar susturacaksınız:

Bu dakikadan itibaren başlık ‘Nereye kadar susturacaksınız? İşçileri, emekçileri, diğer toplumsal kesimleri, kadınları, Alevileri nereye kadar susturacaksınız’ olmalı” dedi. AKP’nin  7 Haziran’dan itibaren bir darbe süreci başlattığını, 15 Temmuz’u da buna basamak olarak kullandığını kaydeden Köse, “AKP, darbeyi bahane ederek ilan ettiği OHAL, çıkardığı KHK’ler ile emekçileri işinden ederek susturuyor. Toplumun diper kesimlerinin, aynı zamanda emekçilerin itirazlarını dile getiren birkaç tane kanaldan bir tanesi Hayatın Sesi. Şuanda o da susturulmuş durumda. Gazete kapatıyor. Kanal kapatıyor. Karşılarında en ufak bir sese dahi tahammülleri kalmamış durumda. Ama bu şu anlama gelmiyor. Bir sesi bir yere kadar susturabilirsiniz” dedi. Ortak mücadele çağrısı yapan Köse, “Bizim yapmamız gereken şey onlar bizim sesimizi ksıtıkça bizler sesimizi başka  biçimde daha gür bir biçimde duyurmanın adımlarını atmalıyız kollektif olarak. Evet bunu başarabiliriz. Aslında bütün bu ağır saldırıları geri püskürtebiliriz. Yeterki alternatifini bulalım, örgütlenmelerimizi yaratalım” dedi. Hayatın Sesi TV’nin kamu emekçilerinin sesi olduğunu vurgulayan Köse, “Sesimizin daha gür çıkması için Hayatın Sesi’ne sahip çıkacağız. Bizim KESK olarak bugünden itibaren eylemlilik süreci başlatıyoruz. KHK’lerle görevden almalara karşı, aynı zamanda OHAL’in kaldırılması talebimiz de var. Şimdi buna Hayatın Sesi de eklenmiş olacak” diye konuştu. 

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Uğur Güç: Bütün muhalif kanalların kapatılması, muhalif seslerin kesilmesi için, mutlak AKP iktidarı için böyle bir yola gidecekleri belliydi. Bu, sınıfa karşı yapılmış bir harekettir. 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti: İktidarla aynı görüşü paylaşmayan gazeteciler hedef gösterilmekte asılsız ihbarlarla gözaltına alınmaktadır. OHAL Başbakanın ifade ettiği gibi sadece devlete uygulanmalıdır. Halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için çalışan gazetecilerin hedef alınmasından vazgeçilmelidir. Gazetecilik suç değildir. Gazeteler ve TV kanalları kapatılmamalıdır. 

DİSK Basın İş: Kapatılan kanalların Kürtçe yayın yapan veya egemen medyanın dışında kalan kanallar olması sansürün nedenini açıkça ortaya koyuyor. Elindeki imkan ve olanakları OHAL’den aldığı güçle basını susturmak, muhalif olan her türlü kişi ve kurumun sesini kısmak için kullanan iktidar bu uygulamalarından artık vazgeçmek zorundadır. Kapatılan tüm TV kanalları ile dayanışma içinde olacağız. 

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş: Saray ve AKP iktidarı, 15 Temmuz darbe girişimini istismar etmeye devam ediyor. Toplumun alternatif bir ses duymasına, farklı bir nefesi hissetmesine tahammül edemiyorlar. Kapatılan her televizyon kanalı ile gazete Türkiye’nin ayrı bir rengi. iktidar, renksiz, siyah beyaz bir Türkiye istiyor. Ancak bu isteğini gerçekleştirmesine izin vermeyeceğiz. 

DİSK Genel Başkanı Kani Beko: Özgürlüğe, demokrasiye, evrensel hukuka insan haklarına aykırı uygulamaların kılıfı olan OHAL derhal kaldırılsın KHK’ler aracılığı ile yapılan hukuksuzluklar düzeltilsin. Haber alma hakkına karşı yapılan bu saldırı aynı zamanda Anayasa’da ifade edilen basın özgürlüğüne de aykırıdır. Derhal bu yanlıştan dönülmelidir.

DİSK/Gıda-İş Genel Başkanı Seyit Aslan: Darbe başarılı olsaydı muhtemelen başta bugün parlamentodaki bütün partiler, sendikalar, basın ve yayın kuruluşlarına kilit vurulmuş olurdu. Hükümetin darbecilerin yapmak istediklerini bir ölçüde adım adım hayata geçirmenin peşinde. 

DERİTEKS Genel Başkanı Musa Servi: Bilinmelidir ki; Hayatın Sesi televizyonu gücünü emekçilerden alıyor. Bu anlamda bu televizyonun sesi kısılamaz. Çünkü nerede bir emek mücadelesi varsa Hayatın Sesi televizyonu orada. 

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği: Alevilerin sesi TV 10 ve emeğin sesi Hayatın Sesi Televizyonu kapatılamaz, susturulamaz. Bütün bu saldırılar da göstermektedir ki 15 Temmuz darbe girişimi fırsata çevrilerek bir karşı darbe, AKP-Saray darbesi yapılmaktadır. Basında tek sesliliği yaratmaya dönük bu saldırılar AKP karşıtı muhalefeti susturmaya yöneliktir. 

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz: Hayatın Sesi televizyonunun yayının OHAL kapsamında KHK’lara dayandırılarak Başbakanlık emri ile Türksat yayınından çıkartılması kabul edilemez. Emekçilerin sesi olan ‘Hayatın Sesi’ televizyonunun sesi susturulamaz. İktidarın, basın üzerindeki baskısı kabul edilemez. TMMOB, her zaman özgür basının yanında olacaktır. 

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Samet Mengüç: Bu beklenen bir karardı, sürpriz olmadı ama asla kabul edilemez bir yaklaşım. Onların keyfi uygulamalarla bu tarz kararlar alma yetkileri varsa bizim de karşı çıkma ve direnme hakkımız var. Bunu da her zeminde dile getireceğiz. 

Cam Keramik İş Sendikası: Biz işçilerin, emekçilerin sesi soluğu, grevlerin ve hak arama mücadelelerinin habercisi olan başta Hayatın Sesi Televizyonu olmak üzere, karartmaları ve kapatmaları kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Özgür basın üzerindeki baskılara bir an önce son verilmesini istiyoruz.

Hayatın Sesi TV izleyicileri, sendikacılar, siyasi partiler, gazeteciler, akdemisyenler, işçi ve emekçiler yayının durdurulmasına karşı #HayatınSesiSusturulamaz hashtag'i ile tepkilerini dile getiriyorlar. 

HDP: Her alanda olduğu gibi medyada da teklik isteyen AKP-Saray iktidarı, farklı sesleri boğmaya çalışıyor. Özgür yayıncılığın sesi kesilemez!

CHP Milletvekili Mehmet Tüm: AKP muhalif olan hiç bir sese tahammülü yok @hayatin_sesi tv hiç bir gerekçe göstermeden Türksat'dan çıkarıldı #HayatınSesiSusturulamaz

Aydın Çubukçu: AKP'ye biat etmeyen herkes susturulmak isteniyor. Halk sayılmayan milyonlarca insanın meselesidir.

Tuğba Tekerek: Tv kanalları susturuluyor, bunun haberini bile yapmıyor diğer kanallar #HayatınSesiSusturulamaz #GazetecilikSuçDeğil

Orhan Alkaya: #HayatınSesiSusturulamaz

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan: Havuz medyası dışında haber kanallarına tahammülleri yok. @hayatin_sesi @jiyan_tv  @ZarokTV @TV10_ @VanTV_resmi #BasınÖzgürlüğüEngellenemez

KESK: İşçi ve emekçilerin sesi, her zaman gerçeklerden yana olan Hayatın Sesi TV karartılamaz! Basın özgürdür! Sansür edilemez! 

Nilgün Ongan: Grevdeki işçinin, işten atılan emekçinin, şiddet gören kadının sesi susmaz! #HayatınSesiSusturulamaz

Özgür Müftüoğlu: Bir iktidar özgür basının sesini keserek halkın gerçekleri öğrenmesini neden istemez? #HayatınSesiKarartılamaz

Mücella Yapıcı: Özgürlüğe,demokrasiye,evrensel hukuka insan haklarına aykırı uygulamaların kılıfı olan "Ohal" derhal kaldırılsın... #HayatınSesiSusturulamaz

Alper Taş: Hayatın Sesi OHAL kapsamına sığmaz. #HayatınSesiSusturulamaz #OHALDerhalKaldırılmalıdır (MEDYA SERVİSİ)

ÖNCEKİ HABER

MGK'den OHAL'i uzatma tavsiyesi çıktı

SONRAKİ HABER

"Ali Babacan, Erdoğan’a partiden ayrılacağını söyledi" iddiası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa