26 Eylül 2016 18:01

Bir kavram: Devlet

Devlet nedir?

Paylaş

DEVLET NEDİR?
Devlet, sınıf çelişkilerinin uzlaşmaz olgusunun ürünü ve belirtisidir. Nerede sınıflar arasındaki çelişmenin uzlaşması nesnel olarak olanaklı değilse orada devlet ortaya çıkar. Ve tersine; devletin  varlığı da sınıf çelişkilerinin uzlaşmaz olduğunu kanıtlar. 
Marksizmin iki ana çizgiyi izleyen çarpıtılması işte bu özsel ve temel nokta üzerinde başlar. Bir yanda karşı çıkılması olanaksız tarihsel olguların baskısı altında, nerede sınıf çelişkileri ve sınıf savaşımları varsa, ancak orada devletin var olduğunu kabul etmek zorunda kalan burjuva ve özellikle küçük burjuva ideologlar, devleti sınıfların bir uzlaşma organı olarak ortaya çıkartacak biçimde, Marx’ı “tashih” ederler.  Marx’a  göre, eğer sınıflar arası uzlaşma olanaklı olsaydı devlet ne ortaya çıkabilir ne de ayakta kalabilirdi. Bol bol Marx’tan söz eden bazı profesörler ve gazete yazarlarına göre, devletin rolü sınıfları uzlaştırmaktadır. Marx’a göre, devlet, bir sınıf egemenliği organı, bir sınıfın bir başka sınıf üzerindeki baskı organıdır; sınıflar arasındaki çatışmayı hafifleterek, bu baskıyı yasallaştırıp pekiştiren bir düzenin kurulmasıdır.


EZİLEN SINIFI SÖMÜRME ALETİ OLARAK DEVLET

Devlet, sınıf karşıtlıklarını frenleme gereksiniminden doğduğuna, ama aynı zamanda, bu sınıfların çatışması ortasında doğduğuna göre, kural olarak en güçlü sınıfın, ekonomik bakımdan egemen olan ve bunun sayesinde siyasal bakımdan da egemen sınıf durumuna gelen ve böylece ezilen sınıfı boyunduruk altında tutmak ve sömürmek için yeni araçlar kazanan sınıfın devletidir. Antik devletle feodal devlet, kölelerle serflerin sömürülmesi organı oldular; ama yalnızca onlar değil, modern temsili devlet de, ücretli emeğin sermaye tarafından sömürülmesi aletidir.


ZENGİNLİĞİN GARANTİSİ OLARAK DEMOKRATİK CUMHURİYET

Bugün, hangisi olursa olsun, bütün demokratik cumhuriyetlerde, emperyalizm ve bankalar egemenliği, zenginliğin sınırsız gücünü savunmak ve kullanmak için yararlanılan bu iki aracı, ender bir sanat haline getirecek derecede “geliştirdi.” Artık siyasal mekanizmanın bu tür eksikliklerine ve kapitalizmin siyasal zarfındaki kusurlara bağımlı olmadığı için, “zenginlik”in sınırsız gücü demokratik cumhuriyette daha güvenli bir konumdadır.  Demokratik cumhuriyet, kapitalizmin olanaklı en iyi politik biçimidir; çünkü sermaye, demokratik cumhuriyeti ele geçirdikten sonra, iktidarını öyle sağlam, öyle güvenli bir biçimde kurar ki burjuva demokratik cumhuriyetindeki hiçbir kişi, kurum ya da parti değişikliği onu sarsamaz. Engels “Genel oy hakkı (...) işçi sınıfının olgunluğunu ölçmeyi sağlayan bir göstergedir. Bugünkü devlet içinde bundan daha çok hiçbir şey olamaz ve hiçbir zaman da olamayacaktır.” der.


ENGELS VE DEMOKRASİNİN ANLAŞILMASI 

Demokrasi ile azınlığın çoğunluğa boyun eğmesi özdeş şeyler değildir. Demokrasi, azınlığın çoğunluğa boyun eğmesini kabul eden, tanıtan bir devlettir; başka bir deyişle, demokrasi, bir sınıf tarafından bir başka sınıfa, nüfusun bir bölümü tarafından nüfusun bir başka bölümüne karşı, sistemli zor uygulanmasını sağlamaya yarayan bir örgüttür. Biz devletin yani tüm örgütlenmiş ve sistemli zorun, genel olarak insanlar üzerinde uygulanan her tür zorun ortadan kalkmasını son erek olarak alıyoruz. Biz azınlığın çoğunluğa boyun eğmesi ilkesine uyulmayacağı bir toplumsal düzenin çıkagelmesini beklemiyoruz. Ama biz, sosyalizmi yürekten dileyerek inanıyoruz ki, sosyalizm, evrimi içinde komünizme varacak, ve sonuç olarak, insanlara karşı zora başvurma zorunluluğu, bir insanın başka bir insana, nüfusun bir bölümünün nüfusun öteki bölümüne boyun eğme zorunluluğu büsbütün ortadan kalkacaktır; çünkü insanlar, zor ve boyun eğme olmaksızın, toplum halinde yaşamanın yalın koşullarına uymaya alışacaklardır. 


ÖZEL BİR İKTİDAR ÖRGÜTÜ OLARAK DEVLET

Devlet özel bir iktidar örgütüdür; belirli bir sınıfın sırtını yere getirmeye yönelik bir zor örgütü. Peki, proletaryanın yenmek zorunda olduğu sınıf hangisidir? Elbette yalnızca sömürücüler sınıfı, yani burjuvazi. 
Emekçilerin yalnızca sömürücülerin direncini bastırmak için devlete gereksinimleri vardır; oysa, bu baskıyı yönetme, onu pratik olarak gerçekleştirme işini, sonuna dek devrimci tek sınıf olarak, burjuvaziyi iktidardan tamamen kovmak için, ona karşı savaşımda burjuvaziyi iktidardan tamamen kovmak için, ona karşı savaşımda bütün emekçileri ve bütün sömürülenleri birleştirmeye yetenekli tek sınıf olarak, yalnızca ve yalnızca proletarya yapabilir. 
Sömürücü sınıfların siyasal egemenliğe olan gereksinimleri sömürüyü sürdürmek, yani halkın büyük çoğunluğuna karşı, çok küçük bir azınlığın bencil çıkarlarını savunmak içindir. 
Sömürülen sınıfların siyasal egemenliğe olan gereksinimleri ise, her türlü sömürüyü ortadan kaldırmak, yani modern köleciler olan büyük toprak sahipleriyle kapitalistler azınlığına karşı halkın büyük çoğunluğunun çıkarlarını savunmak içindir. 


KAPİTALİST DEMOKRASİ VE EZİLENLER

Kapitalist demokrasi mekanizması daha yakından incelendiğinde, her yerde, seçim yasasının küçük (sözde küçük) ayrıntılarında (oturma koşulları, kadınlara oy hakkı tanınmaması vb) temsili kurulların işleyişinde, toplanma hakkına konulan fiili engellerde (kamu yapıları “sefiller”in toplantı yeri değildir) günlük basının kapitalistçe örgütlenmesinde vb., vb. – her yerde, demokratizme sınırlama üstüne sınırlama konduğu görülecektir. Yoksullar için bu sınırlamalar, uzaklaştırmalar, dıştalamalar, engeller, özellikle ne kendileri yoksulluk çekmiş, ne de ezilen sınıflar yığınının yaşamını yakından tanımış bulunan kimselerin gözüne küçük görünürler –ve burjuva gazete yazarı ve siyasetçilerin onda dokuzunun, hatta yüzde doksan dokuzunun da durumu budur, - ama, hepsi bir araya gelince, bu kısıtlamalar yoksulları siyaseten, demokrasiye etkin katılımdan dıştalar, uzaklaştırırlar.(…) Ama, bu –kaçınılmaz biçimde dar, yoksulları sinsice ezen ve sonuç olarak ikiyüzlü ve yalancı –kapitalist demokrasiden başlayarak ilerlemek, burjuva profesörlerle küçük burjuva oprtünistlerin ileri sürdükleri gibi, dolambaçsız, dosdoğru ve çatışmasız bir biçimde “gitgide daha yetkin bir demokrasi”ye götürmez. Hayır. İleriye, yani komünizme doğru gidiş, proleterya diktatörlüğü aracılığıyla yapılır; başka türlü yapılamaz çünkü sömürücü kapitalistlerin direncini kırabilecek başka hiçbir sınıf ve araç yoktur.

ÖNCEKİ HABER

BİYOGEN bilim sansürüne karşı koymaya devam ediyor!

SONRAKİ HABER

Fenerbahçe Üniversitesinde akademisyenler "bölüm kapanacak" diye işten çıkarıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa