Kadının halinden kadınlar anlar

Kadının halinden kadınlar anlar

İşyerine girdiğimiz andan itibaren sanki hapse girmişiz gibi ‘Kafanı kaldırma’, ’Konuşma’, ‘Tuvalete fazla gitme’, ‘Bugün şu kadar sayı TS çıkacak’ ..

Sevgi YALÇIN 
İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde kadın işçilere göre erkek işçiler daha yoğunlukta. En azından benim çalıştığım site ve işyeri açısından böyle. Bu durum kadın işçiler üzerindeki baskı ve yasakları azaltmıyor, aksine artırıyor. 
Mesela mesai saatleri içinde telefon görüşmesi yapmak bütün işçilere yasak, ama kadınların telefonları ustabaşı tarafından ellerinden alınıyor, ustanın dolabında tutuluyor ve ancak paydoslarda geri veriliyor. Kadın işçiler, “Erkeklerden almıyorlar bizden alıyorlar telefonları”, “Biz anneyiz, çocuklarımız var, acil bir durum olsa, çocuklar arasa bir şey olsa, iki üç saat sonra haberimiz olacak”, “Biz zaten mesai içinde konuşmuyoruz, sesi kapalı, önlüklerimizin cebinde duruyor. Hem neden bizden alıyorlar da erkeklerden almıyorlar” diyerek bu durumdan yakınıyor. 
 

PSİKOLOJİMİZ BOZULUYOR
Bir de tuvalet ve soyunma odasının kapılarında kamera olması kadınları rahatsız ediyor. “İşyerine girdiğimiz andan itibaren sanki hapse girmişiz gibi ‘Kafanı kaldırma’, ‘Konuşma’, ‘Tuvalete fazla gitme’, ‘Bugün şu kadar sayı TS çıkacak’ ‘Hadi! Hadi!’ demeleri hem psikolojimizi bozuyor, hem çalışma şevkimizi bitiriyor” diyorlar. 
Bunun da üstüne çalıştıkları pres makinelerinin sık sık arıza yapması hep bir korku içinde çalışmalarına neden oluyor. Kadın işçiler yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Geçen aylarda Aysel’in parmağını makine kesti. Makinelerin hepsinde ya arıza var ya da hızlı çalışmaktan ısınıyor. Makinelerden korkuyoruz. Biz Aysel’in yaşadığı gibi bir durumu yaşamaktan korktuğumuzu söylüyoruz ustaya ‘Siz kullanmasını bilmiyorsunuz’ diyor. Aysel’e de öyle dediler. Kadının parmağı koptu suçlu kadın oldu. ‘Sen çalıştırırken yanlış düğmeye basmışsındır’ dediler. İş güvenlik uzmanı da pek bir şey yapmadı, kamera kayıtları silinmiş, yokmuş, öyle dediler. Ama biz biliyoruz ki makine arızalıydı, Aysel daha önce söylemişti… Evimize ekmek götüreceğiz diye psikolojimiz bozuldu.” Birçoğu, “İhtiyacım olmasa burada hiç durmam” diyor. 
Kadınlar her ne kadar böyle ifade etseler de çalışmak zorunda olduklarının farkındalar ve “Bu böyle olmaz, böyle devam etmez” diyerek içlerindeki isyanı da büyütüyorlar. Çalıştığım yerde durum biraz böyle.
 

YALNIZ OLMADIĞINI GÖRMEK
Ama bir de başka bir yönü var kadın işçilerin yaşamının. Ortak sorunları karşısında birbirlerinin hayatına dokunmak ve anlamak onlara iyi geliyor. Çünkü, bir sürü günlük sorunla boğuşurken aslında tek başına olmadıklarını ve sorunlar kadar çözümlerin de ortaklaşabildiğini görmek biz kadınlar için önemli.
Buna kadınlara verdiğim Ekmek ve Gül dergisi üzerine konuşurken bir kez daha tanık oluyorum. Okudukları kadın yaşamları onları çok etkilemiş. Şerife, “Esenyalı’daki vahşeti okudum” diyor. Bir annenin çocuğunun on yaşında tecavüze uğramış olmasının o anne ve çocuk için çok zor bir durum olduğunu ifade ediyor. “Okurken çok üzüldüm ve kötü oldum, o anneyi ve çocuğunun psikolojisini düşünemiyorum.” 
Sevginaz kendi yaşamından bir örnek vererek giriyor söze. Akrabalarının kızının biri tarafından kaçırılıp tecavüze uğradığını, daha yaşının 16 olduğunu anlatıyor. “Adam yakalanmış, kızı aldılar ama psikolojisi hiç iyi değil. Benim de iki kızım var, ortam çok bozuldu. Kızlarım için çok endişeleniyorum ve onların üstünde baskı uyguluyorum aslında. Kızları ben de bir yere götüremiyorum. Ne yapayım!”
 

‘BEN BU BAŞLIĞI ÇOK BEĞENDİM’
Şerife, böylelerine her ne kadar kızsa da hadım ve idamın olmaması gerektiğini düşünüyor ama “Yasalar değişsin, çok ağır cezalar alsınlar, hiç içeriden çıkmasınlar” istiyor. 
Sevginaz, konuyu yine dergide okuduğu başka bir yazıya getiriyor: “Uyu, kalk, tekrar işe git, bu hayat mı? Ben bu başlığı çok beğendim. Benim için de böyle gerçekten. Hayatımız işle ev arasında geçiyor. Bizim burada sendika olmaz çünkü birlik yok, önce birlik olacak.” 
O ana kadar sohbetimizi dinleyen Durdu lafa giriyor ve “Ben de şu dergiyi bir okuyayım, ben severim böyle şeyleri” diyerek dergiyi alıyor. “Şerife baksana, bir kadın bir yerde bir olay yaşıyor, biz burada onu okuyor ve biliyoruz! Kadının halini yine kadın anlar!”
 

www.evrensel.net