15 Temmuz’un ardından: Kürtleri kim öldürdü?

15 Temmuz’un ardından: Kürtleri kim öldürdü?

Faruk Ayyıldız, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Kürt kentlerinde işlenen devlet suçları ve katliamlardan Cemaatin sorumlu tutulmasını yazdı.

Faruk AYYILDIZ

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden birkaç hafta geçti. Darbe girişiminin atlatılmasıyla beraber Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar partisinin farklı toplumsal kesimlerle geliştireceği ilişkiler daha yoğun şekilde tartışılırken, merak edilenlerin başında kuşkusuz, Erdoğan/AKP ile Kürtler arasındaki ilişki ve darbe girişiminin/sonrasının devam eden savaşa olası etkileri geliyordu. 
Sonrasındaki süreci konuşmadan önce darbe girişiminin, Sivil Savunma Birlikleri (YPS) ile devlet güçleri arasında Kürdistan’ın belirli kent/ilçelerinde devam eden ve devletin büyük bir hışımla arkasında yıkılmış kentler bıraktığı savaşın bitimiyle yaşandığını hatırlamak gerekiyor. Ordu içerisindeki farklı kliklerin Kürtlere karşı savaş dönemlerinde ortak tavır ile hareket edebildiğini, savaşın duraksadığı dönemlerde ise ertelenen klik/fraksiyon mücadelelerinin yeniden başladığını öne sürebiliriz. 

DARBE GİRİŞİMİ FIRSAT YARATIRSA

Başarısız darbe girişimi, AKP için son bir yıllık savaş süreci başta olmak üzere Kürtlere karşı işlenmiş savaş/insanlık suçlarını cemaatin üzerine ihale edebilmek için büyük bir fırsat yarattı. Bu doğrultuda darbe girişiminden kısa süre sonra “Süreci cemaat mi bitirdi”, “Savaşı cemaat mi başlattı” tartışmaları kamuoyunun gündemine sokuldu. Bu çerçevede ilk ciddi yazı, darbe girişiminin hemen ardından Oral Çalışlar’dan geldi. “PKK’yla savaşı darbeciler mi tırmandırdı”(1) başlıklı bir yazı kaleme alan Çalışlar, cemaatin “çözüm süreci”ne karşı olduğunu vurgulayarak, Kürt kentlerinde operasyonları yöneten komutanların darbecilik suçlamasıyla gözaltına alındığını hatırlatıyordu. Çalışlar’ın “işaret fişeği” görevi taşıyan yazısı tartışmaların nasıl ilerletilmek istendiğine dair olası ipuçlarını barındırsa da asıl “niyet” yazısı AKP’li Mehmet Emin Ekmen’den geldi. AKP’nin bölgede bilinen isimlerinden birisi olan Ekmen, Star gazetesine “HDP, FETÖ muhasebesi yapacak mı?”(2) başlıklı bir yazı yazdı. Ekmen’e göre KCK operasyonları, Hatip Dicle’nin adaylığının iptali, Roboskî katliamı başta olmak üzere devletin Kürtlere yönelik tüm anti-demokratik uygulamalarının ya da katliamlarının sorumlusu cemaatti. Ekmen’in bahsettiği bu suçların/katliamların hepsinde cemaatin rolü olduğu çok açık ve bu durum Kürtler tarafından bilinen bir gerçek ancak Ekmen, kendisinin de parçası olduğu iktidarın bu suçlardaki rolünü es geçmeyi tercih ediyordu. Ekmen’in tek başına cemaati sorumlu olarak işaret ettiği suçların, operasyonların AKP – cemaat ortaklığı döneminde gerçekleştiği ve başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm AKP’li yetkililer tarafından sahiplenildiğini, arkasında durulduğunu biliyoruz. Burada Ekmen başta olmak üzere tüm sorumluluğu cemaate yükleyenlere sormamız gerekiyor: Roboskî katliamının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Genelkurmay’a teşekkür etmeye(3) Cemaat mi zorlamıştı? 

OYSA TEŞEKKÜR EDİLMİŞTİ!

Ekmen’in yazısında dikkat çeken bölüm şöyle: “FETÖ’cü darbeci teröristlerce yapıldığı bugün kesinleşen Uludere katliamının karartılması da aynı örgütün yargı mensupları aracılığı ile gerçekleşti.” Bu kısım Ekmen’in kendi görüşünden fazlası olarak iktidarın Roboskî konusundaki tutumunun genel çerçevesi olarak okunabilir. AKP, hiçbir şekilde hesabını vermemiş olsa da Roboskî meselesini asla “halledemedi.” (Böyle diyorum çünkü Roboskîli aileler, verilen tazminat ile susturulmak istenmiş, ancak razı olmadıkları için AKP tarafından daha hınçlı şekilde düşman bellenmişlerdi) Ekmen’in yazısından kısa süre sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı ve Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın, Roboskî dosyasının tekrar incelebileceğini açıklaması(4) cemaate ihale edilebilecek suçlar konusunda hazırlıklar olduğunu da ayrıca gösterdi.

CİZRE BODRUMLARI VE HAKİKAT 

Devlet eliyle Kürtlere karşı işlenen suçların listesi o kadar kabarık ki Ekmen’in yazısı elbette Roboskî ve KCK operasyonlarını cemaate yüklemekle bitmiyordu. PKK ile devlet arasında kırk yıldır devam eden savaşın dönüm noktaları, akılda kalan zamansal kesitler olmuştur. Son bir yıllık süreç, hiç kuşkusuz o kesitlerin önemli kırılma noktalarından birisi oldu. Devlet, kameralar önünde Kürt kentlerini yıktı, cenazelere işkence etti; siviller öldürüldü, bodrumlarda yüzlerce insan yakılarak katledildi. Bunların birçoğu savaş suçuydu ve iktidar, bu suçların mutlaka karşısına çıkacağını da bilmekteydi. Ekmen’in yazısı da bu bilme halini ortaya koymaktadır. Ekmen, Cizre için şöyle söylüyor: “Cizre’deki meşhur bodrum olayında Ankara’nın ‘sağ yakalansınlar’ tutumuna rağmen süreç kanırtılarak bodrumdaki teröristlerin yanındaki silahsız veya sivil olanlar da ölü olarak ele geçirildi. TRT haberde yönetimden habersiz, bir komiser yardımcısının telefonu ile girilen, bodrum haberi de dikkate alındığında; maksadın Kürtleri sokağa dökmek olduğu açıktı.” 
Cizre bodrumlarını bu zamana kadar kabul dahi etmeyen(5), bodrumlarda sivillerin olmadığını savunan iktidar cephesi, ilk defa Cizre bodrumlarını da kabul etmiş oluyordu. Ancak Ekmen’in yazdıklarının aksine dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu başta olmak üzere Cumhurbaşkanı ve AKP’li yetkililer Cizre’deki operasyonları da sahiplenmiş ve desteklemiştir. Bodrumlar sürecinde Cizre operasyonlarıyla ilgili Davutoğlu şunları söylüyordu: “Bizim tarafımızdan yayınlanmamış, teyit edilmemiş hiçbir habere itibar edilmemesi lazım. Öyle bir intiba oluşturuluyor ki sanki bir binada çok sayıda yaralı vardı ve oraya yapılan operasyonla çok sayıda ölüm olayı gerçekleşti. Böyle bir durum, yaralıların mevcudiyeti anlamında da bir durum teyit edilmedi. Önümüzdeki kısa bir süre içerisinde inşallah Cizre’de operasyon tamamlanacak. Türkiye’de her mücadele, demokratik hukuk kuralları içerisinde, şeffaf bir şekilde yürütülmektedir. Herhangi bir şekilde, kamuoyunu olumsuz şekilde etkileyecek algı operasyonlarına dikkat edilmesi gerekir.”(6
Bir diğer örnek ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanı İlnur Çevik’in söyledikleri. BBC’ye röportaj veren Çevik, “Türkiye kendi vatandaşlarını öldürmez, geçmişte asla bunu yapmadı, şimdi de yapmayacaktır’’ diyordu.(7) Aynı haberde Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın Cizre’deki bodrum iddialarını reddettiği bilgisine de yer veriliyor. O halde Ekmen’e birkaç soru daha sormamız gerekiyor:
* Ahmet Davutoğlu’ya bu sözleri cemaat zorla mı söyletti?
* Sizin aksinize Cizre bodrumlarında sivillerin öldürülmediğini söyleyen İlnur Çevik paralel mi?
* İddiaları reddeden Türkiye Dışişleri Bakanlığı yalan mı söylemektedir? 

SORUMLULUKTAN KURTULMA ÇABASI

Mehmet Emin Ekmen farkındadır ya da değildir ancak Cizre bodrumları, cemaatin üzerine yıkılarak sorumluluğundan kurtulabilecekleri bir katliam olmaktan çıkmıştır. Cizre bodrumlarında insanların katledilmesi süreci neredeyse üç hafta sürmüş ve yukarıda da hatırlatmalarını yaptığımız üzere AKP, resmi olarak bu katliamı sahiplenmiştir. Cizre’de yaşanan katliam, Roboskî gibi uluslararası boyuta sahip olduğundan AKP, bu katliamların sadece “kriminal” sorumluluğunu cemaate yüklemeye çalışmaktadır. Ekmen ve diğer AKP’lilerin yazılarında, konuşmalarında “terörle müzakere edildi, mücadele edilmedi” tezini savunan milliyetçi kesimleri iktidar politikalarına ikna edebilmek için “Cemaat mensubu asker-polisler terörle mücadele etmedi”, “Hendek kazılmasına müsaade ettiler”, “Teröristlere koordinat verdiler” gibi söylemler kullandıkları da görülmektedir. Bu söylemler ile Kürtlere karşı daha fazla şiddet ve yıkım isteyenlere, “Biz daha ağırını yapabilirdik ancak FETÖ’cüler engelledi” mesajı verilmektedir. Genel fotoğraf, AKP’nin bu katliamlardan herhangi bir üzüntü duymadığını, özür dilemeyi düşünmediğini, sadece katliamın sorumluluğundan kurtulmaya çalıştığını göstermektedir. Yürütülecek tartışmalarda Gülen cemaati ile AKP hükümetinin Kürt politikalarının “Kürt’e düşmanlık” noktasında fazlasıyla benzeştiğini, iki tarafın da Kürtlere yönelik saldırı / katliamlardan rahatsızlık duymadığını ve dönemin koşullarına bağlı olarak sorumluluktan sıyrılmaya çalıştıkları gerçeğini asla ıskalamamak gerekmektedir. 

‘CEMAAT YAPMIŞ’ MASALI VE LİBERALLER

Tüm bu yaşanmış olaylar, somut bir şekilde şunu önümüze koymaktadır: Erdoğan / AKP, yandaş medya aracılığıyla “Tüm suçları cemaat işlemiş” masalını işlerken Kürtlere yönelik savaş politikasında herhangi bir değişikliğe gitmemiş, kısa vadede de gideceğine yönelik hiçbir işaret vermemiştir. İktidar, TSK ile olan ilişkileri ve müdahaleleri nedeniyle 15 Temmuz’un ardından PKK ile savaşı daha düşük yoğunluklu sürdürmek istese de savaştan vazgeçeceğine dair herhangi bir söylemde bulunmamıştır. Her ne kadar yukarıda bahsedilen suçların tamamını cemaate yıkmaya çalışsa da, ülke genelinde oluş(turul)an “milli mutabakat” ile Erdoğan, kendisini ileriye taşıyacağına inandığı milliyetçi dalgayı kaybetmemek için kısa vadede çatışmasızlık ya da çözüm sürecine dönmeyi de düşünmemektedir. Bundandır ki, HDP binalarının özel harekatçılar tarafından basıldığı, gözaltı / tutuklama furyasının devam ettiği, Kürtlere yönelik linçlerin yaşandığı, çeşitli kent / ilçe / köylerde sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü ortamda barış için mücadele edip, direnişi yükseltmek yerine liberal akla kanıp, “Cemaat gitti, AKP sürece geri dönecek” beklentisi içerisine girmek, savaştan vazgeçmeyen Erdoğan ve AKP’ye destek dışında bir anlama gelmeyecektir. 

1) http://www.posta.com.tr/turkiye/YazarHaberDetay/PKK-yla-savasi-darbeciler-mi-tirmandirdi—-.htm?ArticleID=3539577
2) http://haber.star.com.tr/acikgorus/kurt-cephesinden-bir-feto-muhasebesi/haber-1127987
3) https://www.evrensel.net/haber/20496/genelkurmaya-tesekkur-bdpye-hakaret
4) https://www.evrensel.net/haber/286068/berat-albayrak-robosk-dosyasi-tekrar-incelenebilir
5) http://t24.com.tr/haber/davutoglu-genisletilmis-il-baskanlari-toplantisinda-konusuyor,326678
6) https://www.evrensel.net/haber/272152/davutoglu-cizre-silopi-ve-surda-sivil-ozgurluklere-aykiri-bir-sey-yok
7) http://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/06/160601_cizre_bowen

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Ağustos 2016 16:57
www.evrensel.net