Cezalar caydırıcı değil

Cezalar caydırıcı değil

İş sağlığı ve iş güvenliği (İSG) tasarısı yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverenlere yaptırımları arttırıyor. Ancak bu cezalara işverenler açısından caydırıcı nitelikte olmayacak.Tasarı ile İşyeri Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (İOSGB) tanımından işyerlerinin ortaklaşa kurdukları birimleri değil,  Bakanlık&c

Celal Emiroğlu

Tasarı ile İşyeri Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (İOSGB) tanımından işyerlerinin ortaklaşa kurdukları birimleri değil,  Bakanlıkça yetkilendirilen kamu kurum ve kuruluşları ile Türk Ticaret Kanunu’na göre faaliyet gösteren şirketleri anlamak gerekiyor.

İŞVERENLERİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

İSG Kanun Tasarısı işverenleri “Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliği sağlamak, mesleki risklerin önlenmesi, (eğitim ve bilgi verilmesi dahil) her türlü sağlık ve güvenlik tedbirinin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, mevcut durumun iyileştirilmesi” konularında yükümlülük altına sokuyor. (m.5/1) Tasarı işverenleri çalışanların tedbirlere uyup uymadığını sürekli denetlemek ve izlemekle yükümlü kılıyor. Tasarı işverenlere yaptırımları artırıyor, ancak yerine getirilmeyen yaptırımlar için işverenlere caydırıcı cezaları öngörmüyor. Şöyle ki; cezaların getirdiği maliyetler uygulamanın getirdiği maliyetlerin hep altında kalıyor. Uygulamada cezaların ancak denetim sonrasında gündeme gelebileceği düşünüldüğünde bir şekilde denetim dışı kalan ya da denetim dışı kalmayı başaran işverenler hiçbir zaman cezai işlemlerle karşı karşıya kalmayacaklar. Bakanlığın resmi görevlileri işyerlerinin işçi sağlığı ve güvenliği açısından denetimlerinin yüzde 3 düzeyinde yapılabildiğini söylediğini dikkate aldığımızda ve müfettişlerin ‘itfaiyeci’ yaklaşımıyla çalışmak zorunda kaldıklarını kabul edersek bir işletmenin denetlenemezliğinin koşullarını da görmüş oluruz.

Tasarı’da 5. maddenin gerekçesinden; “Genel önleme ve koruma politikalarının son prensibi çalışanlara talimat verilmesidir. Bu talimatlar ile öngörülen işe ilişkin riskler tanımlanarak ve alınması gereken önlemlerden bahsedilerek, çalışanların işi güvenli bir şekilde yapmaları sağlanacaktır.” Tasarı “risklerden kaçınılmasını” öneriyor. Ve başka bir kapı açıyor; “tehlike kaynağının ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı durumlarda” (kaçınılmazlık ilkesi) işverenin “risk değerlendirmesi” (“yapar veya yaptırır”) sonrasında görevli profesyoneller aracılığıyla önce eğitim, sonra talimatlar vermesini ve işçiyi tehlikeye özel görevlendirmesini istiyor. Bundan sonrasını işçiye bırakıyor.

İSG TAŞERONA VERİLİYOR

Tasarı, işverenleri “İş sağlığı ve güvenliği hizmetini sunmak için” işyerlerinde “İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi ile diğer sağlık personeli” gibi profesyonelleri görevlendirmekle yükümlü kılıyor. Tasarı “İşyeri ortak sağlık ve güvenlik birimi” (İOSGB) tanımından işyerlerinin ortaklaşa kurdukları birimleri değil “Bakanlıkça yetkilendirilen kamu kurum ve kuruluşları ile Türk Ticaret Kanunu’na göre faaliyet gösteren şirketleri” (m.4/l) anlamak istiyor. Kamu kurum ve kuruluşları (4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındakiler) işyeri sağlık hizmetini Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermayeli kuruluşlardan, iş güvenliği hizmetlerini ise 4734 sayılı Kanun hükümlerine göre “ihale” yoluyla alacaklar. Anlaşıldığı kadarıyla bu hizmet ya piyasa koşullarında sunulacak ya da kamuyu (kurum hekimliği veya Toplum Sağlığı Merkezi) tercih eden hekimlere angarya olarak havale edilecek.

Yasa Tasarısı işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının çalışma süresi ile ilgili (m.6/2) önceki tasarılardaki rakamları artık vermiyor. Çünkü, Bakanlık söz konusu süreleri ne zaman tanımlasa yarattığı formüllerle alanda kaos yaratıyor. Çalışma süreleri yasa maddelerinden çıkartılarak yönetmeliklere gönderme yapıldı (m.6/10b) ve olası sorunlar ertelenmiş oldu. Tasarı “tam gün” çalışacaklarla ilgili yükümlülüğü tanımlarken, “kısmi zamanlı” istihdam sağlanacak orta ve küçük işletmelerden söz etmiyor. Çünkü Bakanlık küçük ve orta ölçekli işyerlerinde İSG hizmetleri için ticari işletmeleri öneriyor.

İŞÇİ SAYISI ÖLÇÜTÜ

İş Kanunu 81’inci madde, Tasarı ile yürürlükten kaldırılacağından 50’den fazla işçisi olan işyerlerinde “İSGB hizmeti ile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı istihdamı” zorunluluğunun sınırları yeni düzenleme ile 10 işçi sınırına indiriliyor. (m.6/11) Kamu kurum ve kuruluşları hariç 10’dan az işçisi olan “çok tehlikeli işler” için yeni düzenleme vadeden Bakanlık, bu düzenlemenin nasıl olacağını Tasarı’da belirtmiyor. Ayrıca Bakanlık yetkililerinin “Bir çalışanı olsa da tüm işçileri kapsayacak” söylemlerinden sonra Tasarı’da “Gerektiğinde bu desteği ondan az çalışanı bulunan işyerlerinden tehlikeli ve az tehlikeli sınıfta yer alanlara da yaygınlaştırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir” şeklindeki yaptırımsız hüküm ile 10’dan az çalışanı olan “çok tehlikeli olmayan” işyerleri kapsam dışına itiliyor.

Beklenti şudur ki; 1-9 işçi çalıştıran işyerlerindeki hizmeti kamu adına SGK aracılığıyla iş kazası ve meslek hastalıkları priminden finanse etmek; 10 ve üzeri işçi çalıştıran tüm işyerlerinde ise işverenlerin isteğine bağlı olarak (isteyen, işyerinde işyeri sağlık hizmeti verebilir) hizmetin tamamının piyasa koşullarında OSGB aracılığıyla verilmesi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (9.12.2009 tarihinde Resmi Gazetede yayınladığı “İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğ” ile niyetini açıklamıştır) taşeron şirketlerin “işyerlerinde İSGB kurarak alt işveren olarak hizmet verebileceğini” düşünüyor.

Özetle “tasarruf” politikalarına yönelik bu uygulamanın varacağı yer; bireysel olarak işyeri hekimi ya da iş güvenliği uzmanı olarak çalışmanın imkansızlaşmasıdır. Bu da şu anlama geliyor; hizmet ya piyasa koşullarında ‘dışarıdan’ verilecek ya da taşeron şirketlerin işyerlerinde işyeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturmasıyla hekim ve mühendisler taşeron sorumluluğunda ‘dışarıdan’ gelen elemanlar olarak işyerine girebilecekler.


DİĞER SAĞLIK PERSONELİ Önceki Yasa Tasarısı “işyeri hemşiresi/sağlık memuru” kavramını defterden silmişti. Yeni düzenleme bu meslek grubu için “diğer sağlık personeli” kavramını kullanıyor ve onların çalışma koşulları ile ilgili hiçbir düzenleme getirmiyor. (m.4/c, 6/1, 6/10b-d) Dünyada ve Türkiye’de “işyeri hemşireliği” bilim dalı ve uzmanlık alanı olarak kabul edilmesine rağmen yönetmeliklerde (1980 ve 2003 yıllarındaki); 50’den fazla işçi çalıştıran ve işyeri sağlık birimi açmak zorunda olan tüm işyerleri için işyeri hemşiresi veya sağlık memuru istihdam zorunluluğu vardı. Taslağın 2006 ve 2008 versiyonlarında “işyeri hemşireliği” tanımı “İş sağlığı ve güvenliği konularında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetki verilen resmi veya özel kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenen işyeri hemşireliği eğitim programlarına katıldıklarını belgeleyen ve Bakanlıkça açılacak sınavda başarılı olup Bakanlıkça belgelendirilmiş hemşire” olarak yapılmış ve ayrıca işverenlerin işyeri hemşiresi görevlendirmesi şart koşulmuştu. Bu kavramlar her yeni düzenleme ile biraz daha sulandırıldı; önce işyeri hemşiresi veya sağlık memuru istihdamı için gerekli işçi sayıları yukarı çekildi, sonra bu kavramlar yerine “diğer sağlık personeli” ibaresi hafife alınan bu görev için “Kayıtların tutulması, istatistikî bilgilerin derlenmesi ve yazışmaların yapılması vb” açılımı yapılarak bilimsel değerlendirmeler ve çalışanların sağlığı ciddiye alınmadı. Ve sonunda alanın piyasalaşması ve sağlık hizmeti üzerinden yapılan tasarruflar nedeniyle işyerlerinde ya da piyasada hizmet verecek taşeron şirketler için işyeri hemşiresi veya sağlık memuru istihdamı tamamen gereksizleştirildi/belirsizleştirildi. RİSK DEĞERLENDİRMESİ Yasa Tasarısı işyerlerinde “risk” kavramının yerleşmesi ve işverenlere “risk değerlendirmesi” zorunluluğunun getirilmesini öngörüyor. Tasarı, esas amacıyla (sorunu değil sorumluyu bulma) bağlantılı olarak “çalışma ortamında bulunan risklerin önlenmesi ve/veya önlenemeyen riskleri asgari seviyeye indirerek sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının sağlanması” vurgusunu yapıyor. Tasarı AB Çerçeve Direktifi’nde belirtilen “İş sağlığı ve güvenliğini sağlamada genel önleme ilkelerini, risk değerlendirmesini ve risk yönetimini” esas alıyor ve olmazsa olmaz olarak kabul ediyor. Ancak, işveren “Mesleki risklerin önlenmesi ve bu risklerden korunulmasına yönelik çalışmaları da kapsayacak iş sağlığı ve güvenliği hizmetini … kendisi üstlenebilir” (m.6/1,7) ve “İşveren, risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür” (m.5/3a, 8/1) gibi açılımlar da yapıyor. İşverenlerin kendisine ait işyerlerinde işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı görevini üstlenmesi durumunda; ÇSGB’nin bu alandaki denetimlerinin yüzde 3’den daha az olduğu düşünüldüğünde sonuçlar da tahmin edilebiliyor. Aynı Taslak denetim eksikliğini kapatmak adına ironi yaparcasına “İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları görevlendirildikleri işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alınması gereken tedbirleri işveren veya işveren vekiline yazılı olarak bildirir; bildirilen hususlardan hayati tehlike arz edenlerin işveren tarafından yerine getirilmemesi halinde, bu hususu Bakanlığın ilgili birimine bildirir” (m.7/2) yaptırımını getiriyor. Bu yaptırımın kendi işyerinde işyeri hekimliği veya iş güvenliği sorumlusu olan işveren tarafından yerine getirilmemesinin herhangi bir cezai karşılığı da bulunmuyor.


İŞYERİ HEKİMİ VE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLARININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Yasa Tasarısı işverenler tarafından verilmesi zorunlu olan “iş sağlığı ve güvenliği hizmeti” konusunda görevlendireceği iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi gibi profesyonellerin sorumluluklarını tanımlıyor. Tasarı, işverenleri iş sağlığı ve güvenliği hizmetini sunmak için işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ile işyeri hekimi görevlendirmekle yükümlü kılıyor. (m.6/1) Ancak, “Bünyesinde bu vasıflara sahip personel bulunmayan işyerleri, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak” yerine getirilebilecekler. Tasarı yüzünü döndüğü tarafı işaret ediyor… Hizmet sunan kuruluşlar ile iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi hizmetlerindeki ihmallerinden dolayı hizmetin verildiği işyerindeki işverene karşı sorumlu olacaklar (m.7), üstlendikleri görevleri ile ilgili ihmal ve kusurlu davranışlarından dolayı yetkileri ellerinden alınacak (madde gerekçesinden). İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı alınması gereken tedbirleri işverene yazılı olarak bildirecekler. Bildirim sonrasında işverenin gereğini yerine getirmemesi durumunda para cezası (şikayet konusu olursa) uygulanacak. Hayati tehlike arz eden durumların yerine getirilmemesi halinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi durumu Bakanlığa bildirecek. Bu bildirimin yapılmasının koşulları var mı? Ya da bildirim yapılmaz ise ne olur? Bildirim yapılır ise ne olur? Sorularının karşılığı Tasarıda bulunmuyor. Bu soruların yanıtı iş güvencesi olduğu ve olmadığı durumlar için ayrı ayrı verilebilir… Kanun Tasarısı (m.6/8) “Kamu kurum ve kuruluşlarında ilgili mevzuata göre çalıştırılan işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı … asli görevlerinin yanında … çalışmakta oldukları kurumda veya diğer kurum ve kuruluşlarında… görevlendirilebilirler” angarya yaptırımını getiriyor.

YARIN: Çalışanların Hak ve Yükümlülükleri,  İş Kazası ve Meslek Hastalıkları

www.evrensel.net