20 Haziran 2016 23:51

Tutuklamakla bitmeyiz

Erol’un yaptığı gibi tutuklu tüm gazetecilerin, düşünce özgürlüğü savunucularının yanında olacağız, hepsi özgür olana kadar…

Paylaş

Ceren SÖZERİ

Ben profesyonel gazeteciliğe Bianet’te başladım. İlk stajyeriydim. Kulağımdaki walkman’den Açık Radyo’yu dinlerken Bianet’in kurulacağını Nadire Mater’den öğrendim. Kulaklığımla koşa koşa alt kata inip ankesörlü telefondan radyoyu aradım, “beni stajyer olarak kabul edeler mi?” diye sordum. “Gelsin” demişler, koşa koşa gittim. Nadire Mater, Ertuğrul Kürkçü yönetiminde başlayan Bianet’te ilk gün tanıdığım, sıcaklığıyla bana en yakın isim oldu Erol Önderoğlu. Ben Bianet’te piştim, gazeteciliği orada öğrendim. Erol sakinliği, gazetecilik etiği konusundaki titizliği, dünyayı izlemesiyle bana örnek oldu. Sonra yollar ayrıldı, ben sonunda akademisyen oldum. Bianet ekibiyle de Erol’la da bağım hiç kopmadı. Hatta Erol’un Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi olması nedeniyle pek çok uluslararası konferansa birlikte gider olduk. Geçtiğimiz yıl Üsküp’teki bir konferans sonrası otobüse atlayıp Tetovo / Kalkandelen’de Harabali Baba Bektaşi Dergahı’na gittik. Bir dergâhın nasıl tahrif edildiğini görüp dertlendik. Bunu yazalım diye sinirle döndük. Vakit olmadı. Erol sürekli tutuklanan, saldırıya uğrayan, haklarında dava açılan gazetecilerle dayanışma halindeydi. Böyle bir işe girişenlerin başka şeylere pek zamanı kalmıyor bu ülkede. Bugün Erol’u Özgür Gündem’le dayanışmak amacıyla bir günlük genel yayın yönetmeni olduğu için tutuklayıp cezaevine gönderdiler. 18 yıllık arkadaşlığımızda Erol’u elleri kelepçeli görmek varmış, gurur duydum, o kelepçe başkalarının utancı bizim için madalya çünkü.

Aynı dava kapsamında akademisyen ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Şebnem Korur Fincanı’yı da tutukladılar. Fincancı 2014 Hrant Dink Vakfı ödülü sahibi, Hrant Dink duruşmasının olduğu gün tutuklandı. Cizre’ye gidip bodrumlarda çocuklara ait kemik parçaları bulmuştu. Dünya ve Türkiye bu topraklardaki pek çok insan hakkı ihlalini Şebnem Korur Fincancı sayesinde öğrendi, hukuk mücadelesi onun tespitleri ile mümkün oldu. Bir akademisyenin yalnızca kitapları ve öğrencileriyle sınırlı bir alanı olmaması gerektiğini gösterdi bize. Uzmanlıklarımız farklı ama ben şahsen bir akademisyen olarak en çok kendisini örnek alırım.
Ahmet Nesin, Aziz Nesin mirasının ötesinde haksızlığa karşı duran, elini taşın altına koymaktan çekinmeyen, bir yazar ve gazeteci. Tutuklanacaklarını tahmin etmişti, kendisine suçlama olarak “iki asker öldü” yazılmış burada demişler, o da “ölmemiş mi?” demiş. Tutuklanma gerekçesi iki askerin öldüğünü topluma duyurmak, onlar için “terör propagandası”.

Bu üç ifade özgürlüğü savunucusu soruşturmalardan, davalardan nefes alamaz duruma gelen Özgür Gündem gazetesine destek olduğu için bugün cezaevinde. Hepimiz aynı dayanışmanın bir parçasıyız ancak daha önce akademisyenlerin “Bu suça ortak olmuyoruz” bildirisi sonrasında olduğu gibi üçü gözdağı vermek için seçildiler. Bir kez daha söylemek istiyorum ki korkmuyoruz. Arkadaşlarımızın Özgür Gündem’le dayanışması suçsa biz de bu suça ortağız. Erol’un yaptığı gibi tutuklu tüm gazetecilerin, düşünce özgürlüğü savunucularının yanında olacağız, hepsi özgür olana kadar…

ÖNCEKİ HABER

Hürriyet New York Muhabiri Razi Canikligil gözaltına alındı

SONRAKİ HABER

Ordu Çevre Derneği: Taş ocağı tarafından oyulan Kurul Kalesi'ne sahip çıkalım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa