Sahil: Gazze'nin tek kurtarıcısı

Sahil: Gazze'nin tek kurtarıcısı

Gazze son günlerde yaygın su kıtlığından olduğu kadar günlük elektrik kesintilerinden de kıvranıyor. Kaçakçılık tünellerine uygulanan ve bir zamanlar kara para ticaretini de zarara uğratan kısıtlamalar ile artan ve Gazze Şeridi’ne giren endüstriyel yakıtın fiyatını ikiye katlayan yakıt vergisini Gazze’nin faaliyetteki tek elektrik santralı karşılayamıyor.

Elektrik kesintileri ve su kıtlığının ortasında bir de kavurucu sıcakların artmaya başlamasıyla, Gazzeliler kurtuluşu deniz kıyısında buluyorlar.
Koku çok yoğun. Beş günlük susuzluktan sonra Umm Ramzy artık evin tuvaletini bile temizleyemediğini söylüyor.
Mutfakta, banyoda ya da çamaşırları yıkamak için su yok ve bu ev, kesinlikle bu zorlukla karşılaşan tek ev değil.
Gazze son günlerde yaygın su kıtlığından olduğu kadar günlük elektrik kesintilerinden de kıvranıyor. Kaçakçılık tünellerine uygulanan ve bir zamanlar kara para ticaretini de zarara uğratan kısıtlamalar ile artan ve Gazze Şeridi’ne giren endüstriyel yakıtın fiyatını ikiye katlayan yakıt vergisini Gazze’nin faaliyetteki tek elektrik santralı karşılayamıyor.
Bu da eğer elektrik yokken su rezervleri açılsa dahi ev sahiplerinin su depolarını dolduramayacağı anlamına geliyor.

DURUM HER GÜN KÖTÜLEŞİYOR
Durum her gün gittikçe kötüleşiyor ve bölge senelerdir yaşanan en şiddetli sıcakla kavrulduğu için daha da kötüleşecekmiş gibi görünüyor. Gazze’deki 1.8 milyon insanın sağlığı, hastene ve diğer kuruluşların çalışabilmesi, hepsi risk altında. Elektrik ve su, hijyen ve en nihayetinde hayatta kalabilmek için ciddi öneme sahip.

NE SU NE DE ELEKTRİK VAR
Refah’ta yedi çocuğu ve dört torunuyla yaşayan Umm Ramzy: “Bütün kesintiler aynı anda yapılıyor: elektrik, su ve doğalgaz.”
Umm Ramzy’nin mutfağında etten sebzeye kadar her şey sıcaktan çabucak bozuluyor ve elektrik olduğunda dahi buzdolabı yetersiz kalıyor.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin yaptığı açıklamaya göre, Gazze Elektrik Santrali 120 megawattlık (120MW) kapasitesinin yarısıyla çalışıyor ve bu da her gün ailelerin elektriğe en çok ihtiyaç duyduğu  saatlerde kesintilerinin yapılmasına sebep oluyor.
Gazze’nin elektriği üç kaynaktan sağlanıyor: İsrail’den satın alınan 120MW, Mısır’dan alınan 28MW elektrik ve faaliyette olduğunda yaklaşık 60MW elektrik üreten Gazze Elektrik Santrali. Fakat bu kaynakların tümü düzenli çalışsa bile nüfusun tahmin edilen talebinin sadece yaklaşık yüzde 46’sını karşılayabilir.
Umm ve ailesi için duş alabilmek imkansızken temiz içme suyu bulabilmek ise bir lüks. Umm’un mahallesindeki su satıcısı bile bazı günlerde su bulamıyor ve tüm bu su taleplerini karşılayamıyor. Aslında bu kriz zamanından yararlanıp daha çok kazanması gerekirdi fakat elektrik kesintileri sular aksa dahi onun su arıtma işini yapmasını engelliyor.
Su, aileler için hayati öneme sahip ama Umm şöyle diyor:  “Ne arıtılmış suyumuz var, ne musluklarımızdan su akıyor ne de kalan tek seçenek olan kirli deniz suyunu kaynatmak için elektriğimiz var.”
Çoğunlukla deniz suyu, yarısı çocuklardan oluşan Gazze nüfusunun kullanabileceği tek seçenek oluyor.

DENİZ KENARINDAKİ SIĞINAK
Bu kriz zamanlarında deniz, Gazze sakinleri için bir sığınağa dönüşüyor. Sahile alev gibi yanan şehirden ve klimasız, saunadaymış hissi veren evlerinden kaçmak için akın ediyorlar. Bu kuşatılmış deniz kıyısı boyunca kadınlar, erkekler, çocuklar ve yaşlılar hepsi sık sık denize giriyorlar ve kıyıdan çok da uzakta olmayan İsrail savaş gemileri tarafından sürekli gözlemlenmelerine rağmen, en huzurlu hissetikleri yerin deniz olduğunu söylüyorlar.
 Doktor Mohammed Ziara da her gün sahile gidenlerden. Hastalarının çoğunu düzenli olarak sahilde gördüğünü  ve bu yüzden tüm Gazze Şeridi’nin -hafta içi bile-  o sahilde olduğu hissine kapıldığını söylüyor.
“Bu dayanılmaz sıcağın altında, elektrik, su ya da hijyen olanakları olmadan insanlar başka ne yapabilir ki?” diye soruyor.
Ziara, arkadaşlarıyla Gazze’nin denize kıyısı ya da kumsalı olmasa  nasıl bir yer olacağı hakkında konuştuklarını ve eğer öyle olsaydı kuşatılmış bu bölgenin, tüm hava ve kara sınırlarını kapatan İsrail ve Mısır yüzünden, tamamen dışa kapalı, erişilmesi imkansız bir yer olacağını da ekliyor.
Akdeniz’in sularına dalmış genç bir adam ise şöyle diyor: “Seçme hakkım olsaydı ve bir kumsalımız olmasaydı,  dışarı çıkmak ve biraz özgür olabilmek için tüneller kazmak zorunda olmayacağım, bir çalışma olanağı bulabileceğim için Almanya yakınlarına giderdim.”
Birçok insan hakları örgütü, sürekli yaşanan elektrik kesintileri ve İsrail ablukası yüzünden ortaya çıkan “insanlık dışı” şartları ele almak için toplantılar düzenlediler.
Filistin İnsan Hakları Bağımsız Komisyonu’nu bir basın toplantısında, elektrik kesintilerinden öncelikle Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’ne göre işgalci güç olan İsrail’in daha sonra da hem Batı Şeria hem de Gazze’deki Filistinli yetkililerin sorumlu olduğunu açıkladı.
Açıklamada “Gazze’yi yeterli ve sürekli yakıt alma hakkından yoksun bırakan işgalci politikalar, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir” ifadesi yer aldı.
Komisyon ayrıca Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin birlikte imzalayan tüm ülkeleri, İsrail’e bu politika ve eylemleri durdurması ve bunun yerine sivillere en azından temel hizmetler ulaştırması yönünde baskı yapmaya çağırdı.

ELEKTRİK 4 SAAT VAR, 18 SAAT YOK
“Elektriğin 4 saat verildiği, 18 saat kesildiği yeni düzenleme beni evden çıkarıp, dışarı, sahile sürükledi.” diyor Gazze sakini Ziara. Burada geçirdiği zamanın, temiz havayı soluyabildiği  tek zaman olduğunu ekliyor sonra.
Fakat sahilde bile konuşmaların asıl konusu aşırı sıcaklar ve bu sıacklarda yaşanan elektrik kesintileri. Günlük 30 derecenin üstündeki sıcaklık ve neredeyse hiç esmeyen rüzgarla, konuşmanın seyrinin bu ikisinin de ne zaman sonlanacağı konusuna kayması kaçınılmaz.
Herkes hala geçen hafta Katar’ın taahhüt ettiği yakıtın Refah sınırından geçerek Gazze’nin tek elektrik santraline ulaşmasını bekliyor ama çoğu insana göre bu deniz yolculuğu biraz uzun sürecek.
Güvenli parkların ya da diğer yeşil alanların azlığı mevcut zorlayıcı durumlar altındaki insanların seçeneklerini sınırlıyor diyor Ziara. “Gazze kapalı, sıcak, havasız teneke bir kutu gibi. Sahil, baskıdan kurtulabildiğimiz tek yer.”
Gazzeli ekonomist Maher al-Tabaa, son dokuz yıldır elektrik kesintileri yüzünden Gazze’deki özel sektörün ve Gazze sakinlerinin 1 milyar dolardan fazlasını kaybettiğini söylüyor. “Bu miktar Gazze’de elektrik üretmek için beş adet elektrik santrali kurmaya yetecektir.”
Gazze nüfusunun yüzde 80’inin ancak yardım kuruluşlarının yaptığı yardımla hayatta kalabilmesinin sebebi yaygın işsizlik ve gelir yetersizliği. Yine bu sebeplerle,  tedarikçilerin elinde olsa dahi su ya da elektrik temin edebilmek için ödenecek nakit para çok kısıtlı.
Abu Wael etrafındaki insanların yiyecek için para bulmanın bile imkansız olduğunu düşündüğünü, bu yüzden yakıt satın almanın bir seçenek olmadığını söylüyor. Ve ekliyor: “Binamızda bir elektrik jeneratörü var ama kimse İsrail’de olduğu gibi yakıtın litresine 7 şekel [1.8 dolar] ödeyecek güce sahip değil.”
Bunun yerine gününü, elindeki limonlu dondurmayla kumsalda oturup, kaybolmalarından ya da suda boğulmalarından korktuğu için çocuklarını izleyerek geçiriyor.
Katar’dan az miktarda yakıt gelse bile, yakıt bittiğinde ve aileler tekrar krizin içine battığında Gazze hala bu sorunla mücadele edecek.
Hava tahmini önümüzdeki günlerde sıcaklığın daha da artacağını söylüyor. Bu da şu demek: fazladan yakıtları olsa dahi, bu deniz kenarı sığınağı oraya ulaşabilen Gazzeliler için her zamankinden daha da hayati bir anlama sahip olacak.

Çeviren: Hazel Karakaya

www.evrensel.net