21.12.2003 04:00
Özkök'ün Civan'ı ve Bizim Ciwan
Ertuğrul Özkök, Kürt müziği ve dolayısıyla kültürü hakkında dilinin altındaki baklayı Haco'nun albümünü vesile ederek çıkardı.
"Derya" adlı albümünün tanıtım metninde müziğindeki durdurak bilmeyen değişim ile ilgili Ciwan Haco şöyle diyordu; "İnsanlar benim için Ciwan'dır ne yapsa yeridir diyorlar". Sanatçı bu durumu kendisi ve müzikal çalışmaları açısından bir "şans" olarak değerlendiriyordu. Evet, Ciwan bu şansı değerlendirmeye devam ediyor ve yepyeni çalışması "Na na" müzik dünyasında görücüye çıkıyor. Haco'nun son albümü zaten onu yıllardır takip edenleri, alışık oldukları bir duyguyla karşılıyor. "Şaşırtıyor" yine Ciwan ve denemeyi sürdürüyor.
Özkök baltayı taşa vurdu Albüm ile ilgili müzikal değerlendirmelere girmeden önce bir sanatçının, bir halkı aşağılama aracı olarak kullanılmasının örneğini irdelemek gerekiyor. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, cuma günkü yazısında Kürt müziği ve dolayısıyla kültürü hakkında dilinin altındaki baklayı Haco'nun albümünü vesile ederek çıkardı. Bu açıdan hatayı, Ciwan Haco gibi müziği tüm dünyada sevilmekten öte tartışılan bir müzisyeni seçmesiyle, baştan yaptı denebilir. Bütün politik unsurlarının yanısıra kendisinin "iyi bir müzik dinleyicisi" olduğunu iddia etmesine karşın "müzikal cehalet"ini de okurlarıyla paylaşmış oldu. Özkök; "Civan Haco, Popstar'ın Diyarbakır elemelerine katılsaydı, seçilip İstanbul'a gelemezdi" "anlamlı" tezini şu sözlerle birleştirdi: "Civan Haco'nun sesi hakkında bir şey söyleyemeyeceğim. Ama hissiyatım şu: Sesini yanlış şarkılarda, yanlış biçimde kullanıyor. Müziği kişiliğini bulamamış. Ne pop müzik, ne de türkü kategorisine girecek şarkılar söylüyor. Söylediği şarkıların düzenlemeleri çok demode. Keyboard'u, Rıza Silahlıpoda döneminde kalmış bir tarzla kullanıyor. Sanki enstrümanlar elektro org döneminde kalmış, keyboard dönemine geçememiş gibi. Düzenlemeler Türk popunun 1970'li yıllarını hatırlatıyor. Yabancı müzisyenler gerçekten yabancı kalmış". Yazarın esas amacı "müzik" olmasa da buraya birkaç teknik söz: Haco'nun bu albümünde ses teknolojisinin son programları kullanılmıştır. Bunun için Özkök'ün albümün kapağında değinilenlere bile bakması yeterli. Vurmalı çalgıların bilgisiyar programları her şarkıda kullanıldığı gibi remikslerde son tekno olanakların doruğa çıktığını görüyoruz. Özkök, "Keyboard" dediğinin seneler önce terk edildiğini Cubase, Sempler gibi programların kullanıldığını damadı Ercan Saatçi'den öğrenebilir.
Yasağın rantı ve rekabet Özkök, 50 binin üzerinde kişiye Batman'da konser veren (Burada kimse Özkök'ü suçlamasın 300 bin de 50 binin üzeridir!!!) Haco'yu merak edip dinlediğini söylüyor. Eğer gerçekten Haco'yu merak etmiş olsaydı "Bu adam senelerdir albüm yapıyor, şimdiye kadar yaptıkları müzik adına çok önemlidir" deyip diğer albümlerini de dinlemesini önerebilirdik. Ancak yazarın esas amacını yazının başındaki "W" histerisi bile yeterince açıklıyor. Yazıyor Özkök,"Civan Haco'yu dinlerken, ister istemez öteki Kürt sanatçıları hatırladım. Civan Haco artık Türkiye'de serbestçe konser veriyor, CD'leri satılıyor. Sanatının gücünü şimdi göreceğiz. Müziğinin ne kadarının Kürtçe'nin yasak oluşunun sağladığı ranttan kaynaklandığını, ne kadarının sahici olduğunu hep birlikte göreceğiz". Bu karşılaştırmayı da Ferhat Tunç, Ahmet Kaya gibi Kürtlerin çok sevdiği müzisyenlerle yapıyor. Özkök Kürt sanatçıları ve onları dinleyenleri bir ayrıma sürüklüyor, daha doğrusu birbirine kırdırıyor. "Yasağın rantı" yaklaşımına gelince... Sanatçılar arası ayrıma -Özkök'ün istediği gibi- girmeyeceğiz. Ama Özkök bilsin ki eğer "yasaktan rant" sözkonusu olduğu zaman Haco; ne satışları, ne de müzikal tarihselliği tartışılmayacak ve eksilmeyecek Kürt müzisyenlerininin baş sıralarında sayılacak bir isimdir. Kaldı ki Haco'nun albümleri senelerdir bütün müzik marketlerde satılmaktadır. Bu anlamda esas bir halk üzerindeki fiili yasakları ve baskıları görmezden gelerek kimlerin rant yediği iyi biliniyor.
Yine de Ciwan Gelelim Ciwan Haco'nun Ses Plak'tan yayınlanan Na Na albümü ile ilgili müzikal birkaç değerlendirmeye. "Na Na" dört şarkının farklı versiyonlarıyla sunulmuş bir albüm. Bu haliyle bir maxisingle. Şarkılarının hepsinin remiksleri ile de okunuşunun ardından Ciwan bu albümün tek eski şarkısını Gulek'i bir de; sade, enstrüman yoğunluğu daha az olan olarak tanımlanabilecek "Radio Version" ile okumuş. Ciwan Haco bir önceki albümde şifrelerini verdiği "elektronik ve teknolojik" olanaklar kullanmayı Na Na'da da devam ettiriyor. Şarkı remikslerinde bu daha çok fark edilse de tüm şarkılar da bu olanakları kullandığı söylenebilir. Sanatçının kendi deneyselliği içinde kavranabilecek, algınabilecek bir yaklaşım olsa da remikslerle ilgili birkaç sorundan bahsedilebilir. Albümde Na Na'nın remiksi öne çıkarken diğer şarkıların düzenlemelerinin kendi içinde pek yenilik kattığı gözlenmiyor. Bu haliyle bir "kararsızlık" durumu sezinleniyor. Sanki sanatçı aynı şarkıları birkaç düzenlemeyle denemiş ama seçimini yapamayıp hepsini birden sunmuş izlenimi sözkonusu. Ama şarkıların sapasağlam melodik yapısı bir "tekrar" havasını kendi içinde eritiyor ve böylelikle birçok pop remiksinde içimizden geçen "Yine mi bu şarkı?" sıkıcılığına kesinlikle yenilmiyor. Tüm bu yoğunluk, yenilikler içinde Haco'nun bütünüyle değiştiği, kendi müzikal kimliğinden uzaklaştığı sanılmasın. Sesindeki "gizem" kendisinden hiçbir şey kaybettirmemiş. Zaten sanatçı şarkıları söylemeye başlar başlamaz dinleyiciler içlerinden "İşte bu bizim Ciwan" diye geçirmeden edemeyecekler... Son olarak Ertuğrul Özkök'ün başlığa kadar çıkardığı şu "Popstar yarışmasında seçmezdim" meselesine gelince. Özkök, bıraksın Ciwan Haco'yu da; damadının seçtiği popstar kadar (!) "iyi müzik dinleyiciliği" ni sürdürsün!
Özkök baltayı taşa vurdu Albüm ile ilgili müzikal değerlendirmelere girmeden önce bir sanatçının, bir halkı aşağılama aracı olarak kullanılmasının örneğini irdelemek gerekiyor. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, cuma günkü yazısında Kürt müziği ve dolayısıyla kültürü hakkında dilinin altındaki baklayı Haco'nun albümünü vesile ederek çıkardı. Bu açıdan hatayı, Ciwan Haco gibi müziği tüm dünyada sevilmekten öte tartışılan bir müzisyeni seçmesiyle, baştan yaptı denebilir. Bütün politik unsurlarının yanısıra kendisinin "iyi bir müzik dinleyicisi" olduğunu iddia etmesine karşın "müzikal cehalet"ini de okurlarıyla paylaşmış oldu. Özkök; "Civan Haco, Popstar'ın Diyarbakır elemelerine katılsaydı, seçilip İstanbul'a gelemezdi" "anlamlı" tezini şu sözlerle birleştirdi: "Civan Haco'nun sesi hakkında bir şey söyleyemeyeceğim. Ama hissiyatım şu: Sesini yanlış şarkılarda, yanlış biçimde kullanıyor. Müziği kişiliğini bulamamış. Ne pop müzik, ne de türkü kategorisine girecek şarkılar söylüyor. Söylediği şarkıların düzenlemeleri çok demode. Keyboard'u, Rıza Silahlıpoda döneminde kalmış bir tarzla kullanıyor. Sanki enstrümanlar elektro org döneminde kalmış, keyboard dönemine geçememiş gibi. Düzenlemeler Türk popunun 1970'li yıllarını hatırlatıyor. Yabancı müzisyenler gerçekten yabancı kalmış". Yazarın esas amacı "müzik" olmasa da buraya birkaç teknik söz: Haco'nun bu albümünde ses teknolojisinin son programları kullanılmıştır. Bunun için Özkök'ün albümün kapağında değinilenlere bile bakması yeterli. Vurmalı çalgıların bilgisiyar programları her şarkıda kullanıldığı gibi remikslerde son tekno olanakların doruğa çıktığını görüyoruz. Özkök, "Keyboard" dediğinin seneler önce terk edildiğini Cubase, Sempler gibi programların kullanıldığını damadı Ercan Saatçi'den öğrenebilir.
Yasağın rantı ve rekabet Özkök, 50 binin üzerinde kişiye Batman'da konser veren (Burada kimse Özkök'ü suçlamasın 300 bin de 50 binin üzeridir!!!) Haco'yu merak edip dinlediğini söylüyor. Eğer gerçekten Haco'yu merak etmiş olsaydı "Bu adam senelerdir albüm yapıyor, şimdiye kadar yaptıkları müzik adına çok önemlidir" deyip diğer albümlerini de dinlemesini önerebilirdik. Ancak yazarın esas amacını yazının başındaki "W" histerisi bile yeterince açıklıyor. Yazıyor Özkök,"Civan Haco'yu dinlerken, ister istemez öteki Kürt sanatçıları hatırladım. Civan Haco artık Türkiye'de serbestçe konser veriyor, CD'leri satılıyor. Sanatının gücünü şimdi göreceğiz. Müziğinin ne kadarının Kürtçe'nin yasak oluşunun sağladığı ranttan kaynaklandığını, ne kadarının sahici olduğunu hep birlikte göreceğiz". Bu karşılaştırmayı da Ferhat Tunç, Ahmet Kaya gibi Kürtlerin çok sevdiği müzisyenlerle yapıyor. Özkök Kürt sanatçıları ve onları dinleyenleri bir ayrıma sürüklüyor, daha doğrusu birbirine kırdırıyor. "Yasağın rantı" yaklaşımına gelince... Sanatçılar arası ayrıma -Özkök'ün istediği gibi- girmeyeceğiz. Ama Özkök bilsin ki eğer "yasaktan rant" sözkonusu olduğu zaman Haco; ne satışları, ne de müzikal tarihselliği tartışılmayacak ve eksilmeyecek Kürt müzisyenlerininin baş sıralarında sayılacak bir isimdir. Kaldı ki Haco'nun albümleri senelerdir bütün müzik marketlerde satılmaktadır. Bu anlamda esas bir halk üzerindeki fiili yasakları ve baskıları görmezden gelerek kimlerin rant yediği iyi biliniyor.
Yine de Ciwan Gelelim Ciwan Haco'nun Ses Plak'tan yayınlanan Na Na albümü ile ilgili müzikal birkaç değerlendirmeye. "Na Na" dört şarkının farklı versiyonlarıyla sunulmuş bir albüm. Bu haliyle bir maxisingle. Şarkılarının hepsinin remiksleri ile de okunuşunun ardından Ciwan bu albümün tek eski şarkısını Gulek'i bir de; sade, enstrüman yoğunluğu daha az olan olarak tanımlanabilecek "Radio Version" ile okumuş. Ciwan Haco bir önceki albümde şifrelerini verdiği "elektronik ve teknolojik" olanaklar kullanmayı Na Na'da da devam ettiriyor. Şarkı remikslerinde bu daha çok fark edilse de tüm şarkılar da bu olanakları kullandığı söylenebilir. Sanatçının kendi deneyselliği içinde kavranabilecek, algınabilecek bir yaklaşım olsa da remikslerle ilgili birkaç sorundan bahsedilebilir. Albümde Na Na'nın remiksi öne çıkarken diğer şarkıların düzenlemelerinin kendi içinde pek yenilik kattığı gözlenmiyor. Bu haliyle bir "kararsızlık" durumu sezinleniyor. Sanki sanatçı aynı şarkıları birkaç düzenlemeyle denemiş ama seçimini yapamayıp hepsini birden sunmuş izlenimi sözkonusu. Ama şarkıların sapasağlam melodik yapısı bir "tekrar" havasını kendi içinde eritiyor ve böylelikle birçok pop remiksinde içimizden geçen "Yine mi bu şarkı?" sıkıcılığına kesinlikle yenilmiyor. Tüm bu yoğunluk, yenilikler içinde Haco'nun bütünüyle değiştiği, kendi müzikal kimliğinden uzaklaştığı sanılmasın. Sesindeki "gizem" kendisinden hiçbir şey kaybettirmemiş. Zaten sanatçı şarkıları söylemeye başlar başlamaz dinleyiciler içlerinden "İşte bu bizim Ciwan" diye geçirmeden edemeyecekler... Son olarak Ertuğrul Özkök'ün başlığa kadar çıkardığı şu "Popstar yarışmasında seçmezdim" meselesine gelince. Özkök, bıraksın Ciwan Haco'yu da; damadının seçtiği popstar kadar (!) "iyi müzik dinleyiciliği" ni sürdürsün!
Evrensel'i Takip Et