11.04.2000 03:00

Radyasyon mağdurları yalnız bırakıldı

İkitelli'de gerçekleşen ve bir çok insanın yaralanmasıyla sonuçlanan radyasyon kazasının üzerinden bir yıl iki ay geçti. Kazadan etkilenen Ilgaz ailesi, bu süre içerisinde kimsenin kendilerini arayıp sormamasından ve yetkililerin sorumsuzluğundan yakınıyor.

Radyasyon mağdurları yalnız bırakıldı
Ebru Ilgaz
Buldukları kurşun bloklarını evlerinin yanındaki hurdacı dükkânına getirdiler. Ailenin iki üyesi her zaman yaptığı gibi elbirliğiyle bu hurdayı parçalamaya koyuldu. Parçalamaya çalıştıkları bu metal, adını sadece haber programlarından duydukları ve ne olduğuna 'akıl sır erdiremedikleri bir şey'le; kobalt 60'la tanıştırdı onları. İşlerini yapmaya devam ettiler. 'Normal işlerinde çalışır gibi çalıştılar' yani. Ailenin diğer üyeleri de bu işlemi izlediler. Sonraki halsizlik ve iştahsızlığın sıradan bir soğuk algınlığı olduğunu düşündüler. Bir türlü geçmeyen ve diş eti kanamalarıyla devam eden rahatsızlığın nedeninin, "radyasyon ışıması" olduğunu çok sonra sevk edildikleri Haseki Devlet Hastanesi'nde öğrendiler. Yaşadıklarını, "Beni öbürlerinden ayırmışlar. 'Bu gidicidir' diye. Günlerce bilinçsizce yatmışım. Kendime geldim. Gözlerimi açıyorum. Ama her yer karanlık. Hiçbir şey görünmüyor. Doktora soruyorum ne olduğunu 'zehirlenmişsiniz' diyor. Gazeteciler gelmiş, hastane çok kalabalık. 'Ne oluyor doktor bey, yoksa yüz kızartıcı bir suç mu işledik' diyorum, cevap yok!" böyle anlatıyor İlyas Ilgaz.
Yaşı: 45
Tanı: Radyoaktif madde temasına bağlı kemik iliği baskılanması
Şikâyeti: Halsizlik, iştahsızlık
Hikâyesi: ...
Herkes için adalet
Sekiz yılda dünyada yaşanan en büyük 20 nükleer kaza arasına alınan İkitelli kazasının üzerinden bir yıl, iki ay geçti. Ilgaz ailesinin radyoaktif maddeyi ithal edip ömrü bittikten sonra geri göndermeyen şirket yetkililerine açtığı dava devam ediyor. Dava sonucunda şirket yetkilileri suçlu oldukları ispatlanırsa en fazla yirmi ay ceza alacaklar.
İlyas Ilgaz, 'mahkemeyle hastane arasında geçen bu sürede' kimsenin kendilerini arayıp sormadığını söylüyor. Olayın sorumlularından davacı olmasının sanki kendisini 'suçlu' çıkardığını anlatıyor. "Altı aydır kimse selam vermiyor. Ben mahkemeye verdiysem, suç mu işledim. Ailemi bu duruma koyanlar mahkemeye bile gelmiyorlar. Yazılı savunma gönderiyorlar. Ben de güzel bir ifade yazıp onu mu göndereyim mahkemeye? Bu yasaların size dokunulmazlığı mı var? Susalım, konuşmayalım, hakkımızı aramayalım, sizin istediğiniz gibi olalım. Bu mu istediğiniz? Hiç bizim bu Türkiye'de vatandaşlık haklarımız yok mu? Bunlar böyle istiyor diye... Olur mu ya? Adalet sadece sokaktaki vatandaş için değil ki senin için de. Böyle şey olur mu?" yasalarda böyle bir suçun belirlenmemesinden yakınıyor. Böylesine tehlikeli bir madde hakkında halkın bilgilendirilmemesine de hiçbir anlam veremiyor.
Sorumlular savaş suçlusudur!
Ali Şahan, hurdacıda yapılan işlemi izleyenlerden. Işımadan o da etkilenmiş. Ilgaz ailesinin misafiri olarak bulunduğu sırada meydana gelen bu kazanın sorumlularının savaş suçlusu olarak yargılanmalarını istiyor.
Size etkilendiğiniz maddenin, yani radyasyonun ne olduğunu anlattılar mı?
"Anlatmadılar. Anlatsalar ne anlardım ki? Ben köylü çocuğuyum. Sütten, yoğurttan anlat deseler her çeşidini anlatırım. Ama radyasyon nedir, nükleer nedir? Ne anlamışım! Bunu yapanlar, yani bu maddeyi halkın içine atanlar savaş suçlusu olarak yargılanmalı."
Herkese eşit davransınlar
Konunun tartışıldığı bir televizyon programında yetkililerden birinin; "Radyasyonlu maddeyi İki cahil bulup sökmüş" demesini İlyas Ilgaz öfkeyle karşılıyor. Kendilerine 'cahil' diyen
yetkiliye de şöyle sesleniyor: "Sen bilim adamısın, bu cahilliği nerde başlattın; onu hastaneden sökünce başlattın. Bütün çocuklarım bundan etkilendi. Cahillik işte budur. Benim cahilliğim seninkinin gölgesinde kalıyor. Sen bunu bilerek yaparsan ben bilmeyerek az bile yapmışım." Davalıların, sözünü ettikleri bu cahilliğin arkasına sığınarak mahkemeye gelmediğini de söylüyor İlyas Ilgaz ve yetkililerin kayıtsızlığı ve kazanın sorumlusu olarak aileyi göstermesini "Keşke İstanbul'a gelmeyecek kadar cahil olsaydım. Yeter işkence ettikleri. Adliyeye çıkıp ne gördüysem, mahkemeye de çıkıp onu gördüm. Kuyruklar, kalabalık. Bakmam gereken çocuklarım var. İşi gücü bırakıp buralarda vakit geçiriyorum" çaresizliğiyle ifade ediyor. Kazasından en çok etkilenen ise Murat Ilgaz. Sağ elinin işaret parmağı kesilmiş. Diğer parmaklarındaki yaralar da her gün ilerliyor. Üstelik Murat Ilgaz bu haldeyken askere alınmış. Askere çağırıldığı zaman Haseki Devlet Hastanesi'ndeki doktorundan rapor almış. Sonra GATA'ya gidip durumunu anlatmış. Ancak dinlememişler. Bir süre sonra da Antalya'ya gönderilmiş. Olay basına yansıyınca acemi birliğinden alınıp tedavi için GATA'ya yatırılmış Murat. Aile, sohbetimiz boyunca Murat'ın bu halde askere alınmasına tepkisini dile getiriyor: "Tansu Çiller'in ya da Mesut Yılmaz'ın çocuğunun başına gelse bunu askere gönderirler mi? Biz de insanız, onlar da insan. Başka da bir şey istemiyoruz. Herkese eşit davransınlar."
Bir de santral kuracaklarmış!
İlyas Ilgaz'a, ülkeye nükleer santral yapılmak istendiğini hatırlatıyoruz. Ses tonu yükseliyor.
Yetkililerin nükleer santral yapmak için halkı nasıl ikna edeceklerini soruyor: "Nükleer santral kuracaklar, yarın öbür gün bir kaza olmaması için önlemini nasıl alacaklar. İşte aldıkları önlem. Etkilerinden insanları nasıl koruyacaklar? Uzmanlar tartışıyor. Bazıları kabul ediyor. Beni nasıl ikna edeceksin? Nükleer santrali olan ülkeleri gösteriyorlar. Onların acaba Türkiye kadar denizi var mı, ırmağı var mı? Bizim kadar değerlendirecek kaynakları var mı? Oranın buranın elektriğini kesip politika yapacaklarına kaçakları, kayıpları durdursunlar. Yarın böyle bir kaza olursa sorumlu kimse bulamazsınız. Ben bulamadım bir senedir. Siz bulabilirseniz helal olsun. Hangi kapıyı çalsan yüzüne kapanır, konuşacak kimse bulamazsın. Çünkü konuşacak adamların hakları ellerinden alınmış. Öyle bir düzen kurulmuş. Ben bu işin uzmanı değilim, ama nükleerden zarar gördüm. Olası bir kazada kimse sorumluluk almaz. Sorumlu bulurum diyen beni de ikna etsin."
Aile şimdi kontrol altında tutuluyor. Belirli aralıklarla hepsine tahliller yapılıyor. İlyas Ilgaz, kazadan etkilenen hemen herkesin ayaklarında yanma olduğunu söylüyor. Naki Ilgaz, kazanın ardından ailesini de alarak memleketi Zile'ye dönmüş. Ailenin İstanbul'da kalan üyeleri, olayın unutturulmak istenmesine karşı açtıkları davanın sonuçlandırılmasını beklerken, yarın ne olacağının kaygısını taşıyor.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
31.01.2026 16:20

Kenevir üretimine izin verilen 21 il Resmi Gazete’de

Kenevir Yetiştiriciliği ve Kontrolüne Dair Yönetmelik yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle lif, tohum ve sap üretimi başta olmak üzere kenevir yetiştiriciliğinin yapılabileceği 21 il belirlendi.

Kenevir üretimine izin verilen 21 il Resmi Gazete’de

Fotoğraf: Washarapol D BinYo Jundang/Pexels

01.02.2026 13:34 / Güncelleme: 02.02.2026 10:35

Haliç Köprüsü'nde seyir halindeki otomobil yandı

Haliç Köprüsü'nde otomobilde çıkan yangın, su tankerinin müdahalesiyle söndürüldü. Yangında yaralanan olmazken, trafik kısa süreliğine aksadı.

Haliç Köprüsü'nde seyir halindeki otomobil yandı

Fotoğraf: DHA

02.02.2026 13:28

Migros deposunda direnişin 11'inci günü: İşçiye polis ablukası ve tente yasağı

Esenyurt Migros deposunda yüzde 28'lik zam dayatmasına ve sendikal baskılara karşı eylem yapan işçilerin direnişi 11'inci gününde polis ablukasıyla karşılaştı. Yağmurda bekleyen işçilerin tente kurmasına "mevzuata aykırı" denilerek izin verilmedi.

Migros deposunda direnişin 11'inci günü: İşçiye polis ablukası ve tente yasağı

İçerik yükleniyor...

(İşçi Sendika Servisi)
01.02.2026 15:18 / Güncelleme: 02.02.2026 10:44

CHP'nin Çorum mitingi: 'Hızlı trenin açılışını iktidar partisinin genel başkanı olarak yapacağım'

CHP’nin Çorum’daki mitingini "Çorum tarihinin en büyük mitingindeyiz" diyerek niteleyen Özgür Özel "Hızlı trenin açılışını iktidar partisinin genel başkanı olarak yapacağım" diye seslendi.

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!