Şeytana tapan medya

Şeytana tapan medya

Depremin ardından, "Türbeye Türbeye" başlıklı manşetler atan, karıncayla zemin etüdü yapan medya ile depreme kurban seçtikleri genç kızı öldüren Satanistlerin zihniyetinin kaynağı aynı: Hurafe.

Şeytana tapan medya
Onbinlerce evin yıkıldığı ve bir o kadar can kaybının yaşandığı Kocaeli merkezli depremin ilk ayında devletin müdahalede gecikmesini eleştiren ancak, daha sonra manşetlerinden hurafe satmaya başlayan medya, kendi tutumunun bir versiyonu olan Satanist gençlerin cinayetini manşetinden eleştirdi. "Şeytanın depremle mesaj gönderdiğini ve kurban istediğini" söyleyerek bir genç kızı hunharca öldüren Satanistlerin eylemine kadar, medyanın bu türden hurafeleri kışkırtan yayıncılığı ise bir anda unutturuldu.
Türbeye çağırmışlardı
Fiyatını düşürdükten sonra en çok satan gazete olmakla övünen Star gazetesi 19 Eylül 1999 tarihinde, "Türbeye Türbeye" başlıklı bir haberi manşetine taşımıştı. Haberin alt başlığında ise, "Deprem korkusunu yenemeyen soluğu türbede alıyor... İstanbul'da Zuhuratbaba, Eyüpsultan, Merkez Efendi arasında dolmuş taşıyor" ifaledelerine yer vermişti. İki sütuna tam sayfa olarak kullanılan türbede dua eden kadın fotoğrafı ile desteklenen haberde, "Allahım bir daha deprem olmasın amin..." ifadeleri kullanılmış, fotoğraf altında ise şu sözlere yer verilmişti: "Dua edenler arasında toplumun her kesiminden insan var.
Zengini fakiri, genci yaşlısı, türbanlısı, başı açığı... Ancak dualar tek bir amaca yönelik: 17 Ağustos'taki felaketin bir daha yaşanmaması..."
Bilimin yerine
Sabah gazetesi ise, 19 Eylül 1999 günkü sayısının, üçüncü sayfasında 'Sabah diyor ki...' başlıklı sütunun hemen yanından ve sayfanın manşeti olarak "Kuş Bitti, Deprem Faresi Verelim" başlıklı haberi kullanmıştı. Haber, Star gazetesindeki gibi "Bu haber televizyonda olamaz" başlıklı özel bir notla da desteklendi. Haberde kullanılan büyük puntolu altbaşlıkta, "Deprem kuşu piyasaya çıkar çıkmaz tükendi. Depremden korkanların şimdi en son gözdesi Hamster" ifadelerine yer verilmişti. Haberde, bir mekanik kuşu, diğeri de Hamster fareyi gösteren iki fotoğraf da kullanılmıştı. "Deprem kuşu" olarak sunulan fotoğrafın altında şunlar yazılı: "İlk sarsıntıda ötüyor. Deprem kuşu mekanik bir oyuncak. Çalışma sistemi çok basit. En ufak bir sarsıntıda ya da uğultuda ötmeye başlıyor. Kurtulmak için ise size önceden 15-20 saniye sağlıyor. Çin'den ithal deprem kuşunu şimdi piyasada bulmak imkânsız." Sabah'ın okura "deprem faresi" diye sunduğu fotoğrafın altında ise şu ifadeler var: "Depremden saatler önce çığlık atıyor. Hamster, fareye benzer bir hayvancık. Ama çok garip bir özelliği var. Depremi saatler önceden hissedip çığlık atmaya başlıyor. Size önceden tedbirli olmak için saatler veriyor. Hamster'in bu özelliğini keşfeden depremzedeler şimdi evcil hayvan dükkânlarına hücum ediyor."
Karınca ile zemin etüdü
Sabah gazetesi, dünkü manşetini "Deprem Şeytanı" başlığı ile, genç kızı "şeytana kurban eden" Satanistlerin cinayetine ayırırken, arka sayfasında ise, Satanistlerinkinden zihniyet olarak farkı olmayan kendi eylemini manşete taşıyor. Gazetenin 'star' yazarlarından Ahmet Vardar'ın, çoluk çocuk, yaşlı kadın çevresine topladığı depremzedelere 'karınca' ile yaptığı deprem testinde, bu olayı gösteren fotoğrafta üç konuşma baloncuğu yer alıyor. İlk baloncukta Ahmet Vardar depremzedelere şunları söylüyor: "Şimdi oturduğunuz yer sağlam mı değil mi anlayacağız. Bu arazinin altı sağlam değilse karınca yuva yapmaz." İkinci baloncukta ise bir depremzede, "Bunu müteahhitlere de öğretsene Ahmet abi" diyor. Üçüncü konuşma baloncuğunda ise, bir başka depremzede Sabah'ın Ahmet Abi'sine soruyor: "Karıncalar giderse biz de mi gidelim Ahmet Abi?" Haberin alt başlığı ise, karınca karşısında "bilimin eğildiğini"nin kanıtı gibi sunuluyor: "Mühendislerin arsa seçiminde başvurduğu karınca testi, depremden sonra vatandaşın umudu oldu."
Hamama kadar düştü
Sabah bunları yaparken, bir başka gazete Radikal ise, depremzedeyi hamama soktu. Radikal gazetesinin 19 Eylül tarihli sayısının 5 sayfasında 'Depremzedeye Stres Hamamı' başlığını taşıyan haberde şu ifadelere yer verildi: "Depremin merkez üssü Gölcük'te 17 Ağustos'tan önce 'Yaşam' adıyla faaliyet gösteren Türk hamamı, depremden sonra 'Stres Hamamı' adını aldı. Gölcük'teki korkunç depremden etkilenmeyen nadir binalar arasında yer alan Stres Hamamı'nın girişinde, altında uzmanların imzası bulunan bir 'sağlam raporu' asılmış." Radikal'in bu haberinin daha sonraki bölümlerinde ise göbek taşında terlemenin ve kese yaptırmanın insanı tüm streslerinden arındırıp, rahatlatacağını öğreniyoruz. Yani, bu hamam depremdeki yakınlarını kaybedenler için 'birebir'miş!
Hurafeyi yayan da, kaynağını soran da medya
Akit ve Hürriyet gazetelerinde Tekirdağlı Cemalettin Yıldırım isimli 69 yaşındaki bir köylü dede, "Ben 17 Ağustos depremini bildim. Dinar ve Ceyhan depremlerini de bildim. 16-17-18 Eylül'de İstanbul'da deprem olacak" sözlerini söylediği açıklamasına geniş yer ayırdılar. Medya tarafından adı 'Deprem Dede'ye çıkarılan Cemalettin Yıldırım, Tempo dergisine kapak olurken, birçok televizyon kanalında da haber oldu. Daha sonra Cemalettin Yıldırım'a polis zoruyla 'Deprem olmayacak' dedirtildi. Ancak, televizyon kanallarından daha sonra bilim adamları ve rasathane yetkililerinin aksi yöndeki açıklamalarına rağmen İstanbullular yine daha önce medya tarafından yayılan bu hurafeler nedeni ile sokaklarda sabahlayarak geçirdiler. Bu durumda, 'CNN alt yazı geçti deprem olacakmış' şeklindeki bir yayın da etkili olmuştu. CNN'in böyle bir haber yapmadığı, altyazı geçmek gibi bir uygulamasının da zaten olmadığı şeklindeki daha sonrası haberler ise halkı ikna etmeye yetmedi. Günler öncesinden medya tarafından yaygınlaştırılan hurafeler etkili olmuştu. Medyanın bu durum karşısındaki tutumu ise, 'Bu hurafeleri kim çıkartıyor?' biçiminde oldu!
'Kim yayıyor bu söylentileri?'
Hurafeyi bilimin yerine geçirmek dışında, medyanın bilimi 'hurafeleştiren' maharetleri de, zaten depremde yakınlarını yitirmiş depremzedeleri ve olaydan etkilenen halk yığınlarını hop oturtup, hop kaldırdı. Yunan asıllı Kanadalı bilim adamının depremle ilgili tahminlerini gün ve saate indirgeyerek yaygınlaştıran medyanın Saroz'da 10 Temmuz'da deprem olacağı yönündeki iddiaları da Sarozluların bu tarihte yerleşim yerlerini terk etmelerine neden oldu. Bu türden yayınları ile fısıltı gazetesine manşet taşıyan medyanın, böylesi her durumdan sonraki yaklaşımı ise hayret vericiydi: "Kim yayıyor bu söylentileri!"
www.evrensel.net