MHP'li Milletvekili pişkinliğe vurdu
MHP Bolu Milletvekili Ersoy Özcan, sahibi olduğu Düzce Özel Ömür Hastanesi'nin yıkılmasındaki sorumluluğunu inkâr ediyor.
Fevzi Argun - Barış Kaygısız
Düzce'de 1,5 yıl faaliyet gösterdikten sonra İzmit-Gölcük merkezli depremle birlikte 9 kişiye mezar olan Özel Ömür Hastanesi ve hastanenin sahibi MHP Bolu Milletvekili Ersoy Özcan, halen Düzcelilerin dilinden düşmüş değil. Kaçak kat çıkan, iç duvarları ve bazı kolonları yıkarak katliama zemin hazırlayan Ersoy Özcan, "suçsuz" olduğunda ısrar ediyor. Ancak yaşananlar, kimin suçlu olduğunu açık bir biçimde ortaya koyuyor.
Milletvekili seçilmeden önce Düzce Devlet Hastanesi Başhekimliği de yapan Ersoy Özcan'ın depremin olması ile birlikte Ankara'daki milletvekili lojmanlarından alelacele Düzce'ye geldiği biliniyor. Özcan'ın ilçede olmasına karşın yanına bile yaklaşmadığı hastanedeki hasta ve hastane personelini kurtarma çalışmasını ise Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ilçeye gönderdiği itfaiye çalışanları, enkaz altında yakınları bulunanlar ile mahalle halkı yürüttü. Çalışmalar sonucunda Düzce-Ankara yolu girişinde bulunan hastaneden toplam 9 ölü, 7'si yaralı olmak üzere 16 kişi çıkarıldı, Özcan yine ortalıkta gözükmedi.
Hükümet ol, delilleri yok et
Özcan, deprem ertesi gündeme ise ilk olarak, 18 Ağustos'ta binanın yıkılmasına onay vermesiyle geldi. Ve, Özcan'ın bu isteği yabancı ekipler ve çalışmayı yürütenler tarafından tepkiyle karşılandı. Binanın o gün için yıkılmasının yanlışlığı, enkaz altından çıkarılanların anlatımlarıyla gözler önüne serildi. Depremden yaklaşık 16 saat sonra kurtarılan Asiye Kılıç'ın daha evvelden gazetemizde de yayınlanan "Kurtulacağımızı biliyorduk. Ama dozerlerin seslerini duymaya başlayınca umudumuzu kestik. Beni kurtardılar. Daha sonra dozerler binayı yıktı. Bana göre bina yıkılmamalıydı. Çünkü ben enkaz altında iken yaşayanlar vardı" sözleri bunun en çarpıcı örneğini oluşturdu.
Depremin ikinci günü verilen yıkım kararının, binayı gören insanlar açısında "Delillerin bir an evvel ortadan kaldırılması, olayın tez elden unutulması" amacını taşıdığı açık biçimde ortadayken, hastanenin tüm Düzce genelinde "arama-kurtarma" çalışmaları en hızlı tamamlanan, yıkılma kararı en hızlı verilen ve en hızlı yıkılan yapı olması da dikkat çekti. Anlaşılan Özcan, kendisinin ilk milletvekiliği ve partisinin de uzun yıllar sonra ilk hükümet deneyimi olmasına karşın, hükümet olmanın gücünü değerlendirmekte hiç de acemice davranmamıştı.
'Tehlikeyi' hesaplamış
Ersoy Özcan'ı, Ömür Hastanesi'nin yıkılarak, alanın adeta şantiye alanına dönüştürülmesi sonrası başhekimle görüşmek üzere geldiği Düzce Devlet Hastanesi'nde hastanesinde bulduk. Hastaneye ilişkin sorularımızı yanıtlayan Özcan'ın ilk söylediği "Çatıyı hafif yaptım" oldu. Üstelik bunu, o günden "yıkılma tehlikesini" hesap ederek yaptığını iddia eden Özcan, binada, hastaneye dönüştürülmeyle birlikte yıkılan duvarlar dahil, gerçekleştirilen değişikliklerin 9 kişinin ölümüne sebep olmasını ise "gerçeğin böyle olmadığı" şeklinde cevaplandırdı. Ancak deprem sonrası çektiğimiz fotoğraflar da gösteriyor ki, Özcan çatı konusunda en açık şekliyle yalan söylüyor. Çünkü çatıda yapılanların basit bir izolasyon olmadığı ayan beyan ortada. Görünen, yapılanın tam anlamıyla bir teras kat olduğu.
Özcan'ın diğer gerçeklere ilişkin sorularımıza cevabı da oldukça klasik ve "politik" oluyor: "Hakkımdaki suçlamalar siyasi bir şey." 12 Eylül öncesi sosyal demokrat olarak başladığı siyasete darbe koşullarında "sağ" kulvarda devam eden Özcan, MHP'ye ulaşana kadar önce ANAP, daha sonra ise DYP'nin saflarında yer almış. Özcan siyasi yaşamına şimdi de, 3 katlıyken aldığı ve 2 kat ile bir teras eklediği hastanenin çatısının, terasa rağmen izolasyonla hafif olarak yapıldığına tüm bir şehri inandırmaya çalışmakla devam ediyor.
Özcan'ın 'zemini kaydı'
"Ben milletvekili olacağımı biliyor muydum, yıkılacak yapı yapayım. Gündüzleri ben de orada çalışıyordum" sözleriyle kendini savunmaya koyulan Özcan, yapının hastaneden önce Düzcespor Lokali ve ardından öğrenci yurdu olarak kullanıldığını hatırlatıyor. Özcan, bu arada yurdun hasteneye dönüştürülmesi sırasında, "hayli küçük olan yurt odalarının birleştirilmesi aşamasında, yapının hastane olarak düzenlenmesi için kimi duvarların zorunluluktan kaynaklı olarak yıkıldığını" da itiraf ediyor.
Özcan, hemen ardından, "Bazı kolonları yıktırdı, kimi duvarlarlara pencere açmak suretiyle dayanıksızlaştırdı, ücretsiz su kullanmak için bahçeye açtırdığı artezyen kuyusu toprağın sudan etkilenirliğini artırdı, hastaneye kaçak merdiven ekletti" gerçeklerine karşılık olarak ise sadece, bunların "kasıtlı gündeme getirilmiş şeyler" olduğunu söyleyebiliyor. Özcan'ın hastanenin yıkılmasına ilişkin tek gerekçesini "çevresinin boş olması ve zemin kayması" oluşturuyor. Özcan, yıkımı "takdir-i ilahi"ye bağlamaktan da geri durmuyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et