22 Mayıs 2015 18:49

Her fabrika bir seçim bürosu

HDP İstanbul Milletvekili Adayı Levent Tüzel, yüzlercesi ölmese ya da binlercesi direnişe geçmese kimsenin görmek istemediği işçilerin içerisinde bir seçim çalışması yürütüyor.

Paylaş

Ümit KARTAL
İstanbul

İstanbul 3. Bölge milletvekili adayı ve HDP İstanbul milletvekili Levent Tüzel’in canlı olduğu kadar farklı da bir seçim kampanyası var. Milletvekilliği döneminde de meclis tarihinde ilk defa direnişçi işçilerle mecliste basın toplantısı düzenlemesiyle ve işçilerin meclisteki sesi olmasıyla dikkatleri çeken Tüzel’in bu dönemki seçim çalışmaları da gösteriyor ki; barajın geçilmesi durumunda mecliste işçilerin sesi duyulmaya devam edecek.

TÜZEL’İN BİR GÜNÜ

Levent Tüzel dün güne Küçükçekmece’de 3 farklı atölyede işçilerle buluşarak başladı. Öğle yemeği molasında Bağcılar Güneşli’de tekstil fabrikalarının önünde işçilere HDP’ye oy verme çağrısı yaptı. Gün içinde direnişten tanıştığı Hey Tekstil işçileriyle siyasi gelişmeleri konuştu. Akşam vardiyası çıkışında Bahçelievler’de yüzlerce kadın işçinin çalıştığı Kom fabrikasının önündeydi: “Kadın işçisi kardeşler, eşitlik için partimize destek verin.” Tüzel günün sonunda ise İkitelli’de 2 ayrı mahallede işçi evlerinde işçilerle buluştu. Tüzel’in bir günü böyle geçiyor. Bir gün önce inşaat işçileriyle, metal işçileriyle... Bir gün sonra yine başka bir sanayi havzasında, fabrika yemekhanesinde, işçi evinde...
 
İşçiler de kuşkusuz seçim dönemi olması hasebiyle politikaya ilgililer ve tartışıyorlar, ancak büyük çoğunluğu seçimlerden sonra kendi yaşamının doğrudan değişeceğini düşünmüyor. Küçükçekmece’de 200 civarında işçinin çalıştığı bir tekstil fabrikasının yemekhanesindeyiz. Sadece televizyonlardan görebileceklerini sandıkları kişilerden birinin, bir milletvekilinin kendileriyle konuşmaya gelmesinin etkileyici bir yanı olduğu belli oluyor. Ancak bu milletvekili Levent Tüzel dahi olsa ilk başta 'politikacılar hep konuşuyor, bize faydası yok' fikrindeler.

Emekten yana bir seçim programı açıklamasına rağmen, Tüzel'in ziyaretlerinden de belli ki, işçiler hâlâ HDP'nin sınıfsal perspektif bakımından diğerlerinden ne derece farklı olduğunun ayrımında değil. Tüzel, işçilere zaten hep hissettikleri, her saniye yaşadıkları, içlerini kemiren, uykularını kaçıran sorunlarını anlatıyor. Tüzel’in tıpkı bir işçi gibi, tezgah başında işçilerin nasıl dertlerle cebelleştiğini anlatması, işçilerin bir miktar daha dikkat kesilmesine vesile oluyor. Tüzel, 5 yıllık meclis deneyiminde bu sorunların sebebinin doğrudan siyaset ve siyasi iktidar olduğunu örneklerle bir bir anlatıyor. Siyasi iktidar bir taraftan ‘kader, fıtrat’ dese de ve işçiler de ‘böyle gelmiş böyle gider’ diye düşünse de, Tüzel’in meclis oturumlarından aktardıkları ‘başka türlüsü mümkün’ fikrinin kısa süreliğine de olsa canlanmasına hizmet ediyor.

‘BİZ İSTİYORUZ Kİ İŞÇİLER YÖNETSİN’

Katıldığı toplantılarda ve ziyaretlerinde Emek Partisi’nin eski genel başkanı olduğunu, bir dönemdir HDP milletvekili olduğunu ve bu seçimlerde de HDP ve EMEP’in ittifak yaptığını da anlatan Tüzel’in “Biz istiyoruz ki ülkeyi işçiler yönetsin” vurgusunun işçiler açısından çarpıcı bulunduğunu söyleyebiliriz. Tabii, “Ak Saray’daki bir bardak, sizin maaşınız kadar” sözleri de...

“Kefenimizi giydik sizi kurtaracağız” diyenlerin 13 yıllık iktidarı boyunca hep işçilere kefen giydirdiğini, her yıl en az Soma’daki kadar işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini anlatan Levent Tüzel, işçilerin kurtarıcı aramaması gerektiğine vurgu yapıyor. Levent Tüzel işçilere HDP’nin barajı aşmasının işçiler açısından neden önemli olduğunu anlatıyor ancak sadece o kadar da değil: “Oy toplayalım arkadaşlar ve 7 Haziran günü çocuklarımızın geleceği için sandıklara sahip çıkalım.” Ancak sadece o kadar da değil, barajı aştıktan sonra neden işçi ve emekçilerin ülkeyi yönetmeye talip olması gerektiğini tartışıyor: “Emekçilerin ve tüm halkların ülkesini kuralım, halk iktidarı kuralım.”

ÖRGÜTLENME VURGUSU

Bunun için işçilerin kurtarıcı beklememesi gerektiğini vurgulayan Levent Tüzel her toplantısında konuşmayı örgütlenmeye getiriyor. Yanındaki sendikacıların konuşma yapmasını teşvik eden Tüzel, işçilere örgütlenme çağrısı yapıyor. Hatta bazen o sürecin bir parçası oluyor. Tıpkı Bağcılar’da Angora Tekstil işçilerinin mücadelesinde olduğu gibi. Ya da İnşaat İşçileri Birliği’nin örgütlenme çalışmalarını, seçim kampanyasıyla birleştirmeye çalıştığı gibi. Karahan Nakış grevinden işçilerle birlikte patronla masaya oturup protokol imzaladığı gibi... Ya da vardiya değişiminde ziyaret ettiği Paksan Makine işçilerine Bursa ve Kocaeli’nde direnen metal işçilerinin direnişinden bilgiler aktarıp, “Haydi arkadaşlar, bunları birleştirelim” çağrısı yaptığı gibi....

“Yeni bir anayasaya ihtiyacımız var ama yeni bir anayasa yazılacaksa bunun altında işçilerin de imzası olmalı” diyen Levent Tüzel, işçilerle sadece ekonomik temelli sorunlarını değil, aynı zamanda ülkede, bölgede ve dünyada yaşanan tüm gelişmelerin doğrudan işçilere nasıl etkisi olduğunu da konuşuyor. Kobanê’den barış sürecine, Diyanet tartışmalarından SYRİZA’ya kadar...

Tüm seçim gümbürtüsü içerisinde, yüzlercesi ölmese ya da binlercesi direnişe geçmese kimsenin görmek istemediği işçilerin içerisinde bir seçim çalışması sürüyor. Belki de bu yüzden de görünür olamıyor ama bu çalışmanın HDP’nin barajı aşmasına çok ciddi katkısı olacağı şimdiden belli oluyor.

Tüzel, ‘işyeri bazlı’ seçim çalışması yürüterek, emekçilerin ön yargılarının en kolay kırılacağı platformdan seslenmiş oluyor. Böylesine bir çalışma, ‘her fabrika her sanayi havzası bir seçim bürosu olmuş’ dedirtiyor.

ÖNCEKİ HABER

HDP Antalya adayı, işçilerle metal grevini konuştu

SONRAKİ HABER

Ordu Çevre Derneği: Taş ocağı tarafından oyulan Kurul Kalesi'ne sahip çıkalım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa