Topuk selamı
Yıllar önce izlemiştim. Film İkinci Dünya Savaşı’nda geçiyordu. Bir odada Nazi subayı elinde kadehi, gözleri kapalı Mozart’ın bilmem kaçıncı senfonisini dinliyordu. Yan odadan gelen çığlıkları duymamak için müziğin sesini sonuna kadar açmıştı.
Yan odada saçları kazınmış bir kadına 3 Nazi askeri burada yazmaya utandığımız türlü işkenceler yapıyordu. Sonra ses kesildi. Kadın susmuştu. Nazi subay ayağa kalktı, şapkasını taktı, kıyafetini düzeltti. İki topuğunu sertçe vurarak topuk selamı verdi ve sağ elini avucu yere bakar şekilde havaya kaldırıp, duvardaki resme gururla bakarak bağırdı, heil Hitler.
O gün bu gündür klasik müziğin hem kökenine hem dinleyicisine yanlış olduğunu bilsem de ön yargılıyımdır...
Dün dinlediğim bir haber ile hatırladım filmi.
Haber Bodrum’dan. Sahnede filarmoni orkestrası. Sahibi(?) Akbelen’in güzel yürekli kadınını zeytin ağacına zincirleyen malum şirket. Şirketin sahibi, sahibi, sahibi en ön sıralarda. Hemen yanlarında AKP’nin vitrin yüzü. Diğer yanda kumarın patronu. Biraz arkada sermayenin başı. Arka sıralarda halk(?). Şık giyinmişler. Avuçları patlayana kadar alkışlıyorlar. Ayakta. Hazır olda.
Duvarın dışında yükselen kadın sesleri. Klasik müzik dinleyenlere “Gidin Akbelen’deki feryadı dinleyin” diye feryat ediyorlar. Duvarın dışında(!) bir polis “İşlem yaparım” tehdidiyle kadınları korkutuyor. Duvarın dışında olduğunu bile düşünmüyor. Tek derdi içeridekilerin seçme notaları hazmetmelerini sağlamak.
Müzik duruyor. Yine ayakta. Yine hazır ol. Yine alkış.
Ön sıradakiler tamam. Ama arka sıradakiler? Onlar müziğin mezesi.
Yine müzik duruyor. Yine ön sıra ayakta. Hazır ol. Son sahneyi görmeden haberi kapatıyorum.
Filmin sonunu biliyor ve bekliyorum.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et