23 Ağustos 2026 00:10

Yiyeceklerin metalaşması: İtalya’daki peynir bankaları krizde

İtalya’da 500 binden fazla parmesan peynirini elinde bulunduran bankalar, artan sıcaklıklarla birlikte enerji krizi yaşıyor. Süt üreticilerinden alınan kredi teminatı olarak kullanılan peynir disklerini soğutmak için depolardaki enerji tüketimi yüzde 30 artmış durumda.

Yiyeceğin besin olmaktan çıkıp metalaştığı bu tablo bize kapitalizmin gerçeküstü yanına işaret ediyor: Bir tarafta açlık ve yoksullukla boğuşan milyarlarca insan giderek vahametini arttıran gıda kriziyle karşı karşıya. Diğer taraftaysa gıdayı bir spekülasyon nesnesine dönüştüren sermaye, ‘metalaşan’ peynirleri korumak için daha fazla enerji harcayarak kâr için ekolojik kırıma devam ediyor. 

Peynir bankacılığı nasıl işliyor?

Fortune’da yer alan habere göre, İtalya’nın kuzeyindeki Reggio Emilia ve Modena’da bir bankanın kasasındaki parmesan peynirlerinin değeri 300 milyon avroyu aşıyor. Credito Emiliano ya da kısaca ‘Credem’ olarak bilinen bu banka 1953’ten beri yerel süt üreticilerine verdiği kredilere teminat olarak taze parmesan disklerini kabul ediyor. Credem tesislerinde bu peynirleri olgunlaşmaya bırakırken çiftçilere, peynirlerin tahmini piyasa değerinin yalnızca yüzde 60 ile yüzde 80’i arasında bir peşinat ödüyor. Geri kalan kısım, bankanın olası fiyat düşüşlerine veya çiftçinin krediyi geri ödeyememesine karşı bir güvence olarak bankada tutuluyor.

Günümüzde farklı şekillerde de peynirler teminat olarak gösterilebiliyor. Yine de bankaların payı çok ciddi boyutlarda. İtalya’da yılda ortalama 4 milyon Parmesan diski üretilirken peynir bankları bunların yüzde 12’sini elinde tutuyor. CNN’ye konuşan Peynir Bankası Yürütücüsü Giancarlo Ravanetti, ‘Her yıl depolarında yaklaşık 2 milyon 300 bin disk işlendiğini’ söylüyor.

Kendi krizini derinleştiren sistem

Bu düzen iklim kriziyle birlikte sarsılıyor. İtalya’nın diğer pek çok Avrupa ülkesi gibi rekor sıcak hava dalgasıyla karşı karşıya kaldığı bu yıl, peynir depolarında günlük enerji tüketimini yaklaşık yüzde 30 oranında arttı. Bankalar ‘teminat’ olarak kullandıkları peynirleri bozulmadan tutabilmek için harcanan enerji kadar yalıtım masrafları da yapmak zorunda kaldı. 

Yine de bu sürecin ‘mağduru’ bankalar sayılmaz. Sıcaklıkların 40 dereceleri aşmasıyla birlikte daha az yem yiyen ineklerden elde edilen süt verimi yüzde 10 oranında düşüyor. Sadece miktar değil kalitede de düşüş yaşanıyor. Peynir üretimini doğrudan etkileyen krizle birlikte çiftçiler kredi için daha sık bankaların kapısını çalmak zorunda kalıyor. Yani depolarda yatan peynirler, hâlâ bankaların emin ellerinde. 

Sermayeden gelen kötü kokular

Peynir bankasındaki kriz, kapitalizmin irrasyonel özüne ve krizi derinleştiren yanını gözler önüne seriyor. İnsan emeği gibi doğayı da sömürerek genişleyen sermaye, doğrudan kendi dizginsiz yayılımıyla ilişkili iklim krizine karşı daha fazla enerji tüketimiyle yanıt veriyor. Bu da iklim krizinin anlamsızca derinleşmesine sebep oluyor. Tabii bu sırada yine aynı krizden kaynaklanan borçlanmalarla birlikte kâr oranları artabiliyor. Yani sermaye, kaçınılmaz olarak kendi yarattığı felaketten kârını cebine atarak çıkma refleksi gösteriyor.

Düşünün tüm bunlar sadece iklim krizinden etkilenmeyen, aynı zamanda 3 milyar insanın yeterli gıdaya erişemediği bir dünyada yaşanıyor. Kapitalizmin sebep olduğu gıda krizi öyle ‘uzak’ yerlere has bir mesele de değil: İtalya’dan Türkiye’ye milyonlara insan markete bozuk para hesabı yaparak gidiyor. Beslenmesi için gerekeni değil, alabileceğini alarak hayatta kalmaya çalışıyor. İşte böyle bir ortamda milyonlarca peynir depolarda teminat olarak bekliyor.

Şüphesiz çelişkiyi göstermek için ille de peynir gibi yiyecek bir şeyin bankalarda tutulmasına gerek yok; bekleyen şey çalınan emek üzerinden elde edilen kârı temsil eden diğer elementler olsa da konuyu gıda krizine bağlayabiliriz. Zenginliğin eşitsiz dağılımı dünya genelinde artışını sürdürüyor. Burada dikkat çekici olan kapitalizmin insani ihtiyaçlara yanıt vermeye endeksli bir sistem olmayışını aracısız görebilmemiz. En temel ihtiyaçlardan beslenme bile ‘banka kasasında bir değer ölçütüne’ dönüşüyor. Sistemin kendi yarattığı krize verdiği yanıtsa kâr uğruna onu daha da derinleştirecek yöntemlerden başka bir şey değil.

Credem kasalarında bekleyen yüz binlerce disk kapitalizmin ne teoride ne pratikte işlemediğini bize hatırlatıyor. Sermayesi ‘Bozulmasın’ diye klimalara yüklenen bu sistemden gelen kötü kokular, aslında çok daha derin bir çürümeye işaret ediyor.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Kavel Alpaslan

Yiyeceklerin metalaşması: İtalya’daki peynir bankaları krizde
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et