Vsevolov Koçetov diye bir yazar
Bir siyasal sistem değişirken buna uygun sosyal kuvvetlerin süreç içinde adım adım nasıl inşa edildiği bu topraklarda yaşayanlar için bir muamma değildir. Direncin ve direnişin çeşitli yöntemlerle kırıldığı, toplumun birbirine üstten bakan, öfkeli kesimlere bölünerek birbirine düşman haline getirildiği sosyal inşa mekanizmasının işleyişi yabancımız sayılmaz.
Bu girizgah Vsevolod Koçetov’un Gerçekten Ne İstiyorsun? * adlı kitabı için. Sovyetler’de Komünist Partinin 20. Kongresiyle başlayan kapitalizmle ‘Barış içinde bir arada yaşama’, ‘kişilik kültüne karşı savaş’ veya ‘destalinizasyon’ sürecinin siyasal sonuçları bilinir ama toplumsal hayatta neler olup bittiği sosyal yapının nasıl değiştiği bilinmez. Arşivleri yıllarca saklı tutulan, dili dünyanın diğer yerlerinde az konuşulan bir kapalı kutu için bu, normaldir.
Siyaseten keskin bir viraj alınırken içerde kopan kıyameti, süren sınıf savaşının üstünü liberal yenilenmeciler lehine örten iş birliği Sovyetlere açılan küçücük pencerelerden canları ne istediyse onu pazarladı. Üstü örtülenler arasında romanlarında ülkesindeki her dönemi yansıtan Koçetov da vardı. Jürbinler ve Yerşov Kardeşler adlı iki eseri yeni zamanlarda Ahmet Açan tarafından Türkçeye çevrildi. İlki sosyalist inşa sürecindeki yeni kültürün, ahlakın, iş disiplininin, çarlık dönemi kültürüyle savaşın hikayesi, ikincisi 20. Kongre döneminde hile dolap, adam kayırma, entrika gibi ahlaksızlıkları temsil eden bürokratlarla mücadele etmek zorunda kalan fabrika işçilerini anlatıyordu.
Gerçekten Ne İstiyorsun?’da ise eski bir Nazi artığı, CIA kaynaklı bir derginin kültür sorumlusu, devrimin ailesinin elinden aldığı mülkleri geri kazanmak için iç savaşta beyaz ordu saflarında yer alan bir göçmen, ABD’de büyümüş Rus kökenli bir fotoğraf sanatçısı başrolde. Liberalizasyonun hız kazandığı ’60’lı yılların sonlarında basılan kitap, savaştan on yıllar sonra bir araya gelen ve sözde eski Rus ikonaları ve sanatıyla ilgili katalog hazırlamak Rusya’ya seyahat eden dörtlünün Rusya’da temas ettiği insanlar üzerindeki zehirli çalışmalarını anlatır.
Dörtlü, emperyalist kültürel yozlaştırma pratiğinin simgesidir bir bakıma. Koçetov’un karakterlerinden birinin dediği gibi kültür, tüketim, kişisel hürriyet, bireysel tutkular sefil bir eğlence anlayışı, ahlak pazarlayarak yayılan ABD emperyalizmi ile, onun son vuruşu yaptırmak istediği Alman faşizminin kokteylidir. Topluluk kafası karışık bir toplum da bulmuştur sahada.
Bu kafa karışıklığının maddi temeli serbest piyasanın iplerinin salınmış olmasında yatar. Küçük dükkan sahipliği, esnaflık, kapitalist yabancı şirketlerle yapılan yatırım anlaşmaları, toplumun bir kesimini zenginleştirirken gerisini yoksullaştıran serbest ticaretin pohpohlanması ile birlikte sosyalist kültür ve ahlak boğulmakta yerini kapitalist tüketim hazzı ve para kazanma hırsına bırakarak sönümlenmektedir. Yeni sınıfların palazlandığı, insan ilişkilerinin parayla ölçülmeye başladığı böylesi koşullar zamanla Sovyetleri günümüzün Rusya’sına taşıyacaktır.
Yabancı tüketim mallarına karşı beslenen tamah, kapitalist ülkelerdeki konfor araçlarına ve toplumsallaşma biçimlerine hayranlık, kadınlığın erkekler için yeniden bir arzu nesnesi olarak inşa edilmesi, Stalingrad savunmasının artık yaşlanmış Bolşevik ve yurtseverlerine karşı gençliğin kışkırtılması ve daha birçok gündelik yaşam ayrıntısı ortaya çıkmıştır. Bu geçiş sürecine karşı gündelik hayatta direnişler de vardır elbet. Nomenklaturanın* ve Sovyetlerin çöküşünü dışarıdan kışkırtanların işi kolay görünmez. Koçetov bu ‘yenilenme, açılma, özgürleşme’ denilen süreçteki gündelik sınıf savaşını anlatır.
Sovyetlerde bunlar olurken 1942’de Sovyet kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratılan Naziler yeniden partileşmektedir. CIA’nın açtığı kültürel savaş bağlamına hizmet eden sayısız dergi ve yayında Sovyet edebiyat ve sanatına dair ‘kurnazca ve zekice’ eleştiriler yayımlamakla görevli liberal estetler harıl harıl çalışmaya devam ederler. Devrim, iç savaş ve kolektifleştirme sırasında ülkeyi terk eden eski aristokratlar ve kulakların çocukları, baba mülklerini geri alabilecekleri umudu besleyebildikleri her türlü kirli ittifaka girmiş, kendi aralarında örgütlenmiş ve kimileri yeni Nazilerle iş birliği yapacak kadar düşkünleşmiştir. ‘Evi havalandırmak için pencereleri açmak gerekir’ gibi bir sözü popülerleştiren nomenklaturanın açtığı perdelerden dolarlar, sterlinler kadar bir kanalizasyon kokusu da girmektedir.
Stalin için kullanılan hırçın, dogmatik, agresif gibi tanımlar sahip oldukları bütün insani birikimin ellerinden kaydığını görerek direnmeye çalışan Sovyet yurttaşlarının geneli için kullanılır olmuştur. Sovyetlerdeki liberalize olmuş yazarlar dış basında yüceltilirken sosyalizmin doğru dürüst bir edebiyat yaratmadığı, sanatı kötürümleştirdiği, sanatçıları baskıladığı propagandası yapılır. Koçetov gibi Sovyetlerin komisyonculuk yapmasına, serbest girişimciliğe düşman olanlar dar kafalılıkla suçlanmıyorlarsa görünmezleştiriliyordu. Çünkü ‘iki sistemin diyalogu, karşılıklı anlayış, içtenlik’ adı altında yürütülen liberal saldırı sosyalizmin ülkesini ve halkını savunmasız bırakmak üzere çarklarını kesintisiz döndürmekteydi.
Koçetov’un kapitalizmin operasyonel yayınlarında ilkellik ve kabalıkla eleştirdiği, ülkesinde oldukça saygın yazar karakteri Bulatov ‘insanlar bu tür yazıların bir zamanlar moda olan zehirli yüzüklerin yerini aldığı gerçeğine çoktan alıştı’ diye konuşur bir yerde.
Gerçekten Ne İstiyorsun?’un yazarı da bir dokunuşla açılan zehirli yüzüğün ustaca gizlendiği şarap kadehinin önüne sürüldüğü sanatçılardandı. Ama Koçetov bu şarabı içmeyenlerdendi. Bu yüzden birçok ödül almasına rağmen Sovyet edebiyatı antolojilerinde neredeyse görmezden gelinen bir yazar oldu. Rusya’nın içindeki ve dışındaki karaktersizlik; kimi eleştirmenlerinin Dostoyevski ve Tolstoy’un sosyalist devamı olarak gördüğü Koçetov’un şahsında Sovyet edebiyatının sağlıklı ve özgürlükçü damarlarını kesip, özel mülkiyet düzenine ait, satın alma ve satın alınma hazzını aşılamaya çalışırken onun farkındalığı ve mücadelesi tarihe derslerle dolu derin bir iz bıraktı.
Acıklı bir tarih, unutulmayası.
*Gerçekten Ne İstiyorsun?
Rusça’dan çeviren: Ahmet Açan
Kor Yayınları
* Nomenklatura, Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkelerinde devlet ve parti kurumlarındaki en üst düzey, kritik idari görevleri elinde tutan yönetici bürokratik burjuva sınıfını ifade eder.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et