Patronun bahanesi, kadın işçinin sefaleti
Sıla Altun
[email protected]
“Ben, küçücük boyumla yumruğumu kaldırdığım zaman, sanki böyle yüz kişinin yumruğu kalkıyormuş gibi hissediyorum. Alttan koluma destek veriyorlarmış ve yüz kişinin sesi ile bağırıyormuşum gibi hissediyorum. Benim gördüğüm ama patronların görmediği yüz tane kadın görüyorum arkamda veya hiç tanımadığım fabrikalardan yüz tane işçinin sesi geliyor kulaklarıma. Onların sesi ile bağırıyorum ben, onların omuzlarıyla kolumu kaldırıyorum.”
Bu sözler, 2025’te önce zam yapılmamasına, ardından yüzde 6’lık bir sefalet zammı dayatmasına karşı greve çıkan Smart Solar İşçisi Birgül’e ait. Birgül bu sözleri, 2026’da henüz grevleri devam ederken sarf etmişti. Örgütlülüğün bir kadın üzerinde yarattığı etkinin, yalnız olmamanın ve güçlü olmanın ne anlama geldiğini anlatıyordu bu sözler. Bu örgütlülük, Birgül de dahil olmak üzere Smart Solar işçilerine somut kazanımlar sağlamıştı. 114 günlük bir grev; işten çıkartılan 44 işçinin geri alınmasını, bir önceki toplu iş sözleşmesindeki (TİS) kazanımların korunmasını ve ortalama ücretlerde yaklaşık yüzde 50 oranında bir artış sağlamıştı. Ancak şimdi Smart Solar işçisi kadınlar; “savaş, ham madde fiyatları ve mali güçlükler” bahanesiyle, TİS ile güvence alınmış olmasına rağmen patronun ücretlere enflasyon farkı ve ilave ücret artışının yansıtmamasıyla karşı karşıya.
Bugün patronun bu kazanımları uygulamamasının gerekçeleri arasında “savaş” da var. O halde savaş gerekçesinin kimin hayatını nasıl etkilediğine biraz daha yakından bakmak gerekiyor. NATO Zirvesinin Türkiye’de gerçekleşmesiyle birlikte savaş politikalarının ve silahlanmanın kadınlar üzerindeki ekonomik etkilerini ve yıkımı çokça konuştuk. Smart Solar patronunun TİS’i uygulamamasının gerekçesi olarak “savaşı” göstermesi, temmuz ayında yürüttüğümüz tartışmanın işçi kadınların hayatlarına nasıl yansıdığının somut bir göstergesi oldu. Önümüzdeki süreçte de bu gerekçeyi, işçi ve emekçi kadınların yalnızca ekonomik haklarının gasbı için değil; medeni, siyasi birçok hakkının yok edilmesi için atılan adımlarda duyacağız gibi görünüyor. İktidarın kadınların yaşam haklarını hedef alma pahasına uygulamaya çalıştığı aile politikalarını “dış düşmanlara karşı” ulusu ve devleti güçlendirme iddiasıyla bezemesi bunun için bir örnek.
Dönelim Smart Solar patronuna. Patron, savaşın yanı sıra “mali güçlükleri” de gerekçe gösteriyor. Peki, gerçekten mali güçlük mü yaşıyor?
Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan’ın geçtiğimiz gün Meclise verdiği soru önergesinde, Smart Solar’ın 2026’nın ilk altı ayında hasılatının 6 milyar 400 milyon liraya ulaştığı, aynı zamanda şirketin 2025 için İstanbul Sanayi Odasının Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu listesinde bulunduğu yer almıştı. “Mali güçlük” diyen bir şirket 2026’nın ilk altı ayında 6 milyar lirayı aşan bir hasılata ulaşmışsa, gerçekten kimin mali güçlük yaşadığını sormak gerekmiyor mu?
Bu sorunun cevabını yine Smart Solar’da greve çıkmış olan Üretim Operatörü Nurhan vermişti 2025 yılında: “Patronlar bir ay bizim aldığımız maaşla geçinsin, sonra iyi mi kötü mü karar versinler.”
TİS ile kazanılmış hakların “mali güçlük” gerekçesiyle fiilen engellenmesi ve ücretlerin olabildiğince aşağıda tutulmaya çalışılması, bugün yalnızca Smart Solar işçilerinin değil, önümüzdeki dönemde çok daha geniş bir işçi kitlesinin karşı karşıya kalacağı bir tabloya işaret ediyor. Üstelik bu durumun yaratacağı yük kadın işçiler açısından daha da ağır.
TÜİK’in 2023 kazanç yapısı istatistiklerine göre, araştırmanın kapsamındaki ücretli çalışan kadınların yıllık ortalama brüt kazancı erkeklerden yüzde 7.8 daha düşük. Bu orana kadınların büyük bir bölümünün yer aldığı kayıt dışı istihdama ilişkin veriler dahil değil. Oysa TÜİK’in 2024 verileri tarımda yüzde 91.1; tarım dışı sektörlerde ise yüzde 19.4’lük bir kayıt dışı kadın istihdamının varlığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte kadınların büyük bir kısmının asgari ücrete yakın ücretlerle çalışmak zorunda bırakıldığını, Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezinin (BİSAM) ağustos 2026 için açıkladığı 37 bin 203 liralık açlık sınırının asgari ücretin neredeyse 10 bin lira üzerinde olduğunu birlikte değerlendirdiğimizde, kadın işçilerin karşı karşıya bırakıldığı tehlikenin boyutu daha da görünür hale geliyor.
İşçi ve emekçi kadınları bekleyen tablo, savaşın ve mali güçlüklerin faturasının onlara kesilmesi. Ancak bunun karşısında yalnızca Smart Solar’da değil, nice başka iş yerinde Birgüllerin, Nurdanların yumrukları havaya kalkmak için fırsat kolluyor. Şimdi sıra, o fırsatı birlikte yaratabilmekte.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et