Çocukların Manifest-Müslüman atışması videosu neyi gösteriyor?
Elif Turgut
[email protected]
Geçtiğimiz günlerde çocuklara Manifest-Müslüman atışması adıyla çektirilen bir video sosyal medyada çokça tepki topladı. Karşısına çıkmamış okurlarımız için özetlersek, Manifest’i dinleyip dans eden bir grup kız çocuğuna, başka bir grup çocuk tarafından müdahale ettirildi. Videoda çocuklara “Müziği bozuk, şekli bozuk, sahnesi bozuk. Bu kadar yamukluk içinde nasıl olur doğruluk” sözleriyle Manifest grubu kötülenirken, “Alkışa göre değil, Kur’an’a göre yaşamaları” ve “ahlaklı olmaları” telkin edildi. Bu video, Eyüpsultan Müftülüğünün “benim ahlakım” projesi kapsamında çekilen ve paylaşılan bir videoydu.
2023 yılında dört camide 40 öğrenciyle başlayan proje 2025’e gelindiğinde ise 13 cami ve bir Kur’an kursunda yaklaşık 400 öğrenciye ulaşmış. Çocukların ve gençlerin yaşamında farklı kurumlar aracılığıyla benzer “değerler” eğitimleri karşılarına çıkıyor.
Bir çocuk düşünelim. Henüz dört yaşında. Ailesi ekonomik olarak zorlanıyor ve çocuklarını uygun fiyata ya da ücretsiz verebilecekleri bir kreş yok. Diyanete bağlı 4-6 yaş Kur’an kursuna erişebiliyor. 2023 yılı ocak ayında bakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı ile ‘4-6 yaş Kur’an kursu desteği programı’ protokolü imzaladığını duyurmuştu. 4-6 yaş grubu Kur’an kurslarında eğitim alan çocukların beslenme, temizlik ve eğitimlerine yönelik materyallerin temini için nakdi destek sağlandı.
Bir süre sonra okula başlıyor. Sadece müfredat değil karşısına çıkan; MEB, Diyanet ve Gençlik ve Spor Bakanlığının ortak yürüttüğü “Çevreme duyarlıyım, değerlerime sahip çıkıyorum” (ÇEDES) kapsamında okul dışına da taşan “değerler” faaliyetleri var. Projede ifade edilen “değerlerin” evrensel değerler olmaması eğitim meslek örgütleri tarafından çokça eleştirilmişti. ÇEDES projesi geçtiğimiz yılların en çok konuşulan ve örneklerini her yerde gördüğümüz projelerden biri olduğu için burada detaylandırmaya gerek yok. Proje; okul çevresi, mahalleler ve sokakları ve aile ve hane içini de kapsıyor.
Yazın çocuğun evde kalmasındansa ailesi çocuğu, Gençlik ve Spor Bakanlığının yaz kampına gönderiyor. ÇEDES projesi kapsamında 2025 yılında 13 farklı kampta 2 bin 918 gencin katılımıyla değerler eğitimi odaklı programlar düzenlendi.
Çocuk, Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı gençlik merkezine gidiyor. Burada da Diyanet var. Gençlik ve Spor Bakanlığının kendi belgelerine göre Diyanet kadrosundan görevlendirilen personel, Bakanlığa bağlı tesislerden yararlanan gençlere manevi danışmanlık ve rehberlik hizmeti veriyor. 2025 yılı faaliyet raporunda bu hizmetlerde görev yapan Diyanet personelinin sayısı 1208 olarak belirtiliyor: 918’i yurtlarda, 290’ı gençlik merkezlerinde.
Üniversiteye geldiğinde de kuşatma sürüyor. Bu kez KYK yurdunda karşısına manevi danışman çıkıyor.
Başka aktörler de var elbette: Vakıflar. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile TÜRGEV arasında 2024’te imzalanan protokolle İstanbul’daki resmi okullarda eğitim gören öğrenciler için atölye, seminer, kurs, yarışma, proje; bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetler düzenlenmesi planlanıyor. Çocuğun eğitim aldığı, spor yaptığı, yurtta kaldığı, gençlik merkezine gittiği alanların tamamı, bakanlıkların çocuğa kendi ideolojisini dayattığı alanlara dönüşüyor.
Üstelik TÜRGEV bunun tek örneği değil. MEB’in resmi kayıtlarında Ensar Vakfı ile eğitim, seminer ve sosyal etkinliklere; İlim Yayma Cemiyeti ile öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerine; İHH ile çocuklara bağış toplatmaya, İlim Yayma Vakfının okullarda kütüphane açmasına ilişkin iş birliği protokolleri de yer alıyor. Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile TÜGVA arasında yapılan protokolde öğrencilerin “değerler” seminerlerinden, kitap okuma, kamplar gibi okul dışı faaliyetlerden söz ediliyor. Öğrencilerin katıldığı başkaca programlar da var: İlim Yayma Vakfı, VakıfBank, Albayrak Grubu iş birliğinde yürütülen ve on bini aşkın öğrenciyi Demokrasi ve Özgürlükler Adası gibi mekanlara götüren projeler gibi...
Karşımızda çocuğun hayatının her alanına yerleşen ve zaman içinde birbirine eklemlenen bir kurumlar ağı var. Bu ağ, “değerler”, “maneviyat”, “eğitim”, “sosyal faaliyet”, “gençlerin gelişimi”, “çocuğun korunması”, “aile”, “ahlak” gibi kavramlar ile kuruluyor. Ancak herkesin olumlu anlamlar yükleyebileceği bu gibi kavramlarla gri bir alan yaratılıp çocukların ve gençlerin yaşam alanları belli bir ideoloji ve dinsel bir çerçeve ile dolduruluyor ve çocukların zihinsel ve sosyal gelişim süreçlerine yön veriliyor.
Devlet koruması altındaki çocuklar da bu protokollerin parçası yapılıyor. Diyanetin “Yaygınlaştırılmaya değer bulunan projeler” belgesinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yapılan iş birliği kapsamında çocuk sitesinde kalan 4-11 yaş arasındaki çocuklara yönelik “değerler eğitimi” çalışmaları da yer alıyor. 2023 yılında Bahçelievler Şeyh Zayed Çocuk Sitesindeki 150 çocuk için kurulan kütüphanede Diyanet personelinin etkinlikler yürüttüğü ve Diyanet/Türkiye Diyanet Vakfı yayınlarının kullanıldığı belirtiliyor.
Müftülüğün çocuklara çektirdiği Manifest videosu, kendisinden daha büyük bir mekanizmanın görünen, absürt ama gerçek bir yönü.
Diyanet, çocukların dünyasının içine girmeye çalışıyor. Dinledikleri müzikten izledikleri videolara, gündelik hayatın içinden kendi söylemini çıkarmaya çalışıyor. Yukarıda bahsettiğimiz tüm mekanizma ile çocukların, gençlerin hayatını sarıyor.
Çocukların etrafını saran bu ağ, iktidarın gençliğe ilişkin geniş tahayyülünün, gençlik politikalarının temeli. Diyanetin gençlik çalışmaları, MEB’in projeleri, Gençlik ve Spor Bakanlığının faaliyetleri ve vakıflarla kurulan ilişkiler “makbul gençlik”, “biat eden gençlik”, “dindar ve kindar nesil” yaratma hedefinin araçları haline geliyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et