4 Ağustos 2026 17:10

Yeni Parti modelinde saklı fırsat

Özgür Özel, Yeni Parti Genel Başkanı olarak çıktığı ilk açık grup toplantısı kürsüsünde 100 yıllık CHP’nin ana gövdesini alarak girdikleri yeni yolda ne yapacaklarını anlattı. Siyasetin finansmanında şeffaflık, Avrupa Birliği rotası, “12 Eylül, 15 Temmuz ve 19 Mart darbecilerine karşıyız” vurguları Yeni Parti’nin programında da yer verilen siyaset çerçevesine dair işaretlerdi. Ancak Özel’in konuşmasında bunların hepsinin ötesine geçen kısım şüphe yok ki, “delege siyasetini terk ettiklerini” açıkladığı sözleriydi:

“İşçilerin, emeklilerin, iş insanlarının, sivil toplum, akademi dünyasının, kadınların ve elbette gençlerin politikalarını hayata geçireceği siyaset zemini ilçe ve il meclislerimizdir. Modelin kendisi yeni üyeyi veya şikayet eden üyeyi zaten kendi içine çekecek ve iktidarın değişmesini beklemek yerine kendisi harekete geçecektir.”

“Parti içi iktidar hedefi nedeniyle partiyi iktidardan uzaklaştıran eski nesil örgütlenme biçimini terk ediyoruz. Delegelik, Siyasi Partiler Kanunu'nu yerine getirmek için teknik olarak kalacak. Meclisler il, ilçe başkanını hatta genel başkanı doğrudan seçecek. Yeni Parti, Türkiye'de siyasetin yapılış biçimini değiştirecektir. Eski nesil siyaset anlayışı sona erecek. Üyelerin söz, yetki ve karar sahibi olduğu yeni nesil siyaset Yeni Parti ile kurulacak. Gücü örgütünden ve bilhassa her bir üyesinden gelecektir.”

***

Sadece CHP’nin değil, ülkedeki muhalefetin de ‘ana gövdesi’ durumundaki kadrolarla ve milyonlarca destekçisiyle kurulan Yeni Parti’nin başlangıçta böyle bir siyaset modeli ile ortaya çıkması birkaç nedenle önemli.

Elbette ilk dikkat çeken kısım; dünya yansa, memleket kavrulsa ‘bana mısın’ demeyen, kim işaret edilirse gidip ona oy veren, siyasette olup biten birçok önemli gelişmeye rağmen ancak “kurultaydan kurultaya” ortaya çıkan ve “delege ağaları” eliyle işletilegelen delegelik sisteminden vazgeçilmesidir. Elbette asıl kabahat, “Sosyal demokrat parti” olma adına —öncesi bir yana— Deniz Baykal döneminden itibaren yapılan tadilatlarla, “kaç seçim kaybederse kaybetsin parti içi iktidarı kaybetmeyen genel merkez”in tekrar tekrar üretimine dayalı delegelik modelinde değildi. Bu modeli böyle kullanabilme lüksünü sonuna kadar değerlendiren geçmiş bütün parti yönetimlerindeydi. Ta ki Türkiye’de birçok konuda olduğu gibi bu alanda da dönüm noktası olan Gezi Parkı eylemlerine kadar. ‘Delege sistemi burçları’na ilk kalıcı gülleler o günlerden sonra atılmaya başlanmıştı. Bir ‘beton iktidar’ inşası tam gaz sürerken, halkın siyaset dışında tutulmasına hizmet eden o köhne muhalefet düzeni ilk kez o günlerde sarsıldı.

Aradan geçen 13 yılda ‘ana muhalefet’ partisinin pek çok kritik anda kilitlenip kalmasının, beklenen liderliğin sergilenememesinin ve elbette kaybedilen ya da (7 Haziran 2015’te olduğu gibi) kazanılsa da korunamayan her seçimin, her referandumun faturası bu sistem sayesinde koltukta oturmaya devam edebilen CHP Genel Merkezi’ne ve Genel Başkan’a kesildi. Biriken o faturalara rağmen ve nihayet 2023 yenilgisinin ardından, Kılıçdaroğlu dönemini bitiren de aynı delegelik sistemiydi ama aslında kendisini de bitirmenin yolunu açmış oldu. Bunun böyle olduğu mutlak butlanla partiye el konulmasına kadar uzanan sonraki süreçte görüldü. Yıllar sonra ortaya çıkan ‘delege iradesi’ Özel yönetimince yapılan olağan ve olağanüstü kurultaylara rağmen yargı eliyle yok sayıldı.

***

Şimdi Yeni Parti’nin ‘il ve ilçe meclisleri’ne, üyelerin doğrudan Genel Başkan’ı da seçebilmesine dayalı olduğu açıklanan modelinin ise tıpkı partinin kuruluş sürecinde olduğu gibi sokaktaki halk tepkisine dayalı olduğunu söyleyebiliriz. 19 Mart’tan sonra ‘Korkma’ diyerek ilk işareti veren üniversitelilerin, Saraçhane’de ve 81 ilde günlerce bir araya gelinen eylemlere katılan milyonların, Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için parti binalarına gidip oy veren 15 milyondan fazla insanın (ki CHP’yi birinci parti yapan son yerel seçimde alınan oy zaten 17 milyondur) mutlak butlandan sonra gittiği her yerde Özel’in arkasında kendiliğinden ortaya çıkıp yürüyüp giden on binlerin etkisiyle ortaya çıkmıştır bu yeni model.

Ve elbette, 2024 yerel seçimleri başarısını getiren ‘Türkiye İttifakı’ modelinin de yansımasıdır. Özel’in anlattıklarından öyle anlıyoruz. Elbette başta, “işçilerin ve iş insanlarının birlikte yer alması” olmak üzere doğuştan düzeltilemez görünen arızaları vardır. Başka sorunlu alanlara işaret edilebilir. Fakat ‘eşyanın tabiatına uygun’ bu arızalar, yeni bir rejim inşasında gelinen ileri aşamada, siyaseti sandıktan sandığa gidip oy vererek yapılan ve onda da sonuç beğenilirse kabul edilen bir hale getirmeye çalışan iktidar aklına karşı yükselen gerçek bir itirazla karşı karşıya kaldığımız gerçeğini değiştirmez.

Bundan sonrası için bütün muhalefet adına hem dersler hem de yeni adımlar için umut veren bir gelişmedir yaşananlar. ‘Halksız siyaset’ aklına karşı gerçek bir fırsat yakalanabileceğine işarettir. Yeni Parti’nin ve ‘gerçek’ muhalefetin muhtemel başarısı eldeki bu fırsatla ne yapılacağı sorusuna verilecek yanıtta saklıdır.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Barış Avşar

Yeni Parti modelinde saklı fırsat
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et