4 Ağustos 2026 00:10

Dört direk, tek ölçü: Halkın yararı

Bu konuyu ilk kez 2002 yılında “Dört temel direk” başlığıyla bu köşede kaleme almıştım. Aradan yirmi yılı aşkın bir süre geçti. Teknoloji değişti, hastaneler büyüdü, internet yaşamın merkezine yerleşti. Ancak temel soru değişmedi: Eğitim, sağlık, haberleşme ve enerji halkın gereksinimlerini karşılamak için mi kullanılacak, yoksa sermayeye kâr alanları olarak mı devam edecek?

Gerçekten gelişmek isteyen bir ülke, toplumsal yaşamı ayakta tutan bu dört alanı sıradan ticari faaliyetler olarak göremez. Burada ölçü kârlılık değil, halkın yararı olmalıdır.

Kamu kurumlarının özelleştirilmesine yıllardır “Verimsiz çalışıyorlar, zarar ediyorlar” gerekçesi gösterildi. Oysa kötü yönetimin çaresi kurumu sermayeye devretmek değil; liyakati ve kamusal denetimi esas almaktır. Bilinçli olarak verimsizleştirilen kurumlar elden çıkarıldığında zarar topluma, kazanç sermayeye bırakılır. Nitekim öyle oldu.

Eğitim bu alanların başında geliyor. En uzak köydeki bir çocuğun yeteneğini geliştirebilmesi bütün toplumun kazancıdır. Yoksulluk yüzünden okuyamayan her çocukla birlikte kaybedilen ise; belki iyi bir hekimin, bilim insanının, öğretmenin, sanatçının ya da mühendisin topluma yapacağı katkıdır.

Eğitim piyasaya bırakıldığında okul, yeteneği geliştiren kurum olmaktan çıkar; çocukları ailelerinin ödeme gücüne göre ayıran bir eleğe dönüşür. Öğrenci müşteri, öğretmen de müşteri memnuniyetinden sorumlu çalışan sayılır.

MEB’in 2024-2025 verilerine göre özel okullarda 177 bin 738 öğretmen çalışıyor. ILO destekli 2026 araştırmasına katılan öğretmenlerin yüzde 92.4’ü süreli sözleşmelerle çalışırken yüzde 73.2’si ücretini kamudaki eşitinden düşük buluyor. Ders dışı çalışmalar da çoğu zaman ücret ödenmeden yaptırılıyor.

Öğrenci müşteri, öğretmen ucuz iş gücü değildir. Her çocuğa parasız, bilimsel, laik ve nitelikli eğitim sağlanmalıdır. Özel okul öğretmenleri için kamudaki emsal ücreti esas alan taban maaş ve gerçek iş güvencesi getirilmelidir. Asıl hedef ise eğitimin esas olarak kamu eliyle sunulması olmalıdır.

Sağlık da piyasaya bırakılamaz. Sağlık politikası yalnızca hastalananı tedavi etmek değil, insanları hastalıklardan korumaktır. Çalışma, beslenme ve çevre koşulları iyileştirilmeden büyük hastaneler yapmak, nedenlerle değil sonuçlarla uğraşmaktır.

OECD’nin 2025 verilerine göre bin kişiye düşen çalışan hekim sayısı Türkiye’de 2.4, OECD’de 3.9; hemşire sayısı ise 2.9’a karşı 9.2’dir. Personel yetersizliği kısa muayene, ağır nöbet, tükenmişlik ve iş kazası olarak geri dönüyor. Sağlık-Sen’in yaklaşık 10 bin hemşire ve ebeyle yaptığı araştırma, haftada 60 saat ve üzerinde çalışanların iş kazası riskinin üç kat arttığını gösteriyor.

Buna sağlıkta şiddet ve parçalı ücret sistemi de ekleniyor. Sağlık çalışanları emekliliğe yansıyan düzenli bir ücret ve güvenli çalışma ortamı istiyor. Hasta müşteri, hastane ticarethane, sağlık çalışanı da maliyet unsuru değildir. Herkesi kapsayan, parasız ve nitelikli sağlık hizmeti temel bir haktır.

Üçüncü direk haberleşmedir. 2002’de internet bugünkü kadar hayatın merkezinde değildi. Şimdi eğitimden kamu hizmetlerine, bankacılıktan çalışma yaşamına kadar pek çok faaliyet internet üzerinden yürütülüyor. İnternete erişemeyen insan yalnızca haberleşme olanağından değil, bilgiye ve kamusal hizmetlere ulaşma hakkından da yoksun kalıyor.

Bilginin hızlı ve yaygın biçimde dolaşması büyük bir ortak birikim yaratır. Ancak iletişim altyapısı yalnızca şirketlerin kazanç alanı olarak görülürse dar gelirli aileler ve yoksul öğrenciler geride kalır. Kamunun görevi altyapıyı ülkenin her yerine ulaştırmak ve kişisel verileri korumaktır. Herkes nitelikli, güvenli ve uygun fiyatlı internete ulaşabilmelidir. Bilgiye erişim satın alma gücüne bağlı bir ayrıcalık olamaz.

Dördüncü direk enerjidir. Eğitimden sağlığa, haberleşmeden sanayiye kadar yaşamın bütün alanları enerjiye dayanır. Üretim maliyeti, çiftçinin sulama gideri, esnafın ayakta kalması ve ailenin evini ısıtması enerji politikalarına bağlıdır.

Enerji yalnızca alınıp satılan bir meta olduğunda elektrik faturası şirketin kazanç hanesine, yoksulun ise geçim derdine dönüşür. Enerji yeterli, sürekli, güvenli, çevreyle uyumlu ve herkesin karşılayabileceği koşullarda sunulmalıdır. Kamusal planlama, yerinde üretimi, enerji kooperatiflerini ve tasarrufu desteklemelidir. Güneş, rüzgar ve diğer yenilenebilir kaynaklar toplumun ortak varlığıdır; birkaç şirketin kazancına değil, ülkenin enerji güvenliğine, doğanın korunmasına ve halkın gereksinimlerine hizmet etmelidir.

Eğitim, sağlık, haberleşme ve enerji… Bu dört direkten biri zayıfladığında bütün yapı sarsılır. Dördü birden piyasanın insafına bırakıldığında yurttaşlık haklarının yerini müşterilik ilişkisi alır.

Aradan geçen yıllar, 2002’de savunduğumuz gerçeği değiştirmedi: Devletin görevi müşteri yaratmak değil, yurttaşına güvenli ve onurlu bir yaşam sağlamaktır. Bu nedenle bu dört alan, kapitalist bir sistemde bile özel sektörün kâr alanı değil, kamusal hizmet olarak örgütlenmelidir.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Enver Şat

Dört direk, tek ölçü: Halkın yararı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et