Saray’ın çerçevesinin içindekiler ve dışındakiler
Önümüzdeki günlerde Meclise sunulması beklenen çerçeve yasayla ilgili bazı belirsizliklerin devam etmesine rağmen iktidar cephesinden yapılan açıklamalar bu yasanın sınırları hakkında fikir veriyor. Ayrıca bu yasa taslağı metninin bugüne kadar sürecin muhatapları arasında yer alan Dem Parti’yle bile paylaşılmamış olması, iktidarın tek yanlı, politik çıkar ve hedeflerini merkeze koyan dayatmacı tutumunun sürdüğünü gösteriyor.
İktidar tarafından hazırlanan taslakla ilgili medyaya yansıyanlardan anlaşıldığı kadarıyla çerçeve yasanın şiddet eylemlerine karışmamış örgüt mensupları ile örgüt üyeliği ve propagandası suçlamasıyla cezaevlerinde bulunan ya da ceza almış kişileri kapsaması öngörülüyor. Ayrıca taslakta bu kişilere 3 ya da 5 yıl denetimli serbestlik uygulanacağı ve tekrar “terör suçu” işlemeleri halinde her iki cezadan hapis yatacakları belirtiliyor.
Kürt sorununun çözümüne dair şey bulunmaması bir tarafa iktidar tarafından hazırlanan taslak, PKK içinde farklı kategoriler oluşturarak örgütün daha önce aldığı silah bırakma ve kendini feshetme kararının uygulanmasını sağlayacak bir kapsam ve içeriğe bile sahip bulunmuyor.
Peki, Kürt sorununun çözümü ve onun da bir parçası olduğu demokratikleşme konusunda yeni bir şey getirmiyorsa Saray rejimi bu yasa ile neyi çözmeyi amaçlıyor?
Ülkedeki rejim, başından bu yana ısrarla sürdürdüğü “terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge” söylemine uygun biçimde kader birliği yaptığı tekelci burjuva gericiliğin bölgesel emelleri ve iç politikadaki çıkarları temelinde Kürt silahlı güçlerini tasfiye etmeyi ya da kontrol altında tutmayı hedefliyor.
Bu politika başarıya ulaştığı oranda bölgede ABD emperyalizmi ile uyum içinde yeni roller üstlenilmesinin de önü açılmış oluyor. Erdoğan’ın süreçle bağlantılı olarak ilan ettiği “Türk, Kürt, Arap ittifakı”, ABD emperyalizminin Türkiye, Suriye, Irak ve bir yanıyla Lübnan’da oluşturmaya çalıştığı eksende ifadesini buluyor.
Bu eksen, Suriye’de geçici HTŞ yönetiminin Türkiye’nin gözetimi ve yönlendirmesiyle ABD’nin (ve İsrail’in) bölgesel politika ve çıkarlarına bağlanması, Irak ve Lübnan’da ise İran etkisinin sınırlanması ve direniş ekseni içindeki güçlerin tasfiyesi üzerine inşa edilmek isteniyor. Basra Körfezi ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanacak ‘kalkınma yolu’, en son Irak Başbakanı Zeydi’nin ziyareti sırasında Türkiye’nin Kerkük petrollerinde BP’den yüzde 15’lik pay satın alması, Kerkük ve Yumurtalık boru hattının kapasitesinin artırılması ve 1973’te yapılan anlaşmanın süresinin uzatılması için gerçekleştirilen görüşmeler, Irak ve Suriye arasında Kerkük-Banyas boru hatt’nın yeniden inşa edilmesi için yapılan anlaşma gibi adımlar üzerinden bu eksenin ekonomik temelleri de oluşturuluyor.
Türk burjuvazisinin bölgede yeni rollere soyunması, iş birlikçi-entegrasyonist Kürt burjuvazisinin de iştahını kabartıyor. Türk burjuvazisinin bölgede üstleneceği yeni rollerden kendisine düşecek paylar, İş birlikçi Kürt burjuvazisinin süreci sahiplenmesinde en önemli motivasyon kaynağını oluşturuyor. Öte yandan süreçle birlikte Kürt coğrafyasında maden işletme ruhsatları ve enerji santralleri başta yer altı ve yer üstü zenginliklerinin yağması da yeniden ivme kazanmış bulunuyor.
Özetle Saray rejimi, ABD emperyalizminin politik eksenine daha fazla bağlanacağı, Türk ve Kürt burjuvazisinin bu eksende uyum içinde çalışacağı bir süreci inşa etmeye çalışıyor.
Bu çözümün Türk ve Kürt halklarının, her milliyetten işçi-emekçilerin çıkarına hizmet etmediği ortada olduğuna göre; geriye Kürt sorununun tam hak eşitliğine dayalı çözümü, demokrasi ve insanca yaşam mücadelesinde birleşmek dışında bir seçenek kalmıyor.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et