Dimyat’ın pirinci ve evdeki bulgur
Mohamed Salah transferinin gerçekleşmemesi, Beşiktaş açısından büyük bir felâketin kıyısından dönmek anlamına geliyor. Yine de bu transfer sürecinden gerekli dersler çıkarılmak zorunda. Kulüp son anda yanlış bir anlaşmadan kaçınmış olabilir; fakat haftalar boyunca bu ihtimâlin etrafında oluşan heyecan, görüşmelerin ulaştığı aşama ve futbol planının nasıl bir ticarî projeyle yan yana getirildiği ayrıca tartışılmalı. Futbol direktörü Önder Özen’in basın toplantısı bu nedenle transferin seyrini duyuran rutin bir bilgilendirmeden çok, Beşiktaş’ın kendisini nasıl tarif edeceğine ilişkin bir konuşmaya dönüştü.
Özen, Salah ile üç görüşme yapıldığını, bu görüşmelerden ikisini kendisinin gerçekleştirdiğini, Vincenzo Italiano’nun da oyuncuyla oyun planı üzerine konuştuğunu anlattı. Özen’in açıklamalarından, Salah’ın uluslararası tanınırlığından doğabilecek forma, reklam ve ürün satışlarını hesaplayan bir fizibilite çalışmasının da yürütüldüğü, fakat görüşmelerin sportif kısmı hızlı ilerlerken finansal ayrıntılar devreye girdiğinde sürecin yavaşladığını, bunun üzerine Beşiktaş’ın son teklifinin ötesine geçmeme kararı aldığını ve dosyayı “şimdilik” kapattığını öğrendik.
Yıldızdan önce kulübün ölçüsü

Önder Özen’in Beşiktaş’ın tarihsel kimliği üzerine söyledikleri basın toplantısının en etkileyici kısmıydı. Beşiktaş’ın şampiyonluklarını daha mütevazı bütçelerle, aidiyeti yüksek ve mücadeleci oyuncularla kazandığını hatırlattı. Kulübün bir yıldızın ışıltısına teslim olmaması gerektiğini savundu.
Bu sözlerin değeri, elbette ki Salah’ın futbolculuğunu küçümsemesinden kaynaklanmıyor. Salah, Avrupa futbolunun son on yılının en önemli hücumcularından biri. Peşinden geniş kitleleri harekete geçirebilecek, kulübün uluslararası görünürlüğünü büyütebilecek, rakiplerin üzerinde psikolojik baskı kurabilecek bir isim. Böylesine büyük bir oyuncuyla görüşmek başlı başına yanlış sayılamaz. Yanlışlık, oyuncunun büyüklüğünün kulübün bütün ölçülerini geçersiz kılmasına izin verildiği anda başlar.
Beşiktaş’ın yıldız futbolcularla ilkesel bir sorunu olamaz. Birçok büyük oyuncunun kulüpte bıraktığı iz ortada. Fakat onların değerini belirleyen şey şöhretleri kadar, içinde yer aldıkları takımın işleyişiydi. Yıldız oyuncu ortak yapıyı güçlendirdiğinde anlam kazanır. Kadro planını, maaş dengesini, transfer önceliklerini ve yönetim iradesini kendi çevresinde yeniden kurmaya başladığında ise oyuncudan daha büyük bir mesele ortaya çıkar.
Önder Özen’in anlattığı Beşiktaş, kendisini tek bir futbolcunun adı üzerinden pazarlayan bir kulüp değil. Özen, taraftar ile takım arasındaki ilişkiyi emek, mücadele ve temsil gücü üzerinden kuran bir gelenekten söz etti. Onun “yıldızı dışarıda aramayalım” diyerek kaptan Orkun Kökçü’yü, yeni transfer Leandro Trossard’ı ve kurulmaya çalışılan oyun düzenini işaret etmesi bu açıdan önemliydi. Özen’e göre Beşiktaş’ın bu sezon en büyük yıldızı, Italiano’nun sahaya yerleştireceği oyun olacak.
Kırmızı çizgi ne zaman çizilir?
Bu yaklaşım Beşiktaş’ın geçmişiyle uyumlu. Yine de Salah transferi uğruna bütün bu sınırlar tartışmaya açıldıysa, sorun sadece karşı tarafın talepleriyle başlamış olamaz. Kulüp kendi içinde bir yıldız için ne kadar ileri gidebileceğini zaten tartışmış olmalı. Önder Özen’in başkan Serdal Adalı’ya teşekkür ettiği "durma noktası", görüşmelerden önce belirlenmiş olmalıydı. Zira kulüp kültürü, uçurumun kenarında fren yapmak kadar oraya hiç yaklaşmamayı da gerektirir.
Transfer yönetiminin kalitesi, sadece pazarlığın son gününde gösterilen dirençle ölçülemez. Asıl kurumsallık, masaya hangi koşullarda oturulacağını önceden belirleyebilmektir. Menajerlik ücreti, garanti maaş, performans bonusları, imaj hakkı, forma gelirinden pay, sözleşme süresi ve olası ayrılık koşulları görüşmeler başlamadan önce kulübün kırmızı çizgileri arasına yazılmalıdır. Karşı tarafın talepleri yükseldiğinde yeni bir kulüp politikası icat ediliyorsa, orada stratejiden çok gelişmelere göre pozisyon alma vardır.
Özen, Serdal Adalı’nın popülist davranmayarak kulübü kendi ekseninden çıkarmadığını söyledi. Bu elbette önemli bir tercih. Yine de bir yöneticinin en büyük başarısı, büyük bir heyecan yarattıktan sonra geri adım atmak olmamalı. Daha değerlisi, taraftarın önüne gerçekleşme ihtimâli kulübün temel prensiplerini aşındırmaya bağlı bir hayâl koymamaktır. Çünkü transfer gerçekleşmese dâhi o hayâl, takımın geri kalanına yönelik bakışı değiştirir. Mevcut oyuncular yetersiz görünmeye, planlanan transferler sıradanlaşmaya, antrenörün istediği kadro ikinci plana düşmeye başlar.
Beşiktaş’ın Salah için sunduğu teklifin kulübün kimliğine zarar vermeyecek “en uç nokta” olduğunu açıklaması bu bakımdan güven verici olduğu kadar düşündürücü. Bir kulübün güvenli sınırı, sürekli ulaşılması gereken bir hedef değildir. Hele ekonomik hareket alanı sınırlı bir kulüp açısından, uç noktaya gelmek başlı başına ciddi bir risktir.
Ticarî proje sportif planın önüne geçmemeli
Salah görüşmelerinin başlangıç noktası klasik bir transfer ihtiyacından farklıydı. Beşiktaş, oyuncunun saha içindeki katkısıyla beraber geniş bir ticarî kapasiteyi hesaba kattı. Kahire’de satılabilecek formalardan uluslararası sponsorluklara kadar uzanan bir gelir modeli hazırlandı. Böylece yüksek maliyetin, Salah’ın yaratacağı ekonomik hareketlilikle dengelenmesi amaçlandı.
Bu model kâğıt üzerinde anlaşılabilir. Avrupa gelirlerinin ve yayın gelirlerinin sınırlı olduğu bir ortamda kulüpler yeni kaynaklar yaratmaya çalışıyor. Büyük bir oyuncunun gelişi forma satışını artırabilir, sponsorluk anlaşmalarını büyütebilir ve kulübün erişemediği pazarlara ulaşmasını sağlayabilir. Ne var ki bu gelirlerin önemli bölümünü oyuncu tarafıyla paylaşmak zorunda kaldığınızda projenin temel mantığı zayıflar.
Nitekim transfer görüşmelerinin imaj hakları ve ürün satışlarından istenen paylar nedeniyle tıkandığı bildirildi. Özen de Beşiktaş taraftarının harcadığı paranın kulübün kasası yerine oyuncunun temsilcisine gitmesini kabul edilebilir bulmadığını açık biçimde anlattı. Ürünün alıcısı Beşiktaşlı, mağazanın sahibi Beşiktaş, markayı taşıyan kurum Beşiktaş ise yaratılan gelirin ana sahibi de kulüp olmalıdır. Aksi durumda kulüp, kendi taraftar kitlesini başka bir ticarî yapının müşterisine dönüştürür.
Bunun için Salah sürecinden dürüst sonuçlar çıkarılmalı. Ticarî fırsat ile sportif ihtiyaç arasındaki sınır daha net çizilmeli. Menajer ve imaj hakkı politikaları daha sürecin başında karşı tarafa iletilmeli. Antrenörün istediği kadro, sansasyonel fırsatlar ortaya çıktığında kolayca kenara bırakılmamalı.
Her şeyden önemlisiyse her parlak ihtimâl karşısında yön değiştirmeyen, kendi stratejisine ve ekonomik gerçeklerine sadık kalan bir yönetim anlayışı kulübe artık hâkim olmalı.
Bir futbolcunun ticarî gücü transfer kararının bir parçası olabilir. Fakat sportif gerekçe zayıfsa ticarî hesap da kırılgan hâle gelir. Takım kötü oynadığında forma satışları düşer, Avrupa’dan erken elenildiğinde sponsorluk beklentileri küçülür, yıldız oyuncu fiziksel olarak gerilediğinde bütün model sarsılır. Kulüp kadrosunu bir futbolcunun popülerliği üzerinden finanse etmeye çalıştığında, saha içindeki her sorun ekonomik bir probleme dönüşür.
Italiano’nun istediği takım

Basın toplantısında Salah kadar önemli bir başka başlık, Vincenzo Italiano’nun nasıl bir takım kurmak istediğiydi. Önder Özen, İtalyan antrenörün yüksek efor isteyen, agresif ve akıcı bir oyun üzerinde durduğunu ve buna göre oyuncu taleplerinin olduğunu açıkladı. Kulüp transfer dönemini üç aşamaya bölmüş durumda: İlk bölümde temel açıklar kapatıldı, 15 Ağustos’a kadar kadronun gücü artırılacak, son haftalarda ise uygun fırsatlar değerlendirilecek.
Bu planın merkezinde bir futbol fikri bulunuyor. Oyuncuların isimlerinden önce hangi tempoya, hangi fiziksel seviyeye ve hangi görev dağılımına ihtiyaç duyulduğu belirlenmiş. Beşiktaş’ın son yıllarda en fazla yoksun kaldığı şey de buydu. Her transfer döneminde farklı bir anlayışa yönelen, önceki yaz alınan oyuncuyu ertesi yaz elden çıkarmaya çalışan, antrenör değiştikçe kadrosunu yeniden kuran bir kulüp ortaya çıktı.
Salah gibi bir ismin gündeme gelmesi, kurulmaya çalışılan bu düzen için güçlü bir sınavdı. Oyuncunun kariyeri ve yetenekleri tartışılmaz olsa da transferin mâli yapısına, takım içindeki rollere ve Italiano’nun yoğun oyununa nasıl yerleşeceği ayrıntılı biçimde değerlendirilmeliydi. “Önümüze bir fırsat çıktı ve biz de bunu değerlendirmek istedik” demek, bu soruların cevabı olamaz. Büyük transferler de diğer futbolcular kadar ciddi bir sportif gerekçeye dayanmak zorunda.
Özen, Salah görüşmelerinin transfer planını aksatmadığını söyledi. Takvim açısından bu doğru olabilir. Fakat bir yıldız transferinin kulübün zihinsel gündemini değiştirmesi için diğer görüşmeleri tamamen durdurması gerekmez. Medyanın, taraftarın ve yönetimin dikkatinin tek bir isme yönelmesi bile kadro inşasının etrafındaki sabrı azaltır. Dolayısıyla bundan sonra herhangi bir mevkiye alınabilecek gösterişsiz ama doğru bir oyuncu, Salah heyecanının yanında değersiz görünmeye başlayabilir.
Salah’tan sonra
Öte yandan Salah dosyası tamamen kapanmış sayılmıyor. Özen’in açıklamalarına göre Beşiktaş teklifini geri çekmedi; karşı taraf mevcut koşulları kabul ederse süreç yeniden değerlendirilebilir.
Buradan sonra yönetimin tutarlılığı belirleyici olacak. Yeni bir telefon, taraftar baskısı ya da sponsor önerisi geldiğinde bugün açıklanan ilkeler yeniden esnetilirse Özen’in yaptığı bütün konuşma anlamını kaybeder. “Şimdilik” sözcüğü, makul bir diplomatik pay bırakabilir; fakat aynı zamanda kapının yeniden açılabileceğini de gösteriyor. Beşiktaş’ın teklifi değişmeyecekse süreç devam edebilir. Teklif değişecekse kulübün bugün savunduğu sınırlar tartışmalı hâle gelir.
O yüzden Salah’ın gelmemesi Beşiktaş’ı kendiliğinden doğru yola sokmayacak. Doğru yol; Italiano’nun oyununa uygun kadronun tamamlanması, mâli yapının korunması, genç oyuncuların değersizleştirilmemesi ve transfer politikasının her yeni isimle yeniden yazılmamasıyla kurulacak. İşte o zaman bir sonraki ışıltılı ihtimâl ortaya çıktığında kulübün pusulası masanın üzerinde hazır bulunacaktır.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et