12 Temmuz 2026 00:12

Savaş şebekesi NATO’nun yeni merkez ülkesi olma gururuyla, zirveye halkın cebinden şatafat katan ev sahibine bir noktada hak verme zelilliğine sanırım katlanabilirim. Liderleri birer tabancayla uğurladı. Her biri suç mahallinden toplanmış sanki. İsimleri de yazılı. Kovanlar vurulmuş topraklarda; sıradaki misyonun mermileri de pakette. Yerini bulmuş bir hediye!

ABD küresel konumundaki erimeyi durdurmak için ‘önce Amerika’ sloganına göre Monroe Doktrini’ni tozlu raflardan indirerek Batı Yarımküresi’ni Çin gibi rakip güçlere kapatmaya yönelirken Ukrayna üzerinden Rusya’yı yıpratma savaşında külfeti Avrupa’ya yıkıyor.

“Çin’le baş etmem gerekiyor; sizin keyfiniz için askeri potansiyelimi bölemem” diyor. İran’la savaş zaten ABD’nin konvansiyonel güç ve caydırıcılık tasarımının canına okudu. Bu sayede Pekin, Amerikan askeri kapasitesinin röntgenini çekti.

Asya-Pasifik’teki rakip az buz olmadığından Güney Kore, Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi uzaktaki ortakları Çin’e çevreleme stratejisine çekiyor.

“NATO 3.0” diyerek Atlantikçileri baştan çıkardıkları şey, ittifakı, Amerikan küresel çıkar ve hesaplarına koşullandırmaktan ibaret. Bunun için silaha daha fazla harcama, SİHA üretimini coşturma ve savunma sanayine çokça yatırım gerekiyor. Ülke ekonomilerinin askerileşmesi için ulusal kasaya giren gelirin yüzde 5’ine göz dikiyorlar.

Ayrıca zirvede soykırımcı-Epstein koalisyonunun beklentilerine uygun şekilde İran’ın ‘tehdit’ ve ‘istikrarı bozucu’ aktör olarak ele alınıp Hürmüz’deki sonuçtan sorumlu tutulması da NATO’nun misyonundaki üçgeni tamamlıyor: Rusya, Çin ve İran.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin İran’a saldırılara arka çıkıp operasyonda Avrupa’daki üslerden 5 bin sorti düzenlendiğini ifşa etmesi sadece Başkan Donald Trump’a yalakalığın dozuyla izah edilemez. İttifak İran’ı halledilmesi gerekenler listesine geçiriyor.

NATO’nun İran’a komşu olan yegane ortağından oraya atış yaptılar. Türkiye’nin hizalanması gereken yere işaret koydular. İkinci işaret, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun da şikayeti üzerine Türk-İsrail ilişkilerine saplanıyor. Bu fasla, zirveye davet edilen ve Golan Tepelerini İsrail’e verdiğini söyleyen Trump’ın densizlikleri karşısında çıt çıkaramayan Ebu Muhammed el Colani’nin dümenindeki Suriye de dahil. Trump, Suriye’nin Amerikan eksenine taşınmasında Türkiye’nin rolüne büyük pay düşüyor. Trump, eski Suriye’nin işgalci İsrail’e düşmanlığından kaynaklanan “Terörü finanse eden ülke” damgasını silen kararnameyi düne kadar 10 milyon dolarla kellesine ödül koydukları ‘kullanışlı terörist’ Colani’nin eline tutuşturarak Şam’a gönderdi. Karşılığında da Lübnan’da Hizbullah’ın halledilmesi işine el atmasını bekliyor.

NATO zemininde Türkiye’nin sırtının sıvazlanması tesadüf değil; sebebi Atlantik’in iki yakasındaki bunalımdır, ittifakı yeni misyonlarla kodlarken yüklenici kolonlara olan ihtiyaçtır. ABD, Avrupa’nın korunması kisvesi altındaki saldırganlığın yükünü Avrupa’ya yıkarken bunun yarattığı gerilimi taşıyacak sağlam omuzlar gerekiyor. 23 centlik Mehmetçik ilk günkü gibi göreve hazır; ama yeni araçlarla. Gayretkeş Türk savunma ve silah sanayii pıtrak pıtrak; ürünleri de ucuz. Büzülen Avrupa’nın çaresizliğine sesleniyor; ABD’ye umut veriyor. Silah tedarik zincirinin daha entegre hale gelmesi gerekiyor ki NATO 3.0 çalışabilsin.

Ankara’nın izlediği politikalar ve tercihler ABD’nin bölgesel hesaplarıyla da uyumlu. Washington’ın sinyallerine pek duyarlı. Yoksa niye Trump, Avrupa’da ABD’nin geleneksel ortaklarına sıra dayağı çekerken Erdoğan’a günde beş vakit ‘dostum’ desin!

O kadar yakınlık duyuyor ki buradan yapacağı pervasızlığın gülümseme ile karşılaşacağından emin. Trump, Ankara’da ayağının tozuyla kurmayları ile toplantı yapıp İran’a yeni saldırı dalgası için geliştirilen plana onay verdi. Vur emriyle 7-8 Temmuz tarihlerinde stratejik tren hatlarını ve kıyıdaki balıkçı teknelerini saymazsak İran’ın özellikle Hürmüz’deki kontrol yeteneklerini felç etmeye dönük saldırılar düzenledi.

Trump pek çok ara bulucunun yüzlerce saat mesaiyle bir yere getirdiği İran’la mutabakatı yaktı. “Benim için bu konu kapandı. Artık onlarla anlaşmak istemiyorum. Bence bu iş bitti” dedi. İranlılar için ‘pislik mahluk’, ‘hasta’, ‘kanser’, ‘vahşi’, ‘şiddet düşkünü’ gibi ifadeler kullandı. Mossad’ın Trump’a suikasta uğrayacağı zokasını yutturduğu da ortaya çıktı. Amerikan istihbarat teşkilatının ‘burun kıvırdığı’ İsrail istihbaratının saldığı korkuyla Ankara’dan, Katar’ın hediyesi yeni Air Force One’la değil eskisiyle ayrıldı.

İran medeniyetini yok etme tehdidini ve petrole çökme heveslerini yine açığa vurdu.

Bir yandan saldırı emrini zirve zemininde vererek aklınca savaşta ABD’yi yalnız bırakan müttefiklere şamar attı.

Bu afra tafranın altında büyük bir öfke ve hayal kırıklığı da var. İran ve Irak’ta Ayetullah Ali Hamaney’e veda törenlerine katılan 30 milyonu aşkın insan, savaşın stratejik hedeflerine ulaşmalarının imkansız olduğunu yüzlerine haykırdı. Trump, İran’da milyonların kenetlenmek değil, yönetimi devirmek ve Amerikalıları kucaklamak için sokaklara çıkmasını umuyordu. Hesap buydu. Yanı sıra Irak’ı İran’dan koparmak için Bağdat’a muazzam bir baskı uygularken Iraklılar Necef ve Kerbela’da Hamaney’e veda törenlerinde sel oldu, Amerikan projesini süpürdü.

Trump’ın ayarı epeyce bozulmuş olmalı ki İran’a iki kez “Japonya İslam Cumhuriyeti” dedi. Yeni İran liderliğini de ortadan kaldırmakla tehdit etti. Döndükten sonra da Mossad’ın ağzına soktuğu ‘İran suikast düzenleyecek’ sakızını çiğneyip patlatıyor. Amerikan istihbarat kurumlarının bu istihbaratı kendi kaynaklarından teyit edememiş olmasının da bir önemi yok.

Sonuç olarak Trump Ankara’da aldığı kararlar ve ettiği laflarla bir anlamda Türkiye’yi İran’a karşı fırlatma rampası olarak kullandı. Ülkeyi kendi komşusu karşısında müşkül bir duruma soktu. Fakat Erdoğan’ın zirve gururu, bunların hiçbirinden etkilenmiyor. Trump Kaan motorlarının satışı için harekete geçip F-35’ler konusunda da yarım ağız ‘değerlendirme’ sözü verdi ya her şeye bedel! Mehter takımı ve ‘yepyeni çeriler’ arasında NATO liderlerini yürütmenin verdiği o hamasi hazzı hiçbir zilliyet bozamaz! Zirve ve sonuçları hem bu ülkenin hem de oturduğu coğrafyanın ciddi bir bağımsızlık sorunu olduğunu da bir kez daha teyit ediyor.

Fehim Taştekin

Olay mahallinin silahları!
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et