Karakter sorunu!
“Karaktersiz”, “Karakteri bozuk”, “Ahlaksız”, “Vicdansız” sözcüklerinin günübirlik değil saat başı da değil neredeyse dakikalara girer şekilde kullanıldığı-duyulduğu bir dönemde bulunuluyor. Bu suçlayıcı niteleme sözcüklerinin karşıtları da var ve onlar da belirli mücadele anlayışlarının platform sınırlılıkları dahilinde aktüel söylemlerde yoğunca kullanılıyor. Her ne kadar ‘karakter’ sorununa da vicdan ve ahlâk gibi tartışma konusu olan kavramlarla benzer şekilde, birey-kişilerin toplumsal konumu ve ilişkileriyle bağlı farklılık gösteren anlamlar yüklense de, toplum yaşamında üzerinde görece ittifak edilmiş genel bir anlamlandırma da bulunuyor.
Bu üç kavram da olumsuzluk yüklü kullanımıyla işaret edilenin insan ilişkilerinde güvenilmez, tutarsız, çıkarcı, yalancı, en yakınındakine dahi ihanet edebilir, çıkar için her yol ve araca baş vurmaktan kaçınmaz, yaltakçı ve en az bunlar denli de zalim olma haline göndermede bulunur. Bir düşkünlük ve çürümüşlük halidir böylelerinin durumu. Karaktersizlik ve ahlaksızlık onlarda karakter ve ahlak özelliği kazanmıştır.
Ne ki, kişiler yalıtılmış-steril ortamda tutulan varlık özelliği göstermezler. Herhangi toplumda yaşayan her birey o toplumun üretim-tüketim-iletişim ilişkilerinin içindeki bireydir. Bir işçi sadece ailesinin bireyi değildir, sadece sermayesini, artı değer üreterek çoğalttığı kapitalistin işçisi olma koşullarında-işyeriyle evi arasında gidip gelen kişi konumunda bulunmaz. Mahallesinde, semtinde, ili-ilçesi ve daha genelde ülkesindeki gelişmelerin, farkında olduğu ya da olmadığı etkilerinden ‘nasiplenir’; iş-ekmek ve hele de özgürlük gibi sözcüklerle ifade edilen taleplerinin karşılanmasına koyulduğunda, kendisine o ana dek herkesin hakkı ve refahı için var olduğu söylenen devletin ne olduğunu deneyimlemek zorunda kalır. Toplumun diğer ezilenleri de içinde bulundukları-ve tutuldukları ilişkilerin genel kuşatması altında yaşarlar. Davranışlar, seçmeler, öncelikler bu ilişkiler içinde şekillenir.
Bir kapitalist örneğin, sermayesini çoğaltmak için pazarda diğerleriyle rekabet ederek var olma ve daha da büyüme hedefiyle hareket eder. Onun için temel güdü kâr ve daha fazla kârdır. Bunun için baş vurulmadık araç, yol ve yöntem bırakmaz. Teknolojik gelişmelerden yararlanma gücüyle orantılı olarak pay alır ya da silinip gider. Kapitalizmin insanı insanın kurdu durumuna düşürdüğü sözü durup dururken üretilmemiştir. Daha fazla servet-mülk sahipliği için akla gelmedik riyakârlıklara baş vurulur. Zor ve şiddet güçleri kullanımı, yalan ve entrika, satın alma ve satma (insan ve ilişki bazında) bu ilişkilerin ürünü-hatta kaçınılmazlığı olarak belirip yaygınlık gösterir. Binlercesinin içinde birkaçının ‘insancıl ve dürüst olması’, bu gerçekliği değiştirmez. İstisnaların kaideyi bozmadığı düşüncesi genellikle kabul edilmiştir.
Sömürü ilişkileri üzerinde şekillenen toplumlarda zor-şiddet araçları-aygıtı ile büyükleri başta olmak üzere sermaye sahipliği, satın alma-kullanma-istismar etme olanağının başlıca zemini ve dayanağını oluşturur. Örneğin bir işçi grevinde, işçi kardeşlerinin direnişini kırma düşkünlüğüne zorlananları zor ve para gücüyle satın alabilir. Sermaye düzeni koşullarında varlık gösterip bu düzenin şöyle ya da böyle sürdürülmesi için çaba gösteren bir parti fraksiyonunu mevki-makam olanağı olarak görenler, kendileriyle aynı ‘cihaz içinde olsalar’ da bir dönemler samimi ya da ikiyüzlüce birlikte olup görünürde “kader birliği yaptıkları kişileri”, daha fazla menfaat için ya da korku nedeniyle, daha önce düşman gördüklerine satmaktan kaçınmazlar. Rüşvet, yolsuzluk, dolandırıcılık vs. türü kirlilik göstergesi işlerin üretici zemini doğrudan doğruya sömürü ilişkilerince oluşturulmuştur. Kurt olmaya soyunmuşluk, uyanıklık sayılır ve kim daha fazla çarpabilirse o birikim olanağı “yaratmış” olur!
Toplumda çürümüşlüğün boğazı geçtiği yönündeki söylemlerin onca inandırıcı hale gelmesi nedensiz değildir ve bu tespit insan bireyinin davranış tutum ve düşüncesini şekillendiren toplumsal ilişkilerin güncel işleyişiyle büyük bir isabet göstermektedir. On milyonlarca emekçinin asgari yaşam gereksinmelerini karşılayacak bir ücretten yoksun olduğu koşullarda “vatandaşların hak eşitliği ve özgürlüğü” üzerine egemen-yönetici söylem, örneğin diğerlerinin yanı sıra çürümüşlüğe ve karaktersizliğe sürükleyen ilişkileri de örtme işlevine sahiptir. Günümüz toplumunun gerçekliklerinin muhalif cepheden sergilenmesine yönelik hemen her çaba şiddet aygıtının gazı-sopasıyla karşılanırken, “sosyal hukuk devleti ve hukuksal eşitlik”ten söz edilmesi, aç kalmış ve dilenmeye başlayan kişiyi “açlık sana iyi gelmiş” diyerek alaya alan riyakârlıktan öte gitmez.
Yaşanılan dönem insan ilişkilerinde karaktersizlik ve ahlaksızlığın, çürüme ve çözülmenin ‘korkunç’ denecek boyutlarda yaygınlık gösterdiği bir dönemdir. Burjuva ve polis zorbalığı, çeşit çeşit çetelerin toplumu sarması, devlet erkini baskı ve zenginleşme gücü olarak kullanma, yağmanın yaygınlaşması, milyon dolarlarla rüşvet verdiklerini söyleyenlerin bu parayı nereden bulduklarının dahi sorgulanmaması, devlet organları eliyle kara para aklanması, yalancılık, böbürlenme ve yaltakçı övgüde sınır tanımama ve eklenebilecek daha nicesi…
Bu çürümüş ve çürütücü ortam ve ilişkilere, bu türden karaktersizlik üretici ilişkiler sistemine karşı mücadelenin gelişip yaygınlaşması bir çıkış yolunun açılmasına hizmet edebilir. Zemini ve başlıca üreticisi üretim araçlarının özel kapitalist mülkiyetine dayanan kapitalizmin insanı insanlıktan çıkaran, kendine ve başkasına yabancılaştıran, ilişkilerde kendi için başkalarının imhasını ya da etkisizleştirilmesini kaçınılmaz ve gerekli gösteren zihin-düşün dünyasının kalıplarını kıracak olan, büyük insan kitlelerini geçim araçları ve olanaklarından yoksun kılan bu sistemin ortadan kaldırılması hedefiyle bağlı mücadele birliği olacaktır. Bu mücadelede yer almak, riyasızlık, yalansızlık, paylaşımcılık ve fedekârlık kavramlarında olumlu anlam bulan davranış biçimlerinin şekillenmesi ve güç bulmasının da koşuludur. Yaygınlaşan ve sadece burjuva saflarda kalmayan karaktersizlik ancak böyle bir yolla lanetlenerek çöplüğe atılabilir.
Evrensel'i Takip Et