Soluğumuz kesiliyor
Bin bir düzen
Saraya yerleşen başımızdaki padişaha geceleri, üvey oğullarının sabaha öldürülmeleri için suç üstüne suç yükleyen öyküler anlatan valide sultana karşılık sabahları suçsuzluklarını anlatacak bir tek vezir bile çıkmayınca sürecektir bin bir gecenin bin bir düzeni.
Gecenin kapısı
Sabah açamıyor gecenin kapısını. Göstermek için elinde biriken renk renk ipliklerini. Aydınlıkta açılıp saçılacak olan çiçeklerini.
Yedik mi yemedik mi?
Kedi tuttuğunu yer, derler. Kaleci tutamadığını. Elimize geçiremediğimiz, tutamadığımız ne çok şey var. Kedilerin tutup hapır hupur yediği/yedikleri. Kaleci olup da tutamayıp yemediğimiz, ofsayttan geldiği için sayılmayan golleri.
Dönüşüm
Bir kuş uçar, rüzgarı kalır. Ağacın yaprakları arasından titretir havayı. Kavurucu sıcağa/sıcaklara karşı. Dönüşür rüzgara.
Bugün de
Sennur Sezer’in sesiyle:
“Görmez misin ozanları/ sevgiyi kutlarlar sevilmeden/ Yaşamadan yaşamayı /Kimseyi incitmezler /İncitildiklerinden” diyoruz. Kimi hapse atılıp kimi acısından öldüğünden, kimi düpedüz öldürüldüğünden.
Kentsel dönüşüm
Yıkım sürüyor. Taşlı tarlalara döndü sokaklar. Bir yanda bodrum katlara sığışırken insanlar, öte yanda gökyüzüne yükseltiliyor binalar.
Rüzgarla
Denize inen sokaklar, başında ufka kapalıdır. Evler, ağaçlar karartır ortalığı. İnildikçe ışır. Denizden esen rüzgarla açılır ufku. Deniz görünür.
Soluğumuz kesiliyor
Zincire her gün yeni bir halka eklenerek sarıp sarmalıyor gövdelerimizi. Ellerimize ayaklarımıza dolanarak, bir boğa yılanı gibi sıktıkça sıkıyor. Soluğumuz kesiliyor gittikçe.
Evrensel'i Takip Et