Kep ve raportör
Birçok üniversitede sınavlar bitti. Eskiden, yeni bir yaşama, güzel bir işe sahip olacakları umuduyla keplerini havaya atıp kutlama yapan gençler ve ailelileri belki yine sevinecekler ama sevinçleri, en azından çocuğun masrafından kurtuldukları için olacak gibi.
İşte görüyoruz, hepsi üniversite mezunu genç öğretmen, açlıkla boğuştukları yetmiyormuş gibi bir de polisten dayak yiyor, yerlerde hırpalanıyor. Özgür olmayı seçmiş, biat etmeyen yüz binlerce genç üniversite mezunu ne devlette ne özel sektörde asgari ücretle bile iş bulamıyor. Mezunların nerdeyse tamamı fırsatını bulsa, yükselen vize duvarını aşabilse, tası tarağı toplayıp bir daha dönmemek üzere ülkeyi terk etmeye hazır bekliyor. Bırakın kendi insanımızı, Avrupa Birliğinin Türkiye Raportörü Nacho bile, Türkiye raportörü olmasına isyan etmiş, sürekli kötü şeyler görüyor, yazıyor olmaktan psikolojisi bozulmuş. Zaman zaman iyi haberler alan diğer ülke raportörü arkadaşlarını kıskanır olmuş. “Bu işi 10 yıldır yapıyorum ama hiçbir olumlu sonuç alamadım” diye neredeyse ağlayacak bizim adımıza.
Ama ne gam. Üniversiteyi yöneten her kişinin bir tek amacı var, o da her ne seviyede ise, aşağıya tek adam olmak ve bir üsttekinden aferin alıp, en kısa zamanda o bir üsttekinin yerine geçmek.
Gençler, derslerle, yoklukla, yoksunlukla uğraşarak geçirdikleri 4-5, çoğu daha fazla yıllarını geride bırakmış olmalarının sevinciyle keplerini havaya atacaklar. Konuşmalar, kutlamalar yapılacak. Aferinler alınacak. En kıdemli hoca mezunlara yemin ettirecek. En çalışkan mezun kütüğe çivi çakacak.
Sonra?
Hayat başlayacak. Raportörü bile hasta eden hayat.
Evrensel'i Takip Et