16 Haziran 2026 00:09

Muhalefet ve demokrasi mücadelesi

Faşizmin mevzi kazanarak devlete biçimini vermek üzere ilerleyişi hız kesmiyor.

Belediyelerde operasyon sıradanlaştı. İktidar partilerininkiler yolsuzluk ve rüşvete batmışken, yapıyorlarsa bile bu koşullarda kendilerine çeki-düzen vermeleri beklenen muhalefet belediyeleri peş peşe sırayla basılıyor, tutuklamalar sürüyor. Tahliye hatta beraat eden başkanlar, iki Ahmetler örneğin, Esenyurt ve Mardin belediyelerini ancak dışarıdan seyredebiliyor.

Kürt partileriyle başkan ve önde gelen yöneticilerinin tutuklanıp yargılanmalarına “alışılmıştı”. Sıra bu tutuklamalara ses çıkarmayan ana muhalefete geldi. Cumhurbaşkanı adayı tutuklandıktan sonra partinin kendisi hedefe kondu. “Uyumlu muhalefet” istenmekteydi. Hukuku ara ki bulasın! Yasaya uysa da uymasa da Türkiye “mutlak butlan”ın ne demek olduğunu öğrendi. Mahkeme kararıyla başına eski genel başkanı getirilen parti seçilmiş yöneticilerinden “arınma” sürecinde. “Butlan” yönetimi de hukuku, tüzüğü falan takmıyor. Yöneticileri disiplinde ve ihraçlar kapıda. Bu, parti-içi mücadeleyi koşulluyor.

Bu noktaya yerel seçimleri kazanan ana muhalefet partisinin iktidar alternatifi oluşunun netleşmesiyle gelindi. Koltukların boşaltılmasına yanaşılmıyor. Çare, zor!

Ana muhalefetin üstüne varan iktidarın dayanaklarının zayıfladığıysa görünen şey. Hayır, devlet içindeki mevzileri zayıflamıyor. Ama buna da götürecek ülke ekonomisindeki dayanakları ve dolayısıyla toplumsal desteği zayıflıyor.

Piliç tekellerine bile kayyım atanırken sömürülen baskı altındaki sınıf ve tabakaların halini açıklayacak sözcük herhalde “perişan”! Kentte ve kırda, fabrikalarda, madenlerde, tarlalarda tüm zenginlikleri üretenler bir ay önceki gibi bile geçinemiyor. Geçinme bir yana, madencilerin direnişlerinde tanık olunuyor, alın terlerinin bir bölümünün karşılığı olan ücretleri dahi ödenmiyor. Emeklinin yaşamını nasıl sürdürebildiğini sadece kendisi biliyor! Üretici tarımda ekim yapmaktan kaçınır halde, ürünü masrafını kurtarmıyor.

Bu koşullarda CHP’nin tasfiye edilmekte olan seçilmiş yönetiminin, eğer Özel’in açıkladığı gibi mücadeleye niyeti varsa, parti-içi mücadeleye dalıp “sen-ben kavgası”ndan başka türlü görünmesi olanaksız yolu değil, herhalde halkın taleplerini sahiplenip sırtını halka dayaması beklenir. Demokrasi ve hukuku sadece kendileri için istemiyorlarsa, “mesele rejimle ‘millet’ arasında” diyorlarsa, emekçi halkın yüzleştiği binbir ekonomik ve sosyal adaletsizlikle sendikal örgütlenme, toplanma, söz söyleme vb. alanlarında yüz yüze oldukları hak yoksunluklarının giderilmesi için mücadele şarttır.

Tartışma konusu edilen “Ankara siyaseti” ile “sokak siyaseti” arasındaki fark ve Bahçeli’nin Özel’e yönelttiği uyarı asıl buradadır, yoksa sokak ve meydanlarda “Biz daha iyi yönetiriz”, “Sandıktan AKP değil, biz çıkmalıyız” içerikli mitingler düzenlemede değil. O da sokaktır, ama “üstten” siyaset yapmaktır.

Anlaşılır şeydir, başlı başına bir kurum ve “devleti kuran parti” olan CHP’yi terk etmekten kaçınılmaktadır. Ancak hele bu hukuksuzluk ve faşizmin inşa ortamında parti-içi didişmeyle varılabilecek bir hedef de yoktur.

Tamam, görülüyor, Kılıçdaroğlu iktidarın istediğini yapmaktadır; ancak onunla mücadele de iktidarla mücadeleye, öyleyse demokrasi mücadelesine bağlanmadan sonuç alınamaz.

CHP’nin sınıf karakteri parti-içinde ve AKP ile bir “sen-ben kavgası” yürütmeyi aşan gerçek bir demokrasi mücadelesine uygun değil. Aşağıdan bir demokrasi mücadelesi, sözünü etmekle yetinmeyip halkın taleplerinden hareket eden bir demokrasi mücadelesi çünkü önünde sonunda sosyalizme bağlanmadan edemez. Ancak “tarihin doğru tarafında” olmak isteniyorsa, başka yol yoktur; halka dayanılacak, talepleri mücadelenin hareket ettiricisi olacaktır.

Bu, barış ve demokrasi mücadelesi ilişkisi açısından da geçerlidir. Barış görüşmelerinin iktidarda kim varsa onunla yapılması olağandır. Ancak Kürt sorunu da bir ulusal siyasal hak eşitliği, öyleyse bir demokrasi sorunudur. Barış mücadelesi demokrasi mücadelesiyle birleştirilmediğinde “Pax-Americana”ya varır ve demokratik çözüm gerçekleşemez. Hafta sonu düzenlenen konferansın hem de Kürt sorunuyla sınırlanmayan demokrasi mücadelesi vurgusu bu nedenle önemlidir

Mustafa Yalçıner

Muhalefet ve demokrasi mücadelesi
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et