14 Haziran 2026 00:23

ABD 2026: Mussolini kupalarından sonraki en kötü kupa

Batılı birçok haber ve spor sayfası bilmem ne tarihinin enleri diye listeler yapmayı çok sever. Dünya kupası tarihinin en kötüleri listesine de ya çok az takım katıldı diye 1930’da Uruguay’ın ev sahipliği yaptığı ve kazandığı ilk kupayı gösterirler ya da işte az gol atıldı gibi uyduruk bir sebeple başka bir tarihi. Oysa dünya kupaları tarihinin en kötüleri listesi yapılacaksa Mussolini İtalya’sının ev sahipliği yaptığı ve kazandığı 1934 kupası ve sahada siyah tişörtlerle Mussolini selamı veren İtalya takımının kazandığı 1938 kupası hâlâ en başta gelir. Ancak ABD 2026 Kupası daha başlamadan Mussolini kupalarından sonra tarihin en kötüsü oldu ve ilerledikçe bu kötü şöhrette Mussolini kupalarını da geçebilir.

Dünya Kupası ev sahipliğinin açıklandığı günlerde ABD’nin ayrımcılık yapmayacağı garantisi veren ve sonra da Trump için uydurdukları ‘barış ödülü’nü Trump’a büyük yalakalıklarla veren FIFA, ABD’nin daha kupa başlamadan ne kadar ırkçı ve ayrımcı olduğunu tüm dünyaya iştahla gösterdiği uygulamalar sorulunca “Ülkeye kimin girip çıkacağına biz karışmayız” diye geçiştirdi. Halbuki 2023 yılında 20 yaş altı Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak Endonezya turnuvaya İsrail’i almama fikrini dile getirince bile ev sahipliği elinden alınıp apar topar Arjantin’e verilmişti. Beyaz Saray’da fink atan FIFA Başkanı Infantino, halihazırda gerici ve rüşvetçi FIFA’nın hâlâ daha da alçalacak yeri olduğunu kanıtlayan bir başkanlık yürütüyor.

Daha maçlar başlamadan ABD neler yapmış, ilk maçlarda neler olmuş sıralayacağım.

İran’a bomba, ulusal takımına eziyet

ABD önce İran takımının can güvenliğini garanti edemedi, ardından da İran kafilesinin ülkeye girmesini istemedi. İran takımının Meksika’da kalıp maçlarını ABD’de oynayacağı bir formül bulundu, ama diğer takımlardan farklı olarak İran’ın aynı gün gelip, maçtan sonra yine aynı gün Meksika’ya geri dönmesi zorunluluğu getirildi. Son olarak da İranlı seyircilere ayrılan kota kaldırılarak ABD’ye girmeleri engellendi. İlk gün maçları oynandığında İran kafilesinden hâlâ vize alamayanlar vardı. Açılış gününden bir gün önce ABD “İran’ı anlaşmaya zorlamak” gerekçesiyle bombaladı; ertesi gün de Trump daha önce yaptığı gibi ‘anlaşma yakın’ diyerek savaşın bittiğini ilan etti. Trump savaşın tamamen tekrar başlamasının maliyetini karşılayamayacağını biliyor. Ancak dünya kupaları tarihinde ağırladığı ülkelerden birini açılıştan bir gün önce bombalayan başka ev sahibi ülke yok. FIFA, İran’ın maçlarını Meksika’ya alabilirdi, ancak tıpkı ABD’ye girişi engellenen hakemi Meksika ya da Kanada’da başka bir maça atayamadığı gibi, bunu da yapmadı.

Somalili hakeme 11 saat sorgu ve sınır dışı

Afrika Futbol Federasyonunun kıtanın en iyi hakemi seçtiği ve FIFA’nın önemli maçlara atadığı Somalili Hakem Omar Abdulkadir Artan, ABD vizesi ve tüm evrakları tam olmasına rağmen sırf Somalili diye 11 saat sorgulanıp telefonuna el konulduktan sonra vizesi iptal edilip Türkiye üzerinden sınır dışı edildi. FIFA da hiçbir şey yapmadığı gibi Artan’ın “Vize sorunları sebebiyle kupada olmayacağını” açıklayıp ne kadar yoz ve çifte standartlı bir örgüt olduğunu bir kez daha gösterdi. Trump mayıs ayında Somalililer için “Bunlar dolandırıcı” demiş, geçen yıl da Senatör Ilhan Omar’a “Ülkemde bunları istemiyorum, bunların ülkeleri iğrenç… hepsi çöp” sözleriyle saldırmıştı.

Çifte standart: Fas, Fildişi, Haiti, Senegal, Irak, Ürdün…

İran kafilesinde teknik ekipten ve federasyon yetkililerinden birçok kişi hâlâ vize alamadı ve maçlar için ABD’ye giremeyecek; Iraklı forvet Ayemn Hussein 7 saat sorguya çekilirken takımın fotoğrafçısı 10 saat sorgudan sonra ülkesine geri gönderildi; Haiti takımının Orta Saha Oyuncusu Woodensky Pierre’ye vize o kadar geç çıktı ki turnuva öncesi hazırlık maçlarını kaçırdı; Güney Afrika kafilesinin neredeyse yarısı vizelerini kafilenin kalanı kamp yerinde antrenmanlara başladıktan sonra alabildi.

Uluslararası Spor Yazarları Birliği birçok İranlı ve Afrikalı gazetecinin de vize alamadığını, bazı gazetecilere ise tek girişlik vize verildiğini (yani Meksika ve Kanada’da yapılacak maçları izlemek için çıkarlarsa ABD’ye geri dönemeyeceğini) ilan edip FIFA basın ilişkileri direktörüne durumu bir yazı ile protesto etti. Sadece gazeteciler değil, İranlı seyircilerin yanı sıra Faslı, Fildişili, Haitili, Senegalli, Iraklı ve Ürdünlü seyircilere de sebepsiz yere vize verilmiyor. Trump ise ülkeye “Doğru kişilerin girmesini” sağlamaya çalıştıklarını ilan etti. Afrika ve Asyalılar ABD için “doğru kişi” tanımına uymuyor. Eleştirileri yanıtlayan Infantino özetle bir şey yapamayacaklarını söyleyip pişkince herkese “sakinleşip, rahatlamaları” gerektiğini tembihledi.

FIFA ve Infantino bozuk plak gibi “Futbol dünyayı birleştirir” vb. sloganları tekrarlayıp duruyor ama örgütün kendisi de ABD barbarlığının bir parçası. Haiti’nin milli takım formaları ülkenin köleciliği bitirip bağımsızlığını kazandığı devrimi simgeleyen motifler var diye “çok politik” bulundu ve yasaklandı. Gazze’deki soykırımı aklayıp paklamaya Trump ile birlikte Mısır’a giden Infantino’nun başkanlığını yaptığı FIFA, Rusya’yı men eden ama İsrail ve ABD’yi men etmek bir yana sürekli taltif eden FIFA, kölecilik karşıtı motifleri “fazla politik” bulmuş.

Biletler çok pahalı, toplu ulaşım yok

Burada bana en yakın stadyumda önümüzdeki herhangi bir grup maçını izlemek istesem en ucuz bilet 1000 dolar. Sahayı iyi gören bir bilet almaya çalışsam 2 bin 500 dolar. Belki iki ay önce sahayı görmeyen bir yerden 400 dolara bir koltuk bulabilirdim, ama artık bu tip koltukları çeşitli firmalar çekilişle veriyor. Zaten ilk maçlardaki boşluklar da sponsorlu biletler dışında çok ilginin olmadığının kanıtı. ABD’de birçok şehirde toplu taşıma sorun: Ya yok denecek kadar zayıf ya da altyapı çürük ve otobüsler, metrolar zamanında geçmiyor. Bir de dünya kupası fırsatçılığıyla ulaşıma yüzde 300’lere varan zamlar yapıldı.

ABD’de statlar da adeta futbol maçı için değil otopark için yapılmış. Bir stadın çevresinde binlerce arabalık park alanları var. Amerikalılar maçtan önce park alanına gidip güneşin altında ve asfaltın, betonun üstünde arabalarının arkasında sosis yiyip bira içsinler diye stat yapıyorlar.

Bu dünya kupasından önce su molası diye tanıtılan kuralların aslında reklam arası olacağını herkes tahmin etmişti ve maçlar başlayınca gördük ki futbol maçları artık dört çeyrekten ibaret oynanıyor. Yıllardır futbol maçlarında daha çok nasıl reklam alırız diye formül arayan FIFA ve yayıncı kuruluşlar, sonunda formülü bu basit oyunu iki devre olmaktan çıkarıp dört çeyreğe dönüştürmekte buldu. Üstelik reklamlar molalardan uzun sürdü.

Bütün yukarıda saydıklarım elbette bu basit ve güzel oyunun bugün ABD ve Batı’nın başını çektiği yükselen kapitalist barbarlık ortamında alabildiğine ticarileştirilmiş, endüstriyelleşmiş olmasından dolayı. Futbolun ekonomi politiği başka bir yazının konusu. Bugün beklentimiz tüm bu rezilliğin ‘ev sahibi’ olan ABD’nin bir an önce elenerek hayal kırıklığına uğraması.

Aras Coşkuntuncel

ABD 2026: Mussolini kupalarından sonraki en kötü kupa
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et