10 Haziran 2026 00:10

"Hüma kuşu yükseklerden seslenir..."
"Yavri yavri”

“Ben ağlim ki belki gönül uslanır..."

 

Olup bitenleri anlamak için sınıflara, çıkarlara, kurumlara, toplumsal mücadelelere, ekonomik ilişkilere bakmak ne büyük zahmetmiş. Elimizde her şeyi açıklayan çok daha güçlü bir kavram varmış oysa: Devlet aklı. Devlet aklının varlığı yokluğu bir yana varsayılma biçimi oldukça sorunlu görülüyor. 

AKP ile MHP ittifak mı yaptı, işte size devlet aklı… MHP muhalefetten iktidara mı geçti işte size devlet aklı… Kürt açılımı mı yapıldı esaslı bir devlet aklı… Açılım mı sonlandırıldı, tabii ki devlet aklı... Ergenekon davaları açıldı, hımmm devlet aklı. Sonra Ergenekoncular devlet içinde güçlendi mi, eee tabii ki yine devlet aklı… Çözüm süreci devlet aklı... Kayyum politikaları o da öyle… İmamoğlu, Özel tabii ki devlet aklı… Kılıçdaroğlu… yani… Her daim bir şeyler hazırlanıyor devlet aklının mutfağında…

Sorarım size, bu kadar güçlü bir açıklama aracının yanında sosyolojiye, iktisada, siyaset bilimine ne gerek var?

Artık uluslararası dinamikleri, sınıfları, çıkar gruplarını, sermaye fraksiyonlarını, bürokrasi içindeki mücadeleleri filan incelemek zorunda değiliz. Çünkü bütün bu karmaşık süreçlerin üzerinde süzülen görünmez bir Hüma kuşu var. O bilir… O görür... O planlar... Bizim göremediğimiz yerden bakar ve tarihi yönetir.

Bu yüzden bugün olup bitenlere bakarken artık öyle çetrefil sorular sormaya gerek yoktur… Tek bir doğru soru vardır: Hüma kuşunun gölgesi bugün nereye düşecek?

Bilirsiniz eski inanışlarda Hüma kuşu gökyüzünde dolaşır, kimsenin göremediği yerlerde uçar, gölgesi kimin üzerine düşerse ona devlet bahşedermiş. Anlatılana bakılırsa bugün de benzer bir kuş siyaset semalarında dolaşıyor. Bu kuşun gölgesi bazen partilerin üzerine düşüyor, bazen mahkeme kararlarının, bazen de siyasilerin, liderlerin üzerine...

Onun nerede yuva yaptığını bilmiyoruz. Nasıl karar verdiğini bilmiyoruz. Kanatlarını hangi yönde çırptığını da bilmiyoruz. Ama olup biten her şeyin onun yükseklerden yaptığı hesapların sonucu olduğu biliyoruz. Aslında bütün mitolojik varlıklar biraz böyledir. Haklarında pek bir şey bilinmez ama dünyadaki etkileri her şeyi açıklamak için kullanılır.

Eskiden buna efsane deniyordu, şimdi ise analiz deniyor.

İlginç olan devlet aklı anlatısının aslında hiçbir şeyi açıklamak zorunda olmamasıdır. Çünkü açıklamaya çalıştığı her gelişme, aynı zamanda onun kanıtı haline gelir. Bir karar alınırsa devlet aklı vardır. Kararın tam tersi alınırsa yine devlet aklı vardır. İki aktör çatışırsa devlet aklı barışırsa devlet aklı çalışmaktadır. Dün tasfiye edilenler bugün iktidar ortağı olursa daha da derin bir devlet aklı devrededir.

Devlet aklı söyleminin en büyük avantajı yanlışlanamaz olmasıdır. Yanlışlanamayan her fikir gibi, taraftarlarına büyük bir zihinsel konfor sağlar. Karmaşık toplumsal süreçleri, çıkar çatışmalarını, sınıf mücadelelerini incelemek yerine görünmez bir iradeye başvurmak yeterlidir. Her gelişmenin arkasında daha büyük bir plan, daha yüksek bir irade, daha derin bir hesap olduğu varsayılır. Böylece siyaset analizden çok tefsire dönüşür. Çünkü burada devlet aklı artık açıklanması gereken bir olgu olmaktan çıkar, açıklayan ilkeye dönüşür. Bir zamanlar kaderin, talihin ve hikmetin üstlendiği işlevi şimdi o üstlenmektedir.

Devlet aklı anlatısının bir başka avantajı da tarafsız görünmesidir. Oysa dikkatli bakınca bu anlatının kendine özgü bir sadakat ilişkisi kurduğu görülebilir. Çünkü böylesi bir devlet aklının varlığını kabul ettiğiniz anda, artık olup bitenleri sorgulamak ve anlamaya çalışmak yerine olan bitende bir hikmet aramaya başlarsınız.

Belki de bu yüzden türküdeki dize geliyor insanın aklına: "Ko desinler bu da bunun kuludur..."

Çünkü görünmeyen Hüma kuşunun gölgesini takip etmeye başladığınızda, yurttaş olmaktan çok müride benzersiniz. Anlamaya, açıklamaya çalışan birinden çok bir yorumcuya dönüşürsünüz. Artık soru sormaz yalnızca işaretleri okumaya çalışırsınız, satır araları, liderler arası mesajlar, vücut dilleri vb… yükseklerden gelen mesajları çözmeye uğraşırsınız.

Ve nihayet her gelişmenin sonunda aynı sonuca ulaşırsınız: Devlet aklı bir şeyler planlamıştır.

Türküyü biraz bozarak bitirelim:

Hüma kuşu yükseklerden seslenir...

Biz aşağıdan bakarız.

Gölgesi nereye düşecek diye bekleriz.

Sonra da buna siyaset analizi deriz.

Hüma kuşunu gören yok, fakat onun adına konuşanlar eksik olmuyor… Dedim ya eskiden buna efsane deniyordu şimdi ise siyaset analizi.

Koray R. Yılmaz

Kuş aklı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et