9 Haziran 2026 00:09

İran’da savaş mı barış mı?

İran’da ateşkes ilan edileli 2 aydan çok oluyor.

Pakistan 5 Nisan’da 45 günlük ateşkes için ara buluculuk yapmış, taraflar öneriyi uzun süreli bulup kabul etmemiş, ikili haftalık bir ateşkeste anlaşmıştı.

Çerçeve anlaşmasıyla başlayıp karşılıklı talepler ortaya konarak süren tartışma günümüze kadar geldi.

45 güne “olmaz” diyen tarafların iki ayı aşkındır ateşkesi sürdürmesi gösterdi ki, Amerikan emperyalizminin yürüttüğü İran’a saldırı ve dolayısıyla savaşın bitirilmesi eğilimi gerçektir. Aslında “uzatmalar” oynanmaktadır.

Birden çok nedenle ABD’nin savaşı sürdürmemek işine gelmez olmuştur. İran zaten başından beri ABD’yi yeneceği iddiasında bulunmamış, egemenliğini korumayı ileri sürmüş, ABD’yi savaşı sürdüremez kılmayı öngören bir strateji izlemişti. Savaşın sona ermesi onun haydi haydi işine gelmektedir.

Ancak savaşın durdurulmasının iki tarafın da işine gelmesi yetmemektedir. İki aydır tartışılan, ne tür bir çerçeve üzerinde anlaşılarak nasıl durdurulacağıdır. Ve bununla iç içe geçen bir sorun da, kendilerinin bir noktada anlaşmalarının ötesinde, İran ve öncelikle savaşı başlatan ABD’nin anlaşmayı halklarına nasıl pazarlayacaklarıdır. Üstelik ABD’nin bunu hem dünya halklarına hem de eski müttefikleri başta olmak üzere emperyalistlere pazarlama sorunu da vardır. Nedeni basittir; Grönland’ı gerektiğinde güç kullanarak ilhak edeceği tehdidine varıncaya kadar dünyaya yeni bir düzen verme iddiasıyla Venezuela’nın ardından İran’a saldıran ve sırada Küba’nın olduğunu açıklayan ABD, “America First/önce Amerika” diyerek bozduğu ve herhalde ceremesini çekeceği eski ortakları dahil emperyalistler arası ilişkileri yeni koşullarda nasıl sürdüreceğini “yeni” İran politikası dolayımıyla ortaya koymak durumundadır.

Hiçbiri kolay iş değildir.

Bir dizi isteğini kabul ettirmeyi başararak olsa bile, saldırdığı ve ciddi yıkıma yol açtığı İran’da net bir zafer elde edemeden savaşı durdurmayı kabul etmesi, geçici ya da değil, özellikle Çin karşısında gerilemesinin önünü alarak dünya hegemonyasını yenileme iddiasından geri adım atması anlamına gelecektir. En temel zorluğu buradadır. Nitekim Trump ateşkes sürecinde ziyaret ettiği Çin’den hiçbir beklentisini karşılayamadan dönmüş, ileri taleplerde bulunmak bir yana, Hürmüz’ün açılmasında yardımını talep etme durumunda kaldığı Çin karşısında “1-0 mağlup başladığı maçta” üstten değil alt perdeden konuşmak ve umduğuyla değil bulduğuyla yetinmek durumunda kalmıştır.

ABD iç politikasında da sıkışıklık gelişmektedir. Senato ve ardından Temsilciler Meclisi oylamalarının ikisinde de savaşın Kongrenin denetimine geçmesi konulu oylamada bazı Cumhuriyetçiler, Demokratlarla birlikte oy kullanarak Trump’ın çoğunluğu kaybetmesine neden olmuştur. Süren seçimlerde Trump zordadır ve kasımda başkanlık seçimi vardır. Bu, ABD’nin olası bir anlaşmayı Amerikan halkına pazarlama ihtiyacının önemini büyütmektedir.

Peki, tarafların savaşı sürdürme eğilimi zayıflamasına rağmen bir de savaş politikası izlemeyi sürdürerek İran’ın bütünüyle devre dışı bırakılmasını sağlayamasa bile yayılmasını ilerletip “güvenliğini” en ileri mevzileri tutarak garanti altına alma yöneliminde olan İsrail “faktörü” tarafların yaklaşımını nasıl etkileyecektir?

Savaş içinde örnekleri görüldüğü gibi, Amerikan emperyalizmi tabii ki asıl kararlaştırıcı güçtür ve önünde sonunda İsrail’e kendi tutumunu kabul ettirir. Ancak Mark Zuckerberg (Facebook), Larry Ellison (Oracle), Larry Page’le Sergey Brin (Google), M. Bloomberg, M. Dell (Dell Technologies), Steve Ballmer (LA Clippers), Jan Koum (WhatsApp), Marc Benioff (Salesforce ve TIME), Goldman Sachs, Lehman Brothers gibi İsrail destekçisi Yahudi Amerikan oligarklarının etki gücüyle İsrail’in dayatmalarının etkisi yok sayılamaz. Üstelik İsrail’in ileri talepleriyle saldırılarını sürdürmesi İran’ı mümkün olabildiğince taleplerini kabul ettiremediği bir anlaşmaya zorlayan Trump ve ABD’nin işine gelmektedir. ABD’nin İran’ı denizden kuşatmayı sürdürmesinin nedeni de budur.

İsrail’e füzelerle yanıt vermekten çekinmeyen İran’ınsa, gerici iktidarı ve Çin’le Rusya karşısında ne yaptığı ve ne yapacağı bir yana “Diklenmeden dik durması”, lafını etmesine karşın ABD’ye giderek daha çok bağımlılığı seçenler açısından ibret vericidir!

Mustafa Yalçıner

İran’da savaş mı barış mı?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et