6 Haziran 2026 00:09

Yığınların yükselen mücadele isteğine yaslanan bir mücadele

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs 2026 günü CHP kurultay davasında CHP‘nin 38. Olağan Kurultayının iptali istemiyle açılan davada ilk derece mahkemesinin kararını kaldırdı.

Böylece BAM 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel ve ekibinin CHP yönetimine geldiği 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayın “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) nedeniyle iptaline karar vermiş oldu.

Mahkeme, bu kararıyla aynı kurultayla göreve gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerini de tedbiren görevden uzaklaştırırken Kılıçdaroğlu ile önceki Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin, karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmesine hükmetmiş oldu!

“Mutlak butlan”la ilgili bir karar verileceği son bir yıldan beri gündemin provoke edilmesi için yandaş medya ve AKP sözcüleri tarafından zaman zaman gündeme getiriliyordu. Kılıçdaroğlu da, kendisinin bu dava ile bir ilişkisi olmadığını, ama partiye kayyım atanmaması için üstlerine düşeni yapacaklarını söyleyerek geçiştiriyordu.

Ancak 21 Mayıs günü BAM 36. Dairesinin kararıyla görüldü ki, Kılıçdaroğlu ve yakın ekibi, “mutlak butlanı”, ihtirasla bekliyorlarmış!

AKP ve Erdoğan bu davanın hiçbir yerinde mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Turpun büyüğü heybede”, “ahtapotun kolları”, metaforlarıyla ve “Belediyeleri silkeleyin” emriyle, İBB başta olmak üzere CHP’li belediyelere yönelik ucu sonu belirsiz davalar kendi isteğiyle başlatılmamış gibi, “mutlak butlan” kararının sonrasında yaptığı açıklamada “Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız” diyerek sorunu CHP’lilerin kendi arasında bir çatışma olarak sundu. Tabii AKP’nin Meclisteki vekilleri ve her yerdeki sözcüleri de böyle propaganda ediyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, “butlan” kararı sonrası CHP içinde bir çatışmanın Türkiye siyaseti için zararlı oluğunu öne sürüp kitabın ortasından sözlerle konuyu değerlendirirken daha çok Özgür Özel’e yakın duran bir tutum almıştı. Ancak İçişleri Bakanı Çiftçi ve Adalet Bakanı Gürlek’in partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın hemen arkasından ellerinde bir dosya ile Bahçeli’yi ziyaret etmeleri sonrası Türkgün gazetesine verdiği röportajda önceki tutumun tam tersine Özgür Özel’i hedefe koyan; “…Özgür Özel’in; Türk siyasi hayatının hafızasını doğru okuyamayan ve Türk milletini politik ajandasındaki gündem maddeleri doğrultusunda provoke eden görünüşte ‘ergen devrimciliği’ ne CHP ne de Türkiye için sorumlu bir siyaset anlayışını barındırmaktadır…” dedi. FETÖ’cülük ve yolsuzluklardan arınma iddialarına da vurgu yapması, Bahçeli’nin bu manevrası ile iki bakan ziyareti arasında ister istemez bağ kuruldu.

Dahası son günlerde Özgür Özel ve yakın çalışma arkadaşları hakkında yeni fezlekelerin gündeme getirilmesi, dokunulmazlıklarının kaldırılacağına dair yandaş medya üstünden yapılan propagandanın yoğunlaştırılması; yakından izlenmesi gereken gelişmeler oldu.

Özel: Siz bu davanın her yerindesiniz!

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Biz bu davanın hiçbir yerinde yokuz” der ve Bahçeli de son birkaç gün içinde Erdoğan’la aynı çizgiye çekilirken CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, Erdoğan’a verdiği yanıtta “Siz bu davanın her yerindesiniz” diyor. Davanın ne Özel ile Erdoğan, ne AKP ile CHP, ne Cumhur İttifakı ile muhalefet arasında olduğunu; davanın sürgit iktidarda kalmak için muhalefeti majestelerinin muhalefetine dönüştürmek isteyen; bunun için de kazanılmış demokratik hakları kaldırmak isteyen rejim ve arkasındaki güçlerle; demokrasi ve özgürlüklerine, iradesine sahip çıkan tüm güçler arasında olduğunu söylüyor.

Son aylarda olup biteni böyle anlayan elbette sadece Özel ve CHP’si de değil. CHP’den Sol Partiye, Emek Partisinden DEM’e demokrasi güçleri ve Cumhur İttifakı içinde yer almayan muhalefet ile barolar, emek meslek örgütleri, az çok mücadele içinde yer alan sendikalar, Alevi örgütleri, talepleri için mücadele eden kadın ve gençlik organizasyonları, çevre örgütleri, aydın ve akademisyenler, ülkede olup bitenden sorumluluk duyan hemen her çevre, herkes bu konuda ortaklaşıyor.

Yığınlar düne göre mücadelede daha istekli!

İki haftadan beri hukukçular Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin kararının ne demek istediğini tartışıyorlar. Ama bu kararın Özgür Özel yönetimini görevden alıp yerine Kılıçdaroğlu’nun üç yıl önceki yönetimini getirme ötesinde pek çok konuda ne dediği konusunda anlaşamıyorlar.

Burjuva hukukun biçimselliği ve öznelliğini anlatmak için “İki hukukçu bir konuda tartışırsa aralarında üçe bölünür” denilerek ifade edilen yakıştırma bile; “butlan” ile ilgili farklı yorumları anlaşılır yapmaya yetmiyor. Çünkü mahkeme öyle bir karar üstünde çalışmış ki, karar üstünde tartışan hukukçular aralarında üçe değil, beşe, altıya, yediye … ayrılıyorlar.

Bu da karar üstünden yapılan hukuk tartışmaları, ara bulucuların gidip gelmeleri, dışarıdan yapılan uzlaşma çağrıları, üstten yapılan öğütlerle bir yere varılmayacağını gösteriyor. Tersine bu girişimler, Kılıçdaroğlu ve ekibini görevlendirenlerin amaçlarına ortam oluşturmak için imkan yaratıyor.

Ama öte yandan “mutlak butlan” kararı sonrasında;

  • Özel’in İzmir ve Manisa’da karşılanması…
  • CHP’nin seçilmiş yönetiminin CHP merkez binasından polis zoruyla çıkarılmasından sonra Meclise yürünmesi…
  • Bayramın ilk günü Özgür Özel’ın Güvenpark’ta düzenlediği toplantı ve sonrasında Anıtkabir’e yürünmesi…

Yukarıda sıralananlar açıkça gösterdi ki sadece CHP’liler değil, demokratik bir Türkiye’de yaşama kaygısı olan geniş halk yığınları da ülkenin geleceği için gidişata müdahale eden bir mücadele hattında son derce isteklidir.

Nitekim dün Özel Trabzon Havalimanında beklenenin çok üstünde bir kalabalıkla karşılandı. Bugün de Gümüşhane, Tokat, Nevşehir’in bazı ilçelerinde ve Çorum’da benzer şekilde, geçmişe göre daha kitlesel ve mücadele isteği daha yükselmiş kalabalıklarca karşılanması bekleniyor.

CHP’nin seçilmiş yönetimi etrafında giderek daha da sıkıştırılan kuşatmayı çökertmenin tek gerçekçi yolu yığınlara yaslanan bir mücadeledir!

CHP yöneticilerinin son günlerdeki gelişmeler karşısında “Ya yeni bir yol bulacağız ya da yeni bir yol açacağız” demelerini gerçeğe dönüştürme şansları da buradan geçiyor.

Kılıçdaroğlu CHP’nin başına niçin getirilmiş?

BAM 36. Dairesinin kararı ve polis zoruyla CHP’nin merkez binasına giren Kılıçdaroğlu ve ekibinin daha masalarına oturmadan yaptıkları ilk icraat CHP’de yıllardır çalışan emekçileri işten atmak oldu. Hem de “Kod 48” gerekçesine dayanarak! Yani işçilerin kıdem tazminatlarını ödemeden ve işsizlik maaşından yararlanamayacakları biçimde! Aynı zamanda TGRT, AHaber, TRT’nin naklen yayınları eşliğinde, yıllardır CHP düşmanlığı yapan yandaş medyanın tanınmış simaları “İBB Borsası”nın avukatları olarak bilinen kişilere CHP Genel Merkez binasını açarak “CHP’de arınmanın başladığı”nı onların ağzından da deklare ettiler!

Yandaş medyanın CHP düşmanlığında kariyer yapmış medya mensupları ve Kılıçdaroğlu’na yakın kimi kişiler; Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına mahkeme kararıyla atanmasından sonra neler yapacaklarına dair övgüler düzseler de, Kılıçdaroğlu CHP’de ne yapmaya geldiğini asıl olarak, Kurban Bayramı’nın birinci günü CHP Genel Merkezi önüne topladığı taraftarlarına hitap ederken çok net biçiminde açıkladı!

Konuşmasını kağıttan okuyan Kılıçdaroğlu, en sert sözleri ne yapacağına dair bir soruya yanıt vererek yaptı: “Şimdi bana soruyorlar ‘Ne yapacaksın?’ Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım, hesap! Herkes bunu bilsin!..” dedi ve bir an önce kurultayı toplamak, CHP etrafındaki kuşatmayı kırmak, partinin çalışmasının önünü açma gibi bir amacının olmadığını söylemiş oldu!

Çünkü bu konuşması içinde Kılıçdaroğlu, kimlerden hesap soracağını da açıkladı.

“İçimize sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ ajanlarından ve dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım dileyenlerden” ihale yolsuzluğu yapanlardan hesap soracağını söylen Kılıçdaroğlu, İBB davası başta olmak üzere çeşitli davalarda yargılanan ve mağdur olduklarına inandığı kişileri de “kurtaracağını” söylemektedir. Ama bu kişilerin kimler olduğunu ya da masum olmayan belediyecilerin nasıl belirleneceğini söylememektedir. Ama şu açık ki, mevcut süren davalarda verilecek kararların kesinleşmesine kadar, yani belki de yıllarca CHP’nin başında kalmayı amaçlamaktadır.

Ve elbette bu önlerine koydukları bu görevlerle Cumhur İttifakının yeni bileşeni olarak artık kendisine ne denirse onu yapıp tamamına erdirinceye kadar CHP’nin başında kalmayı hesapladığını söylemek abartı olmaz.

Kılıçdaroğlu’nun söylediklerinden de bu açıkça görülmektedir.

İhsan Çaralan

Yığınların yükselen mücadele isteğine yaslanan bir mücadele
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et