Rüşvetin belgesi
Rüşvet ülkemizde hiç bitmedi. Osmanlının da öncesinden bu yana devam ediyor. ANAP iktidarı zamanında yine bir rüşvet olayında rüşvet alan bankacı rüşvet aldığına dair iddialara karşı belgesini gösterin deyince rüşvet veren sinirlenmiş ve “Rüşvetin belgesi mi olur pe…venk!” demişti. Bu sözler tarihe yazıldı. Rüşvetin belgesi olmasa da (O olayda rüşvetin belgesi de bulunmuştu ayrıca) istenirse delili bulunur. En basit yöntem şudur; rüşvet istenen savcıya gider olayı anlatır, rüşvet parasının numaraları belirlenir ya da işaretlenir, rüşvet verilirken fotoğraf ya da video ile kayda alınır, ses kayıt edilir vs. Fakat bizdeki rüşvet olaylarında bu tür bir yakalama çabasına milyonda bir giriliyor. Çünkü rüşvet almak kadar rüşvet vermek de geleneksel bir yöntem olmuş. Oysa rüşvet almak gibi vermek de suç. İnşaat sektöründe rüşvetsiz iş yapılmaz. En uzak inşaatından devasa inşaatlara kadar. Örneğin İstanbul’ daki inşaatların büyük çoğunluğu ruhsatsızdır. Ya yapı inşaat ruhsatı, ya imar ve iskan ruhsatı olmaz; olanların da büyük çoğunluğu rüşvet verilerek mevzuata aykırı yapı olmasına rağmen alınmış ruhsatlardır. Üç kat izni verilmiştir, adam beş kat yapmıştır; fazla iki kat yıkılmaz; sorun rüşvet ile çözülür, alan da veren de memnundur. Zeytinburnu’daki 16 katlı iki bina ve Ankara’ daki TOGO Kuleleri bu sistemin en bilinen örnekleridir.
İnşaat ve ihale sektöründe rüşvet yapısal bir sorundur.
AKP’ nin CHP’ li belediyelere karşı başlattığı operasyonda birinci suçlama rüşvet. Fakat açılan davalarda ya da iddianamelerde rüşvet kanıtlanamıyor. Sadece tanık ifadeleri ile rüşvetin kanıtlanması mümkün değil. Savcılar tanık ifadesi dışında pek delil aramıyor ya da bulamıyor. Ve sonunda beraat edecek insanlar aylarca hapishanelerde insanlık dışı koşullarda tutuluyor.
Bir de aylarca hazırlanmayan iddianameler konusu var. Bizdeki de dahil hukuk sisteminde savcı delilleri toplar, topladığı delilleri şüpheli tarafa iletir, şüpheli tarafın da savunma delillerini toplaması ve suçlama delillerine karşı savunmasını hazırlaması için makul bir süre verilir ve dava açılır kısa bir süre sonra duruşma yapılır ve tek duruşmada karar verilir. Ama bizde öyle olmuyor. Savcı delil falan toplamıyor. Bir kaçı gizli, bir kaçı itirafçı üç beş tanık ifadesi ile iddianameyi hazırlıyor. Üstelik bu ifadeleri ve tanıkların kimliğini şüpheli taraftan saklıyor, yandaş basına bilgiler sızdırarak basın aracılığıyla önce kamuoyu oluşturuyor, sonra şüpheliyi tutuklatıyor ve aylar, hatta yıllar süren tutukluluk ve yargılama süreci başlıyor. Yıllar sonra karar kesinleştiğinde şüphelilerin büyük çoğunluğu beraat ediyor. Devlet savcı ve mahkemenin hukuka aykırı uzun yargılama ve tutuklaması nedeniyle bizden toplanan vergilerden masum şüphelilere cüzi bir tazminat veriyor. Adalet yerini bulmuş oluyor.
Bu adalet değildir. Bu sistemle rüşvet önlenmez. İmar ve ihale mevzuatı değiştirilmeli, inşaat sektörü kamulaştırılmalıdır.
Evrensel'i Takip Et