1 Haziran 2026 00:05

Boşuna adı caddelere verilmiyor

Konya Büyükşehir Belediye Meclisi karar almış. Tarım Bakanı İbrahim Yumaklı’nın adı yeni açılan bir caddeye verilmiş. Hakkıdır, bunca çalıştı, çabaladı. Kolay değil, ülke tarımını aldı nerelere taşıdı. Tarım ve gıda tekellerini abat eden AKP iktidarının açtığı yolda yürüdüğü serbest piyasa düzeninde bunca deneyim ve tecrübe çok az insanda bir araya geliyor. Bakan Yumaklı o çok az insandan biridir. 18 yıl Marshall Boya AŞ’de biriktirdiği tecrübeye, 5 yıl Al Jazeera Türkiye’de televizyon yöneticiliğini kattıktan sonra, 10 aylık Anadolu Ajansı deneyimini de eklemiş ve 6 yıllık Gübretaş yöneticiliğini de üstüne koymuş bir bakandır kendisi. Tarımdan gelmiyor, tarımdan anlamıyor dense de duymaz. Kendinden önceki bakanlar bir yana sermaye ne ister, et ithalatından nasıl para kazanılır, faizden ne kadar para kazanılır, satılmayan kurbanlıklar nasıl ucuza kapatılır gibi pek çok faaliyet onun sorumluluğundaki kurumlar eliyle yürütüldü.

2025 yılı bütçesi görüşülürken, Plan Bütçe Komisyonunda 16.6 milyon baş olan büyükbaş hayvan varlığını 17.7 milyon başa çıkaracaklarını ve 3 yıl içinde ithalatı bitireceklerini söylemişti de hepimizi güldürmüştü. Oysa, 2020 ve 2021 yıllarında Türkiye büyükbaş hayvan varlığı 18 milyondan fazlaydı ve ithalat devam ediyordu. 2025 yılında 17.7 milyon büyükbaş hayvan varlığına rağmen 739 bin baş hayvan ithalatı yapıldı. 1 milyar 191 milyon dolar ile 2018 yılından sonra ithalata en yüksek miktarın ödendiği düşünülürse böyle bir bakanının adının, Saray rejiminin milyarları ithalata akıtan bakanı diye caddelere değil, bulvarlara verilmesi lazım.

Bir tarım bakanlığı düşünün, kendisine bağlı Et ve Süt Kurumu (ESK) aracılığıyla kilosunu 3 dolara ithal ettikleri hayvanları köylüye 6 dolara satsın. “İktidar ithal ettiği hayvanı iki katı fiyata köylüye satıyor” diye tepki görünce de “Sattık ama niye sattık, bir sor bakalım” diyerek “Elde edilen gelirle hayvancılığı destekleyeceğiz” açıklaması yapsın. İthalat baskısı ve artan yem fiyatları nedeniyle köylüyü emeğinin karşılığını alamadığı için hayvancılıktan koparsın. Fiyatlar arttıkça ithalatı, ithalat artıkça da fiyatları da artırsın, halk da pahalıya tüketsin. İşte onun için, ithalatı da fiyatları da tavan yaptıran bir bakanın adı caddelere verilmeli ki eti gramla alan halk, yem fiyatına yetişemediği için ineğini kestiren köylü bu durumlarına sebep olan AKP iktidarını ve onun bakanını hep hatırlasın.

Yumaklı, emrinde çalışanları da koruyup kollayan bir bakandır. ESK genel müdürü, bakanlığın yani ESK’nin et ithal ettiği Macaristan’da kurulu bir şirketin ortağı çıkar. Tarım Bakanı İbrahim Yumaklı “2024 başından itibaren artık yurt dışından tedarik işini sadece ESK yapıyor. Bu durum bazı çevreleri rahatsız etti. Eskiden bu iş sadece belirli bir kesimin tekelindeydi” diyerek genel müdürüne kol kanat gerer. Öyle “görevden affını” istemesini de beklemez. Çünkü; ESK genel müdürünün de dediği gibi “Hem kişisel faaliyetleri hem de bahse konu şirketin faaliyetleri, ilgili mevzuata ve etik kurallara uygun şekilde yürütülmektedir.” Velhasıl bakanlıkta her şey kitabına uygun yürütülürken, adının caddelere verilmesine kim itiraz edebilir.

19 yaşındaki AKP gençlik kolları MYK üyesinin hissedarı olduğu şirketin, Türkiye et ithalatında tedarikçi olarak yüzde 51 paya sahip olduğu ortaya çıkar. Yumaklı, 19 yaşında böylesine maharetleri olan bir gencin önü kesilmesin diye olacak(!) bu konuya hiç müdahil olmaz. İşsiz, geleceksiz bunca genç yurt dışında bir gelecek ararken, böyle maharetli gençler yurt dışında yaptıkları ticaretle Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Birliği başkanı babasının ve AKP’deki yöneticilerin göğsünü kabartırlar. “Durmak yok, ithalata devam.”

İbrahim Yumaklı’nın bakanlığına bağlı her kurumun ayrı başarıları var. Örneğin Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) faaliyetleri saymakla bitmez. Orman yangınına yetersiz sayıda ekipman ve tişörtle giden personel OGM’dedir. Az sayıda uçak ve helikopterle yangın söndürülmeye çalışılırken, boş durmayı sevmeyen halkımız da damacanalarla yangın söndürmeye katılınca, Avrupa bizi kıskanmasın da ne yapsın.

Pek çok kamu kurumu müsrif müsrif para harcarken, yangın söndürme araç işini damacadan, yangın söndürme personelini gönüllülerden çözen OGM, bütçesini de çarçur etmeyerek faiz geliri elde etmek üzere kullanmış. Bu sayede 2022, 2023, 2024 yıllarında toplam 5.5 milyar lira faizden gelir elde etmiş. Yanan ormanlık alanlardaki ağaçlar da zarar görüp görmediğine bakılmaksızın, entegre ağaç tesislerine satılıp paraya çevrilerek gelir artırılmış. Bir de İzmir yangınında olduğu gibi yanan alanlar ormandan çıkarılıp imara açılarak, böylesi yerlerin atıl kalması da engellenmiş. Anonim şirket gibi yönetilen ülkenin ormanları da şirket envanterine gelir kaydedecek hale getirilmiş daha ne olsun.

Fırtına, dolu, don, kuraklık, sel, su baskını vb. afetler sonucu köylüye beklediği yardım yapılmasa da Kurban Bayramı biterken satılmayan kurbanlıkların Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından alınması kararı çok dikkat çekicidir. Satılamayan kurbanlık vasıflı hayvanlar, kurumun “Hayvan alım kriterleri ve uygulama esasları talimatları” doğrultusunda satın alınacakmış. Amacın “Üreticinin yanında olmak” olduğunu açıklayan ESK, satış sıkıntısı karşısında mağduriyet yaşanmamasını hedefliyormuş. Ee tabi kolay değil. 20 bin TL emekli maaşıyla bayrama tatlı almayı, toruna vereceği harçlığı kırk defa düşünen emekli, kurban alamadı. 28 bin TL asgari ücretle, çocuğuna bayramlık alamayan işçi anne baba da kurbanlık alamadı. 110 bin liranın üzerine çıkan yoksulluk sınırında sefalet ücretine çalışan işçi emekçi de kurbanlık alamayınca görev ESK’ye düşmüş.

Sen kalk, taa nerelerden Ankara’da hayvan pazarına hayvanını getir. Getirirken ceza ye. 110 bin nakliye, 30 bin yer parası, 45-50 bin yem parası öde. Satamadığın hayvanlarla geri dönmeyi düşünürken Tarım Bakanlığı ESK üzerinden sana el uzatsın. Sen de “Hayvanı 20 bin TL’ye mal etmişim, ESK 7-8 bine almak istiyor, üstelik parayı da 40 gün sonra ödeyecek” diye uygulamayı beğenme. Bir de “Malımızı ucuza düşürmek istiyorlar” diye de eleştir. Elbette ki adı caddelere verilen bakanın ve üreticinin yanında olduğunu söyleyen ESK’nin besicinin mağduriyetine çözümü ucuz fiyat dayatmak olacaktır. Ülkeyi anonim şirket gibi yöneten AKP iktidarı, böylesi durumda devreye girmeyecek de ne zaman girecek. Senin, benim, bizim, sizin, onların örgütlülüğü ve hafızası zayıf oldukça daha çok bakanın, bürokratın adı caddelere verilir. Onlar işini yapıyor yapmasına da biz ne kadar işimize, ekmeğimize sahip çıkıyoruz, o biraz tartışmalı.

Sedat Başkavak

Boşuna adı caddelere verilmiyor
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et