1 Haziran 2026 00:08

Eksilen ritüeller, ağırlaşan ruhlar

Bir bayram daha geçti.

Ne ruhumuza iyi gelen pullar yapıştırılmış kartpostallar gönderebildik, ne de bayram ziyaretlerinin o eski ritmini sürdürebildik. Gel de ruhen ve bedenen obez bir toplum olma.

Geleneğin yüzyıllardan süzülüp gelen estetiğini ve insanı onaran bağlarını kaybetmek, bir toplumun sağlığını en derinden, en sessiz yerinden sarsıyor.

Modern yaşam, insanı yalnızca daha az hareket eden bir bedene dönüştürmedi; aynı zamanda daha çok ve daha kolay kaloriye erişen bir gıda evreninin içine yerleştirdi.

Obezite çağının en derin paradoksu belki de şudur: Teknolojik başarılarımız, biyolojimizin üzerine kurulduğu zorunlulukları ortadan kaldırırken, yeni hastalıkların zeminini de hazırladı.

Teknoloji bizi doğrudan hastalandırmadı; ama bedenin her gün yapmak zorunda olduğu sayısız küçük hareketi hayatımızdan çekip aldı. Sobanın etrafında kurulan gündelik çaba, yürüyerek gidilen mesafeler, elle yapılan işler; yerini sürekli sıcak, sürekli erişilebilir ve sürekli konforlu bir dünyaya bıraktı.

İnsanlık tarihinin büyük bölümünde beden, hayatta kalmak için enerji harcardı. Bugün ise enerji harcamak için özel zamanlar icat etmek zorundayız.

Gece soğukla şekillenen uyku düzeninden, yıl boyunca sabit sıcaklığa; yürüyen bedenlerden oturan hayatlara geçiş, biyolojinin karşılaştığı en büyük çevresel kırılmalardan biridir.

Teknoloji yalnızca sağlığı değil; çalışma biçimlerini, beslenme alışkanlıklarını, hareketi, uykuyu ve hatta dikkat süresini yeniden düzenledi. Binyılların ritmi, birkaç on yılda değişti. Sağlık ise bu hızın sessiz muhasebecisine dönüştü.

Yakın zamanda Fransa’nın obezite tedavisinde kullanılan iğneleri devlet geri ödeme kapsamına almaya başlaması, meselenin yalnızca bireysel irade ya da beslenme tercihleriyle açıklanamayacak kadar yapısal bir toplumsal dönüşüm olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Bir toplumun metabolizması yalnızca ne yediğiyle değil, nasıl bağ kurduğuyla da ilgilidir. Bayram ziyaretlerinin o tatlı yorgunluğu, kartpostalların kırtasiyelere gidilip özenle seçilmesi ve postaneye gidiş aslında toplumsal bünyeyi diri tutan küçük ama ısrarlı hareketlerdi. Bugün eksilen tam da bu küçük hareketlerdir.

Ve belki de geri dönüş, büyük reçetelerde değil; küçük jestlerde saklıdır: Elle yazılmış bir not, ertelenmeyen bir ziyaret, kapısı çalınan bir dostluk…

Çünkü toplumsal bedeni zinde tutacak olan şey, spor salonlarından önce, kaybettiğimiz o gündelik insani hareketliliktir.

Ve obezitenin en derin karşıtı, tam da burada gizlidir: hareketsizleşen bir çağda, yeniden insan gibi hareket etmeye cesaret etmek.

Hasılı hiçbir şey için geç değil.

Sağlıcakla kalın.

Zeki Gül

Eksilen ritüeller, ağırlaşan ruhlar
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et